YAZAR... Konak, o akşam daha önce hiç şahit olmadığı bir ağırlığı sırtlanmıştı. Avludan yükselen kadın sesleri, zılgıt provaları ve kazanlardan yayılan o yoğun yemek kokuları yukarıdaki odanın kapı eşiğinden içeri sızamıyordu. Odada sadece mor kadifenin hışırtısı ve Nilüfer’in kesik kesik aldığı nefesler vardı. Nilüfer, aynadaki yabancıya bakarken göğsünün daraldığını hissediyordu. Kaftan, omuzlarına binen bin yıllık bir tarih gibiydi. Her bir dikişinde bir kadının suskunluğu, her bir altın işlemesinde bir hanımağanın hükmü gizliydi. Aynadaki yansıması artık sadece Nilüfer değildi. O, Hançerler'in sarsılmaz kalesi haline gelmişti. Kendi kendine, "Bu bir oyun değil Nilüfer, bu artık senin gerçeğin." diye fısıldadı. Dışarıdaki zılgıt sesleri, yaklaşan fırtınanın habercisi gibi kulakları

