Bölüm 21

1140 Kelimeler
İçimde bir mutluluk vardı. Tarif edemediğim duygu ruhuma işlemeye başlamıştı. Kalbim bir kuş olmuş bulutlar üzerinde süzülüyor gibiydi. Ben Meriç Arslanoğlu'nu seviyordum. 'Lina' Meriç'in kolları arasında ki bedenimi ondan biraz uzaklaştırıp yüzüne baktım. Meriç yüzündeki gülümseme ile bana baktığında bende gülümsedim. 'Burnum kızardı demi' dediğimde başını salladı. Ellerini birbirine sürtüp donmuş burnuma getirdiğinde gülümsedim. Ama burnumun bu şekilde ısınmayacağını anladığı için vazgeçip elimden tutmuş ve yeniden eve gelmiştik. Odama geçip direk pijamalarımı giydiğimde Meriç'in odasının önüne geldim. Kapıyı tıklattığımda sesin içerden gelmesi gerekirken hemen arkamdan gelmesi ile yerimde sıçradım. Meriç ise bu halime kahkaha atarken gülüşünü izledim hiç sesimi çıkartmadan bir anda gelen cesaretle dudaklarından öptüğümde gülüşü solmuş ve şaşkın gözleri beni bulmuştu. 'Güzelim ben bugün daha fazla şaşırmadan uyumak istiyorum' dediğinde belimden tutmuş ve odasına girmemizi sağlamıştı. Onun kolları arasında yerime aldığımda bu gece yüzünde hiö solmayan gülümsemesi ile gözlerimin en derinlerine işlemişti. Sabah yüzümde gezinen ellerle gözlerimi açtığımda Meriç bana gülümseyerek bakıyordu. 'Uyandığına göre çabuk hazırlan gidiyoruz. ' Meriç başka bir şey daha demeden banyoya girdiğinde arkasından bakakalmıştım. 'Nereye gidiyoruz bari onu söyle' 'Bir yolculuk yapıcaz. Rahat olman daha iyi olur güzelim' Meriç'in bu hallerine aldırmadan kendi kaldığım odaya geldiğimde kıyafet odasına girip üzerime siyah eşofman takımını giyip saçlarımı at kuyruğu yaptım. Odadan çıktığımda saçlarını düzeltip ıslık çalarak aşağı inen Meriç ile gülümsedim. Mutluluğu her şekilde belli oluyordu ve onun bu hali benide gülümsetiyordu. Merdivenlerden aşağı inip Meriç'in yanına gittiğimde montunu giyen Meriç benim montumuda almış ve giymeme yardım etmişti. 'Nereye gidiceğimizi söylemiycek misin? ' başını iki yana salladığında ofladım. Bu kadar gizemli davranmak zorundamıydı cidden. Yola çıktığımızda bakışlarımı Meriç'e dondurdum. Araba sürerken ciddi yüz ifadesi gülümsememe neden olmuştu. 'Güzelim beni izlemek istemeni anlıyorum ama eğer sıkılırsan arkada okumak için kitap var. Ve kahvaltı yapmadan yola çıktık. Arkada tost ve meyve suyu var onları al.' bu adamın bu kadar şeyi ne ara düşündüğünü sorgulamadan arkadan bir tost ve meyve suyu aldığımda tosttan ısırması içim Meriç'e uzattım. 'Sende yememişsindir şundan ısır' dediğimde Meriç tostan kocaman bir ısırık aldığında hemen elimdeki meyve suyundan içmesi içim uzattım. Beraber yediğimiz tostlar ve meyve sularından sonra kitabımı aldığımda koltuğumu biraz yatırıp ayaklarımı kendime çektim. Rahat bir pozisyona geldiğimde kitabı okumaya başlamıştım bile. Uzun bir yolculuk sonunda geldiğimiz yer bir dağa eviydi ve harika gözüktüğü kesindi. Karların arasında kalmış bu ev uzaktan bile o kadar huzur dolu gözüküyordu ki hayranlıkla bakmama sebep olmuştu. 'Meriç burası harika' hemen kollarımı sevdiğim adamın boynuna doladığımda kokusunun kaynağına ulaşmıştım yine. 'Hadi içeri girelim' Meriç'in elini tutup dağ evine doğru yürüdüğümüzde attığımız her adımda biraz daha kara batıyorduk. Güle güle içeri geçtiğimizde hemen şöminenin başına geçtim. 'Gelmeden önce adamlarıma evi temizletmelerimi ve şömineyi yakmalarını söylemiştim' bu adam beni o kadar iyi tanıyorduki. Ne söyleyeceğimi anlayabiliyordu. Bakışlarım evi bulduğunda içerisinin çok güzel bir şekilde dekore edildiği belli oluyordu. Hemen evi gezmeye başladığımda üst kata çıktım. Evin bir odasını açtığımda yine siyah bir piano odanın tam ortasında duruyordu. Başka bir odaya girdiğimde gördüğüm şey ise çok çok güzeldi. Yatağın bulunduğu yerin tavanın yarısı camdı. Yani yattığında gözüken bütün manzara göz alıcıydı. 'Beğendin mi' arkamda hissetiğim beden ve hemen ardından Meriç'in karnımda hissetiğim eli ile gülümseyip başımı salladım. 'Çok güzel' dediğimde başını boynuma getirip bir öpücük kondurdu. 'Sen kadar değil' dediğinde gülümsedim. Meriç'in kolları arasında döndüğümde dudaklarına bir öpücük bıraktım. 'Dışarı çıkalım mı? ' dediğimde başını sallamış ve elimden tutmuştu. Aşağı indiğimizde montunu ve eldivenlerimi takıp dışarı çıktık. Karların arasında koşmaya başladığım da Meriç'te bu halime gülmeye başlamıştı. Elime bir kar alıp Meriç'e attığımda isabet ettirememiştim. O ise her attığı kar topunu isabet ettirdiğinde sinirlerim bozulmuştu. 'Meriç yaa' dediğimde gülümseyip üzerime gelmeye başladı. Ondan kaçmaya çalıştığımda ise üzerine düşmüştüm. Ve karda yuvarlanmaya başlamıştık. Bu halimize ikimizde kahkahalarla gülerken gelen fotoğraf çekme sesi ile karşıma baktım. Abimler ve tanımadığım bir erkek ve kadınla şaşırmıştım. Onlar bizim bu halimize gülerek bakarlarken Meriç'in üstünden kalkıp Meriç'inde kalkması ile onların yanına gelmiştik. 'Hoşgeldiniz abi' dediğimde kızarmış burnumu sıkıp 'Hoşbulduk güzelim' dediğinde Meriç tanımadığı o adamla samimi bir şekilde sarılmıştı. 'Güzelim bu bizim tek dostumu olan Giray Yalın' dediğinde gülümsedim. Adamda sert yüz hatlarında oluşan sıcak gülümseme ile bana baktığında beni kendine çekip sarılmıştı. Ondan ayrıldığımda ise yanında bulunan kadın ise 'Bende Elisa Yalın' dediğinde gülümsedim. 'Memnun oldum' dediğimde elimi uzatmıştım ama bana sarılmıştı. Bende sarılışına karşılık verdiğimde arabadan inen Uras uykulu gözleri ile etrafa bakıp beni gördüğü gibi kucağıma gelmek için kollarını uzatmıştı. Onun bu haline gülümseyip kucağıma aldığımda başını omzuma koymuştu. 'Şuna bak ya halasını görünce beni unutuyor resmen çocuk' diyen Aden'e gülümsedim. 'Hadi eve girelim üşüdük' diyen Meriç'e başımızı salladığımızda kucağımdan Uras'ı almış ve diğer eli ile elimi tutmuştu. Ve Giray Yalın arabasından uyuduğu her halinden belli olan küçük kız çocuğunu aldığında şaşırsamda bu güzel aile tablosu içimi ısıtmıştı. Eve girdiğimizde abim Meriç'in kucağından Uras'ı almış ve burda kalıcakları odaya yatırmıştı. Ben ise Giray ve Elisa çiftinin küçük kızları Mira'yı seviyordum. Minik kızları o kadar tatlıydı ki. Annesine benzeyen sarı saçları ve yeşil gözleri ile çok güzel bir kız çocuğuydu. 'Sanırım benden çok kızımı sevdin darılıyorum ama' Elisa alınmış gibi yapıp Lina'ya baktığında Lina onun bu haline gülümseyip kucağında ki Mira'yı yanında oturan Meriç'in kucağına bırakıp Elisa'nın yanına gidip sarıldı. 'Sana böyle hissetirdiysem özürdilerim. Ben sadece yeni tanıştığım insanlara karşı yakın olamıyorum' Elisa yüzünde ki gülümseme ile bana baktığında bende gülümsedim. 'Lan oğlum kızımı nasıl tutuyon yaa. Bir de iki tane yeğenin var' Giray Mira'yı Meriç'in kucağından aldığında onların bu hallerine gülmeden edemedim. 'Hiçte bile oğlum sen fazla pipiriklisin. Uras küçükken gayette güzel tutuyordu oğlumu' abimin sözü ile buruk bir gülümsemeye dönmüştü yüzümde ki gülümseme. Uras'ın küçüklüğünde yanında olmayı o kadar isterdim ki. En çokta yaşayamadıklarım yaralayacaktı sanırım beni. 'Üzülme be kuzum. Hem artık bizimlesin. İnan o zamanlar yaşadıklarımız seni daha çok üzerdi. O zaman yaşadıklarımız inan çok ağırdı. özellikle abin ve Meriç'in.' Elisa'nın kulağıma fısıldadığı sözlerden sonra gülümsedim. Bugünden sonra mutlu olmalıydık. 'Hadi o zaman yemekleri hazırlayalım biz' ayağa kalkıp kızlarıda kaldırdığımda beraber mutfağa geçmiştik. 'O zaman şöyle yapalım. Daha çabuk işimiz biter. Pilavı sen yap Aden. Fırında tavuk senin Lina. Salatıyıda ben yaparım.' Elisa'yı onayladıktan sonra tavuğu ve diğer malzemeleri alıp fırına vermek için hazırlamaya başladım. Tavuğun herşeyi hazır olduktan sonra fırının derecesini ayarlayıp koydum. Kızlarda çoğunu bitirdiğinde hemen sebzeli çorba yapmak için malzemeleri hazırladım. Bir süre sonra bütün herşey hazır olduğunu sofrayı kurmuş ve erkekleride çağırmıştık. Eğlenceli geçen yemekten sonra biraz televizyon izlemiş ve sonra uyumak için odalara çıkmıştık. Şimdi ise sevdiğim adamın kolları arasında gökyüzüne bakarken biraz daha sokuldum kollarının arasına. 'Beni ne kadar çok seviyorsun Meriç' gözleri gecenin karanlığını bulduğunda 'Ah benim gözünün içine bakarken kendimi kaybettiğim sevdiğim. Beni ne kadar çok seviyorsun diye sorma bana "Dünyalar kadar desem değil" Ben seni bir damla su kadar seviyorum. Muhtaç olduğunda anlarsın' dediğinde gözlerimi kapatıp başımı göğsüne koyup gözlerimi kapattım. Bu adam benim bünyeme zarardı. Bu adamın sevgisi ise kalbime zarardı. Selam millet. Bölüm nasıl yorumlarınızı bekliyorum. Ve bir okuycum Aden ve Miraç'ın hayatını yazmamı istemişti. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE