ELMİNA - 12

2543 Kelimeler
İnsan hep yaptıklarının cezasını çeker. Eliyle eden boynu ile çeker derler eskiler. Hamit tam da bunu yaşıyordu. Karısına tokat atmış kardeşini savunmuş üstüne Kadir’i tehdit etmişti. Şimdi ise babasının ve kardeşinin sözleri ile resmen duvara toslamış gibiydi. Ayşe ise kardeşinin dediklerini yapmış çocukların odasında küçük birer çanta hazırlamış oturuyordu. Korkuyordu da çünkü çocuklarını vermeyebilirlerdi. Kadir zorla alırdı almasına da iki aile arasında kan çıkardı. Etraflı düşünmek istiyordu. Üstelik kendi anne babası onu konakta istemezdi. En can yakıcı olan da oydu. Adı dula çıkardı. Laf söz bitmezdi. Kızına baktı. Abisi ile yerdeki oyun halısında oturmuş oynuyordu ama bir gözü kendindeydi. O da anlamıştı bir şeyler olduğunu ve her zaman annesinin yanındaydı. Abisi kumandalı arabayla oynarken kalkan Zerya annesinin yanına oturdu. “Anne, neler oluyor? niye üzgünsün?” İç çeken kadın kızına sarılıp başını öperken “Kızım. Birazdan dayın gelecek. Bir süre onlarda kalacağız.” Dedi. Neler olacağını onun anlayacağı şekilde anlatmalıydı. “Kadir dayım mı gelecek? Onlarla kaldığımız da anneannem babaannem gibi sürekli bana kızmaz değil mi? Hasan dayımla Rojin teyzem de olacak mı?” Kadının bakışları dolarken “Olurlar elbette kızım merak etme.” Dese de annesi konusunda emin değildi. Annesi de en az kaynanası kadar kızına karışıyor laf ediyordu. Kadir ise önce büyük konağa geldi. Gözlerindeki ateşle hiç kimseye bakmadan merdivenleri çıkıp Hatun’un odasına geçti. Kapıyı açtığında yatağında oturmuş kadına öfkeyle baktı. “Halk hazırlan. Gidiyoruz.” Kadının gözlerindeki öfke yerini korku ve tedirginliğe bırakırken yutkundu. “Nereye gidiyoruz? Neler oluyor Kadir?” Adam, giysi dolabının içindeki takı kasasını açıp içindeki keselerden siyah olanı çıkardı. Açıp içine şöyle bir baktıktan sonra “Baba evine gidiyorsun. Çabuk giyin benim canımı sıkma.” Deyip keseyi alarak odadan çıktı. Üzerinde günü birlik giydiği çiçekli uzun elbisesi vardı. Baba evine gideceğini duyunca hemen kalkıp adamın peşinden koştu. Merdivenleri peş peşe inerlerken “Ne demek baba evine gidiyoruz? Kadir aklındaki neyse hemen vazgeç. Kan çıkar. Ablanın yuvasına sebep olursun.” Diyen Hatun’un sesi duvarlarda inliyordu. Avluya indiklerinde Kadir dönüp ölüm gibi bir sesle gürledi. “Senin abin olacak o it yuvasına sebep oldu. Ben şimdi sadece ablamı adam olmayan bir herifin insafına bırakmıyorum o kadar. İt abine de çok kıymetli kardeşini teslim ediyorum. Oldu mu?” O sırada Rıza ve Meryem sedirli odadan çıkmış seslere bakıyordu. Rıza ağa “Kadir yine ne oluyor oğlum?” dediğinde ona dönmeyen adam “Bir şey yok baba. Herkesi hak ettiğini yere teslim edip ablamla çocukları almaya gidiyorum.” Dedi. Meryem Hanım elini dudaklarına kaparken “Hiiii” diye bir nida kopardı. Kaşları çatılan yaşlı adamsa “Kadir, ağzından çıkanı kulağın duysun. Ablan evli barklı kadın. Burada işi ne. Asla rızam yoktur.” Dediğinde babasına dehşete düşmüş gibi bakan adam dişlerini sıktı. “Sen ne diyorsun baba. Elin herifi sırf şu lanet kadın yüzünden senin kızını tokatlıyor, aşağılıyor, yetmiyor beni tehdit ediyor sen hala gelmişsin rızam yoktur diyorsun. Baba, ben senden rıza almıyorum. Yapacaklarımı söylüyorum.” Meryem Hanım “Oğlum, hemen velveleye verme ortalığı. Karı koca onlar. Bugün kavga ederler yarın barışırlar. Bir tokatla evlilik mi bitermiş. Çocukları var onların oğlum kolay mı öyle. Hamit’in bir anlık boşluğuna gelmiştir. Bir daha yapmaz özür diler hallolur. Hemen ateşle gitmek olmaz kimsenin kapısına.” Dediğinde ise sinirle soluyan adam iyice delirmişti. “Ana, senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Hamit, ablamı bu pislik yüzünden tokatlamış. O konakta karısının ardından da durmadığını biliyoruz. Ben hangi gün kardeşlerim için buna el kaldırdım. Hangi gün dövüp de karı koca arası değip üstünü örttüm. Ben el kızına fiske vurmayacağım el oğlu benim kanımdan olan kadına istediğini yapacak. Yetmeyecek beni tehdit edip bir de beni tokatlamakla tehdit edecek. Ben o adamı ne hale sokarım biliyor musun sen?” Hatun, “Kadir yapma. Bak anamlar haklı. Karı koca arasında olur öyle şeyler. Geri dönüşü olmayan adımlar atma.” Hasan kapıdan girdiğinde seslerin dışarı taşmasından anlamıştı sorun olduğunu ki abisinin haline bakınca emin de olmuştu. “Abi, neler oluyor?” Kadir kardeşine döndü. “Hamit. Hatun için ablama tokat atmış. Bir de pişkin pişkin ablan gibi sende tokadımın tadına bakarsın diyor. Benim haneme karışıp Hatun konusunda hesap soruyor. Ne vakittir şüphelerim vardı zaten o konakta ablama huzur vermediklerine dair. Şimdi de Hatun’u bırakıp ablamla çocukları alacağım.” Kaşları çatılan Hasan “Ne demek vurmuş abi? Bu adam aklını mı kaçırmış?” diyor ellerini sıkıyordu. “Kaçırmış demek ki. Köpeksiz köy bulmuş da çakallık yapıyor.” Ardından kapının kenarındaki kâhyaya “Adamlar hazır olsun. Birazdan çıkacağız” dediğinde Rıza ağa sert bir şekilde “Ben bu haneye Ayşe’yi kabul etmem. Kızın yuvasını dağıtmayın. Hamit’e bunca vakit karılık etmiş bir tokat da yiyiversin. Ayyuka çıkarmayın konuyu. Hatun da hiçbir yere gitmiyor. Sen bu ara fazla aştın haddini kendine gel. Aşiret ağası böyle fevri davranmaz. Davranamaz. Sen biri dile düşürmeye mi çalışıyorsun? Ablan hakkında konuştuklarında bizim namusumuz iki paralık olmayacak mı?” dedi. Hasan “Baba, sen ne diyorsun kulakların duyuyor mu? Ablamı o konakta eziyet çeksin diye bırakacak mıyız?” Rıza “Kalacak. Kan kussa kızılcık şerbeti içtim diyecek. Ben Rıza ağanın kızı kocadan gelmiş çocuklu dul haliyle baba hanesinde yaşarmış dedirtmem.” Kadir öyle bir an geldi ki sakinleşti. Bağırmadı. Çağırmadı. Kırıp dökmedi. Babasının karşısına geçip gözlerine bakarken “Sen bir babasın. Evladına sen sahip çıkmazsan herkes zulmeder. Sen ardında durmazsan kimse durmaz. Ama için o kadar körelmiş ki baba bu defa ablama da yeğenlerime de ben sahip çıkacağım. Buraya kabul etmiyor musun? Etme. Zaten buraya getirip sizin ona zulmetmenize izin verecek değilim. Ama şunu da bilin ki ablamı bu haneye kabul etmeyen onun zulüm görmesine neden olan buna göz yuman sizinle ben de yaşamam. Karı koca oturun gözünüzü kulağınızı kapayın işinize geleni anlayın kalanına kör olun böyle devam edin. Rojin okuldan geldiğinde onu da bu haneye sokmayacağım haberiniz olsun.” Dedikten sonra hala öylece bakan Hatun’un kolundan tutup dış kapıya yöneldi. Hasan giden abisine bakarken anne babasına “Yazık. Çok yazık.” Deyip abisinin peşinden çıktı. İstikamet Kaya konağıydı. Arkalarında on araba vardı. Kaya konağında ise işler karışmıştı. Hamit, yatak odasına çıktığında Ayşe’yi orada göremedi. Çocukların odasına girdiğinde ise yerdeki çantaları gördü. “Bunlar ne? Neler oluyor Ayşe hayırdır?” Çocuklar korkmasın diye çabalayan kadın kızı Zerya’ya “Abinle oyna kızım odadan çıkmayın.” değip yanlarından ayrıldı. Azad ile Zerya birbirine bakıyordu. Kötü şeyler olacağını hissetmişlerdi. Hamit karısını takip ederken “Ayşe sana diyorum. Neler oluyor? sen gitmeye mi niyetlendin? Hem de benim çocuklarımla.” Diyor bağırıyordu. Yatak odasına girdiklerinde kapıyı çarparak kapayan adam öfkeden delirmiş gibiydi. “Hadi cevap ver. Gidecek miydin? O kardeşin olacak herife güvenip bu konaktan çıkabileceğini mi sandın?” “Hamit, Kadir’e ben bir şey söylemedim sen söylemişsin. Aradı sordu. Bir şey yok desem de inanmadı. Hem sen onu tehdit ederken neyi düşünüyordun? Korkup geri adım atacağını mı? yoksa yılan kardeşini odasından salıp hayatlarına devam edeceğini mi? Kadir’i bilmez gibi hareketlerde bulunan sensin ben değilim.” “Bak hala kardeşim hakkında kötü konuşuyorsun konuşma. İlla dayak mı yemek istiyorsun, o zaman mı rahat edeceksin? Ayrıca bu konaktan çıkmayı unut. Kimse gelip de benim karımı çocuklarımı alamaz. Herkes ayağını denk alacak. Sende kırıp dizini oturacaksın. Hatun hakkında da yorum yapmayacaksın. Sana düşmedi onun hakkında konuşmak. Sen kimsin kaç kuruşluk ederin var da benim kardeşime laf edeceksin.” Ayşe, kocası konuştukça geçen yılların nasıl da boşa olduğunu görebiliyordu. Ona iki çocuk vermişti. Bu hanede bir Allah’ın kuluna öte var dememiş ne denilse yapmıştı. Şimdi karşısındaki adam ona böyle lafları reva görüyordu. O an anladı kocasının aslında onu hiç sevmediğini. Yutkunan Ayşe “Benimle neden evlendin Hamit? Amacın neydi?” diye sordu tüm söylenenleri kenara koyarken tam da şimdi merak etmişti. Hamit kaşları çatık sinirle baktı. “Ne diyorsun Ayşe? Ne alaka amına koyim ya.” “Sadece cevap ver Hamit. Benimle neden evlendin? Amacın niyetin isteğin neydi?” Kendini üstün ve haklı çıkarmak isteyen Hamit karısının dibine kadar girip ona tepeden bakarken çenesini tuttu. Sıkarken “Benim canımı sıkma Ayşe. Beni oyalayıp Kadir gelene kadar zaman mı kazanmak istiyorsun? Yer miyim lan ben bunları. Neymiş niye evlenmişim. Canım istedi evlendim. Keyfim öyle istedi evlendim. Sen bana hesap mı soruyorsun? İyice kendini kaybettin arsızlaştın kendine gel.” Diyor dişlerini de sıkıyordu. Gözlerinde zerre sevgi saygı görmeyen Ayşe yıkıldı. Belki diyordu, belki seviyordur. Ama sevmiyordu. Hamit karısını hiç sevmemişti. Yatakta kendi işini konakta ana babasının hizmetini görüyordu. Kızı boşver bir de erkek çocuk vermiş sorunsuz bir erkek olduğunu çevreye ispat etmişti. Ayşe, Hamit için basit bir hizmetçiden yatak işçisinden çocuk makinesinden farksızdı. Bir de Kadir için eldeki kozdu. Hamit zamanından beri Kadir’e bek sıcak değildi. Hatun ile oyun edip Ayşe’yi sevdiğine inandırıp kandırdıklarında ve evlenmek istediğinde öyle bir hile yapmışlardı ki genç kız kendini bir anda Hamit’in imam nikahlı karısı olarak bulmuştu. Bu olaydan sonra iki aile arasında kan çıkmasın sorun olmasın diye Hatun da Kadir ile evlenmişti. Esas amaç burada Kadir’e Hatun’un eş olmasıydı. Hamit de çıkarını kullanmıştı. Şimdi ise o çıkar nesnesi elinden gidecekti. Bu yenilgiyi kabul edecek değildi. Ayşe ise kocasının çenesinde duran elini itip ondan bir adım uzaklaştı. “Bunca yıl sana karılık ettim. Evlat verdim. Hanene bir günden bir güne itaatsizlik etmedim. Namusuna halel getirmedim. Kırsan da üzsen de kocam dedim olur öyle şeyler dedim sustum. Hem yuvam dağılsın hem de ailemin kardeşlerimin başı belaya girsin istemedim. Ama şimdi bakıyorum da aslında boşa kürek çekmişim. Sen bunların hiçbirine değmezmişsin.” Yanından geçip gidecekti ki kolundan tutup çekildi ve yanağına bir tokat yedi. Başı yana düştü ama ikinci darbe de geç kalmadı. Hamit ikinci kez diğer yanağına tokat attı. Ve devam etti. Kapısına dayanan Haşmet ve Cemal’i dinlemedi. On beş dakika boyunca Ayşe’ye şiddet uyguladı. Sonunda yerde dudağı patlamış burnu kanar halde bırakırken vahşi bir hayvan gibi soluk alıp veriyordu. Odadan çıktığında Haşmet ile diğerleri Ayşe’yi gördüğünde gözlerine inanamadılar. Hamit çocukların odasına geçtiğinde kapıyı üstlerine kilitledi. O sırada büyük kapı açılırken konağın büyük bahçesine araçlar sıra sıra girdi. Beşi içeride beşi dışarıda bekliyordu. Kadir indiğinde “Cemal Ağa!” diye bağırdı. Diğer tarafa geçip Hatun’un kapısını açarken “Hamit!” diye gürledi. Kolundan tutup indirdiği kadını ilerlettiğinde Cemal ağa ve Rukiye Hanım telaşla çıkmışlardı. “Hayır olsun damat? Ne bu haller?” “Hayır değil Cemal ağa. Bugün bu kapıya gelişim hiç hayır değil.” “Neler oluyor anlat hele.” “Hiç uzatmaya lüzum yok. Oğlunuz size yediği herzeleri zaten anlatmıştır. Kızınızın ettikleri zaten malumunuz. O yüzden ben size bunca zamandır etmediğimi edip kısır ve kötü kalpli kızınızı getirdim.” Elini kaldırdı. Siyah büyük keseyi de ileri itip babasının ayağının dibine düşen Hatun’un yanına attı. “Bu da nikahta ona söz verilen altındır.” O konuşurken Hasan da yetişmiş abisinin hemen arkasında durmuştu. Cemal ağa ise kızını tutup kaldırmadı. Rukiye ise kaldırıp sertçe bakmakla yetindi. “Ettiğin berdeli bozar Kadir. Bu işin sonunda kan dökülür biliyorsun değil mi? pire için yorgan yakmak olmaz.” Kadir dikti. “Ben pire için değil yorganı Midran’ı yakarım Cemal ağa sen ne diyorsun. Kızının ettiklerini yeniden duymak istemezsin. Zira anlatırken benim midem kaldırmaz. Şimdi gelelim esas mevzuya. Ablamı ve çocukları getirin. Onları alıp gideceğim.” Haşmet dışarı fırladığında daha ılımlı bir şekilde “Kadir, kardeşim gel konuşalım. Olanları yeni öğrendim bende ama acele ile karar vermek iyi değil. Evet, benim bacım fenalık etmiş. Şeytanlığı seçmiş ama Ayşe yengemle abimin yuvasına bunun faturasını kesme.” Diyor göndermeye çalışıyordu. Unuttukları bir şey vardı. Ayşe telefonunu çocukların odasında bırakmıştı ve Zerya kilitlenen kapıdan çok korktuğu için amcasını aramıştı. Ablasının adını cebinden çıkardığı ekranda görünce kaşlarını çattı. Hamit hala orada yoktu. Açtığında ağlayan küçük kız “Dayı, babam anneme bir şey yaptı. Annemin çok bağırışı geldi. Bizi de odaya kilitlediler. Ne olur kurtar bizi korkuyoruz.” Derken Azad telefonu aldı. “Dayı, kapıyı açamıyoruz. Annem, annem iyi değil” Dediği an Kadir “Geliyorum koçum” dedi. Telefonu kapatır kapatmaz “Lan! Siz benim ablama yeğenlerime ne yaptınız?” diye gürledi. İçeri girmek için kapıya doğru hareket ettiğinde dışarı çıkan Hamit silahını Kadir’e doğru çevirmiş burnundan solur vaziyette dikiliyordu. “Orada dur bakalım Alptekin. Benim hanemden karımı çocuklarımı alacak adam daha anasından doğmadı. Doğsa da çıktığı yere geri sokmasını bilirim. Şimdi sen bacımı alacaksın kendi konağına siktir olup gideceksin. Bir daha da ne Ayşe’ye ne de çocuklara yaklaşmayacaksın.” Hasan belinden silahı çıkarmış hazır konumda tutuyordu. Cemal ağa Hamit’e “İndir silahı. Daha da beter edeceksin ortalığı” diye oğluna kızarken Haşmet öfkeyle “İndir silahı abi. Delirdin iyice kendine gel.” Diyordu. “Ben kendimdeyim. Kimse benim bacıma benim kanımdan olana dokunamaz. Laf edemez. Ederse de yer dayağı oturur aşağıya.” Hasan abisine baktı. Anladığı şeyle gözü büyürken mutfak kapısında bir hareketlilik oldu. Evin en küçük kızı Yağmur koluna girdiği Ayşe’yi getiriyordu. Yüzü gözü dağılmış kadın kapanan tek gözüne rağmen diğeri ile Kadir’i gördüğünde “Kadir” dedi zorlukla. Hasan abisinden önce gördüğünde kaskatı kesildi. “Abla.” Kadir de gördü. O an onun için kıyamet başlamıştı. Hasan Ayşe’yi hemen kucağına alırken Yağmur ağlayarak “Çocukları odaya kilitlemiş çıkaramadım” diye fısıldadı. Hamit “Ayşe, odaya dön lan” diye bağırsa da tek el silah sesi avluyu doldurdu. Hamit’in çığlığı konağı sararken elinden vurulan adam bileğinden tutuyor bağırıyordu. Arabaya koydukları kadından sonra Hasan abisinin yanına geldiğinde “Git çocukları al.” Dedi Kadir. Cemal ağa ile Haşmet engel olmaya çalışsa da kimse genç adamı tutamıyordu. Merdivenleri çıkıp kapının ardından ağlayan çocuklara “Çekilin çocuklar korkmayın ben geldim” dediğinde Zerya “Dayı annem” dedi. Azad ise “Çekildik dayı” değip kardeşini kendine çekerek kapıdan uzaklaştılar. “Merak etme o araba da.” Küçük kız kardeşini kenara çektiğinde üçüncü denemede kapıyı kıran Hasan Azad’a sarıldı. Diğer eline de Zerya’yı aldı ve indiler. Çocukları tutmaya çalışan Rukiye ile Haşmet’in karısı Zeliha’ya “Dokunma” diye bağıran genç adam dışarı çıkarıp arabaya bindirdi. Kadir mi? o Hasan’a “Götür onları. Hemen doktor ablama baksın” diyerek gözünü Hamit’ten ayırmadan sert soluklar aldı. Tek araba çıkıp giderken birkaç adımda ilerleyip önüne geçtiği adamın yakasından tuttuğu an kafayı geçirdi. “Sen benim ablama hangi akla hizmet el kaldırırsın. Kadını o hale nasıl getirirsin. Şimdi seni benim elimden kim alacak.” Diye diye öyle bir yumrukladı öyle bir dövdü ki kimse bir şey yapamadı. Kadınlar çığlık atıyor bağırıyor Cemal ile Haşmet Kadir’i çekmeye uğraşıyordu. Yerdeki adamın elini tutup “Bununla mı vurdun ablama?” dediği an parmaklarını tutup geriye doğru sertçe yatırdı. Kırdığı parmaklarla böğürmeye başlayan adama bir yumruk daha attı. Diğer elini tutup “Bunla mı kıydın benim canıma?” derken aynı işlemi ona da yaptı. Sonunda bıraktığında sanki avını parçalamış bir kurt gibiydi. Cemal ağaya dönüp “Sen bu itin ablama ettiklerine ses çıkarmadın. Kızının yaptıklarını bildiğin halde dur demedin. Bugün ben ablamı bu konaktan kanı akarak aldım. Yeğenlerimi göz yaşları dökülürken götürdüm. Bu saatten sonra size gelin de yok torun da. Bu şerefsiz bir daha değil ablama çocuklara yaklaşmak beş metre yakınından geçse andım olsun canını alırım. Size de kan hakkı tanımam. Alptekinler Kayalarla yaptığı tüm işleri fes edecek. Bundan böyle değil iş bir ekmeği bölüşmek yok. Ağalar toplandığında da oğlunla ilgili karar alınacak haberin ola.” Dedikten sonra arabasına binip küçük konağın yolunu tuttu. Ayşe yol üzerinde hastaneye gitmek istemediği için konağa doktor gelecekti. Çocuklarsa annelerini öyle gördüğünde şoka girdiler. Zerya sürekli “Anne ölme” diye ağlıyordu. Azad ise resmen annesinin halini gördükçe kaskatı kesiliyordu. Babasının bunu yaptığına inanamıyordu. Adam onlara hep iyiydi aslında ama şimdi böylesi bir durumun gerçekleşmesi tüm dengeleri değiştirmişti. Hamit, yaptığının bedelini kırılan iki eli ve dağılan yüzü ile değil çok daha ağır bir şekilde ödeyecekti.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE