Görevli Balayı😄💕

1690 Kelimeler
İSRA Sabah yatağa yapışmış bir şekilde uyandım. Adım atacak derman bırakmamıştı. Azgın kocam kaç posta geçti üstümden hatırlamıyorum. Bacak aramdaki sızıyla Miran'ın koluna bir çimdik attım. "Günaydın karıcım, çimcikleyerek uyandırmak evliliğin ilk kuralı galiba," dedi sırıtarak. "Hayır kocam, kadınlığım sızlıyor senin yüzünden. Rahat bir hafta yürüyemem ben yaaa." "Oyy, kıyamam ben bebeğime, çok mu acıyor?" diyip okşamaya başladı. "Eğer rahat durursan geçer zaar." "Kahkaha atıp öpücüklere boğdu, yerim seni fıstığım." "Ya Miran, yeme azıcık, aç dur." "Tamam söz, bugün dinlenmene izin vereceğim." "Allah razı olsun kocam yaa." "Tamam, hadi güzel bir kahvaltı yapalım, ardından sana bir sürprizim var." "Yaa, ne sürprizi Miran, ne yapacaksın?" "Adı üzerinde sürpriz, güzelim, hadi kalk," diyip kucakladı, banyoya götürüp elimi yüzümü yıkadı, bebekmişim gibi ilgilendi benimle. Daha sonra üzerimizi giyinip kahvaltıya indik. Muhteşem Mardin manzarası eşliğinde serpme köy kahvaltısı hazırdı. Ekmeğe kaymak ve bal sürüp yedirdi. Ben de ona sürüp yedirdim. Arada arsız bakışlar atıp gülümsüyordu. Kahvaltımızı yapıp eşyalarımızı alıp otelden çıktık. "Güzelim, önce konağa uğrayalım, sonra sürprize uçacağız." "Uçacağız derken, gidince görürsün," diyerek göz kırptı. Daha fazla sorgulamadım; Miran kafaya bir şey koyduysa kesinlikle yapardı. Konağa girdiğimizde herkes avluda toplanmış, kahve içiyordu. "Ooo, çifte kumru aşık evli çiftimiz de teşrif etti," dedi Mirza. "Zevzeklik yapma, Mirza," diye uyardı Miran. "Hoş geldiniz, oğlum," dedi Sevde annem; ardından Seyhan sultanım da sevgiyle, "Hoş geldiniz çocuklarım," dedi. Hepsi bizim gibi mutluydu. "Kahvaltı yaptınız mı?" dedi Sevde annem. "Yaptık anne," dedim gülümseyerek. "Oh, afiyet olsun. Gelinime iyi bak, sıpa," diyerek Miran'a ayar geçmeyi de ihmal etmedi. "Pabucum dama atıldı valla ha !! Ama bakarım anam, ben karıma, için rahat olsun." Seyhan sultanda boş duru mu?"Dünürüm, yüklenme oğluma; koca kız baksın başının çaresine," derken kahkaha attım; anlaşılan roller değişmişti. "Hah, bunlardan bize sıra gelmez ha," dedi Mirza. Miran:"Kıskanma koçum, kendine birini bul; o zaman sen de bu konuma gelirsin." Mirza:Yüzünü ekşitip, "Biz senin gibi şanslı değiliz be abi; buldun yengem gibi melek kızı konuşursun." Miran çapkınca göz kırparak, "Melektir benim karım, neyse koçum, bulursun bakalım nasibini,”dedi. Miran:Bu arada biz gidiyoruz millet!!size uğrayıp hem vedalaşalım hem de eşyaları bırakalım diye uğradık. "Seyhan annem, sen birkaç gün daha kal istersen, birlikte döneriz Ankara’ya, olur mu?" "Annem,yok oğlum; işlerim var, siz gelirsiniz, ben de bugün döneceğim bizimkilerle." "Ama dünürüm, böyle anlaşmadıydık," dedi Sevde annem üzülerek. "Gelirim dünürüm; hem artık sıra sizde, hem sözünü unutma, seninle işlerimiz var dedi koluna girerek.İki dünür bir kurnazlık peşindeydi, ya bakalım çıkar kokusu." "Miran, tamam o halde, bize müsaade," dedi, elimden tutup beni de kaldırdı. O sırada iki bavulla aşağı Zehra ve Mina indi. "Abi bunları unutma" diyerek yanımıza geldiler. "Hah, seviyorum sizi kızlar, harikasınız!" "Miran, bunlar ne hayatım?" "Balayı bavullarımız, karıcım, sen yorulma diye bunlara söyledim." Zehra ve Mina kollarını birleştirip bunlar !!!! Diye cırladılar. Miran, kafasına vurarak;"Ahh eşek kafam, bu dünya tatlısı kardeşim ve canım baldızım bizim için hazırladılar, güzelim." Zehra:"Hah, şöyle yola gel Enişte, ayrıca çıkar bakalım bahşişi, yok öyle bedava iş!" Miran kahkaha atıp cebinden biraz para çıkardı, ikisine de biraz verip, "Alın bakalım, elinize sağlık," dedi. İkisinde parayı yüzlerine sürerken, Miran:"Hadi bize müsaade" diyerek elimden çekiştirdi. "Sevde annem, oğlum, yavaş, acelen ne, anlamıyorum ki.. Miran: anacım, uçak kaçacak!" "Ah Miran, madem daha önce söyleseydin ya, oyalanmazdık bu kadar," dedim. "Olsun güzelim, hadi görüşürüz millet" diyerek çıktık. Mirza, bavullara yardım edip arabaya bıraktı. Mirza:"Hadi yolunuz açık olsun, varınca haber verin abi." "Bulursan bana da bir kız alın, gelin." "Manavdan domates mi alıyoruz? Puşt, o nasıl tabir? Siktir git, kendin bul kızı!" "Mirza, aman be, sana da hiç şaka yapılmıyor !" Miran başını senden adam olmaz der gibi sallayıp, "Hadi görüşürüz," dedi. Kapıdaki ailemize el sallayıp yola çıktık. "Miran, nereye gidiyoruz?" "Sürpriz karıcım ama seveceksin." "Yanımda sen olduktan sonra her yeri severim ben." "Ben sana kurban olurum, bal tanem," diyip elimi öptü. ** Havalimanına geldiğimizde özel jet olan kısma geçince kısa çaplı bir şok yaşadım. Miran, düşündüğüm şeyi yapmadın değil mi? Yok balım, ben değil, Fatih Karadağ sağ olsun, o ayarladı. Ben garip memur maaşıyla anca balayımızı ayarladım, güzelim diyip göz kırptı. Şaşkınlıkla ağzım açık kalmıştı. Adamla bizzat tanışmadım ama baya cömert bir arkadaşmış doğrusu. Bazen sorgulamamak ve anı yaşamak gerekiyordu, ben de aynen öyle yaptım, kocamın elini sımsıkı tutarak uçağa bindim. 4 gün önce .. Miran Kenan Albaya çıktığımı haber vermek ve düğüne bir kez daha davet etmek için odasına gitmiştim. Kapısını tıklayıp "gel" komutunu duyunca girdim. Selam verip, "Komutanım, ben çıkıyorum, malum iznim başlıyor. Bir kez daha düğünüme buyurun gelin" demek için gelmiştim. "Gel Miran, geç otur aslanım, ben de seni çağıracaktım, isabet oldu." "Hayırdır komutanım, bir sorun mu var?" "Aslında var ama bunu senden istemem, şu durumda ne kadar doğru emin olamıyorum." "O ne demek komutanım, emredin." "Oğlum, düğünün var ve hakkın olan izni kullanıyorsun. Fakat işler biraz karışık. Görev ve vatan her şeyden önce gelir, gerekiyorsa ertelerim düğünü de izni de." Kenan Albay: "Hayır hayır, erteleyecek bir durum yok aslında Çift dikişle halledilir dedi," gülümseyerek. Anlamaz gözlerle komutanıma baktım. "Nasıl yani komutanım?" Kenan Albay: "Hem balayı hem iş aslanım, balayı çifti olarak gideceksiniz. Tsk’ya ait olan dosyayı kapmaya çalışacaksınız. Kolay olmayacak çünkü adamın güvenini sağlamanız gerekecek." "Komutanım, affınıza sığınarak sormak istiyorum, biz nereye gideceğiz ve görev tam olarak nedir?" Komutan kahkaha atıp, "Ulan izinde bari rahat bırak demiyorsun, nasıl bir adamsın sen Miran. Oğlum, seninle gurur duyuyorum." "Sağ olun komutanım, evet nedir görev?" "Karşımızdaki adam Süha Danyel, Orta Asya’nın kilit adamı. Ülkeler arasında yapılan gizli anlaşmalar bu adamın elinde. Bize lazım olan ise İran ile İsrail’in Türkiye üzerine yaptığı anlaşma. Bize lazım olan belgede tam olarak bu adamda. Belgeleri yanından ayırmıyor. Ağır romantik, eşiyle ikinci kez yeniden evlenmişler ve ikinci balayına çıkıyorlar. Bu da benim aklıma sizi getirdi. Sizin düğün ve balayının çakışması da güzel bir tesadüf oldu, bu yüzden senden rica ettim. Sen ve İsra, bu adamın güvenini kazanıp o dosyanın içeriğine ulaşacaksınız ." -Peki, güvenini nasıl kazanacağız, komutanım? -Orası sizin yetenekli oyunculuğunuza kalmış, yüzbaşı. Edinilen bilgiler arasında Süha karısını kıskançlık yüzünden kaybetmiş aşırı kıskanç bir adam olduğu için karısını sanırım bunaltmış ve ayrılmışlar. Sonra yeniden evlenmişler. Bu bilgiyi elinize bırakıp gerisini sizin hayal gücünüze bırakıyorum. -Anlaşıldı, komutanım. Ben gerekeni yapacağım ama Isra’ya düğünden sonra söyleyeceğim. Küçük bir sürprizim olacak, görev için bana kızmayacağına eminim. Durumu anlattığımda eminim üstün zekasıyla bana yardımcı olacaktır. -Eminim, yüzbaşı. O zaman şimdi git, geri kalan prosedürü ben hallederim; uçak, otel vs. işlerini ben de hallederim. -Komutanım, siz sadece oteli halledin, gerisi bende. -Pekala, kolay gelsin. Önünde düğün süreci var. Ayrıca kızımıza gözün gibi bakacağından şüphem yok. Lakin üzme şeker kızımı, üzersen ben de seni üzerim. -Eyvallah, komutanım. Görüşmek üzere diyip asker selamını verip yanından ayrıldım. Öncelik bu seferlik düğünümdü ama süpriz için birkaç yardım gerekiyordu. Telefonu elime alıp Fatih’i aradım. Fatih Karadağ: Ooo, yüzbaşı! Aklına gelebilirdik, ne hayırsız çıktın oğlum. Düğün davetiyesini bile elin adamıyla gönderiyorsun. -Haklısın kardeşim işleri az çok biliyorsun. Sana bir teşekkür bile edemedim ama borcum olsun. En yakın zamanda bir aile yemeğinde buluşalım inşallah. -Eyvallah kardeşim. -Fatih, sana yine işim düştü. -Söyle kardeşim. -Bana bir özel uçak lazım; hem iş hem aşk, diyeyim sen anla. Fatih: Hallederiz, sana ne zaman lazım, sen onu söyle. -Düğünün ertesi günü ama biraz bizim hizmette olması gerekiyor uçağın, ayarlayabilir misin? -Tamam, oldu, bil. -Kralsın, sana olan borcum katlanıyor. -Borç yok kardeşim, sizler bizim mihenk taşımızsınız. Size yardım, vatana yardım. Kolay gelsin, düğünde görüşürüz. -Görüşürüz kardeşim, diyerek kapattım telefonu. Hayatta en önemli şeylerden biri de iyi dostlar biriktirmekti; ben de bu konuda şanslı bir piçtim. 😎 Şimdiki zaman.. Uçağa bindiğimizde balımın gözleri mutlulukla ışıldıyordu. Görevi öğrendiğinde ne tepki vereceğini az çok tahmin ediyordum ama azıcık kızabilir miydi, emin değilim. Yanına oturup sıkıca tuttum ellerini. Aşkım, sana sürprizlerimden biri özel uçaktı ama bir sürprizim daha var ama bu senin için sürpriz de olmayabilir. - Miran, ne oluyor kocam? Kaç gündür bir şey var artık ne olduğunu söyler misin? - İşte bu yüzden iyi ki seni seçmişim, beni mimiklerimden bile tanıyorsun güzel karım. Aslında benim aklımda tamamen başka bir balayı konsepti vardı; tamamen baş başa olacağımız bir tatil. Fakat Kenan Albay’ın ricasını geri çeviremedim. Şimdi hem balayı yapacağız hem de ülkemiz için önemli bir görevde olacağız. - Nasıl yani, balayına değil de göreve mi gidiyoruz? dedi suratını asarak. - Hah, işte bunu beklemiyordum. Aşkım, özür dilerim, ben senin de mutlu olacağını düşünmüştüm. Görev aşkına güvenerek kabul ettim aslında. - Yaa, ne demezsin, çok mutlu oldum, dedi. Balayına değil de görevmiş, sürpriz peh! İlk kez bu kadar tepkiliydi. Bal tanem, tekrar özür dilerim, istemiyorsan geri dönebiliriz, başkasına devrederim, albay anlayışla karşılar, senin üzülmeni istemez. - Hah, her şeyi ayarlamışsın, geri dönelim diyorsun Miran. İsran'ın bu tavrına gerçekten şaşırmıştım, onun da haklı olduğunu düşündüğüm için arada kalmıştım. Dediğim gibi balım, zorlayamam seni. Neyse, ben pilota söyleyeyim, geri dönelim. Senin mutsuz olduğun bir şeyi yapmam ama bana verilen görevi de yarı yolda bırakamam, başka bir yol bulacağım. Tam kalkıp gideceğim sırada kolumdan tutup kahkaha attı. - Yaaa, koca ayım, nasılda kıvrandın sen öyle! Şaka yapıyorum, bitanem. Sen ne zaman benim görevden kaçtığımı gördün ya da kendi mutluluğum için görevden vazgeçtiğimi? Rahat bir nefes aldım, bir an ciddi olduğunu düşündüm. Yavrum, sen nasıl rol yapıyorsun öyle, yaaa? - Eee, bu da benim başarım, kocacım, diyerek yanağımdan makas aldı. - Neyse, dedi ciddileşerek, anlat bakalım neymiş görevimiz. Arkama yaslanıp görevi anlattım. İsra: Hımm, bir düşünelim, bu adam ve karısıyla nasıl yakınlık kuracağız? Kıskançlık elimizdeki anahtar. O zaman anahtarı kullanacağız, kocam. Bu adam kıskançlık yüzünden çok sevdiği karısını bir kez kaybetmiş ve seven başka bir adamın kaybetmesine izin vermez. Ee, sen de beni uçan sinekten bile kıskandığına göre bu konuda rol yapmakta zorlanmassın. Akıl küpü karım, nasıl bir plan kurdun? Detaylı anlatır mısın? Kocan mala bağladı, anlayamıyorum söylediklerini. İsra: Şöyle ki, kocam, önce biz aşkımızı bu çiftin gözüne sokacağız. Daha sonra kıskançlık krizine gireceksin ve ayrılığın eşiğine geleceğiz. Tabii ki sevgili çiftimiz kendi ayrılıklarını düşünüp bize yardım edecek. -Ya dikkat çekmezsek, bizi umursamazlarsa ne olacak, balım? O zaman b planını devreye sokacağız ama şu an için bir b planım yok. Onu o zaman düşürürüz, kocam, diyip sulu bir öpücük bıraktı yanağıma. Akıl küpüm, şimdilik görevi askıya alabiliriz. Şu an uçakta yalnız sayılırız veee benim aklımda ikimiz için müthiş bir planım var. Hımmm, neymiş o plan? Gel, göstereyim, diyip kucakladım. Bal tanemi, gerisini inince düşünürdük. Balayı görevimiz şu an itibarıyla başlamıştı…
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE