Sabah uyandığımda beni sıkıca saran adamın kolları arasında kımraşmaya çalıştım ama beni saran kolları daha da sıkılaştığında gözlerimi devirmeden yapamadım.
'Meriç' dediğimde bir kaç mırıltıdan sonra gözlerini açmış ve bana bakmaya başlamıştı.
'Efendim güzelim' dediğinde bir an onu uyandırdığıma pişman olmuştum ama sonra kolları arasında ölüm tehlikem olduğunu düşününce vazgeçmiştim.
'Kollarını biraz gevşetmelisin adam' dediğimde gülümseyip beni özgürlüğüme kavuşturmuştu. Kolları arasından çıkıp banyoya girdiğimde elimi ve yüzümü yıkamıştım. Aşağı indiğimde Elisa'nın mutfakta olduğunu görmem ile gülümsedim.
'Günaydın' dediğimde
'Günaydın canım' demişti. Birlikte güzel bir kahvaltı hazırladığımızda diğerlerini uyandırmak için yukarı çıktık. Ben Meriç'i uyandırmak için girdiğimde kaşlarını çatmış telefonla konuşan Meriç ile bende huzursuz olmuştum. Meriç'in bu hali korkunçtu ve bu halini bana fazla göstermiyordu. Meriç beni fark ettiğinde bakışlarını yumuşatmış ve telefonunu kapatmıştı. Kollarını açıp bana baktığında gülümseyip kollarının arasına girdim.
'Günaydın' dediğimde beni kendinden uzaklaştırıp gözlerime baktı.
'Sanırım bir öpücük verirsen günüm aydınlanacak.’ Meriç'in bu halleri ne kadar tatlı olsada küçük bir oyun oynayabilirdim sanırım.
'Haa yani beni görünce günün aydınlanmadı mı' Meriç'in anında çatılan kaşları gülmeme sebep olurken yanaklarını sıktım.
'Şaka yaptım hayatım' dediğimde dudaklarımdan öptü.
'Birincisi güzelim bana her zaman hayatım demelisin. İkincisi ise bu yaptıklarını dışarda falan yapma' dediğinde gözlerimi devirdim.
'Kahvaltı hazır. Hadi aşağı inelim' elinden tutup odadan çıktığımızda abim ve Aden el ele merdivenlerden inerken Uras koşarak yanımıza gelmişti.
'Günaydın hala' dediğinde eğilip onunla aynı boya geldim.
'Günaydın bitanem' dediğimde kıkırdayıp.
'Sanırım ben halamdan günaydın öpücüğü istiyorum' deyip yanağını uzattığında bir öpücük kondurdum.
'Hmm....bir sabah günaydın öpücüğüde ben alabilirmiyim' dediğimde yanaklarımdan öpmüş ve Meriç'e dil çıkartmıştı.
'Lan sıpa' Uras 'babaa' deyip aşağı indiğinde Meriç'e baktım. Onların bu hallerine gülerken Uras'ın abime Meriç'i şikayet etmesi ile kahkahalarım bütün evde yayılmıştı.
İçlerinde bulunan çocuk ruhları bazen onları ele alıyorlardı ve bu onları tatlı gösteriyordu.
'Çok eğlendiniz mi bari Lina Hanım' başımı sallayıp onu onayladığımda yanaklarını da sıkmıştım.
'Linaa' sesinde ki kızgınlıkla kahkaha atıp koşarak aşağı indiğimde bende Uras gibi abimin arkasına saklanmıştım. Meriç abimin karşısına geçtiğinde
'Sen bu işe karışma dostum. Benim arkanda ki şu iki yaramazla işim var' dediğinde abim gülümsedi.
'Ne yaptınız' dediğinde abim bize dönmüştü.
'Ben dil çıkardım baba' diyen Uras'a katılıp
'Bende yanaklarını sıktım abi' dediğimde abim bizi korumaktan vazgeçmiş ve Meriç'in önünden çekilmişti.
'Heyy bu tartışmaya sonra devam edin şimdi kahvaltı zamanı' Aden'in sesi ile Meriç'e haince gülümseyip yanından geçtiğimde çocuksu kıkırtılarımız evi dolduruyordu.
Yıllar sonra bir ailem vardı ve mutluydum.
Beraber güzel bir kahvaltıdan sonra güzel bir film açıp izlemeye başlamıştık. Kollarında olduğun Meriç'in telefonu çaldığında kaşlarını çatıp telefonu açtı.
Telefonda her kimle konuşuyorsa sevmediği belli olan biriydi. Bunu kasılan bedeninden anlayabilirdik. Telefonu kapatıp abimlere baktığında kötü bir şey olduğu belli oluyordu çünkü abim ve Giray abi anlamış gibi başını salladılar.
'İstanbul'a dönüyoruz' dediğinde başımı sallamıştım. Sorsam söylemeyecekti ve ben o söyleyene kadar da bu konuyu açmayacaktım.
Arabaya bindiğimizde başımı camdan tarafa çevirdim. Meriç'in siniri direksiyonu sıkan ellerinden belliydi. Parmak boğumları bembeyaz olmuştu.
'Seni bu kadar sinirlendiren ne' ben daha demin sormayacağım demiştim demi. Ama merakım yine beni ele geçirmişti.
'SUS LİNA' ağızımın payını alıp sustuğumda başımı camdan tarafa çevirmiştim. Bu adamın sinirli hallerini hiç sevmiyordum.
'SAKIN AĞLAMA' diye tekrar bağırdığında sinirlerim iyice bozulmuştu.
'AĞLAYAN MI VAR GERİZEKALI' bakışları yoldan çekip bana baktığında kaşları çatılmış bana bakıyordu. Ona bakmamak adına başımı çevirdim. Oda zaten daha fazla ısrar etmeden yola dönmüştü.
Sessiz bir yolculuktan sonra araba başka bir evin önünde durduğunda Meriç arabadan inip yanıma geldi. Elimi tuttuğunda hızlı bir şekilde karşımda duran beyaz eve girdik. Evin her tarafında korumalar vardı. Biri bize kapıyı açtığında içeri geçmiştik. Camın yanında duran elinde bastonu ile yaşlı adam bize döndüğünde Meriç elimi bırakmış ve adamın önüne gitmişti.
'Baba' dediğinde adamın elini tutmuş ve sarılmıştı. Onun bu hali karşısında şaşırsamda Meriç'in bana anlattığı gerçek aklıma gelmişti. Bu adam abim ve Meriç'i yurttan alıp büyüten kişinin ta kendisiydi.
Adamın yanına gidip elini öptüğümde beni kendine çekip sarılmıştı. Onun bu sıcak halleri karşısında gözlerim dolmuştu. Bu adamda baba sıcaklığı vardı sanki. Seni bütün kötülüklerden koruycakmış gibi.
'Hoşgeldin kızım ailemize' dediğinde gülümsedim. Abimlerde içeri girdiğinde hepsi Kenan babanın elini öpmüştü.
'Baba' Giray abi Kenan babaya baktığında bizi oturma odasında bırakmışlar ve yukarı çıkmışlardı.
'Neler oluyor' dediğimde Aden ve Elisa endişeli gözlerle bana baktı.
'Sanırım yine tehlikedeyiz' dediklerinde kaşlarımı çattım.
'Meriç anlatsa daha iyi Lina. Ya da Miraç'a sor' dediklerinde başımı salladım. Aşağı inen abimler ile abimin karşısına geçtiğimde beni kolları arasına aldı.
'Sadece denileni yap tamam mı güzelim. Meriç sana herşeyi zamanı geldiğinde anlatacak.’ dediğinde başımı salladım.
'İçimde kötü bir his var. Lütfen dikkat et abi' dediğimde başını salladı. Aden abimin yanına gidip sarıldığında bakışlarım Meriç'i buldu ama ona sinirli olduğum için yanına gitmek istemedim ama tam önünde durduğumda belimden tutup beni kendine çekti. Ellerimi boynuna doladığımda kokusunu içime çektim.
'Seni seviyorum meleğim' dediğinde gözlerim dolmuştu. Kötü birşey vardı ve ben bunu bilmiyordum. Sanki bu sarılmaları veda eder gibiydi.
'kendine dikkat et Meriç. Lütfen' boynuma bir öpücük kondurup geri çekildiğinde yüzümü ellerinin arasına aldı.
'Dolmasın o mavilerin hemen' dediğinde başımı salladım. Meriç alnıma bir öpücük kondurdu.
'Seni seviyorum Meriç' gülümseyip ayrıldığında abimlere baktı. Dışarı çıktıklarında Kenan babaya döndü bakışlarım. Çatık kaşları ile karşısında ki adama baktığında
'Evin her tarafına korumalar gelecek. Eğer bu evdeki birinin kılına zarar gelirse hepinizi kurşuna dizerim' dediğinde ürpermiştim. Büyük bir tehlike içinde gibiydik. Kenan babada evden çıktığında Aden ve Elisa arasında gidip geldi gözlerim.
İkiside benden gözlerini kaçırıp yukarı çıktıklarında derin bir nefes aldım ve telefonumu elime aldım. Galeriye girip Meriç'in çekip bana attığı fotoğraflara bakmaya başladım. Her bir fotoğraf karesine bakarken gözlerim dolmuştu. Bu adamı seviyordum ve onu kaybetme düşüncesi bile deli olmam için yeterli bir sebepti.
********
Hava kararmış ve ben hala camın kenarında Meriç ve abimlerin gelmesini beklerken içeri giren onlarca araba ile hemen oturduğum yerden kalktım. Koşarak aşağı inen Aden'lerle buluştuğunda gözüm onlara es geçip kapıyı açtım. Arabadan inen abim ve Giray abi ile kaşlarımı çattığımda abim arka kapıyı açmış ve yarı baygın gözüken Meriç'i dışarı çıkarttığında koşarak yanına gitmiştim. Onu öyle görmemle göz yaşlarım akmaya başlamıştı bile.
'Meriç' benim sesimle bakışları beni bulduğunda yüzünü buruşturdu.
'Ağlama güzelim' dediğinde abimden kollarını çekip bana sarıldı. Sarılışına karşılık verdiğimde ise elime bulaşan sıvı ile korkum daha çok büyümüştü.
'Meriç vurulmuşsun' Meriç'in üstüme yığılan bedeni ile abim ve Giray abi hemen tuttuklarında korkum daha çok büyümüştü.
'Neden hastaneye gitmedi. Neden burda abi'
'Sakin ol Lina. Kurşun sıyırdı sadece. Fazla kan kaybettiği için bayıldı sadece' bu sözler bile içimi rahatmazken onların Meriç'i burda bulunan odasına çıkartmışlardı. Odaya girdiğimde gelen doktorda benimle birlikte girmiş ve Meriç'in omzunda ki yaraya pansuman yapmıştı. Doktor gittikten sonra yatağın kenarına oturup Meriç'i izledim. Yüzü solmuştu. Saçlarına dokunduğumda kımraşsada uyanmamıştı. Ellerim saçında gezinirken eğilip yanağına öpücük kondurdum.
Bu adam içime öyle bir işlemiştiki. Gün geçtikçe daha çok sevesim geliyordu.
Bölüm nasıldı. Ve sizce Meriç'in vurulmas hakkında ne düşünüyorsunuz. Onları neler bekliyor?