Gözlerimi Meriç'in kolları arasında açtığım da başımı kaldırıp yüzüne baktım. Sevdiğim adam gözlerini kapatmış kendini bütün dünyadan soyutlamış gibiydi. Ellerim yüzünde gezinirken dudaklarına bir buse kondurdum.
'Uyan artık koca adam' dediğimde mırıldanıp kollarını daha çok belime sardı. Başını göğsüme koyduğunda ellerim istemsizce saçlarına gitti.
'Güzelim biraz daha uyum' dediğinde gülümsedim. Saçlarında olan elimi gezdirdiğimde yüzük parmağımda ki tektaş dikattimi çekmişti. Dün o heyecanla yüzüğüme hiç bakmamıştım. Farklı bir tasarım olduğu belli olan yüzüğümle gülümsedim. Meriç yine farkını konuşturmuştu.
Dün yaşadıklarım aklıma geldiğinde gözlerimin dolmasına engel olamamıştım. Ne kadar güzel seviyordu bu adam böyle. Meriç'in kokusu ile birlikte gözlerimi kapadığımda uyku beni yine kolları arasına almıştı.
*********
Yanımda ki boşluk ile gözlerimi açtığımda Meriç yanımda değildi. Ayaklarımı yataktan sarkıtıp soğuk parkeye bastığımda uykum biraz dağılmış gibiydi. Yataktan kalkıp aşağı indiğimde salonda göremediğim Meriç ile kaşlarım çatıldı. Bugün işe gitmiyceğinş gece söylemişti. Ama şimdi yoktu. Adımlarımı mutfağa yönelttiğimde gördüğüm manzara ile gülümsedim. Meriç domatesleri keserken bakışlarım hazırlanmış masayı bulmuştu. Kabul etmem gerekti ki benden daha güzel hazırlamıştı masayı. Sessiz adımlarla arkasında beline sarıldığımda hiç bir tepki göstermemişti.
Kollarım arasında dönüp bana baktığında gülümsedi.
'Güzelim sen daha bana sarılmadan kokun sarıyor etrafı mı? Yani bana sarılmadan önce geldiğini biliyordum' dediğinde gülümsedim.
'Güzel seven adam' diye mırıldandım. Belki o duymamıştı ama ben biliyordum. Onun sevgisini kalbimde hissediyordum. Sevdiğim adamın kokusunda kayboluyordum.
'Hani demiştin ya bana sevdiğim ve her zaman seveceğim kadın diye. Şimdi de ben sana söylüyorum. Sevdiğim ve her zaman seveceğim adam. Nolursa olsun, aramızda ne yaşanırsa yaşansın. Bazen sana inanmasam bile, çekip gitmek istersem bile durdur beni. Bırakma. Her zaman dediğin gibi sen benimsin de bana. Bırakmam de.'
'Lina noluyor' Meriç kaşları çatık bana bakarken daha sıkı sarıldım ona.
'Bırakma işte beni' dediğimde başını sallayıp daha sıkı sarıldı bana. Bende en sevdiğim yere kalbine koydum başımı. Düzenli kalp atışlarını dinledim.
'Hadi bakalım güzelim sabah sabah bu kadar duygusallık yeter' Meriç beni kendinden ayırıp masaya oturttuğunda portakallı suyumu vermişti.
'İyice zayıfladın sen. Kilo alman gerek hadi bakalım başla çabuk' dediğinde de bir taraftan da tabağımı doldurmuştu.
'Meriç ben bunun hepsini yiyemem' dediğimde elimden çatalı almış ve tabağıma koyduğu yemeklerden yedirmeye başlamıştı.
'Bunun hepsi bitmeden masadan kalkamazsın güzelim' dediğinde kaşlarımı kaldırmıştım.
'Ama....' cümlemi bitirmeden ağızıma yeni bir peynir parçası verdiğinde gözlerine baktım. Gülümseyip bana baktığında onun bu hallerine ne kadar alıştığımı farkediyordum.
'Daldın yine güzelin. Ne düşünüyorsun' Meriç meraklı bakışlarla bana bakarken bende ona baktım.
'Seni düşünüyordum hayatım' dediğimde gülümsedi ve alnımdan öptü.
'Ben zaten yanındayım güzelim. Şimdi bir şeyler düşünmeyi bırak ve benimle ilgilen.' dediğinde gülümsedim. Bir ekmek parçasını alıp üzerine çikolata sürdüğümde Meriç'e uzattım. Kaşlarını kaldırmış bana bakarken sevimli olduğumu düşündüğüm bir gülümseme sundum. Meriç bu halime daha fazla dayanamamış olucak ki. Çikolatalı ekmeği iki lokmada yemişti. Bu kadar çok yemesine rağmen hala nasıl fit bir vücudu olduğunu anlayamıyordum.
'İşe gidicek misin bugün'
'Hayır güzelim. Bugün seninle birlikte güzel bir zaman geçirmek istiyorum.' dediğinde gülümsedim. Ve kollarımı sevdiğim adamın boynuna doladım.
'Bu kadar sevineceğini tahmin etmemiştim' dediğinde gülümsedim. Hayatta sahip olduğum en iyi şeylerden biriydi bu adam.
'Haa güzelim unutmadan söyleyim. İki hafta sonra düğünümüz var.' dediğinde kollarımı boynundan çekip yüzüne baktım. İki hafta demişti demi.
'Lina, eğer bu kadar erken olmasını istemiyorsan biraz daha ileri alabilirim tarihi ama ben artık senin tamamen bana ait olmanı istiyorum. Soyadımı taşımanı. Sevgilim değil de karım olmanı istiyorum.' gözlerinde oluşan durgunluk farkedilmiycek gibi değildi. Ellerimi yüzüne koyup yeni çıkmaya başlayan sakallarında gezdirdim.
'Meriç düğümüzün iki hafta sonra olması gayet güzel. Ama o kadar şeyi yetiştirebilicek miyiz?' dediğimde kollarını belime sarıp beni kendine çekti.
'Yetiştiririz tabi güzelim' dediğinde gülümsedim.
'Peki o zaman adam. Şimdiden başlayalım o zaman hazırlıklara. Ama önce evimizi tamamlayalım' dediğimde gülümseyip ayağa kalktı.
'Burayı Sevim Hanım toplar hadi hazırlan biz çıkalım güzelim' dediğinde elini bırakıp odama girdim.
Siyah bir dar paça pantolon ve siyah bir kazak giyip saçlarımı açıp bıraktığımda odanan çıktım. Meriç'te odasından çıktığında yanına gidip elini tuttum. Ve yanağına bir öpücük kondurdum.
'Hadi sevgilim' dediğinde onu çekiştirmeye başlamıştım bile. Meriç ile yapıcağımız alışveriş için çok heyacanlanmıştım. Kendi evimizi tasarlamak için mobilyalar seçicektik. Sevdiğim adamın yanımda olması bile güzel bir şeydi.
************
Uzun bir uğraştan sonra evimiz için gerekli olanları aldığımızda Meriç beni bir mağazaya sürüklemişti. Takım elbiselerle dolu olan bu mağazada göz gezdirdiğimde Meriç damat takımların olduğu yere gelip gülümsedi.
'Senin seçmeni ıstıyorum güzelim' dediğinde bende kocaman gülümseyip yanağında öpücük kondurdum. Lacivert ve siyah takımlarından bir kaç tane beğenip Meriç'e gösterdiğinde görevliden kendi bedenine göre getirmesini istemişti. O kabine girdiğinde bende siyah papyonlarından birini aldım.
Meriç lacivert takım elbise ile kabinden çıktığında başımı iki yana salladım ve onu geri içeri gönderdim. Kısa bir süre sonra beyaz gömlek ve siyah takım ile çıktığında cidden söylüycek kelime bulamamıştım. Çünkü sevdiğim adam şuan harika gözüküyordu. Yanına gidip parmak uçlarında yükseldiğimde Meriç'te düşmem için belimden tutmuştu. Gülümseyip papyonu taktığımda sevdiğim gözlerini baktım.
'Hayatım bence bunu almalıyız' dediğimde gülümsedi ve dudaklarıma kısa bir öpücük kondurdu.
'Biri görücek' dediğimde omuzlarını silkti ve geri kabine girdi. Kabinden çıktıktan sonra görevliye seçtiğimiz takımı gösterdi ve aldığımızı söyledi. Kendisi içinse bir kaç tane takım elbise aldığında karşımızda bulunan gelinikçiye girdiğini gördüğüm için elinden tutup durdum onu.
'Hayır Meriç gelinliğimi senle almıycam. Hem ne demişler düğünden önce gelini görmek uğursuzluk getirirmiş' dediğimde kaşlarını çatmıştı.
'Batıl inanç güzelim onlar' dediğinde elimden tutuğu gibi gelinlikçiye girmiştik bile. Bir yere oturturduğunda mağazada çalışan görevliler sayesinde bende gelinlik seçmeye başlamıştım. Beğendiğim bir kaç gelinliği alıp kabine girdiğimde prenses model bir gelinlik giyip kabinden çıktım. Aynadan kendime baktığımda gelinliğin istediğim gibi olmadığını anlamıştım. Ne kadar bakarken beğensemse denediğimde hoşuma gitmemişti. Başka bir gelinlik modeli denediğimde hoşuma gitmişti. Kabinden çıkıp Meriç'in karşısına geçtiğimde donmuş gibiydi. Yutkunduğunu yukarı kalkıp inen adem elmasından anlamıştım. Onu bu kadar etkilemek hoşuma gitmişti açıkcası.
'Güzelim çok çok güzel duruyorsun' dediğinde gülümsedim. Meriç yanıma gelip belimden sarıldığında boynuma bir öpücük kondurdu.
'Her öpücüğin bir anlamı varmış güzelim. Boynundan öpmek seni sahipleniyorum demekmiş. Ama ben seni gözlerim kapalı öpüyorum. Bu da sana vuruldum demek oluyur.' dediğinde kollarımı boynuna doladım.
'Bende seni seviyorum adam' dediğimde dudaklarına öpücük kondurmuştum.
*******
Seçtiğimiz gelinliğin bir kaç yerinde değişiklik olucağı için prova saatlerini öğrendikten sonra çıkmıştık. Bir kaç mağaza daha gezip Meriç ve benim için günlük kıyafet aldığımızda onu elinden tutup bebek mağazasına çekiştirdim.
'Güzelim biz daha beraber olmadığımıza göre sen hamile değilsin EE buraya niye girdik şimdi' dediğinde kaşlarımı çattım.
'Bazen cidden çok terbiyesiz oluyorsun Meriç' dediğimde güldü.
'Uras ve Mira için kıyafet alıcaz' kız bebekler için olan reyonları dolaştığımda Mira için güzel elbiseler alıp erkek çocuk reyonuna geçmiştim. Uras'ın tarzına uyucak bir kaç kıyafet de burdan aldığımda Meriç elinde ki yenidoğan Beşiktaş'lı bir bebek tulumuyla karşımda duruyordu.
'Aşkım o yenidoğan bebekler için bizim yeğenlerimiz o kadar küçük değil' dediğimde gülümsedi.
'Biliyoruz heralde güzelim. İlerde doğacak oğlumuz için bu' dediğinde gülümsedim. Ben bir de Meriç'in çocuk istemediğini düşünüyordum demi.
'Hadi hayatım o zaman bunları ödeyip çıkalım' dediğinde başını sallamış ve ödemeyi yapmıştı.
Mağazda ki işlerimiz bittiğinde otoparka gelmiştik. Bizi bekleyen korumalar harekete geçtiğinde karşıdan hızla gelen bir araba ve hemen ardından gelen ateş sesleri ile Meriç beni ve kendisini kolonların arkasına çekmişti. Belinden çıkarttığı silahla ateş etmeye başladığında gözlerimi ve kulaklarımı kapatmış bunun bitmesini bekliyordum.
Sesler kesildiğinde Meriç kulaklarımda ki elimi çekmiş ve bana bakıyordu. Dudaklarımdan bir hıçkırık kaçtığında kollarımı Meriç'in boynuna doladım.
'Çok korktum' dediğimde kollarını sıklaştırmıştı.
'Geçti bitanem geçti'
Selam yine ben. Bölüm nasıl yorumlarınızı bekliyorum.
Ve kitap için iki isim düşündüm. Sizce hangisi olmalı.
1) Bana İkimizi Anlat
2) Daima Aşk