bc

Kahpenin Kızı +18

book_age18+
648
TAKİP ET
6.1K
OKU
revenge
dark
love-triangle
contract marriage
HE
fated
forced
opposites attract
second chance
friends to lovers
pregnant
arranged marriage
playboy
badboy
heir/heiress
bxg
scary
bold
secrets
superpower
musclebear
friends with benefits
addiction
brutal
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Azad…

Geçmişte uğradığı ihanetin küllerinden doğmuş, kalbinin kapılarını ebediyen kapatmış, sertliğiyle tanınan genç bir aşiret ağası. Onun için güvenmek, sevmek ya da merhamet göstermek zayıflıkla eşdeğerdi. Her sözü buyruğa, her bakışı cezaya dönüşen bir gücün simgesiydi.

Sevda…

Çocukluğundan beri sevgisiz büyümüş, dış dünyanın renklerini hiç görememiş, masumiyetin ta kendisi. Ona öğretilen tek şey, susmak ve boyun eğmekti. Ama içindeki sessiz çığlık, bir gün özgürlüğe kavuşma hayaliyle yanıp tutuşuyordu.

Bir konağın ağır kapıları kapanırken, iki ayrı dünyanın insanı aynı çatının altında karşı karşıya gelir. Azad’ın taş kesilmiş kalbi, Sevda’nın masum bakışlarıyla sınanırken; Sevda ise kendisini hükmü güçlü, kalbi kırık bir adamın gölgesinde bulur.

İhanetin küllerinden doğan bir adam ile sevgisizliğin sessizliğinde büyüyen bir kız... Artık birbirlerinin en büyük sınavı olacaklardır. Kalpleri ve kaderleri yeniden birlikte mi yazılacak yoksa yolları başka dünyalara mı savrulacaktır?

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
Bölüm 1– Yağmurlu Avlu
BÖLÜM 1 – Yağmurlu Avlu Sevda, yağmurun gökyüzünü paramparça ettiği bir sabahta, büyük bir avlunun içindeki taş evin önünde tir tir titriyordu. İnce yıpranmış pijamaları, vücudunu soğuğa karşı zerre koruyamıyor; soğuk bıçak gibi içine işliyor, her nefes alışında ciğerlerini yakıyordu. Eski pijamalarının ince kumaşı, yağmur damlalarını bir sünger gibi içine çekiyor, bedeni ise çıplakmışcasına üşüyordu. Avlunun taşları yağmurla parlıyor, üzerine düşen her damla küçük halkalar halinde dağılarken Sevda’nın çıplak ayakları suya değdikçe daha da ürperiyordu. Sanki her damla, içinden yeni bir korkuyu uyandırıyordu. Soğuk, adeta her geçen saniye biraz daha fazlalaşıyor vücudunu delip geçiyor, içine işliyor, vücudunun her zerresini donduruyordu. Her nefes alışında göğsü keskin bir ağrıyla inip kalkıyor, soluğu boğazında düğümleniyordu. Çeneleri soğuktan birbirine vuruyordu. O ses, gecenin sessizliğinde yankılanan bir çan gibi kulaklarını tırmalıyordu. Arkasındaki iri yarı adamlar, sanki kaçacak bir yeri varmış gibi tetikte bekliyorlardı. Üzerlerine yağmur damlaları düşse de kımıldamıyor, gözlerini Sevda’dan ayırmıyorlardı. Onların varlığı, Sevda’nın etrafına görünmez bir duvar örüyordu. Kaçacak yeri yoktu; kaçmayı düşünmek bile nafileydi. Yağmur daha da hızlanmış, bedenine küçük vuruşlarla hızla değiyor, daha da üşümesine sebep oluyordu. Her damla, bir darbeymiş gibi canını yakıyordu. Gördüğü bu manzaranın, bu hissin bir düş olup olmadığından emin bile değildi. En son hatırladığı; kardeşlerini yatırdıktan sonra pijamalarını giymiş ve yatağa girmiş olduğuydu. Kardeşlerinin huzurlu nefes alışlarını dinleyerek uykuya dalmış, kendini güvenli hissetmişti. Oysa şimdi, uykudan çok daha korkunç bir kâbusun içindeydi. Ağır ağır gözlerini kapattı. Bu yaşadıkları gerçek olamayacak kadar korkutucuydu. Bir an önce gördüğü bu düşten uyanmalıydı. Ama daha da hızlanan yağmur ve hızla çakan bir şimşek, bunların bir rüya olmadığını kanıtlıyordu. Göz kapaklarının ardında bile o ışığın parıltısı yanıyor, kulaklarını sağır eden gök gürültüsü yüreğini titretiyordu. Gürültüyle açılan bir kapının sesiyle irkilerek gözlerini açtı. Demirin gıcırtısı, avlunun taş duvarlarında yankılandı. O ses, Sevda’nın kalbine hançer gibi saplandı. Orta yaşı biraz geçmiş, iri yarı, iyi giyimli bir kadın ve yanında genç bir delikanlı ona doğru yürüyorlardı. Delikanlı, kadına şemsiye tutuyordu. Tam karşısında durup kadın mavi gözlerini Sevda’ya dikti. O gözlerde acıma yoktu; küçümseyen, buz gibi bir nefret vardı. Kadın, Sevda’ya sanki iğrenç bir yaratıkmış gibi bakıyordu. Sevda, gücünün tükenmek üzere olduğunu biliyor, kendini zorlayarak ayakta duruyordu. Kalbi hızla çarpıyor, gözleri bulanıyordu ama yere düşmemek için bütün iradesini kullanıyordu. Kadın sanki tükürürcesine, gür sesiyle bağırarak adamlarına: — O kahpenin kızı bu muymuş? dedi. Sevda, delice korksa da: — Kimse benim anneme kahpe diyemez! diye haykırdı. Yitirdiğini düşündüğü gücü bir anda sanki geri gelmiş gibiydi. Sesi titredi ama kelimeler keskin bir bıçak gibi kadının üzerine saplandı. Kadın hiç istifini bozmamış, Sevda’ya cevap dahi vermemişti. Adamlarına doğru bakıyordu. — Evet hanımım, bu o... Zilan Hanım size iletmemizi istediği sözlü bir mesaj da yolladı. Kadın, “Devam et.” dercesine konuşan adamın lafını kesmeden işaret yaptı. Adam cümlelerine devam etti: — Size karşı mahcupmuş. Sizden almış olduğu parayı ödemek için hiç parası yokmuş ama size minnettarlığını sunmak ve bir nebze olsun onu affetmeniz için kızı Sevda’yı size armağan ediyormuş. Zilan Hanım, ne zaman parası olursa kalan borcu da kapatacağını söyledi. — Yosma Zilan! Hele laflara bak, laflara! Ne çaldığı paradan ne de kendi teklifinden bahsediyor. Sanki kızı biz bulduk, anlaşmayı biz sunduk! Arada güvendiğim biri olmasa, onun sözüyle ne yola çıkarım ne de anlaşma yaparım! Ona dua etsin. -Bak, diye döndü Sevda’ya. — Senin ananı analığında bir kahpe! Kızını nasıl da umursamazcasına veriverdi. Sen cici anneni koru! Buraya ne için getirildiğini biliyor musun? Oğluma damızlık olman için! İnşallah Zilan’ın dediği gibi oğluma erkek evlat verirsin, sütünle onu güzelce besler ve büyütürsün. İşte o zaman dile benden ne dilersen! — Be... ben... diye kekeledi Sevda. Buraya nasıl geldiğimi bile bilmiyorum. Zilan benim sizin dediğiniz gibi üvey annem, ben onun kızı değilim! diye ağlayarak haykırdı. Ben kimseye bir zarar vermedim. Lütfen bırakın beni gideyim, inanın kimseye bir şey söylemem! Kadın onu dinlememiş, eliyle “git işine” gibilerinden işaret yapmıştı. Sevda haykırdı: — Sizi şikâyet edeceğim! Bana bunu yapamazsınız! Kadın hışımla Sevda’ya dönerek: — Elimizde, Zilan’ın ve senin kendi rızanızla yaptığınız imzalı anlaşmanız var. Anlaşma, anlaşmadır! Artık sen bu ailenin, bu aşiretin malısın. Oğlumla da en kısa sürede tanışacaksın! deyip sırtını döndü. Yanındaki gence: — Bunu Havva’ya verin! Sıçana dönmüş! Bir güzel yıkasınlar, üstündeki paçavraları da çöpe atın, Havva!... Sevda’nın son duyduğu buydu. Sonra her şey karanlığa büründü ve olduğu yere, su birikintisinin içine yığılıp kaldı.

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Ayrılan YOLLAR +21

read
187.0K
bc

Sahte Karım

read
386.3K
bc

CEHENNEM MAZGALI+18

read
8.5K
bc

KÜÇÜK AĞA [HALEF +21][KUMA]

read
18.2K
bc

YIRTICI EVLİLİK |+18|

read
173.2K
bc

Köle

read
73.1K
bc

MAFYANIN KADINI +18

read
13.3K

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook