24.Bölüm

1495 Kelimeler
KAHRETSİN! Zindanda bu kadar fazla asker olacağını düşünmemiştim. Beni fark etmeden yanlarına nasıl yaklaşacaktım ki? Eğer beni görürler ise benim öldürürlerdi ama önemli olan şu an ben değildim. Parmaklıkların ardında tutsak olan prensti. Kılıcımı büyü ile geri gönderim RV’ye işaret verdiğimde birazdan ordumuz saraya giriş yapacaktı. Sıra bendeydi. Derin bir nefes alıp yavaşça verdim ve yapacak başka bir şeyim olmadığı için öleceğimi bile bile yavaşça askerlere doğru yürümeye başladım. Bir saniye, bir saniye! Bunlar alt sınıf cadılardı büyük ihtimal ile. Çünkü RV’nin büyü ile açtığı geçidi fark etmemişlerdi ve bu da demek oluyordu ki güçsüzlerdi. Vücudumdaki gerginlik giderken gülümseyerek onlara doğru ilerlemeye devam ettim. Beni fark eden ilk asker irkilip yüzünü buruşturarak bana baktı. Tamam, beni görünce irkilmesini anlamıştım da yüzündeki bu iğrenen ifadenin sebebi neydi ki? ‘’ Bana neden öyle bakıyorsun? ‘’ diye sordum bakışlarını benden çekmemeye kararlı bir şekilde bana bakmaya devam edince. Diğer askerlerin de dikkatini çekmiştim. Birden konuşmam ile hepsi ürkmüştü ve ardından beni gördüklerinde yüzlerindeki ifade değişmişti. ‘’ Vampir misin? ‘’ Bu soru beni ilk fark eden askerden gelince kaşlarımı çattım.  Ne? Bu ne saçma bir soruydu böyle? Ben ve kan emici, soluk benizli o ölü şeyler mi? Resmen bana hakaret etmişlerdi. Benim gibi bir ejderhaya, özellik ile siyah ejderhaya yapılmış bu benzetme hakaretten başka bir şey değildi. Bunu onlara düşündüren şey de neydi? ‘’ Ne alaka? ‘’ diye sordum kollarımı göğsümde birleştirirken. Eli ile yüzümü gösterdiğinde kaş çatışım derinleşirken kollarımı göğsümden çözdüm ve o sırada ellerimi gördüm. Kan içindelerdi. Tüm taşlar yerine otururken sırıttım. Ellerimde öldürdüğüm hainin kanı vardı ve büyük ihtimalle de yüzüme de bulaştırmıştım. Sonuçta oldukça kanlı bir ölüm olmuştu onun için. Sırıtmaya devam ederek kafamı iki yana sallarken duyduğum başka bir soru ile bakışlarımı karanlık zindana çevirdim. ‘’ Neler oluyor orada? ‘’ Bu gür ses o prense ait olmalıydı. Karanlıktan meşalelerin aydınlattığı koridora doğru ilerleyince onu daha net görebilmeye başladım. Ellerini demir parmaklıklara uzatmış, ardından dokunmadan vazgeçmişti. Bana şaşkınlık ile bakarken sağ elimi kaldırıp ona el salladım. ‘’ Bir şey yok majesteleri. Yerinize dönün lütfen. Biz hallediyoruz şimdi. ‘’ En öndeki askerin tekrar konuşması ile kaşlarımı alay ile kaldırdım. Demek şimdi hallediyorsunuz ha? Daha siz benim türümü bile tahmin edemiyordunuz. Beni mi halletmeye kalkacaktınız? ‘’ Beyler! Siz alt sınıf cadılara güçlü bir büyü göstereyim mi? ‘’ Onları aşağılamama alınmış bir şekilde kaşlarını çatarlarken yüzleri öfke ile kasılmıştı. Sağ elimi kaldırıp büyülü sözleri söyledim ve efsunlu Ejderkatili elimde belirdi. Şaşırmalarından istifade ederek hızla saldırdığımda karşılık vermeye bile fırsatları olmamıştı. Onlar ile işim bittiğinde gülümsedim ve yerde uzuvları bir yerlere dağılmış olan cadılara baktım Ejderkatilini geri gönderecek büyüyü fısıldayarak. Zaten en fazla yetmiş yaşına kadar yaşıyorlardı. Yanlış bir meslek seçtikleri için ben bu süreyi yarıya indirmiştim. Omuz silkip zindana döndüm gülümsemeye devam ederek. ‘’ Sen Pack’in bahsettiği şu Deli Kızıl olan Destiny olmalısın. ‘’ Prensin dedikleri ile gözlerimi devirip parmaklıklara doğru yaklaştım. Deli Kızıl ha? Ben bunun hesabını sorardım elbet Pack’e. Tabi hala yaşıyor ise. Parmaklıkları iki elim ile sıkıca kavrayıp bükerek prensin rahat rahat geçebileceği bir boşluk oluşturdum. Cadılar demir ile temas edemiyorlardı. Onlar için öldürücü sonuçları olabiliyordu. Aman, her neyse. Üstümüzde büyük bir patlama olurken sarsılan zemin ile birlikte dengemi sağlamaya çalışarak prense atıldım. Onun enkazın altında kalarak can vermesini istemezdik değil mi? ‘’ Neler oluyor? ‘’ Altımda duran prensin konuşması ile bakışlarımı çatlaklar oluşmuş zindanda dolaştırmaya ara verip ona çevirdim.  ‘’ RV sarayı yerle bir ediyor. Olan bu. Buradan hemen çıkmalıyız. Pack nerede? ‘’ Sorduğum soru ile kafasını sağa çevirdi ve bir yere baktı. Baktığı yöne bakışlarımı çevirip gözlerimi kıstığımda Pack’in çarmıha gerilmiş olduğunu gördüm. Prensin üstünden hızla kalktım ve Pack’e ilerledim. Lanet olsun! Zincirler ile bağlanmasının yanı sıra ellerinden demir ve paslı çiviler ile mıhlanmıştı arkasındaki duvara. Sağ elimi boynuna götürüp nabzına baktığımda gözlerimi kapattım. Çok zayıf da olsa nabız hissederken hızla gözlerimi açtım ve ilk önce ellerini delip arkasındaki duvara saplanmış çivileri söktüm. Sanki çiviler duvarı sağlam tutuyormuş da onları sökünce bu dengeyi bozmuşum gibi çatlaklar büyümeye başladığında kaşlarımı çattım. ‘’ Çabuk yerden kalk. Buradan hemen çıkmalıyız. ‘’ Prense bağırıp zincirleri kopardım ve Pack’i sırtıma alıp ona döndüm. Demir parmaklıklar arasından geçip koşmaya başladığında Pack ile birlikte geçemeyeceğimi anlayarak dengemi zar zor sağlayarak parmaklıklara güçlü bir tekme savurdum. İkimizin rahat rahat geçebileceği bir boşluk oluştuğunda hızlı davranıp zindanda koridora çıktım ve prensi gözlerim ile aradım. Bir kapının önünde durmuş bana bağırıyordu. ‘’ Çabuk ol! Yıkılmak üzere! ‘’ Sanki bağırmasa koşmayacaktım. Bazen ejderha olduğuma gerçekten şükürler ediyordum. Pack sırtımdayken hiç zorlanmadan koşarken prensin açtığı kapıdan çıktım ve o da peşimden geldi. Koşarak başka bir kapıya doğru ilerlerken bir patlama daha oldu ve neredeyse dengemi kaybedip sırtımdaki Pack ile birlikte düşecektim. Hayat Ağacı adına RV! Yukarıda ne yapıyordun öyle? Baktın kralı indiremiyorsun saray ile birlikte onu gömmeye mi karar vermiştin? Arkamdan prensin geldiğinden emin olarak önümdeki kapıya güçlü bir tekme atarak menteşeleri ile birlikte savrulmasını sağlamıştım. ‘’ Acele et. Tonlarca enkazın altında kalmak istemiyorum. ‘’ Arkamda koşan prense koşması için cesaret vererek geldiğim yol ayrımından sola dönmek için yeltenmiştim ama prensin uyarısı ile sağa dönmüştüm. ‘’ Sağdaki kapıdan çıktığımızda sarayın dışındayız demektir. ‘’ Keşke sarayın planlarına baksaydım. Böyle şeyler ile pek ilgilenmeden keşfederek öğrenmek zorunda kalıyordum birçok şeyi. Her neyse, yanımda bir rehberin olması paçayı kurtarmamı sağlamıştı bu sefer. Önümdeki kapıyı da kırıp geçtiğimizde gerçekten de prensin dediği gibi sarayın dışındaydık artık. Bir tür sera gibi yerdeydik ve camlardan gözüktüğü kadarı ile burası sarayın dışındaydı. Pack’i sırtımdan indirip etrafımı kolaçan ettim tehlike var mı diye. Güvende olduğumuza kanaat getirince Pack’in yanında diz çöktüm ve tekrar nabzını kontrol ettim. Git gide zayıflıyordu. Yakında kalbi duracaktı. Demir onlar için zehir gibi bir şeydi. Kahretsin. İyi bir komutanı paslı bir çivi yüzünden kaybetmek istemiyordum. O iyi bir asker olmasının yanı sıra iyi bir dosttu da. ‘’ Onu kurtarabilir misin? Sen safkansın. ‘’ Prense dönerek konuştuğumda bakışlarını benden Pack’e çevirdi ve sıkıntılı bir nefes alıp etrafına bakındı. ‘’ Buradaki çiçeklerin genelde şifa özellikleri olur. Babam özel olarak yetiştiriyordu bunları. Çok nadir bulunur bu çiçekler. Şu zambağa benzeyen çiçeği görüyor musun? Onun adı – ‘’ ‘’ Başlatma adından! Bana ne çiçeğin adından be! Kurtarabilir misin kurtaramaz mısın? ‘’ diye öfke ile bağırıp ayağa kalktığımda prens iki adım geri çekilmişti. Çiçeklerin isimlerini bilmek mi? Ben çiçek sevmem bile. Hatta nefret ederim. Şimdi gelmiş bana zambağa benzeyen çiçeğin ismini soruyordu. Zambağın nasıl gözüktüğünü bile bilmiyordum ben be! Prens ona bağırmam sayesinde harekete geçtiğinde bakışlarımı saraya çevirdim. Acaba RV ve diğerleri ne durumdaydı? O cadı kızdan başka içimizde hain var ise biterdik. Bir tek o kendini belli etmişti. Eğer başka hain varsa ve saldırıyı haber verdiyse o zaman safkan cadılar ile dolu olsan saraydan topluluğumuzun sağ çıkma olasılığı pek yoktu. Kulağıma dolan büyülü sözler ile prense döndüğümde avucundan damlayan tuhaf renkli bir sıvıyı Pack’in yaralarına damlattığını gördüm. Umarım işe yarardı çünkü daha önce de dediğim gibi Pack aramızdaki en genç asker ve komutan olmasının yanı sıra benim dostumdu. Yaşından dolayı mı bilmem ama onu küçük erkek kardeşim gibi görüyordum ve ölme ihtimalini düşünmek bile istemiyordum. ‘’ Yaşayacak. Yaptığım büyü ve şifalı bitkiler sayesinde birkaç saate uyanır. ‘’ Prensin dedikleri ile rahat bir nefes alarak ona gülümsedim ve tekrar saraya çevirdim bakışlarımı. Saray yıkılmamıştı ama galiba yanarak küle dönecekti. Yağmur yapmaya başladığında kaşlarımı çattım ve gökyüzüne baktım. Havada yağmuru haber veren tek bir bulut bile yoktu. Büyü ile oluşturulmuş olmalıydı ama alevler üzerinde pek de işe yaradığı söylenemezdi. Büyülü bir yağmur da olsan bazen söndüremeyeceğin ateşler oluyordu işte. ‘’ Teşekkürler. ‘’ Mırıldanıp patlamalar olan saraydan bakışlarımı prense çevirdim. Pack’in başucuna bağdaş kurarak oturmuş ve sırtını arkasındaki devasa saksıya yaslamıştı. Bir eli Pack’in anlındaydı. Prens mırıldanmam ile gözlerini açıp gülümseyerek bana baktığında omuz silkmişti. Karşısına oflayarak prens gibi bağdaş kurarak oturdum ben de. Saraya prens ve Pack’i bırakıp gidemiyordum. Onlar orada savaşırken ben burada resmen bebek bakıcılığı yapıyordum şu anda. ‘’ Baban ölecek, biliyorsun değil mi? ‘’ Belki de şu anda sorulmaması gereken bir soruydu ama hisleri pek de önemseyen biri değildim. Zaten prens de soruma alınmış gibi durmuyordu. Omuz silkip konuşmaya başladığında cadılardan pek hoşlanmasam da bu safkan prense kanım kaynamıştı. ‘’ Ölmeli zaten. Saçma sapan seçimler yaparak ülkemizi büyük bir savaşa sürüklüyor. Kızıl Topraklar’a karşı elektrikli ejderhalar ile işbirliği yapmayı düşünüyor. Kızıl topraklardan sürüleli bir ya da iki – bir saniye! Bu da neydi böyle? ‘’ Prensin lafını yarıda bırakıp derin bir nefes alarak duraklaması ve ardından sorduğu soru ile hızla yerimden fırladım ve olası bir tehdit var mı diye etrafıma bakındım. Tehdit oluşturabilecek bir şey göremeyince soran bakışlar ile prense döndüm. Bana şok içinde bakarken fısıldadı. ‘’ Yanınızda ne getirdiniz öyle? Kadim bir cadı mı var aranızda? Kaderinde kral ya da kraliçe olmak var o kişinin. Böyle güçlü bir büyüyü yapabilecek yaşayan birini tanımak bile tanımıyorum. ‘’ Prensin dedikleri ile aklımda tek bir isim belirirken gülümsedim. Kraliçe olmak ha? Ancak ona yakışırdı zaten. ‘’ RV’den bahsediyor olmalısın. ‘’  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE