bc

YASAK MEYVE +18

book_age18+
1.4K
TAKİP ET
16.9K
OKU
forbidden
love-triangle
family
HE
tragedy
bxg
brilliant
hackers
city
musclebear
like
intro-logo
Tanıtım Yazısı

Ukraynaya gidip karısından gizli evlenen bir adam ve gerçeklerin 25 yıl sonra günyüzüne çıkması sonucu bir ailenin verdiği mücadeleden bahseden o kitap.

(Kitabın ana konusu gerçek hayattan götürülmüştür.)

chap-preview
Ücretsiz ön okuma
1.Geri dönüş...
Tanıtım: Yıllar önce Ukraynaya çalışmaya gidip, yılda sadece bir ay gelip giden bir adam ve kader onu tekrardan Türkiyeye taşınmaya mecbur bırakır. Rusya ile Ukrayna arasında olan savaş, adamın işlettiği restoranlarının bombalanmasına neden olur ve bu yüzden de adam artık Ukraynanın Donetsk ve Luhansk bölgesindeki restoranlarının saldırıya uğraması sonucu, tüm düzeni altüst olunca ülkesine geri dönmeye karar verir. Ancak bu dönüş, sadece bir geri dönüş değildir; yıllardır sakladığı ve kimseye anlatmadığı bir hayat da onunla birlikte gelecektir. Adam Ukraynada resmi nikahlı olacak şekilde evlenmiş, ikinci bir karısı, iki çocuğu da vardır ki bu çocuklar da ilk eşinden olan çocuklarla kısmen aynı yaşlardadır; bu karmaşa, sadece bir aile meselesi değil, geçmişle bugünün birbirine karıştığı geri dönüşü olmayan bir çatışmanın başlangıcıdır. Türkiye’ye dönüşüyle birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, çünkü geride bıraktığını sandığı sırlar da onun peşinden gelmiştir. ***** Yazar'dan... "Anne babam artık gerçekten temelli dönüyor değil mi?" sordu. Çağla annesine sarma sarmaya yardım ediyordu ki babası çok severdi. Babasını çok seven bir kız olduğundan bu duruma en çok Çağla mutlu olmuştu. Çağla 22 yaşında Güzel sanatlar üçüncü sınıf öğrencisiydi. "Evet kızım. Hadi acele edelim de babanın uçağı inmiştir şimdiye. Sen git abini uyandır. Gece geç gelmişti. Yıkansın, paklansın, akşam yine arkadaşlarıyla dışarıdaydı." "Tamam anne," dedi Çağla ve yavaş adımlarla abisinin odasına gitmeye başladı. Giderken telefonuna bakıp babası mesaj yazmış mı kontrol etti ama hiç bir mesaj yoktu. Telefonu arka cebine koyup abisinin kapısını çaldı. "Abi, uyanık mısın? Geliyorum sonra yastık fırlatma bana." "Gel" cevabı alıp içeri girdi ama odaya girdiği gibi burnuna dolan alkol kokusu nefesini kesti adeta. Oda dağınık, perdeler kapalıydı ve gece boyunca uyumamış birinin ağırlığı her yere sinmiş gibiydi. "Öff be abi. Bu kadar içilir mi hiç" hemen pencereyi açıp odanın havasını değiştirmek istedi. Pencere karşısında durdu temiz hava almak için. "Ne içtin böyle? Kanalizayondan mı çıktın? O bile bu kadar kokmuyordur." "Dır dır yapmaya başlama Çağla. Kafam zaten kazan gibi. Bana ilaç getirsene abisinin gülü." "Abisinin gülü ha. O kadar kötüsün yani" Çağla kıkırdadı. Çağla zaten abisi Azat'ın odasına ilaç koymuştu. Komidinin gözünü açıp ilacı da abisine verdi. İçdikten sonra Azat yatakta oturdu, başını iki eli arasına alıp bir süre sessiz kaldı. "Babam bugün gelecek ha!" "Evet. Yine babama kızma. Temelli dönüyor, bence artık iyi baba oğul ilişkisi kurabilirsiniz." "Çağla ben 28 yaşındayım. Bundan sonra baba sevgisine ihtiyacım yok. Sen seviyorsun karışmam. Ama bir daha bana sesini yükseltirse bu evden çıkar gider, bir daha dönmem. Burada yaşama nedenim siz yalnız kalmayın diye. Yoksa babamın parasına da, sevgisine de hiç ihtiyacım yok." "Tamam abi. Kızma hemen. Her şey daha iyi olacak, ben eminim." Ve Çağla odaya ışık girmesi için perdeleri açtı, o anda pencereden dışarı baktığında bir taksinin evin önünde durduğunu gördü, babasının indiğini fark etti. "Abi, babam geldi. Giyin sen de gel," dedi ve koşarak odadan çıktı. Azat yataktan çıkıp pencere kenarına kadar geldi ve taksiden inen babasına, ardından taksiden inen orta yaşlı genç bir kadın ve iki gence baktı ki bunlar kendisi yaşlardaydı. İçine bir şüphe düştü ama babasına ne kadar kızgın olsa da konduramadı bu durumu. O an gördüğü şeyin gerçek olup olmadığını anlamaya çalışırken gözleri bir an dondu, zihni “bu olamaz” diye reddetti. "Yok artık Azat. Sen daha uyanamadın herhalde" dedi ve banyoya gidip yüzünü yıkamak istedi. Çağla ise mutfaktaki annesine bağırıp "Anne babam geldi" dedi ve koşarak dışarı çıktı. Babasıyla kapıda karşılanan genç kız hemen babasının boynuna atladı ve babası da ona sarıldı. O da kızını çok seviyordu. Her gün kızıyla konuşur, belki annesine anlatmadıklarını ona anlatırdı. O sarılmada bile yılların özlemi vardı, sanki baba-kız arasında zaman hiç geçmemişti. "Hoş geldin evine babam." "Hoş bulduk kızım." Ve sonra karısıyla görüştü. Azat daha gelmemişti. İçeri geçtiler ve yanındaki kadınla çocuklar da valizlerle birlikte eve girdiler. Ev bir anda farklı bir hava aldı; sanki tanıdık duvarlar bile yabancı yüzleri tartıyordu. Sonra adamın karısı ve kızı anlamsız gözlerle gelen yabancılara baktılar. Kadının gözleri önce çocuklarda takılı kaldı, sonra bir şeyleri anlamış gibi yavaşça soldu. Adam artık anlatmak zamanı olduğunu anladı. Yirmi beş yıldır zaten saklamıştı. Ama şimdi, kaçacak yeri yoktu. "Sevgili ailem, karım, kızım. Size anlatmak istediğim bir durum var. Bu yanımda gördüğünüz insanlar benim ailem," dedi ve daha “ailem” lafı ile karısı bir adım geriledi. Sanki o kelime bile bir tokat gibi çarpmıştı. Anlamıştı çünkü erkek çocuk tıpkı kocasının gençliğiydi. Kızsa annesinin kopyası, sarışın, mavi gözlü ve zarif. O an evin içindeki sessizlik ağırlaştı, nefes alınmayan bir boşluğa dönüştü. "Ben yirmi beş yıl önce Ukraynada evlendim. Gelirken karımı ve çocuklarımı orada bırakamazdım onlar sizin gibi benim ailem." Adam cümleyi bitirir bitirmez karısı bir anda dizlerinin bağı çözüldü ve bayıldı. Çağla daha şaşkınlığını atlatamadan annesini zor da olsa yakaladı. "Anne!" sesi evin içinde yankılandı. İkinci kadın da Çağla'nın yanına gelip bir şeyler söyledi ama genç kız anlamadı, kelimeler başka bir dilden geliyordu. Bu sırada salona giren Azat annesinin baygın olduğunu görüp hızlandı ve annesinin yanına koştu. O an yüzündeki ifade değişti; babasını gördü ama artık o görüntü eskisi gibi değildi. Kardeşine sordu: "Çağla anneme ne oldu?" "Şey, abi..." "Ne oldu diyorum sana?" "Abi... annem babamın ikinci eşi ve çocukları olduğunu duyunca bayıldı." "Ne?" Azat’ın sesi yükselirken, babasına döndü. Tam üç yıl önce evli bir kadınla birlikte olduğu haberini alan babası ona okkalı bir tokat çarpmıştı. Ama gerçekte Azat o kızın evli olduğunu bile bilmiyordu, bilseydi asla birliktelik yaşamazdı. O gün babasıyla olan bağını koparmış ve kendine yeni bir düzen kurmuştu. Şimdi karşısında hep namus abidesi gibi görünen o adama baktı. Bir anda gözlerinde küçüldükçe küçüldü. O dev çınar ağacı bir anda ikiye bölünmüştü adeta. "Bunu da yaptın sonunda. Babamın oğluymuşum demek. Kan çekiyormuş," dedi ve babası bu lafa sinirlendi. "Babanla doğru konuş." "Benim senin gibi bir babam yok. Savaş sırasında vuruldu ve öldü." Tam o anda babası ona bir tokat çarpmak isterken Azat onun bileğini sertçe yakaladı. Artık sadece bir aile değil, kırılmış bağlar ve patlamak üzere olan bir geçmiş vardı. "O bir kere olur Kemal bey. Bir kere, ben artık senin eline bakan o küçük çocuk değilim."

editor-pick
Dreame-Editörün seçtikleri

bc

Unscentable

read
2.0M
bc

He's an Alpha: She doesn't Care

read
765.2K
bc

Claimed by the Biker Giant

read
1.9M
bc

Holiday Hockey Tale: The Icebreaker's Impasse

read
993.2K
bc

A Warrior's Second Chance

read
367.7K
bc

Not just, the Beta

read
352.7K
bc

The Broken Wolf

read
1.2M

Uygulamayı indirmek için tara

download_iosApp Store
google icon
Google Play
Facebook