23.Bölüm

821 Kelimeler
Girdiğim çadırda hızla gözlerimi gezdirdim ve hedefimi bulduğumda adımlarımı ona doğru yönlendirdim. RV, masaya eğilmiş bir şekilde önündeki krokiye bakarken Richard ve Norman’ı dinliyordu ciddi bir yüz ifadesi ile. ‘’ Pack’ten haber geldi. Birkaç saate darbe başlamalı. Prensi idam edecekler gün doğumu ile birlikte. Ardından bize karşı savaş açacaklar. Sadece komutanlara haber verin, hazırlansınlar. Kimseye bir şey dememeleri konusunda da uyarıda bulunun. ‘’ Bir nefeste dediklerim ile herkesin gözü bana dönmüştü. Onları orada bırakıp hızla zırhımı giyinmeye başladım. Üstümdeki ceketi ve kazağı bir hışımla çıkarıp ardından zırhımın altına giydiğim gömleğimi giydim. Gömleğin eteklerini pantolonumun içine sokarken arkamı döndüm ve hala daha bana şaşkınlık ile bakan arkadaşlarımı görünce kaşlarımı çattım. ‘’ Tanrılar! Ne duruyorsunuz öyle? Uzak Diyarlar’a gitmemiz lazım. Çabuk. Prensi kurtarmalıyız. Hazırlanın. Hadi! ‘’ Verdiğim komut ile Richard ve Norman kendine gelerek hızla çadırı terk ettiklerinde RV de üstünü değiştirmek için yanıma geldi. ‘’ Bu kadar kısa sürede karşılık vermelerinde bir iş var. Üstelik her şeyi bu kadar gizli tutmaya çalışırken. ‘’ Dedikleri ile kafamı sallayıp onu onayladım ve gömleğimin üstüne zırhımı giyerken konuştum. ‘’ Büyük ihtimalle bir köstebek var aramızda. Pack değil. Bundan eminim. Bize haber vermek için bulunma riskini göze aldı, öleceğini bile bile. Haini daha sonra düşünürüz. O yüzden direkt buraya geldim ve sadece komutanların bilgilendirilmesini istedim. Savaştan sonra onun ya da onların da icabına bakarız. Merak etme. ‘’ Kafasını sallayarak beni onayladı ve giyinmeye başladı. Kılıcım Ejderkatili’nin kınını belime bağlarken RV’nin sorduğu soru ile ona döndüm. ‘’ Sen neden zırh giyiyorsun ki? Dönüşmeyecek misin? ‘’ ‘’ Dönüşmemin bir anlamı yok, safkan cadıların yaptığı güçlü bir büyü ile aniden insan formuma dönmem ve yere sakız gibi yapışmam bir olur. Daha önce başıma gelmedi ama Benjamin birçok arkadaşını kaybetmişti bir savaşta bu yüzden. ‘’ Kılıcım ile işim biterken hançerimi de kılıfına sokup bacağıma bağladım. Benjamin’den o kadar basit bir şekilde bahsetmiştim ki artık tamamen maziyi gömdüğümü fark etmiştim o anda. Bir süre duraklayıp bu gerçeği hazmetmeye çalıştım. RV’nin elini kolumda hissederken soluma döndüm. Bana buruk bir tebessüm ile bakıyordu. Kesin şimdi beni teselli edecek, Benjamin’in adını bu kadar basit bir şekilde anmamın büyük bir gelişme olduğunu söyleyecekti. ‘’ Bu eyer takmayacağın anlamına mı geliyor yani? ‘’ Dedikleri ile gözlerimi yumdum ve derin bir nefes aldım. Ben ne bekliyordum o ne diyordu? Beni delirtmeye bayılıyordu. Gözlerimi araladım ve burnumdan kara dumanlar vererek soludum. ‘’ Kes sesini ve hazırlan hadi. Ben dışarıya çıkıp kontrolleri yapacağım. Belki haini de bulurum. ‘’ *** ‘’ Herkes toplansın! ‘’ Gür bir ses ile dediklerimin ardından tüm askerler harekete geçerken topluluğumuzda gözlerimi gezdirdim. Herkes hızla bir araya toplanıp kocaman alanda göz alabildiğince uzanırken, hazır bir şekilde bekleyen askerlerde gözlerimi gezdirdim. Ardından bakışlarımı komutanlara çevirip başım ile işaret verdim. Herkes kendi komutasındaki askerlere dikkat kesilirken Pack olmadığı için RV’nin cadılar üzerinde yoğunlaştığını biliyordum. Derin bir nefes aldım ve herkesin duyabileceği bir ses ile konuşmaya başladım. ‘’ Planlarda bir değişiklik oldu. On dakika içinde saldırıya geçiyoruz! ‘’ Dediklerim ile birlikte bir uğultunun baş göstermesi bir olurken gözlerimi askerler üzerinde gezdirdim. Her kafadan ayrı bir ses çıkarken gözlerim ile şüpheli biri var mı diye baktım. Acı bir çığlık yükselirken gülümseyerek sesin geldiği yöne doğru ilerledim kılıcımı kınından çıkararak. Ordu iki yana ayrılıp bana yer açarken merak ile de çığlığın sebebini çözmeye çalışıyorlardı. Çığlık atan kişiye vardığımda RV’nin gözlerini dikmiş bir şekilde yerde kıvranan kişiye baktığını gördüm. Büyü yapmıştı. Bunu anlamak zor değildi. Haine gözlerimi çevirip aramıza en son girenlerden biri olduğunu fark edip kaşlarımı çattım. Tırnakları ile derisini kazıyarak kaşırken RV’nin bir tür zihin büyüsü yaptığını anladım. Bu işlerde gözüme çok daha korkutucu gelmeye başlıyordu ama itiraf etmeliyim ki hayran kalıyordum. Kılıcımı hainin başının yanında toprağa sapladığımda RV işareti alarak büyü yapmayı bıraktı ve çığlıklar kesildi. Sarışın kızın yüzü tanınamaz haldeydi şu anda. Bakışlarımı bizi izleyenler üzerinde gezdirip yüksek ses ile konuştum. ‘’ Topluluğa girerken herkese bağlılık yemini ettirmemizin bir sebebi var. Bu yemini en ufak bir şekilde bozmayı düşünseniz bile sonunuz bu olur. ‘’ Kılıcımı sağlandığı topraktan çekip sağ koluna bir kesik attım. Hırıltılı bir çığlık yükseldi. Aynı şeyi sol koluna yaptım. Tek tek her uzvuna kesikler açarken bilerek öldürücü kesikler atmıyordum. Yüzden fazla kez onu kestikten sonra hançerimi eğilip bacağımdan çıkardım ve kızın üstüne oturdum. Ağzına zorla elimi sokup dilini kavrayıp hızla çektim ve kopardım. Ardından da hançerim ile gözlerini oydum. Üstünden kalkıp öne düşen saçımı elimin tersi ile geri ittim ve gülümseyerek şaheserime baktım. Bu kadar kısa sürede ancak bu kadar oluyordu. Ehh, kısa günün karı. Sağ elimde oluşturduğum ejder ateşi ile kızın cesedini yakarken ortalığa yayılan yanık et kokusu ile dudaklarımı yaladım. Herkes bana bakarken RV’ye işaret verdim ve o da Uzak Diyarlar’a açılan bir kapı oluşturdu. Bu kapı benim içindi. Direkt zindanlara gidiyordu. Prensi kurtarmalıydık önce. Ardından RV tekrar bir kapı açacak ve bu kapı sayesinde direkt sarayın arka bahçesinde olacaktı ordumuz. Gülümsemeye devam ederek kılımın kabzasını sıktım ve geçide doğru ilerledim. 
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE