Birkaç gün geçmişti. Malikânenin ağır havası, Ahsen’in ruhuna işleyen sessizliğiyle birlikte aynı kalmıştı. Fakat o sabah her şey farklı başladı. Demir, hiçbir şey söylemeden, yalnızca kısa bir emir cümlesiyle karısını yürüyüşe davet etmişti. Ahsen önce şaşırmıştı; Demir’in böyle bir teklif getirmesi alışık olduğu bir şey değildi. Fakat ona karşı gelmeden hazırlanmış, başörtüsünü usulca bağlamış, uzun ve rahat bir elbise giymişti. Arabaya bindiklerinde sessizlik vardı. Demir direksiyon başında, Ahsen ise yan koltukta oturmuştu. Şehrin sokaklarından geçerken Ahsen, kocasının yüzüne gizlice bakmaktan kendini alıkoyamadı. Yüzündeki sert çizgiler her zamanki gibi oradaydı, ama gözlerinde bir yumuşaklık seziliyordu. Sahil kenarına vardıklarında, Demir arabayı durdurdu. İkisi de sessizce indil

