11.bölüm

1002 Kelimeler
Ertesi gün olmuştu. Düne göre bugün çok daha yorucu geçmişti. Eve gelmiş ve annemin serumunu yapmıştım. Açlık çok fazla hissetmediğim için yemek yememiştim. Güniçinde beni arayan Kutay yemeğimi yemediğimi biliyordu. Aç kalmamdansa eve tatlı şipariş etmişti. Şimdi onunla konuşurken tatlımı yiyordum. Tabi yerken azcık inilti de çıkartıyordum. "Yavrum yerken niye inliyorsun? Altı üstü tatlı." dava dosyalarının içinde başını kaldırıp konuşmuştu. Bugün dava dosyalarının içinde benle konuşuyordu. Sanırım hala istediği şu delili bulamamıştı. Sabah davanın peşindeyim demişti. Şimdi ise dava dosyalarını açmış onlarla ilgileniyordu. " Ama tadı çok güzel. İster istemez dudaklarım arasından çıkıyorlar." bile isteye inlemiyordum. Yerken istemsiz oluyordu. "Adam gibi ye! Koyduğumun tatlısıyla şikişir gibi yeme." parmağıma bulaşan tatlıyı emmeye başladım. Bunu görünce küfür savurdu. "Ben sikişme diyorum o sikik hareketler yapıyor." Tatlı yerken onu fıtık etmiştim. Bitsin diye dua ediyordu. "Ellerimi yıkayıp geliyorum." daha fazla tatlı yemeyecektim. Bugün tatlı stoğumu doldurmuştum. Mutfağa gidip ellerimi yıkadım. Tatlıyı da dolaba koyunca buzdolabından soğuk bir içecek aldım. Tatlı hem susatmış hem içimi yakmıştı. Elimle içecekle içeri girdim. Kutay hala önündeki dava dosyası ile ilgileniyordu. O davasıyla ilgilenirken bende telefondan bir müzik açtım. Yarın ne giyeceğime karar verecektim. "Yarın bunu giyeceğim. Nasıl?" başını kaldırdı. Birkaç saniye seçtiğim şeye baktıktan sonra başını tekrar dava dosyasına döndü. "Fazla kısa." Etek giymeme alışıktı. Boyları ise bazen eteklerimin fazla kısa oluyordu. "Kazak giyerim üzerine." Ya da ince bir hırka giyerdim. "Öyleyse daha güzel olur." Verdiği yanıtla başımı salladım. Ne giyeceklerimi kenara koyduktan sonra makyaj masamın üzerindeki dağınıklık gözüme çarpttı. Toplasam iyi olacaktı. Yarın ne nerde bulmak da sıkıntı yaşardım. Dans ederek makyaj masamı toplamaya başladım. Ara sırada Kutay a bakıyordum. Gülerek benim dans eden halimi izliyordu. Bir süre izliyor sonra önündekilerine geri dönüyordu. Onunla olmayı ve onunla zaman geçirmeyi seviyordum. Yatağıma oturdum. Müziğin sesini kapatmamıştım. Oturup onu izlemeye başladım. Bir eli kaleme gereğinden fazla güç uyguluyordu. Mümkün olsa o kalemi parçalara ayırırdı. Dava dosyalarında canını sıkan bir şeyler olmalıydı. Kaşlarını çatıyor ve alnında derin kırışıklıklar oluyurdu. Bunu o kadar süre yapıyordu canını sıktığı belli oluyordu. Sessizliğim onunda ilgisini çekmiş olmalı başını kaldırdı. Benim yüzümü gördüğünde alnındaki izler yok oldu. Kaşları düz bir çizgi haline döndü. Yüzünde belli belirsiz bir gülümsesi oldu. Onun az önceki haline göre rahatlamasıyla gülümsedim. Günlerdir bu dava bana belli etmese de canını sıkıyordu. Bir sonuca bir türlü varaması da canının sıkıntısına ekleniyordu. Bunu biliyordum ama elimden bir şey gelmiyordu. "Nasılsın?" diye sordum. Bildiğim bir şeyi onaylamak için sormamıştım. Belki anlatırsa kendini rahat hisseder diye konuşmuştum. "Bilmiyorum." diye beni doğruladı. Onun bu kelime ağzından çok nadir çıkardı. Belirsizlik pek ona göre değildi. Araf kelimesi bana bir başkasına göreydi ama ona göre değildi. Saatlerdir öylece durduğu masadan geriye çekildi. Sandalyesinde sırtını geriye verdi. O bunu yaparken benim içim acıdı. Saatlerdir aynı konumda duruyordu. "Gül yüzüne hasretim. Nerden girdim bu davaya. Senden beni mahrum bırakıyor." dava dosyasına öldürücü gözlerle baktı. İstemediği bir işi yapmıyordu ama istemediği bir dosyayla ilgilendiği açıktı. Bende onun gibi dosyaya baktım. "Yakalım mı?" Diye bir fikirde bulundum. Oturduğu yerden attığı kahkahası ile ona baktım. "Sona geldim sayılır yavrum. Bence yakmasak iyi olur." o öyle diyorsa öyle olsundu. Onun gülmesi azıcıkta olsun içime su serpmişti. Günlerdir yüzünde bir sinir ve öfkeyle duruyordu. Davadaki aksiliklerde bunun tuzu biberiydi. Onun tekrar dava dosyasına dönmesi için masayı gösterdim. "Hadi işine dön. Madem sona yaklaştın umarım hayırlısıyla bitirirsin." bitsindi. Bitsindi de artık o yanıma gelsin istiyordum. O tekrar dava dosyasına dönünce onunda seveceği bir müzik açtım. İkimizin ortak sevdiği müzikler vardı. O ağır popa gelemezdi. Ama nadirde olsa dinlediği müzikler vardı. Onu açtım. Gözümün biri üzerindeyken dava dosyalarına iyice gömülmüştü. Onu rahatsız etmek istemiyordum. Telefonu kapatmayı önermiştimde buna yanaşmayan o olmuştu. Yan yana olmasakta telefonda iletişim kurarak yanında olduğumu bilmek istiyordu. O dosyaları ile ilgilenirken bende dolaplarımı karıştırdım. Yine dolaplardakiler birbirine girmişti. Anlamıyordum. Toplaması bu kadar uzun sürerken dağıtması çok kolay oluyordu. Dağılan bir kaç eşyayı yerli yerine koyunca bende dolabın içinde kayboldum. Temizlemek için gün ayırmam gerekiyordu. Bu çok sorun değildi. Belli bir saatimi ayırırdım. Sorun şu. Ben düzenli olamıyordum. İllaki bir yerler dağılıyordu. Hatırlamıyorum ki bir günde topladığım gibi hali gibi dursunlardı. Başımı kaldırıp Kutaya baktım. Tam tahmin ettiğim gibi masadaki dava dosyası dışında dağınık hiçbir yeri yoktu. O dosyayla işi bitsindi onu da düzenlice koyardı. O hep böyleydi. Boks yaptığı günler bile titiz ve düzenliydi. Gelin görün bende böyle bir adet hiç olmamıştı. Niye olmadıysa? "Ne oldu?" Ne olacaktı Allah aşkına. "Sen bu kadar düzenli ve temizken benim her şeyim dağılıyor." Dolabı toplamıştım. Daha doğrusu yarın aradığımı bulamayacağım ve tekrardan dağılacağı için tekrar sokuştuşmuştum. "Daha geçen gün topladım." temizlik yapmak zoruma gitmiyordu. Sadece bu kadar çabuk dağılıp temizlemem ve düzeltmem canımı sıkıyordu. "Dava dosyasını bırakıp oraya el atmamı istersen yaparım." ona yönümü dönüp dil çıkardım. İstemez kalsındı. "Önüne dön." başını sallayarak önüne döndü. Hala gülüyordu. "Kendimi ultra zekalı ve temizleme adeti olan robot istiyorum. Ya da vazgeçtim. Her işi yapabilen robot istiyorum." sızlanıyordum. "Birileri öyle bir şey yaparsa senin için alırım." alırdı bunu biliyordum. Ona cilveyle göz kırptım. Teşekkür mahabında ayağa kalkıp dans etmeye başladığımda gülüyordu. Şarkının ritmine onun gülüşünün eklenmesi çok güzeldi. Onu gülerken görmeyi seviyordum. Ben dans ederken soluksuz beni izledi. Müzik bitip yenisini çalana kadar bende dans etmiştim. Ne zaman müzik bitti benim dansımda bitmişti. "Ben susadım." dans etmek susatmıştı. Başını aşağı yukarı salladığında odadan çıktım. Mutfaktan bir bardak su alıp içtiğimde annem aklıma geldi. Ağrı ve sızısı olmasın diye akşamları serumun içine uyku ilacı katıyordum. Onun odasına çıktım. Nefesi çok şükür düzenliydi. Bunu günlük yapıyordum. Onun için yaşaması zordu biliyordum. Ben ise yaşamı ona kolaylaştırmak için elimden geleni yapıyordum. Annemin odasından çıkınca kendi odama tekrar döndüm. Kutay telefonun ekranında beni bekliyordu. "Niye bu kadar geciktin?" endişe etmiş olmalıydı. Ben oysa dava dosyasıyla ilgilenirken gecikmemi çokta fark etmez diye düşünmüştüm. "Annemi kontrol ettim." Neden geciktiğimi öğrenince rahatlamıştı. O eski yerini alınca bende kaldığım işe geri döndüm. Dolaptan aldığım içlikleri yatağa bıraktım. Yarın giyerdim. Bir gecelik alıp kolumun altına koydum. Banyoda havlu vardı. Güzel bir müzik açtım. Müziğin sesi eşliğinde banyoya girdim. Telefona uygun bir yer arayıp bulduğumda onu oraya sabitledim. Elimdeki geceliği havluluğa asınca soyunmaya başladım. Bence o dava dosyasından kafasını kaldırmalıydı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE