ANAHTAR

1617 Kelimeler

NİLÜFER... ​Avlunun ortasına kurulan o taht benzeri koltukta, üzerimdeki mor kaftanın ağırlığıyla otururken zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. Soğan dolmalarının ardından yenen yemekler, edilen zoraki sohbetler ve üzerimdeki o keskin, meraklı bakışlar... Hepsi bir uğultu gibi kulaklarımda çınlıyordu. Ama şimdi, o uğultu yerini davulun yavaş, ritmik ve insanın içine işleyen o ağır vuruşlarına bırakmıştı. ​Kına vakti gelmişti. Göğsümdeki sıkışma, davulun her vuruşuyla biraz daha artıyordu. Bu avlu, binlerce kadının kaderinin mühürlendiği yerdi. Kimisi sevdayla, kimisi mecburiyetle bu koltuğa oturmuştu. Ben ise bir oyunun içinde, en gerçekçi sahnemi oynamaya hazırlanıyordum. Mor kaftan omuzlarımda yükseldikçe, içimdeki o küçük, ürkek Nilüfer biraz daha derinlere gömülüyordu. Şimdi sadece H

Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE