Kahretsin! Kanatlarımı daha da hızlı çırptım ve RV’yi hedef alan gülleyi engellemek için önüne atıldım. Gülle sol pençeme çarpıp bedenime keskin bir acının yayılmasına sebep olurken kükredim ve RV’yi hedef almış olan deve ejder ateşi gönderdim. RV başka bir dev ile uğraşırken arkasından saldırmaya kalkmıştı embesil. Devin bedeni ejder alevi ile tutuşurken acı bir kükreme gönderdi semaya. Sol pençeme ağırlığımı vermeye çalıştığımda hissettiğim acı yüzünden homurdandım. Anlaşılan savaşa uçarak devam etmek zorunda kalacaktım. Devden bakışlarımı savaşa çevirdim ve herkesin kendi derdinde olduğunu görünce konuşmaya başladım.
‘’ Böyle işe yaramayacak RV, sırtıma çık. Savaşa yukarıdan devam etmek zorundayım ama sen aşağıda güven – ha? ‘’ Arkamda olması gereken RV’yi ortalıkta göremeyince hızla etrafıma bakındım. Yelemin çekiştirilmesi ve ardından duyduğum homurdanma ile kaşlarımı çatıp kafamı arkama çevirdim.
‘’ Hareket edip durmasana! Sırtına çıkmaya çalışıyorum şurada. ‘’ RV’nin kızıl yeleme sıkı sıkıya tutunarak bedenini yukarıya çektiğini görünce gözlerimi devirdim. Yelemi biraz fazla çekince dişlerimi birbirine bastırdım ve o sırada bana doğru elinde kocaman bir kütük ile gelen deve kuyruğumu savurdum. Bedeni havalanıp başka bir deve çarptığında bir kuyruk ile iki dev diye düşünerek sırıttım. Yelemin tekrar çekiştirilmesi ile burnumdan siyah dumanlar çıkararak RV’ye çevirdim kafamı. O ne yapıyordu öyle?
‘’ Sana eyer mi alsak? ‘’ Yelem ile kendi bedenini sağlama almak için belini saran bir örgü örerken mırıldanmıştı. Gerçekten mi? Saç örmenin sırası mıydı? Bir saniye ne?
‘’ Sen ne dedin? Eyer mi? Neyim ben, at mı? ‘’ RV gözlerini bana çıkarıp omuz silkti ve yelemin iki ucunu birbirine sıkıca bağladı. Topuğu ile gövdemin sağ tarafına vurup ‘ Deh! ‘ dediğinde ona ejder alevi fırlatmak için derin bir nefes aldım.
‘’ Destiny! Dikkat et! ‘’ RV’nin sağ elinin işaret parmağı ile gösterdiği yöne döndüğümde bana doğru gelen balta görmem ile kanatlarımı çırptım ama yeterince hızlı değildim yükselmek için. Devin ayaklarının altındaki toprak birden çöktüğünde sırtımda hissettiğim ürperme ile RV’nin büyü yaptığını anladım. Git gide yükselip aramıza yeni katılan Elf Norman’ın kendinden kat be kat büyük bir dev yüzünden zorlandığını görmem ile ona doğru uçtum. Pençem ile devin kafasını kavrayıp çevirerek gövdesinden ayırdığımda Norman bana şok içinde bakmıştı. Ona ejderha dişlerimi göstererek sırıttım.
‘’ Solunda Destiny! ‘’ RV’nin sırtımdan bağırması ile dönmeden kuyruğumu soluma doğru savurdum. Kuyruğumda hissettiğim tutuş ile kaşlarımı çatarak oraya döndüm. Dev kuyruğumu sıkıca kavramıştı ve bükmeye çalışıyordu. Canım acımaya başlarken öfkelendiğimi hissettim. Hızla ona doğru bedenimi kıvırıp dişlerimi gövdesine geçirdim. Kafamı iki yana sallayıp bedenini ikiye böldüğümde ağzımda kalan devin bedenini tükürdüm. Tatları gerçekten iğrençti. Sanki antrenmandan sonra çıkardığım terli atletim ile çay yapmışım gibi bir tatları vardı. Kuyruğumu kurtardığımda kanatlarımı çırpıp yükseldim ve gökyüzünde saldırabileceğim boşta bir dev var mı diye bakındım.
‘’ Geri çekiliyoruz! ‘’ Devlerin lideri ormanın içinden bağırdığında kaşlarımı çattım ve sesin geldiği yöne doğru dalışa geçtim. Ne geri çekilmesinden bahsediyordu?
‘’ Destiny, ne yapıyorsun? ‘’ RV’nin uçarken oluşturduğum rüzgarı bastırmak için bağırarak sorduğu soru ile kaşlarımı mümkünmüş gibi daha da çattım.
‘’ Ordunun itibarını korkutucu hale getirmeye çalışıyorum. Ordunun adı duyulduğunda herkes korkmalı ve saygı duymalı. Bize karşı savaş açmak için iki kez düşünmeliler. ‘’ Dediklerim ile ağaç dalları arasından devlerin liderini görmeye çalışarak gözlerimi ormanda gezdirdim. Yelemin çekiştirilmesi ile derin bir nefes aldım ve kafamı çevirip RV’ye baktım.
‘’ Destiny, geri çekiliyorlar bırak. Bizim askerlerimizin de durumu iyi değil. Toparlanmalıyız. ‘’ RV’nin dedikleri ile burnumdan soludum ve mantıklı bir şekilde itiraz edebilmek için savaş meydanında gözlerimi gezdirdim. Ordumuzun iyi durumda olduğunu RV’ye söyleyip savaşa devam edebileceğimiz konusunda onu ikna edecektim ama iyi bir durumda değildik. Kahretsin ki ucu ucuna ayakta kalıyordu iki taraf da. Sıkıntı ile derin bir nefes aldım ve burnumdan kara dumanlar çıkarak nefesimi verdim. RV’nin haklı olmasından nefret ediyordum!
***
Büyük bir iştah ile yemeğimi yerken yediğim konserve değil de biftekmiş gibi düşünmeyi tercih ediyordum. Hoş, savaş anında ve bir muharebe alanında olduğumuz için bu bile lüks sayılıyordu şu an için. Herkes bir yerlere dağılmıştı ama nereye gittiklerinden haberim yoktu. Hoş, umurumda da değildi. İlk konservem bittiğinde etrafıma bakındım ve erzak çantalarından birini aradım. Benim erzak için hazırladığım çanta bir dev cesedinin üzerine düşmesi yüzünde içindekiler ile mahvolmuştu. Bir tane konserve kurtarabilmiştim sağlam olarak. Yahu neredeydiler bu erzak çantaları? Ölüyorum açlıktan yahu! Oturduğum taştan kalkıp etrafıma daha dikkatli baktığımda omzumda hissettiğim dokunuş ile gerildim ve geriye uzanıp kolu tuttuğum gibi üstümden fırlattım. Az önce etrafıma bakındığımda kimseyi görememiştim oysa.
‘’ Delirdin mi? Ne yapıyorsun be? ‘’ Richard onu fırlattığım ağaçtan destek alarak kalkarken öfke ile homurdanmıştı. Ona ifadesiz bir surat ile bakıp omuz silktim ve bezmiş bir şekilde konuştum. Ona kaç kere daha anlatacaktım acaba, bana arkadan yaklaşma diye?
‘’ Bir savaş meydanının ortasındayız ve sen bana arkamdan yaklaşıyorsun. Dua et de kılıcım ya da hançerim elimde değildi. ‘’ Dediklerimin ardından bakışlarımı tekrar etrafımda gezdirmeye başladım ve sonunda bulduğum erzak çantalarından biri ile sırıttım. RV elinde tuttuğu çantayı sallayarak bana doğru gelirken bakışları bir bende bir de Richard da dolaşıyordu.
‘’ Yine arkadan mı yaklaştı sana? ‘’ Sorduğu soruyu kafamı aşağı yukarı sallayarak cevapladım ve elindeki çantayı kaptığım gibi az önce oturduğum kayaya gidip kuruldum. İçinden konserve çıkarıp hızla yemeye başladığımda üstümde hissettiğim bakışlar ile kafamı kaldırıp bana bakan ikilide gözlerimi gezdirdim. Neden bana dik dik bakıyorlardı ki? Ağzım dolu iken konuştum ters bir şekilde.
‘’ Ne var? ‘’ İki dakika rahat yemek yiyemeyecek miydim ben yahu? RV dudaklarını büzmüş ve gözlerini kısmış bir şekilde bana bakarken Richard sap sarı olmuş suratı ile bir bana bir de etrafıma bakınıyordu. Yahu ne vardı? Etrafıma bakındım ve tuhaf bir şey görmeye çalıştım ama hiçbir ilginçlik göremeyince tekrar onlara çevirdim bakışlarımı.
‘’ Bir daha aynı soruyu sormayacağım. Konuşun. ‘’ Dediklerim ile Richard sap sarı olmuş suratı ile geri geri gitti ve ardından arkasını dönüp yürümeye başladı. Richard’dan bakışlarımı RV’ye çevirdim şaşkınca. Neler oluyordu be? Ona açıklaması için bakarken o, derin bir nefes aldı ve omuzlarını silkerek gözlerini üzerimde gezdirdi.
‘’ Üstün başın kan içinde ve etrafında bir sürü ceset, hatta uzuvlar ve organlar var. Sen ise aralarında oturmuş iştah ile yemek yiyorsun. Olan bu. ‘’ RV’nin dedikleri ile baygın bakışlar ile ona baktım.
‘’ Eee? Ne var bunda yani? ‘’ Sorduğum soru ile gözlerini devirdi ve kollarını göğsünde birleştirdi.
‘’ Destiny, savaş biteli on dakika falan ancak oldu ve herkes üstünü başını temizlemek için bir yerlere dağıldı. Sen ise hiçbir şeyi umursamadan burada saçların, kıyafetlerin, yüzün kan ve is içinde yemek yiyorsun. Eee, tabi herkesin midesi senin kadar güçlü değil. ‘’ RV’nin dedikleri ile gözlerimi devirdim ve karın ağrılarının sebebini anlayarak yemeğime kaldığım yerden devam ettim. Savaş zamanında öncelikler normal zamana göre farklı olurdu. Ben de önceliklerime göre davranıyordum sonuçta. Ağzıma kocaman bir lokma alıp çiğnerken bakışlarımı RV’ye çıkardım. Demek etrafta kimseyi göremememin sebebi buydu. Gerçekten de herkes temizlenmeye gitmişti. RV üstündeki kıyafetlerini değiştirmiş ve saçlarını bile temizlemişti. Yemek gibi önemli bir ihtiyaç varken neden böyle boş işler ile uğraşıyorlardı ki?
RV yanıma gelip üstten aşağıya bana baktığında soran bakışlarımı ona çıkardım. Ağzında yine ne bakla vardı acaba? Zaten savaş hiç istemediğim bir şekilde sonlanmıştı. Devlerin geri çekilmesi hiç hoşuma gitmemişti.
‘’ Destiny, uzun zamandır bir şey düşünüyorum. Farkında mısın bilmiyorum ama sen artık eski sen değilsin. ‘’ Dedikleri ile kaşlarımı çattım. Bu ne demek oluyordu ki şimdi? Ne demek eski ben değildim? Bence gayet de bendim. Hatta çok daha iyisiydim. Daha güçlü, daha hızlı, daha cesurdum. Kendimi hiç olmadığım kadar yenilmez hissediyordum. Durdurulamaz.
‘’ Ben de bir değişiklik yok RV. Hatta çok iyiyim. ‘’ RV dediklerim ile kaşlarını çatıp kafasını iki yana salladı.
‘’ Son bir haftadır kaç saat uyudun Destiny? ‘’ RV’nin sorduğu soru ile kaş çatışım daha da derinleşti. Konunun bunun ile ne alakası vardı? Yani uyku ile benim ben olmamam düşüncesi arasında ne gibi bir bağ olabilirdi ki?
‘’ Ne alaka RV? Alt tarafı kendimi geliştirmek için uyuyamadığım zamanlarda antrenman yapıyorum. ‘’ Dediklerim ile RV bilmiş bir şekilde gülümsedi. Bu gülüşü hiç sevmemiştim. Kollarını göğsünde birleştirip tüm ağırlığını sol ayağı üstüne vermişti.
‘’ Uyuyamamanın sebebi gördüğün kabuslar. Ağlayarak uyanıyorsun, sen sanıyorsun ki ben farkında değilim. Ama her şeyin farkındayım Destiny. ‘’ Ağzımı açıp itiraz edecektim ki bana öyle bir bakış attı ki dudaklarımı birbirine bastırdım. Böyle öldürücü bakışlar atınca da susmam gerektiğini öğrenmiştim onun ile geçirdiğim birkaç yılda. Açıkçası ürkmedim desem yalan olurdu. Bu kızın böyle delici bakışlar attığı zamanlar çift kişilik bir karakter taşıdığına emin oluyordum.