Bölüm 24

963 Kelimeler
Lina'nın giydiği elbise. Yaşanmışlarım vardı. Bir dilek fenerinin içine koyup boşluğa saldığım. Hiç bir zaman düşünmeyi istemediğim. Hatırlamayı geçtim anlatmak istemediğim gerçekler vardı içinde. Beni her defasında yere düşüren. Diz kapaklarımda kabuk bağlamamış yaramı tekrar kanatan. Bir türlü iyileşemeyen yaralarımla birlikte her defasında ayağa kalkmayı başarmıştım. Tekrar düşüceğimi bile bile vazgeçmemiştim. Sonuna geldiğimde ise ellerimden biri tutup beni ayağa kaldırmıştı. Hiç tanımadığım bir adam beni aşkı ile sarıp sarmalamıştı. Yaralarımı iyileştirmiş, buz tutmuş kalbimi aşkı ile ısıtmıştı. Bu adam beni hayata yeniden bağlamıştı. 'Güzelim' sesi kulaklarımı doldururken gülümsedim. Bu adamın sesi duymak istediğim tek ses, kokusu solumak istediğim tek kokuydu. Başkasınına da zaten o izin vermezdi. Bakışlarım Meriç ile buluştuğunda ağızıma bir bez parçası ile bastırılmış ve ben onu tanıdığım ilk gün gibi bir karanlığa teslim olmuştum. ******** Gözlerimi açtığımda beyaz bir tavan ile karşı karşıya kalmıştım. En son hatırladığım ise Meriç'in beni bayıtmasıydı. Yataktan kalkıp etrafa baktığımda bem beyaz bir odanın içindeydim. Hemen karşımda duran aynada ki notu gördüğümde alıp okumaya başladım. 'Uyandığına göre güzelim. Dolabı aç ve içindeki elbiseyi giy' kaşlarım istemsiz çatılırken Meriç'in napıcağını düşünüp duruyordum. Ne gibi bir fikri vardı acaba. Dolabı açtığımda karşıma çıkan kırmızı uzun elbiseyi aldım. Giyinip aynanın karşısına geçtiğimde güzel göründüğümü farkettim. Makyaj masasının üzerinde bulunan makyaj malzemelerindende makyajımı yaptığımda kaldığım odanın kapısını çaldım. Açılan kapı ile etrafa baktığımda iki tane kız vardı ve bana bakmadan karşılarına bakıyorlardı. Hiç soru sormadan ilerlediğimde karşıma çıkan merdivenler ile heyacanım büyümüştü. Merdiven mumlarla ve kırmızı gül yaprakları ile süslenmişti. Merdivenlerden çıkmaya başladığımda duvarlarda Meriç ve benim resimlerim gözükmeye başlamıştı. Duygusallığım hat safhaya ulaşsada ağlamam gerektiğini kendime hatırlatıp biraz daha ilerledim. Merdivenlerde tavandan sarkıtılan kağıtlardan birini aldığımda açtım. 'Mavi gözlerini seviyorum en çok' yazıyordu. Bir basamak daha çıkıp diğer kağıdı aldığımda onun içindede 'kokunda kayboluyorum' yazıyordu. Gözlerimden bir damla yaş düştüğünde sildim. Bir basamak daha çıktığımda diğer kağıdı aldım. Kağıdı alıp okuduğumda gülümsedim. 'Poğaçalarını seviyorum. Gerçi zehir versen onu da severim' En son kağıda da alıp okuduğumda gözümden yine bir damla yaş düşmüştü.'en çok seni seviyorum ama' Merdivenler bittiğinde yukarı çıktım. Hemen karşımda duran kapıya yöneldiğimde kapıyı açmıştım. Karşımda Meriç bütün büyüleyiciği ile dururken elbisenin el verdiği kadar koşup kollarının arasına girdim. Ve o anda etrafımızda oluşan kalp içinde ki çemberdeydik. Alkış sesleri yükselip etrafımızı kapladığında Meriç gülümseyip beni bıraktı. 'Meleğim. Her zaman sevdiğim ve seveceğim kadın. Kalbimin tek sahibi. Şimdi sana burda destan yazsam yine sana olan aşkımı anlatamam. Ben ki seni çocukluğumdan bu yana kalbimin en hücra köşelerine koydum. Hayallerimde hep sen vardın. Hayatımın geri kalanını senle yaşamak istediğim bir sürü hayal. Her sabah uyandığımda ilk seninle güne gözlerimi açtığım gece ise seninle birlikte gözlerimi kapattığım karanlıklara. Yaşadığım mutlulukları, üzüntüleri en güzel duyguları beraber paylaşacağım güzel kadınım. ' Meriç dizlerinin üstüne çöküp cebinden bir kutu çıkarttığında göz yaşlarımı tutamamıştım artık. Yaşadığım bu duygu o kadar farklıydı ki. Sevdiğim adamdan hiç beklemediğim, hayallerini bile kurmadığım bir evlilik teklifi alıyordum şuan. Meriç'e elimi uzattığımda kaşlarını çatmıştı. Onun yüzüne bakmadan içinde tektaş olan kutu dolu elini tutup ayağa kaldırdım. Tabi oda yardım etmişti. Etrafta ki sessizlik ne yapacağımı beklerken Meriç'in kaşları daha çok çatılmıştı. ' 'Sevdiğin kadın bile olsam önümde diz çökme Meriç.' sözlerim ile gülümsemişti. 'Lina. Benim hayallerimi gerçekleştirir misin? Hayatımın bir anlamı olur musun? Benimle evlenir misin?' başımı sallayıp yüksek sesle 'EVET' dediğimde hiç durmayan göz yaşlarım yine akmaya başlamıştı. Meriç yüzüğümü takıp. Beni kolları arasına çektiğinde gmz yaşlarım durmak bilmiyordu. Etrafımızda toplanan herkesin alkış sesleri kulaklarımı doldururken duymak istediğim tek ses Meriç'in kalp atışlarıydı. Bu adam yaşayabiliceğim en güzel şeydi. Meriç Arslanoğlu Bir çok acı ile karşılaşmıştım ben. Küçük yaşta yetimhaneye bırakılmıştım. Yetimhanede edindiğim en yakın arkadaşımın kız kardeşine aşık olmuştum. O da yetmezmiş gibi ailesini öldürenlerin kendi ailem olduğunu öğrenmiştim. Kaderdi ya hani bir şekilde karşılaşıcaktık. Ama bu da çok acımasız değil miydi. Dostum dediğim adamın, sevdiğim kızın ailesinin katili ailem. Kulağa çok acınası geliyor değilmi. En başta bende öyle hissetmiştim. Ama öyle değildi işte. Hayat bir şekilde rotasını değiştimiş ve bizi iyi yönlerini sunmaya başlamıştı. Miraç ailemden dolayı beni suçlamamıştı mesela. Ya da Lina sevgisini gizlememişti benden. Yaşanmışları unutup kendi kaderimizde ilerlemeye başlamıştık. Öyle ya şuan kollarım arasında olan melek evlenme teklifi kabul etmiş ve beni dünyanım en mutlu adamı yapmıştı. O kırmızı elbisenin içerisinde ne kadar harika gözüktüğünün farkında bile değildi oysa ki. 'Meriç' sevdiğim ses tonu kulaklarımı doldururken daha bir sıkı sarmaladım onu. Mümkün olsa kalbimin en derinliklerine koyucaktım. 'Efendim güzelim' 'Seni seviyorum' bu iki kelime bile onun dudakları arasından çıkınca yön değiştirip kalbime sızıyordu. Acı vermek yerine aşkı sızıyordu kalbimin içine ve bütün üzüntülerim, korkularım yok oluyordu. 'Bende seni seviyorum güzelim.' Yolun son yokuşuydu artık. Sevdiğim kadın yanımdaydı. Ve adımlarım daha güçlüydü. Daha cesurdum. Onun için bütün dünyayı karşıma alıcak kadar cesaretim vardı. Ama onun saçının bir teline dünyayı yakacak kadarda öfkem vardı. yanımıza gelen Miraç Lina'yı kollarının arasına aldığında gülümsedim. Bu konuda en büyük yardımı dokunan Aden'e kollarımı açtığımda oda bana sarılmıştı. 'Teşekkür ederim yengelerin en güzeli' gülümseyip dolan gözlerini benden uzak kaldırdığında Miraç'ın kolları arasında ki yerini yeniden aldı. 'Ayy çok romantikti' Elisa Giray abinin kolları arasında gülümsedi. Bu mutlu anının arasından çıkıp sevdiğim kadınını aldığımda asker selamı verip ordan uzaklaştım. Arabanım yanına gelip ön kapıyı açtığımda Lina'yı ön koltuğa oturtup emliyet kemerini taktım. 'Meriç nereye gidiyoruz' Lina'nın meraklı bakışları ardında gülümseyip alnına bir öpücük kondurdum. Kendi tarafıma geçip oturduğumda emliyet kemerimi taktım ve gidiceğimiz yere sürmeye başladım. Geçirdiğimiz yolculuk boyunca Lina sürekli nereye gidiceğimizi sormuş ama söylememiştim. Arabadan inip aşağı indiğimde Lina'yı da indirdim. Elinden tutup karşımızda duran büyük kapıyı açtığımda karşımızda duran eve baktı Lina. Bakışlarından ne düşündüğünü anlamak ister gibi gözlerine baktığımda gülümsedim. 'Evimiz güzelim' soru dolu bakışları beni bulduğunda bedenini kendime belime çekip arkasından sarıldım. Boynuna minik bir buse kondurdum. 'Uzun süre uğraştığım bir projeydi. Şimdi içini de senle düzenleme zamanı' Aşk bu kadının yanıydı. Kollarım arasında ki varlığıydı. Burnuma dolan kokusuydu. Bu kadın benim hayatımdı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE