13.bölüm

1050 Kelimeler
Hastaneye kızlar gelmişti. Tabiki de hoş gelmiş ve sefalar getirmişlerdi. Elleri de boş gelmemişlerdi. Sanki ben işte değilmişim de yiyelim ve içelim diye içecek ve cips almışlardı. Onlardan yiyen içen kimse yoktu. Şura hariç, kızlar benim işimin bitmesini bekliyordu. Bende işim hemen bitsin istiyordum da daha mesaimin bitmesine yarım saat vardı. Kızlar bunu biliyordu. Onların işleri bittiğinden benimkininde bitmesini bekliyorlardı. Bitince birlikte onlarla eve gidecektik. Onlarla o günden sonra görüşmemiştik. Kızlar, beni bırakıp kaçtıkları için onlarla görüşmediğimi düşünüyordu. Oysa son günlerde Kutay ile konuştuğumuz için kızlarla konuşmamıştım. "Hala bize kızgın mısın?" bunu diyen Letafet ti. Aslında değildim. Hatta iyi bile yapmışlardı. Onlar sayesinde Kutay ile bir yola girmiştik. Ne olduğumuz konusunda bir fikrim yoktu. Bildiğim kadarı ikimizde birbirimize karşı birşeyler hissediyorduk. "Bana kızgın mısın?" olayla hiç suçu olmayan Zennur'e konuşmuştu. Kızlar onu da zorla mekandan dışarı çıkarmışlardı. Kutay öfkeyle mekana girince en önce bulmak isteyeceği kişinin ben olduklarını biliyorlardı. Benim yerimi garsona söyletmişler ve hemen ardından Kutay'a yakalanmadan çıkmışlardı. Allahın sopası yoktu ama. Eve gittiklerinde tam tahmin ettiğim gibi ayılamadıklarından aileleri canını okumuştu. Hele Zennure'in ailesi işi çok daha ileri taşımışlardı. İçip dağıtacağına kocan uğraşsın deyip olaya son noktayı koymuştu ailesi. Mahalle hala bizim o günkü yaptığımızı konuşuyordu. Tabi bu da Zennure nin ailesini çıldırtmıştı. Konuştukça ailesi baskıyı artırmış ve işin rengi değişmişti. Beni en çok şaşırtan Şura'nın, abisi Halil abiyle durumu konuşmasıydı. Halli abi Zennureyi nasıl ikna etti bilmiyordum da şimdi onunla sözlüydüler. İnanılması güçtü ama o gün bizde çok şeyi değiştirmişti. Halil abi Kutay'ında arkadaşıydı. Çok yakındılar. Huyu suyu Kutay'a çok benzemese de iyi biriydi. Hemde çok iyi biri. Bakışları parmağındaki yüzükte olan kıza baktım. Açıkçası ne hissettiğini merak etmiştim. "Bu nasıl oldu?" nasıl oldu da Halil abi ile bir anda evlilik gibi bir kararın içine girmişlerdi. Zennure sorduğum soru üzerine Şuraya baktı. O ise dünya yansa hiç umurunda değildi. Elinde telefonu ile ilgileniyordu. Ona kırgın olmasamda kızgındım. Vurdum duymazlığı bu kızın beni öldürecekti. Hastam hareketleri düzgün yapıyordu. Onu kendi haline bıraktım. Yanımda duran cetveli vurdum duymaz kıza fırlattım. Nasıl daldıysa artık cetvel ona çarpınca bana baktı. "Ne oluyor be!" zıkkımdı. Tıpkı kızlarda ben gibi ellerinde en yakın ne buldularsa ona fırlattılar. Şura ise kendini korumak yerine çok önemli gibi yanımızda hüplete hüplete içtiği kahvesini korudu. Şaka gibi bir kızdı. Artık elimizin altında ona atacak bir şey kalmadığını görünce yine hüpleterek kahvesini içti. "Zıkkım." bunu diyen bendim. Hastam düzenli olarak bacak egzersizi yapıyordu. Normal biri üzerimdeki etekle rahat etmezdi. Ben ise etekten başka bir şey giymediğim için alışıktım. Yere eğilip bacağını kaldırması için yardım ettim. Kızlar susmuştu. İşimde ne kadar ciddi olduğumu her biri bilirdi. Normalde şakalaşan ve eğlenceli biri olsam da işimi yaparken ciddiydim. Bu da halimden tavrımdan her bir şeyime yansırdı. Söylediğim şekilde hareketi yapmaya başlayan hasta ile yerimden doğruldum. Kızlar sessizce bizi izliyordu. "İsterseniz siz gidin. Beni beklemenize gerek yok." bir saatten fazladır işimin bitmesini bekliyorlardı. Aslında şu an son hastamla ilgileniyordum. Yani işim bitmek üzereydi. Ama hemende bitmezdi. Daha bu hastanın on beş dakika süren tedavi işlemi vardı. Bu egezersizi yapmadan onu bir yere göndermezdim. İşimi seviyordum. Hastalarımla ilgilenmeyide. Bu da çok tabi yaptığım işime yansıyordu. "Sen yine ne yapıyorsun?" yorgunluktan cılkı çıkmış kız konuşmuştu. Zuhal'in sorduğu soru üzerine bende Şuraya baktım. Elinde telefon ve beni videoya alıyordu. Zuhal'in sorusu üzerine ekranı durdurdu. "İşinde perfect. Sanal alame koymayı düşünüyorum. Belki bu sayede beğeni artar." "Beni sen kullanıyor musun?" Başını salladı. "Seni tanıtmaya çalışıyorum." elinde video ile oynamalar yapıyordu. Ekranı kaldırıp resmimi çekti. Allahım bu kız uslanmak nedir bilmiyordu. "Kendine bir yer açmayı düşünüyordun. Bu sayede müşteri toplarsan. Bunun için yanına arada sırada gelir videolarını çekerim. Bir faydam dokunsun." Gözlerim doldu. Şura vurdumduymaz biri görünürdü. Ama görüntüsünün ardında onun çok güzel bir kalbi vardı. Sizi siz kadar düşünürdü. Bu yüzden Zennure ve Halil abi hakkında yorum yapmamıştım. Bu işin altında Şura varsa elbetteki Zennure'nin iyiliği için olurdu. "Özür dilerim." dedim. Ben uzun süredir bir klinik açmayı düşünüyordum. Bunu kızlarda biliyordu. Ama elimde yeterince birikmiş para yoktu. Birde hastalarım beni çok tanımıyordu. Buraya gelince özellikle benden randevu alsalarda ayrıldığımda ne kadar hastam olacağını da bilmiyordum. Hastanenin adı vardı. Yani tek başına bir klinik açmak sanıldığı kadar kolay değildi. "Dileme." diye konuştu Şura. "Sen müsait oldukça bana yaz." Şura bu işlerde oldukça iyiydi. O kadar iyiydi onunla çalışmak ve video çekmek isteyen kişi de çoktu. Hele reklamını yapması için ürün gönderen bir çok şirkette vardı. Bunu biliyordum çünkü hastanemizin o ürünlerinden birinin reklamını yapmasını istediğini biliyordum. Şura söylemişti. Yaptı mı bilmiyorum ama Şura bunu laf arasında söylemişti. Zuhal bana baktı. Aklım kızlarla konuşmamızda olsa da hız kesmeden işimi yapıyordum. Bu onun dikkatinden kaçmamıştı. "O etekle işini bu kadar güzel nasıl yapıyorsun?" Dün aklıma geldi. Kutaya eteği sormuştum. Çok kısa demişti. Gerçekten çok kısaydı. Hemen kalçamın altında bir yerde bitiyordu. Bende bunu bildiğimden eteği hırka ile giymiştim. İçime sıfır yaka atletle hırka giymiştim. Hırkanın önü açıktı. Yani eteğin boyu görünüyordu. Bacak yapım ince olduğu için etek bacağımı olduğu gibi sergiliyordu. Zuhal benim aksime hiç etek giymezdi. Yüzünün yarısını kapatan gözlükleriyle gezinirdi. Bir de sürekli takım elbise giyerdi. Ben bunu ilk başta Fatih bey istiyor diye düşünmüştüm de öyle olmadığını da biliyordum. Zuhal işe başlamadan önce gecelikle gezerdi. Nereye gitse onu gecelik takımıyla görürdünüz. Onlarda altlı üstlü pantolon takımı olurdu. Letafet oturuyordu. Spor aletinin üstüne oturmuş ve çenesini spor aletinin üzerine koymuştu. Elleri çenesinden altındaydı. Gözleri bende konuştuğu kişi ise ben değildim. "Fatih bey sana hala zulüm ediyor değil mi?" başını salladı. O videodan sonra neler olduğunu ve Zuhal ne yaşadı çok bilmiyordum. Telefonda Fatih beyin kızgın sesini duymuştuk. Sonra ne yaşandı bilmiyorduk. Zuhal işide bırakamıyordu. Dokuz kişilik bir ailenin içinde yaşıyorlardı. Bildiğim kadarıyla Zuhal ayrı eve taşınmak istiyordu. Kiralara güç yetmediği için ev satın almak istemişti. Tabi bir anda evler uçunca da bu fikri sanırım rafa kaldırmıştı. "Eskisinden iki kat daha fazla hemde." Şura bile bu duruma üzülmüştü. İçkili olmasa o videoyu paylaşır mıydı çok emin değildim. Ertesi gün hesaptan silmişti ama video çoğu yerde yayılmıştı. Hatta akşam haberlerinde bile Zuhal'in Bıktım sizden Fatih bey diyen sloganı gündem haberlerinde de görmüştük. Adama dört bir yandan sıkıştırmalar gelince o da asistanının canını okuyordu. Videoyu kaldırtmıştı ama demek ki siniri hala geçmiş değildi. "Peki sana neden bu kadar kızabiliyor?" aklında ne var diye Letafet'e baktım. Gözleri Zuhal'in kendiydeydi. Artık bana bakmıyordu. "Aklından ne geçiyor?" -------—----- Bölüm yeterli sayıda deyip uzatmama izin vermiyor. O yüzden diğer bölümde devamını yazacağım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE