Sabah Elif’i uyandıran şey alarm değildi. Uykunun en hafif yerinde, tanıdık olmayan bir farkındalıkla gözlerini açtı. Gece boyunca zihni birkaç kez uyanmış, bedeniyse her seferinde aynı noktaya dönmüştü. Baran’ın dudaklarının bıraktığı iz gerçek değildi ama hissi yerli yerindeydi. Bu, hayal ile hatıra arasındaki o ince çizgiydi. Yatağından kalktığında pencereden içeri soluk bir ışık giriyordu. Hava kapalıydı. Gri, ağır, bastıran bir sabah. Elif aynanın karşısında durduğunda yüzünde alışık olmadığı bir sakinlik gördü. Gerginlik yoktu. Panik de. Sadece netlik vardı. Aşağı indiğinde konak uyanmıştı. Mutfaktan sesler geliyordu. Baran masadaydı. Önünde kahve, yanında açık bir dosya vardı ama okuduğu belliydi; bakışları satırlarda gezmiyordu. Elif içeri girdiğinde başını kaldırdı. Bakışları kı

