NİLÜFER... Sabahın ilk ışığı perdenin kenarından içeri sızarken, göz kapaklarım titreyerek aralandı. Ne bir ses vardı odada ne de bir hareket. Sadece sessizliğin ortasında yankılanan kalbimin sesiyle uyandım. Gözlerim tavana takıldı bir süre. Nerede olduğumu, neden burada olduğumu anlamam birkaç saniyemi aldı. Hançer Konağı’ndaydım. Aslan’ın karısıydım... Hançer hanımağasıydım. Tavanın işlemelerine bakarken zihnim dün geceye, Aslan’la aramızdaki o tuhaf, isimlendiremediğim yakınlığa kaydı. Anlattıkları, gözlerindeki o yorgun ama korumacı ifade... Bir yanım ona güvenmek istiyor, diğer yanım "Unutma Nilüfer, bu bir anlaşma." diye fısıldıyordu. Yataktaki boşluk, onun odadan çoktan çıktığını söylüyordu. Kendi kendime, "Gerçek bir evlilik olsaydı, şu an burada uyanmak nasıl hissettirirdi?"

