64

641 Kelimeler
Yemeklerini yedikten sonra Damla, İmral ve Çakır geceyi geçirecekleri odalarına geçtiler. İmral havlu ve kıyafetlerini aldıktan sonra duş almak için banyoya gitti. Tam kapının kolunu tutmuş çeviriyordu ki arkasından bir elin onu geriye doğru çektiğini hissetti ve bir kaç adım geriye doğru sendeledi. Arkasındaki el Damla'nın eliydi. Damla ondan önce duşa girmek için yine hile yapmıştı. İmral büyük bir tepki vermedi. Güldü ve geçti. Odasına geri dönerken Çakır'ın kapısının önünden geçerken göz göze geldiler. "Damla seni geriye çekip senden önce banyoya girdi değil mi?" İmral hafif gülümseyerek cevap verdi. "Evet, malesef. Klasik Damla." Çakır da güldü. "Evet haklısın. Klasik Damla." Çakır İmral'in gözlerinin içine bakıp "Gelsene İmral, otur. Konuşalım biraz. Sohbet edelim. Çok uzun süredir konuşmuyoruz seninle. Eskiden olduğu gibi konuşalım." İmral cevap vermedi Çakır'a ama yanına gidip oturdu Çakır'ın. İmral de Çakır'ı özlemişti. Çünkü birbiri ile iyi anlaşan arkadaşlardı İmral ve Çakır. İmral, Çakır'ın yanına oturduktan sonra hiç konuşmadan durmaya devam etti. Söze Çakır girdi. "Eee, nasılsın?" İmral gülümsedi. "İyiyim Çakır, nasıl olayım içinde bulunduğumuz bu saçma durumda ne kadar iyi olabilirsek o kadar iyiyim." Çakır gülümsedi. "Sevindim İmral senin için. Sabah belkide hayatımızın en zor işlerinden birine kalkışacağız farkındasın değil mi?" dedi. İmral ise "Evet, farkındayım ama sen farkında mısın? Bir değişik konuşuyorsun sanki bildiğin bir şeyler varmış da gizliyormuş gibi konuşuyorsun." diye yanıt verdi. Çakır, İmral'in gözünün içine bakarak, "Yok, hayır. Bir şey bildiğimden falan değil de nedendir bilmiyorum içimde değişik bir his var. Bu işin altından kalkabilecek miyiz, bilmiyorum. Düşünsene İmral, Kayn ve Margarita'nın içinde bulunduğu onca insan birlik olup bu adamları yenememişler. Onların başaramadığı bir şeyi biz nasıl başaracağız onu düşünüyorum sadece. Yoksa bir şey olduğundan ya da bir şey bildiğimden değil. Biraz tedirginim sadece. Hepsi bu." İmral Çakır'ın içinde bulunduğu ruh halinden hoşlanmamıştı ve onu biraz da olsa cesaretlendirmek istedi ama kendisi de çok cesaretli değildi o yüzden ona gaz vermek yerine onunla dürüstçe konuşmak daha mantıklı diye düşündü. "Ne yalan söyleyeyim Çakır ben de en az senin kadar tedirginim. Ne yapacağız, nasıl yapacağız hiçbir fikrim yok. Oraya gidince üslerini bulabilecek miyiz onu bile bilmiyorum. Damla ile savaşmak daha çok içgüdüsel bir şey gibiydi ama bu öyle değil. Burada savaştığımız insanlar bir örgüt ve gerçek silahlar kullanıyorlar. Ufacık bir hatamız senin, benim, Damla'nın, Kayn'ın, Margarita'nın ve diğer bir çok insanın ölümü ile sonuçlanabilir. Bunun olmasını istemiyorum. Bu yüzden bu işi başarmak zorundayız. Tek bildiğim bu. Beni motive eden tek şey de bu." Çakır İmral'in söylediklerinden etkilenmişti. "Keşke senin kadar cesaretli olsam ben de İmral. Her türlü durumda pozitif kalmayı başarabiliyorsun. Her türlü sorunda bir şekilde bir çıkar yol bulmaya çalışıyorsun. Çelikten bir iraden var adeta. Baksana sana yaptığım ihanete rağmen benimle oturmuş burada konuşuyorsun. Beni teselli ediyor, bana cesaret vermeye çalışıyorsun. Sana yaptığım şeyleri asla haketmiyorsun. Özür dilesem bir şey değişir mi bilmiyorum ama özür dilerim. Çok özür dilerim İmral. Keşke zamanı geri alabilsek de yaptığım hataları telafi edebilsem ama elimden gelen hiçbir şey yok maalesef. Sadece sana söyleyebileceğim şey oraya gittiğimizde ne pahasına olursa olsun seni koruyacağım. Kendimden, Damla'dan hatta herkesten vazgeçerim ama senden vazgeçmem. Bunu en içten duygularımla söylüyorum emin olabilirsin." İmral Çakır'ın söylediklerine bir cevap vermedi. Kısa süreli bir bakışma ve sessizlik oluşmuştu ki onu duştan çıkmış Damla bozdu. "Vay, vay, vay. Eski dostlar tekrar buluşmuş da sohbet ediyorlar. Yoksa eski aşıklar mı demeliyim? Bir saniye aşıklar oldu ama eski olmadı sanki. Siz ikiniz hala aşıksınız birbirinize unuttum onu." İmral Damla'nın söylediklerine yanıt olarak "Saçmalamayı kesersen daha mutlu olacağım Damla. Şimdi müsade edersen ben de gidip bir duş almak istiyorum senin gibi. Damla: "Tabii ki, tabii ki müsade ne demek hatta Çakır'ı da al git beraber girin." İmral söylediği karşısında utançtan kıpkırmızı oldu ve hemen köşede duran plastik bir süsü eline aldığı gibi Damla'nın kafasına fırlattı. "Terbiyesiz, gerizekalı" diyip banyonun kapısını hızla kapatıp içeri girdi. Çakır ise Damla ile tek kelime etmeden yatağa uzandı ve hiçbir şey söylemeden kafasındaki düşünceler içinde kayboldu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE