Öyle yaralar vardı ki. Kabukları hala duran. Tek bir hamle ile yeniden kanamaya başlayan küçük ama acısı büyük. Bedenim bu yaralar ile doluyken nefesim kesiliyordu. O acı boğazıma ellerini dolamıştı. Bu acı her geçen gün benden bir parça alıp gidiyordu. Ruhumu elleri arasında sıkıyordu. Boğuluyordum ama gören yoktu. 'Lina' Meriç yeni uyanmama rağmen beni Kenan babaların evine getirmiş ve tedavimi tamamlamam için odanın birini hastane odasına çevirtmişti. Bu yaşıma kadae bu lükse alışık olmadığım için yaptıkları fazla geliyordu. 'Efendim Meriç' ellerini saçlarımda gezdirip gözlerimin içine baktı. Nefesim kesildi zannettim o an. Bir adamın bakışları bu kadar derin ve anlam yüklü olabilir miydi? Oluyordu demek ki. Onun bana her bakışı nefesimi kesecek derecedeydi. 'Seni

