***
"İnsan neden sevgili olmak ister Asi kızım?"
Ben ona soruyorum, o bana soruyor. Böyle yol katedemeyiz.
"Bende sana soruyorum işte Pusat. Neden?"
"Sevdiğim için güzelim."
"Sen ne ara beni sevmeye başladın ki?"
Gülüp başını eyip, alt dudağını ısırınca, garipsedim.
"Motordan düştüğünde, 'iyi misin?' diye sorduğumda, anın şokundan olsa gerek sorumu, başındaki koca kaskla onaylaman gözüme çok tatlı geldi. Ondan sonrası zaten yine tesadüfen karşılaşmalardı. Her seni gördüğümde benliğimi kaybedip, Dünya'ya karşı yumuşuyordum. Gözlerinin içine bakınca, içimde oluşan tuhaf hisslerden bahsetmeye gerek bile yok."
Bu kadar ince düşünen bir adam olduğunu bilmiyordum. O gün nasıl tepki verdiğimi bile hatırlıyor.
"İnandın mı?"
Gözlerimi gözlerini sabitleyerek,
"Evet." Dedim çekingen sesimle.
Allah'ım ben bu kadar utangaç bir kız değildim. Noldu bana?
'Elinin körü oldu Dalga, aşık oldun işte'
İç sesimin beni bilgilendirmesiyle, sorumun cevabını aldım.
Ben bu adama aşık olmuşum.!
"Beni geçte, sen ne ara bana aşık oldun?"
Pusat çapkın sesiyle konuşurken, bir yandan da yüzüme düşen bir tutam saçımla ilgileniyordu.
Gözlerimi gözlerinde kaçırıp, başımı eydim.
"İlk gördüğümde."
Beni duvar ve arasına daha çok sıkıştırıp,
"Detaylı anlat." Diyerek istekte bulundu.
"Nefes alacak kadar yer açarsan, anlatacağım."
Güldüğünde, gülüşünde takılı kaldım.
"Ben halimden mutluyum. Anlat."
Derin bir nefes alıp, geri verdim.
Ben, bu adamın gözlerine bakaraken bile heyecandan ölüyorum, bu kadar yakınken nasıl derdimi anlatayım?
Başa gelen çekilir artık.
"Doğruyu söylemek gerekirse arabadan indiğinde dış görünüşüne ilk tutuldum ama sonra kalbine aşık oldum. Kendimi sayende daha özel hissediyordum."
Parmaklarının tersiyle yanağımı nazikçe okşuyordu.
"Sen her zaman özel biriydin. Baksana, yaşadıkların çok ağır şeyler olmasına rağmen sen dimdik karşımda duruyorsun. Herkes bunu başaramaz Asi kızım."
Hafifçe gülümsedim.
"Bana 'Asi kızım' demeni seviyorum."
"Bende seni seviyorum."
İlk defa beni sevdiğini söylemişti. Hal böyle olunca da tüm kanım yanaklarıma çekilirken, sıcak bastı.
Az önceki kalp atışlarım meğerse bir hiçmiş.
Başını boynuma gömünce, irkildim.
Derin solukları tenime deydikçe, huylanıyordum.
"Ten kokunun güzel olduğunu daha önce birisinden duydun mu?"
Konuştuğunda dudaklarını tenimde hissetmem, beni daha çok huylandırıyordu ve böyle ilerleyemeyiz yoksa refleksle yapıştırıcam yumruğu.
Olan Pusat'ın yakışıklı suratına olur.
"Hayır duymadım çünkü kimse bu kadar yaklaşmaya cesaret edemedi."
Kısık bir şekilde güldüğünü duymuştum.
"Korkmalı mıyım?" Diye sorunca yine huylandım ve onu itmemek için büyük çaba sarf ettim.
"Biraz daha orada konuşmaya devam edersen eğer korkmalısın."
Yüzüme baktığında, başımı duvara yasladım. Çok yakındı.
"Anladım. Senin tikin var?"
"Hayır yok sadece dudaklarının boynuma çarpması huylandırıyor."
"Peki dudağına çarptığında?" Diyerek hınzır bir gülüş sundu bana.
"Edepsiz bir Pusat ile tanıştım sanırsam, memnun oldum."
"Bende memnun oldum. Sizi bilgilendireyim o zaman, bu edepsiz Pusat ile sık sık muhatap olacaksınız."
Gözlerim fal taşı gibi açılırken, kaşlarımı çattım.
"Sende tokatcı Dalga ile muhattap olursun, bilgine."
"Gerekirse tokadınızın müptelası olurum hanfendi, hiç sorun değil."
İstemsizce güldüm. Bu adamın farklı bir yanı varmışta, haberimiz yokmuş.
"Siz bilirsiniz beyefendi."
"Ben bilirim hanfendi."
Gözlerime bir süre baktıktan sonra bakışları boynuma kaydı.
"Kızarmış. Doktora gidelim."
"Gerek yok, iyiyim ben."
"Korkmuyor musun?"
"Neyden?"
"Sana bir zarar vermemden yada bir kötülük yapmamdan."
Alayla gülerken, elimi omzuna koydum.
"Hayat beni en hassas yerimden vurdu zaten Pusat. Kırılacak bir yanım kalmadı. Etkilenmem artık hiç bir darbeden."
Hiç bir şey demeyip sadece gözlerini gözlerime dikti. O gözlerini altında yatan düşüncelerini çok merak ediyorum.
"Uyuyalım."
Elimden tutuğu gibi tekrar odasına götürdü. Beni yatağa yatırdığında, şaşkınca onu izliyordum. Işığı kapatıp yanıma yattığı gibi başını göğsüme koydu.
"Okşa." Dediğinde tebessüm edip, parmaklarımı yumuşak saçlarının arasında gezindirdim.
Ben bu adamı imkansız olarak kabul etmiştim ama şimdi kollarım arasında uyuyor. Bu yaşadıklarımdan sonra Allah tarafından gönderilen bir hediye gibiydi. O olmasaydı asla annemin katilini bulamayacağım gibi Tuğra'nın yalanlarıyla büyümeye devam edecektim.
Pusat boşta kalan elimi tutup, dudaklarını bastırarak öptü.
Elimi tutmuş bir şekilde o uykuya, bende düşüncelerime daldım.
●Pusat'ın dilinden●
Dalga'yla kısa süren sohbetimizden sonra tam emin oldum.
Dalga'nın ipleri artık elimdeydi.
Bana güveniyordu ve ben bir an olsun ondan bunu sakınmıyordum.
Onla evleneceğim güne kadar içimdeki zalim adamı biraz bekletmek zorundayım çünkü aşık bir adam, sevdiği kıza zalim olmamalı.
Sıkıcı olsada Öykü için her şeyi yapmaya razıyım.
Dalga, başına gelebilecek kötü şeylerden artık etkilenmeyeceğini söylediğinde, içimdeki şeytan bunu komik bulmuştu.
Bunu söylemesi doğaldı aslında çünkü daha Pusat Demirel'in gaddarlığı ile karşılaşmadı.
Dalga'nın parmakları saçımda gezinirken, aklıma Öykü geldi. Ne zaman göğsünde uyumak istesem, saçlarımı okşardı ve bir süre sonra bende alışkanlık haline geldi. Artık zorla saçımı okşamasını isterdim. Bazen nazlanıp okşamazdı ama bir kaç dakikanın ardından hemen nazından vazgeçerdi. Saçlarımı okşadığında bizimle alakalı kurduğu hayaleri anlata anlata bitiremezdi ve ben hep tam dinlemeden uyurdum.
Öykü, deli dolu bir kızdı ama hayatan kopardılar. Bunu yapanda zaten şu anda koynunda yatığım Dalga.
Gözlerim kapanırken, buram buram burnuma gelen Dalga'nın kokusyla anlamadığım bir şekilde mayışmıştım...