25.Bölüm

1278 Kelimeler
Ejderha halim ile göle girdim ve birkaç dalıştan sonra gölün kenarına çıkıp silkelendim. Uzun zamandır ejderha halim ile yüzmediğim için bu rahatlatmıştı beni. Prensi tahta geçirdikten ve Pack’in iyi olduğunu öğrendikten sonra RV’ye safkan cadıların kaç bin yılda bir araya topladıkları arşivi dünyadaki çiftlik evine taşımasına yardım etmiştim. RV ona kütüphane demekte ısrar ediyordu ama bildiğin orada tarih arşivlenmişti ama RV için hepsi okunacak, zihnine kazınacak birer kitaptan başka bir şey değildi. Buraya yani Kızıl Topraklar’a bir hafta sonra dönmemin sebebi hem Pack’in sağlık durumunu öğrenmek hem de akademiyi kontrol etmekti. Pack’i beni prense ‘ Deli Kızıl ‘ olarak anlatmasının hesabını hala daha iyileşmeye çabaladığı için soramamıştım ama o hele bir sapasağlam bir şekilde ayağa kalksın onu cadı şiş yapmazsam, omurgasını söküp onu kırbaçlamaz isem bana da Destiny demesinler. Akademide her şey yolundaydı. Eğitimler oldukça sorunsuz bir şekilde ilerliyordu ve hatta akademideki eski asker ve yakın bir dostum olan Bellamy’nin ricası ile dersine katılmıştım. Yeni yetmelere birkaç numara gösterip kendime onları hayran bıraktıktan sonra Bellamy ile vedalaşıp ejderhaya dönüşmüştüm ve buraya kadar uçarak gelmiştim. Gölü görünce de dayanamayıp kendimi suyun derinliklerine bırakmıştım. Göldeki yansımama baktım ve az önce içinde yıkanmamışım gibi eğilip sudan içmeye başladım. Kuyruğumu oradan oraya sallarken kuyruğumun çarptığı bir ağacı büyük bir gürültü ile devirdiğini duydum ama umursamayıp su içmeye devam ettim. Duyduğum kahkaha sesi ile su genzime kaçarken öksürerek kafamı kaldırdım ve etrafıma bakındım. Kahkahanın sahibini bulduğumda kaşlarımı çattım ve insan hallerinde olan dört kişide gözlerimi gezdirdim. Sıkıntı ile derin bir nefes verip genzimdeki yanmayı umursamayıp büyülü sözleri fısıldayıp insan formuma dönüştüm. Kendimi bir tuhaf hissederken dört yabancının gözleri vücudumda yoğun bakışlar ile dolaştığında gözlerimi bedenime çevirdim. Ejder Tanrılar adına! Resmen ilk doğduğum an gibi çırılçıplaktım. Kahretsin. Büyülü sözleri söylerken bir yanlışlık yapmış olmalıydım. Hızla tekrar ejderha formuma dönüşüp bu sefer büyülü sözleri doğru söyleyerek insan formuma döndüm ve üstümde gözlerimi gezdirdim. Bu sefer üstümde siyah eşofmanım ve sporcu atletim ile belirdiğimde rahat bir nefes aldım. ‘’ Vay canına! Az önce senin gerçek halini görmemiş olsaydık bu paspal halinden etkilenmezdik ama üzgünüm güzelim. Muhteşem bir vücudunun olmasının yanı sıra olağanüstü bir güzelliğin var. Bilerek mi hep bu eski ve paspal şeyleri giyiyorsun? ‘’ En öndekinin konuşması ile bakışlarımı ona çevirdim ve bezmiş bir surat ile baktım ona. Cevap vermeye bile tenezzül etmeyip arkamı birden onlara döndüm ve yürümeye başladığımda kıkırdadıklarını duyabiliyordum. Sinir ile soluyup adımlarımı hızlandırırken aralarından birinin koşarak beni geçmesini ve ardından yolumu kesmesini çatık kaşlar ile izledim. ‘’ Bu acele niye Kızıl? Biraz takılsak ya? Eğleniriz. Hem senin de eğlenmeni sağlarız merak etme! ‘’ İmalı bir şekilde dedikleri ile dişlerimi sıktım ve durup ona ters bir şekilde baktım. Ah şu aptal ejderhalar ve egoları yok mu? Kendilerini bir şey sanıyorlardı. Yüzüne yumruğumu geçirip onu devirdikten sonra yürümeme kaldığım yerden devam etmeye başladım. ‘’ En sevdiğim, sert ve haşin. Seni yatağa atmak güzel olacak. ‘’ Sağ bileğimden birden tutulup çekildiğimde dönüşümden güç alarak beni tutana sağlam bir sol kroşe attım. O da yere devrildiğinde ayakta kalan ikiliye uyarı dolu bakışlar atıp arkamı döndüm ve adımlarımı daha da hızlandırdım. Durduk yere kimseyi öldürmeyeceğime RV’ye söz vermiştim. Beni rahatsız edenleri de öldürmeyecektim. Kahretsin ki verdiğim sözleri hep tutan biriydim ve bu durum şimdi canımı çok sıkıyordu. ‘’ Ehh, yeter be. Bizim ile geliyorsun. Güzellikle denedik olmadı. Şimdi canın yansa da bizim ile geleceksin güzelim. ‘’ Birinden böyle bir tehdit duyduğuma sevineceğim aklıma gelmezdi. Yüzüme bir sırıtma yayılırken durup onlara döndüm ve üzerime doğru neredeyse koşarak gelen adam ile aramdaki mesafeyi ölçüp hızla ayağımı kaldırdım ve topuğumu suratına geçirdim. Kırılma sesi yankılanırken sırıtarak bana doğru yumruk atmaya çalışan diğerinin darbesinden geriye doğru eğilerek kurtuldum ve kolunu kavradığım gibi onu ayaklarımdan güç alarak savurdum. ‘’ Destiny hava yolları ile uçtuğunuz için teşekkür ederiz. ‘’ dedim alay ile. Savurduğum adam artık nasıl bir güç kullandıysam resmen yerden üç metre yüksekten yirmi metre kadar uçtuktan sonra bir ağaca çarparak durmuştu. Sırıtarak yere serdiğim adamlara bakıp arkamı onlara döndüm ve ıslık çalarak ellerimi cebime koyup yürümeye başladım. ‘’ Madem öyle… Dönüşün beyler. ‘’ Büyülü sözler söylenip dönüşüm başlarken sağ elimi cebimden çıkardım ve arkama koyarak onlara döndüm. İkisi kırmızı ikisi de kahverengi ejderhaydı ve pençeleri üzerinde yürüyerek bana doğru geliyorlardı RV’nin öğrettiği büyüyü mırıldandım ve ardından mutlu bir şekilde gülümsedim. *** ‘’ Bence çok güzel oldu. Ha, ne dersin? ‘’ Gülümseyerek RV’ye sorduğumda bakışlarımı bir saniye bile şaheserimden ayırmıyordum. Resmen Kırmızı Topraklar’daki kalemize renk gelmişti. Eklediğim yeni detaylar ile o kadar güzel gözüküyordu heyecan ile RV’ye döndüm onun da tepkisini merak ederek. Kaşlarını çatmış bir şekilde kalenin duvarlarında gözlerini gezdirirken dudaklarını büzmüştü. Bana bakışlarını çevirdiğinde beklenti ile yüzüne baktım. ‘’ Kaleme ne yaptın? ‘’ Sorduğu soru ile gülümseyerek elim ile kalenin duvarlarını gösterdim heyecan ile. ‘’ Nasıl ama? Birkaç ekleme ile mükemmel gözükmüyor mu? Basit birkaç dokunuş ile sence de yeni hali çok güzel değil mi? ‘’ RV sorduğum soru ile bakışlarını tekrar kaleye çevirmiş ve ardından gözlerini yumup derin bir nefes almıştı. Baş ve işaret parmağı ile burun kemerini sıkarken yüzümdeki gülümseme silindi. Ben beğenir sanmıştım oysa. Bakışlarımı tekrar kaleye çevirdim ve onu rahatsız eden şeyin ne olduğunu anlamaya çalışarak kaşlarımı çatarak gözlerimi gezdirdim. Nasıl beğenmezdi ki? Artık tam anlamı ile bir kaleye benziyordu bence. Hem çok da güzel durmuşlardı. ‘’ Destiny, Pack seni tarif ederken azıcık kafadan çatlak betimledi diye kaç gündür başımın etini yiyorsun. Richard sana her şaka yapmaya kalktığında onu bir yerlere fırlatıyor ya da hedef tahtası olarak kullanıyorsun. Şimdi biricik dostum. Sence dilleri dışarıda, gözleri pörtlemiş ve iğrenç bir şekilde kokan ejderha kafalarını kalenin surlarına geçirmenin neresinde akıl var? Sorabilir miyim? ‘’ RV’nin dedikleri ile omuz silkip dört ejderha kafasına baktım. RV’nin betimlemesi gerçekten yerindeydi ama. Kalenin soluk duvarlarına kafalardan akan kanlar renk getirmişti. Beni kaçırmaya çalışan ejderhaları öldürdükten sonra kafalarını omurgaları ile birlikte söküp kaleye getirmiştim ve surlara geçirmiştim. Benim için mükemmel bir Noel ağacı gibiydi açıkçası. Hele yakında iyice çürüyüp etler ve geri kalan şeyler döküldüğünde ortaya çıkacak olan kafatasları ile daha da güzel bir hale gelecekti. Nasıl oluyor da beğenmiyorlar diye düşünerek RV’ye döndüm. Ona yalvaran bakışlar atarken ellerimi birbirine kenetleyip çenemin altına koydum. ‘’ RV, lütfen aldırtma onları. Çok güzel gözüküyorlar bence. Hem topluluğumuzun kaldığı yeri daha da korkutucu hale getirmedi mi sence de? Bu bizim itibarımız için gerekli bir şey bence. ‘’ RV’yi ikna etmek için uğraşırken gözlerinin içine resmen yalvararak bakıyorum! Düştüğüm duruma bak. Bir de en yakın arkadaşım olacaktı. Küçük bir ricamı geri çevirecek hali yoktu ya! Yüzümde gözlerini gezdirip ardından bezmiş bir şekilde nefesini verdi ve arkasını dönüp onu çağırdığım için açtığı geçide doğru yürümeye başladı. ‘’ Madem çok sevdin. Kalsınlar bakalım böyle. Başka bir ekleme olmayacak ama haberin olsun. ‘’ Dedikleri ile bir çocuk gibi sevinirken koşarak o geçitten geçmeden önce ona yetiştim ve arkadan ona sıkıca sarılıp etrafımda çevirmeye başladım. Elleri ile hızla onu sardığım kollarıma tutunurken kahkaha atmaya başlaması ile ben de gülümsedim. Onu serbest bırakıp bana dönmesini sağladım ve yanağından makas aldım. ‘’ En sevdiğim arkadaşımsın. Bunu biliyor muydun? ‘’ Dediklerim ile gözlerini devirmişti ama gülümsemeye devam ediyordu. Elini uzatıp o da yanağımdan makas aldığında normalde böyle şeylerden hoşlanmama rağmen ona izin verdim. Sonuçta kafaları kalenin surlarından kaldırtmayacaktı. Bu kadarına da katlanabilirdim sanırım. Sırıtarak konuşmaya başladığında yüzümdeki gülümseme yavaşça silindi ve kaşlarımı çattım. ‘’ Sen de dedikleri gibi delisin. Bunu biliyor muydun? ‘’ Dediklerinin ardından birden yanağımı bırakıp koşarak geçitten geçti ve ardından geçidi arkasından kapattı. Ayağımı yere vurup sinir ile soludum ve kollarımı göğsümde birleştirdim. Kaçmasaydı gösterirdim asıl delilik nasıl oluyormuş ama kaçmıştı. Bakışlarımı kaleye çevirdiğimde sinirim uçup giderken huşu içinde gülümseyip sanat eserimde gözlerimi gezdirdim. ‘’ Çok güzel oldu be! ‘’  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE