16.Bölüm

1995 Kelimeler
Zindanın kapısı aralanıp RV’nin büyüsü hızla içeri girmiş ve koşarak bana doğru gelmişti. Ne yapacağımı bilemeyerek ve düşünmeye bile fırsat bulamayarak büyü bana çarpmıştı. Bedenim aldığım darbe ile geriye doğru sendelediğinde küçük benin bedeni ana maddesi olan elementlere dönüşerek ortadan kaybolmaya başlamıştı. Ateş, su, toprak, hava. Doğrulurken şaşkın bakışlarımı RV’ye çevirdim ve ona soru sorarcasına baktım. Omuz silkmek ile yetinip sandalyesinde geriye yaslandığında duyduğum adım sesleri ile sırtımı dikleştirip bakışlarımı zindanın kapısına çevirdim. Hızlı atılan adımlar git gide yaklaşırken kalbim göğsümde çırpınıyordu. Kapı bir hışım ile açılıp Benjamin içeriye girdiğinde kanımın damarlarımda buz kestiğini hissederek bakışlarımı üzerinde gezdirdim. Saçları dağılmış, ela gözleri kızarmıştı. Gözlerini odada gezdirirken aradığı bir şey varmış gibiydi. En sonunda bakışları beni bulduğunda kaşlarını çatmış ve gözleri irileşmişti. ‘’ Destiny? ‘’ Adımı yıllar sonra onun sesinde duymamın etkisi ile kaşlarımı çattım. Bakışları değişip koyu bir hal alırken elini hızla kılıcına doğru atmıştı. Babamın hançerini savurup koluna isabet ettirdiğimde bakışları benden hançere kaymıştı. Tekrar bana baktığında kılıcımı elimde çevirdim ve gülümsedim. ‘’ Benjamin, görüşmeyeli nasılsın? ‘’ Sesim buz gibi çıkarken kendime şaşırdım. Nasıl bu kadar soğukkanlı durabiliyordum ki? İçim cayır cayır yanıyordu oysa. Sorduğum soru ile sırıtmış ve kolundaki hançeri çekip çıkarmıştı. ‘’ Aslında küçük ateş parçam, iyiyim. Senin yokluğunda bir sürü şey oldu. Ordunun başkomutanı oldum ve – ‘’ ‘’ Bana bir daha öyle seslenme! ‘’ Dişlerimin arasından öfke ile tısladığımda Benjamin elindeki babamın hançerindeki bakışlarını bana çıkarmıştı. Koyu renk gözlerinde alaycı bir kıvılcım görürken öfkemin git gide yükseldiğini hissetmeye başlamıştım. ‘’ Nasıl seslenmeyeyim güzel Destiny’im? Sana küçük ateş parçam mı demeyeyim benim minik ejderham? Bunu mu istiyorsun benden? ‘’ Beni öfkelendirmeye çalışıyordu ve bunu gerçekten de başarıyordu. Dişlerimi birbirine bastırıp kılıcımı havaya kaldırdım. ‘’ Kızım? Bana dargın mısın yoksa? Seni burada öylece bırakıp gittiğim için? Ne yapayım ama? Ben seni öldürmeseydim sen ayak bağı olmaya devam edecektim. Oysa seni engellemek için o kadar uğraşmıştım. Sen hepsini boşa çıkarıp ailen gibi olmayı seçtin. ‘’ Kılıcım ile ona doğru yavaşça ilerlemeye başladığımda dediklerinin ardından gülümseyerek kolu yaralı olsa bile kılıcını çekti. Onun iki kolunu birden kullandığını bilmesem belki rahatlardım ama onu tanıyordum. Ve bundan nefret ediyordum. ‘’ Aslında Destiny, yaşadığını ilk ne zaman anladım biliyor musun? Arman kaybolduğunda. Aklıma ilk yaşıyor olma ihtimalin geldi. Ama burada seni ölüme terk ettiğim gerçeği de vardı tabi. Nasıl hayatta kaldın peki? Zayıf kalp atışlarının sesi hala kulağımda. ‘’ Benjamin’in dedikleri ile bir anlığına gözlerim RV’ye kaymıştı ama Benjamin’in bunu fırsata çevirmesi uzun sürmemişti. Kılıcını hızla bana doğru savurduğunda kendimi toparlayıp darbesini blokladığımda sağlam kolu ile mideme attığı yumruktan geriye doğru sıçrayarak kurtulduğumda Benjamin tekrar kılıcını savurmuştu. Darbesinden eğilerek kurtulup güçlü bir aparkat attım. Çenesine aldığı darbe ile geriye doğru sendelediğinde gülümsemişti. Öne doğru atılıp kılıcım ile yaralı koluna tekrar bir darbe indirdiğimde etrafımda yarım bir hilal çizerek sağlam koluna da güçlü bir tekme atmıştım. İnleyerek bir iki adım geri çekilmeye çalıştığında kılımı çekip yarasını derinleştirdim. Kolundan kanlar fışkırırken kılıcını diğer eline alırken bana alay ile bakıyordu. ‘’ Anlaşılan kendini geliştirmişsin Destiny. Senin hayatını kurtaran ve seni eğiten şu kapının arkasında duran kişi mi? ‘’ Sorduğu soru ile sessizce bizi izleyen RV’ye bakmak istesem de kafama doğru savurduğu kılıç darbesinden geriye doğru eğilerek kurtulmuştum. Tekrar saldırmak için harekete geçtiğinde kılıçlarımız kıvılcım çıkaran bir şekilde sertçe çarpışmıştı. Bileğim acısa da acımı umursamayıp karnına güçlü bir tekme attım. Ölsem bile benim ile birlikte Benjamin’ini de yanımda götürecektim. Geri çekildiğinde kılıcımı savurdum ve o blokladığında hızla etrafımda dönerek arkasına geçtim. Kılıcımın kabzası ile kafasına sertçe vurup öne doğru sendelemesine sebep oldum. Sağlam koluna derin bir kesik açıp kılıcını elinden düşürmesini sağladığımda sırtına güçlü bir tekme atıp yere sırt üstü düşmesini izledim. Kılıcını ayağım ile kabzasından iterek ondan uzaklaştırdığımda kılıcımı bir kenara savurdum. Onu çıplak ellerim ile öldürecektim. Hızla üstüne çıkıp onu yüz üstü çevirdim ve kollarını gövdesine yapıştırarak üzerine oturdum. Bacaklarım ile hareketlerini kısıtlarken ilk yumruğumu burnuna sertçe geçirdim. Kahkaha attığında dişlerim gıcırdayacak şekilde çenemi sıktım ve bu sefer çenesine güçlü bir yumruk attım. Kafası yana savrulduğunda saçlarını yolarcasına tutup bana bakması için çekiştirdim. ‘’ Bana bak! Yetim ve öksüz bıraktığın kıza bak! Seni öldürecek kişiye bak! ‘’ Göz kapakları titreyerek açıldığında siyah gözlerine baktım öfke ile. ‘’ Seni o gün ailen ile birlikte öldürmeliydim. ‘’ Dedikleri ile gözlerimi kıstım ve kafasını kaldırıp sertçe yere vurdum. Buraya beni öldürmek için getirdiğinde de böyle bir şey demişti. ‘ O gün seni de ailen gibi öldürmeliydim. ‘ Kafasını tekrar kaldırıp yere vurdum. ‘’ Seni öldürüp öyle çekip gitmeliydim bu zindandan. ‘’ Hala daha nasıl konuşabiliyordu? Bedenim cayır cayır yanarken ellerim titremeye başlamıştı hissettiğim yoğun öfke ile. Düşünemiyordum, öfke ve nefretten başka hiçbir şey hissedemiyordum. Kafasını tekrar kaldırıp beynini dağıtmak için yere vuracağım sırada bileklerimden tutulmam ile engellendim. Bakışlarımı öfke ile beni durduran kişiye çevirdiğimde RV’yi görmeyi beklemiyordum. Kaşlarımı çattım. ‘’ Beni nasıl durdurursun?! Çekil RV! ‘’ Sesim nefret ve öfke yüzünden yüksek çıkarken RV eğilip Benjamin’in saçlarını ellerimden kurtardı. ‘’ Sakin ol Destiny! Seni durdurmak zorundaydım çünkü yanlış bir şeyler var. Bana ne olur birkaç saniye ver. ‘’ RV’nin dedikleri bileğimi tutan ellerinden kurtuldum ve kafamı hızla iki yana salladım. Bunu benden isteyemezdi. Çok yaklaşmıştım. Huzura kavuşmama, ailemin intikamını almama çok az kalmıştı. ‘’ Saçmalama RV! Çekil şuradan. ‘’ RV’yi omzundan itmeye çalıştığımda onu ittiğim elimi iki eli ile sıkıca kavramıştı. Gözlerimin içine yalvarırcasına bakarken bakışlarımı Benjamin’e çevirdim. Acı içinde gözlerini yummuştu. Onu öldürmeme çok az kalmıştı. Onu öldürecektim. ‘’ Destiny beni dinlemelisin. Benjamin’de tuhaf bir şey hissediyorum. Güçlü bir büyü var üzerinde. Büyüyü kaldırayım öyle devam et. Öldüreceksen öldür ama önce izin ver büyüyü kaldırayım. ‘’ RV’nin dedikleri ile elimi ellerinden kurtardım ve Benjamin’in üstünden öfke ile kalktım. Ellerimi saçlarımın içinden geçirip çekiştirmeye başladım. ‘’ Ne yapıyorsan yap ve ardından defol git buradan! Beni bir daha durdurmana izin veremem! ‘’ RV onu kovmamışım gibi hızla kafasını sallamış ve ardından ellerini Benjamin’in kafasının iki yanına yerleştirmişti acele ederek. Gözlerini kapatıp büyülü sözler söylemeye başladığında sabırsızlık ile volta atmaya başladım. Nereden çıkmıştı bu büyü işi durduk yere? Sinirim her geçen saniye artarken bakışlarımı RV’nin sessizleşmesi ile onlara çevirdim. RV ellerini yere koymuş bir şekilde derin derin soluklar alıp verirken öne düşmüş başını yavaşça kaldırdı. ‘’ Destiny, çok güçlü bir kontrol ve ikna büyüsü vardı üzerinde ama kaldırmayı başardım. ‘’ Yorgun bir şekilde gülümsedikten sonra geri geri giderek sırtını duvara yasladı ve gözlerini kapattı. Kaş çatışım derinleşirken aklımda soru işaretleri ile Benjamin’e döndüm. Hızlı hızlı nefes alıp verirken göğsü inip kalkıyordu. Başucuna gidip çömeldim ve yüzüne sert bir tokat attım kendine gelmesi için. ‘’ Gözlerini aç Benjamin. ‘’ Tıslayarak dişlerimin arasından konuştuğumda gözlerini araladı. Gözlerimi kısarak gördüğüm şeyi anlamaya çalıştım. Benjamin’in siyaha çalan gözleri ela rengini alırken bakışlarımı RV’ye çevirdim. Burada değilmiş gibiydi. Gözleri hala kapalıydı. Bedeni mi titriyordu onun? Onun için endişelensem de onun ile sonra ilgilenebilirdim. Benjamin’i öldürdükten hemen sonra. ‘’ Destiny? ‘’ Dejavu dedikleri bu olsa gerek. Bakışlarım tekrar Benjamin’e dönerken ona ifadesiz bir surat ile baktım. Doğrulmaya çalıştığında hızla göğsünden yere bastırdım onu. Bakışlarını gözlerime çıkarıp ağlamaya başladığında gözlerimi devirdim. Burada işkence ettiğim herkes bir ara ağlamıştı. Bu yüzden gözlerinden kan gelse de sonu ölüm olacağı için umurumda bile değildi. ‘’ Ben hiçbir zaman Alice ve Alex’e ihanet etmek istemedim Destiny. Sana bu acıları yaşatmak istemedim. ‘’ Ailemin isimlerini onun ağzından duyarken öfke ile soludum ve yüzüne sert bir yumruk attım. Ağlayışı şiddetlenirken ayağa kalktım rahat nefes almak için. Günah çıkarmaya mı çalışıyordu? Onu öldürmemem için beni kandırmaya mı çalışıyordu? Niyetini her ne olursa olsun onu öldürecektim. ‘’ Direnmeye çalıştım Destiny, ölmek istedim karşılığında ama yenildim. O lanet büyüye yenildim ve aileni aldım elinden. Tüm Varon’ları öldürmek için askerlerimi topladım ve ailene saldırdım. ‘’ Dedikleri öfkemi körüklerken ellerimi yumruk yaptım ve öfke ile ona döndüm. Karnına tekme attığımda bedeni bükülmüştü. ‘’ Büyü ile sürekli savaştım Destiny. Eğer abin Emanuel bana o sözleri söylemeseydi büyünün etkisinden çıkamazdım. Bana senin benim için bir tehdit oluşturmadığını ve amacıma ulaştığımı söyledi o gün. Eğer senin hayatın için bana yalvarmamış olsaydı seni de öldürecektim. Onun yalvarışı büyüden kurtulmamı sağladı.  ‘’ ‘’ DEDİKLERİNİN FARKINDA MISIN SEN?! ‘’ Diye haykırdım. Abimin benim yaşamam için yalvardığını kutsal kaseden görmüştüm zaten. Neden? Neden tüm bunlar benim başıma geliyordu? Neden ailem katledilmişti ki? ‘ Varon’ların soyundan gelen biri kraliçeyi öldürmeye ortam hazırlayacak. Onu öldürecek kişiye yardım edecek. ‘ Anılarımdan süzülüp gelen cümle ile kaşlarımı çattım. Tüm Varon’ların öldürülme emrini yerine getiren kişi Benjamin’di. Beni o gün öldürmemiş ve himayesi altına almıştı. Dediğine göre de tüm o hain bir katile dönüşme durumu bir büyüden ibaretti, ha? ‘’ Destiny, bana inan! Asla dostuma ve sana ihanet etmek istemedim ben. Onlar benim de ailemdi. Sen benim kız - ‘’ ‘’ Kes sesini! Sana inanmamı nasıl beklersin?!  Yani ailemi, tüm ailemi aptal bir büyünün etkisinin altına girerek mi öldürdüğünü iddia ediyorsun? Küçük bir çocuktan bahsetmiyoruz. Kahrolası eğitimli bir askerden bahsediyoruz! Nasıl bir büyüymüş ki bu, etkisi altında ailem dediğin insanları öldürüyorsun? Onlara ihanet edebiliyorsun? ‘’ Eğilip yakasına yapıştım ve onu sarsarken öfke ile yüzüne haykırdım. Bu kadar güçsüz biri olmasına öfkeliydim. O güçsüz olduğu için ailem katledilmişti! En yakın dostuna ve ailesine ihanet etmişti. Kahroluyordum. Canım acıyordu. Öyle çok acıyordu ki düşünemiyordum. Nasıl hareket etmem gerektiğini, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Kalbimdeki acı o kadar şiddetli bir şekilde göğsümde büyüyordu ki nefes alamıyordum. Bir adamın güçsüzlüğü yüzünden bir aile öldürülmüştü. Bir çocuk kimsesiz kalmıştı. ‘’ Bu kadar güçsüz olduğum için özür dilerim kızım. Seni bulduğumda sürekli büyü ile savaştım. Her geçen gün, gözlerimin önünde bir savaşçıya dönüşmeni izledikçe büyü benden daha güçlü bir hale gelmeye başladı. Güçlü bir savaşçı olduğunda tehdit oluşturmaya başladın. Beş yıl önce seni buraya getirmemin sebebi büyüye yenilmemdi. Seni öldürmek üzereydim Destiny. Babanın yüz yıllar önce bana hediye ettiği hançeri kalbine saplamak üzereydim. Bu öyle lanet bir şeydi ki kendi kızımı bile bana öldürtecek güçteydi. Kemiklerim kırılıyormuş gibi hissettiren bir acı ile son bir kez karşı koydum. Seni birinin bulması için dua ederek ayrıldım buradan. ‘’ Gözlerimin içine ağlayarak bakarken kafamı iki yana salladım. Hayır, hayır. Bedenini itip ayağa kalktım ve öfke ile saçlarıma ellerimi daldırdım. Dünyamın yıkılmasına sebep olan aptal bir büyüden başka bir şey değildi. Sinirle soludum ve tekrar Benjamin’e döndüm. Onu. Öldürecektim! Haykırdım ve babamın hançerini aradım zindanda. Bulduğumda hızla yerden aldım ve Benjamin’in üstüne çıktım tekrardan. Hançerimi Benjamin’in boğazına dayarken bedenim titriyordu. Bedenim öfkenin esiri olurken görüşümü engelleyen yaşlar ile kaşlarımı çattım. Hayır, ağlayamazdım. Ben ağlamazdım. Gözlerimi kırpıştırdım ve Benjamin’in gözlerinin içine baktım. Bana bakıyordu. Acı dolu bir ifade ile gözlerimin içine bakarken dudakları buruk bir gülümseme ile kıvrıldı. ‘’ Özür dilerim kızım. Çok özür dilerim küçük ateş parçam. Seni bu hale getirdiğim için özür dilerim minik ejderham. ‘’ Ellerim dedikleri ile mümkünmüş gibi daha da titrerken Benjamin’e nefret ile baktım. Onu öldürecektim. Onu öldürecektim. Onu öldürmeliydim. Bedenim düşüncelerime aykırı bir şekilde titremekten başka hiçbir şey yapamıyordu. ‘’ Benim kızım olduğun için teşekkür ederim. Ölmediğin için teşekkür ederim. Alex seni bana emanet etti. Seni güvende tutmam, seni büyütmem benim görevimdi. Ve benim ölümüm ile güvende olacaksın artık. ‘’ Dedikleri ile kaş çatışım derinleşirken kafasını kaldırdı ve hızla boynunu çevirdi. Hançerim boğazını keserken yüzüme fışkıran kan ile donakalmış bir şekilde Benjamin’e baktım. Dudakları kıpırdanıp gözlerimin içine bakarken kıpırdayamadan ona bakmaya devam ettim sadece. Kalp atışları önce hızlanıp ardından da git gide yavaşlarken gözlerimi gözlerinden ayırmadım. Dudakları kıpırdanmayı bırakıp hafif bir tebessüm ile kıvrıldı ve bir süre sonra da kalbi durdu. Bitmişti. Her şey bitmişti. Benjamin’in üstünden sarsakça kalkıp cansız bedeninden uzaklaştım. Elimde sıkı sıkıya tuttuğum hançere çevirdim bakışlarımı. Benjamin ölmüştü. Ailemin katledilmesine sebep olan son kişi de ölmüştü. Büyüyü kimin yaptığını bilmiyordum, büyük ihtimalle de öğrenemeyecektim ama ailemi öldürmek - Benjamin dışında – diğerlerinin kendi seçimiydi. Annemi, babamı, abimi benden ayıran, Varon soyunun sonunu getiren herkesi öldürmüştüm. İntikamlarını almıştım. İhanetlerinin bedelini ödetmiştim. Peki, neden hala daha huzura erememiştim? Neden hala daha içimde kocaman bir boşluk vardı? Ruhum neden hala daha acı çekiyordu?  
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE