Ertesi gün, sabahın erken saatlerinde şirket binasının önü her zamankinden daha sakindi. Hava kapalıydı; gri bulutlar şehrin üstüne çökmüş, sanki yaklaşan fırtınayı önceden haber veriyordu. Elif toplantı odasına girdiğinde yönetim kurulu çoktan toplanmıştı. Kerem masanın başında oturuyordu. Yüzünde ölçülü bir ifade vardı; ne şaşkın ne de huzursuz görünüyordu. Bu, Elif’in dikkatinden kaçmadı. Baran içeri girdiğinde odadaki hava değişti. Herkes gözlerini ona çevirdi. — Dün akşam gönderdiğim bilgilendirme metnini okuduğunuzu varsayıyorum, dedi Baran, doğrudan konuya girerek. Kerem hafifçe başını salladı. — Oldukça ciddi bir iddia. — İddia değil. Şantaj girişimi. Masadaki üyelerden biri öne eğildi. — Elinizde kanıt var mı? Elif söze girdi. — Montajlanmış bir video ve sahte bir sözle

