Birinci Bölüm

1539 Kelimeler
"Boşanıyorum lan senden!" kocam olacak bey, büyük bir öfkeyle tek tek sıraladı cümlelerini. Altı yıldır canıma tak etmişti. "Asıl ben senden boşanmış oluyorum! Sen kim oluyorsun da benden boşanıyorsun! Boşanmak benim hakkım!" hodri meydan aslan parçası! Sinirden gözlerimiz dönmüş, çok fevri davranıyorduk. Kavga sebebimiz ise kimin kimden boşanacağı. Kavga ile başlayan evliliğimiz, kavga ile bitiyordu. Oh s**t. "Kocan olarak senden boşanmış oluyorum!" pışık, yağlı kaşık. "Ha hayt! Güleyim de boşa gitmesin! Karın olarak boşanmak benim hakkım!" aynı öfkeyle ben de ona haykırdım sözlerimi. "Ya abi durun bir! Zaten 15 dakika sonra resmi olarak birbirinizden boşanmış oluyorsunuz." araya Kağan girdiğinde derin bir nefes verdim. Ulan soluk soluğa kalmıştım! Nerede olduğumuz gram umrumda değildi. Tek derdim benim ondan boşanmış olmamdı. "Avucunu yala Yağız Karahanlı. Arslan oluyorum artık!" nefret ettiğim soyismime geri dönmenin sevinci vardı içimde. Ne komikti ama. "Semiramis, sakin sakin. Boşanacaksınız sabredin." az kenara çekil Kağan. Yağız'a yani az sonra eski kocam olacak adama elimi uzattım. "Boşanıyoruz birader, duygularını alayım." sarı saçlarını savurdu, bal rengi gözlerini süzdü. "Göbek atıyorum kardeşim." "Tüm mahalleye baklava dağıtmazsam şerefsizim." yazıyorum nokta. "Komiserim bizi de görürsünüz değil mi?" diyen Sedef'e döndüm. "Sana yemek ısmarlayacağım Sedef." dememle Sedef'in yüzü güldü. "Bu ay kirayı zor karşılıyordum komiserim sağ olun." başımı eyvallah anlamında salladım. "Kağan, Zerrin Abla nerede?" "Annem trafiğe takılmış, az sonra gelir korkma." "Lan zaten anlaşmalı boşanacağız avukata ne gerek vardı?!" sen avukat tutmuşsun da ben eksik kalır mıyım? "Ben sana neden avukat tuttun diyor muyum kardeşim? Kendi öz irademe karışma lütfen." "Yağız abi sen kimi tuttun?" dedi Kağan. "Babanı." demesiyle kahkaha attım. "Ciddi olamazsın sen!" "Yağız abi babamı mı tuttun?! Başka avukat mı kalmadı? Semiramis zaten annemi tuttu sen niye rakip olarak babamı tutuyorsun?!" babam ve annemin avukat olduğunu nasıl belli ederim adlı çalışma. Yağız da ayrı maldı zaten. İyi ki boşanıyordum senden. "Lan ben nereden bileyim!" "Bu bir şaka, ironi." diyerek Pelin taklidi yapmaya çalıştım. "Öyle değil mi? Yani inşallah." "Semiramis zaten annemle babam kavgalıydı, sizinle beraber onlar da boşanır artık!" "Semiramis demedi ki anneni tuttum diye!" suç bana kaldı yine? "Sen sanki dedik, Kağan'ın babasını tuttum diye! Ben de gıcıklık olsun diye demedim. Bana ne." "İzmirli elit çıtı pıtı bir komiser yardımcısıydım ben! Ne yerlere düşmüşüm Allah'ım." Sedef'in kendini acındırarak debelendiğini gördüm. "Sedef yemek sözümü geri alırım." "Tamam Komiserim ben zaten Serkan'ın taklidini yapmıştım." r nasıl yapılır oynat bakalım. "Ege'yi hafta içi hariç istediğin gün al, gezdir çocuğumu." diyerek çıkıştım bu sefer. Daha önceden konuşmuştuk bu konuyu. Ege yani beş yaşına yeni basan kızımıza da sormuştuk. Olgun ve akıllı bir kız olduğu anasına çekmesinden belliydi. 'Annemi vermezseniz Kayra'ya giderim.' demesiyle ben de kalmak istediğini anlamıştım. Kayra, gittiği kreşteki love'u. "Biliyorsun." diyerek süzdüm gözlerimi. "Bende kalmak istiyor. Ne yapayım çocuğumu, sokağa mı atayım?" dedim ve acınarak baktım. "İstediğim gün kızımı görmeye geleceğim!" "Savcı adamsın, kızımı senin gibi tehlikesi çok olan adamlara emanet edemem her gün." "En büyük tehlikem sensin, az sonra da kurtuluyorum zaten." ba ba ba! İdrar kafaya bak! "Komiserim siz de daha çok tehlikede oluyor Ege, yalnız." arkamdan Sedef'in beni dürtmesiyle ona döndüm. "Sedef tarafını seç ve götünü kolla. Aksi takdirde gerisini düşünmek istemem." "Hah! Annem ve babam da geldi çok şükür Allah'ım." Kağan anasının gelmesiyle sevinmiş iki elini yukarı kaldırıp dua ediyordu. "Donunuza kadar alacağız!" "Asıl biz sizin zıbınınıza kadar alacağız! Siz kim oluyorsunuz da donumuza kadar alıyorsunuz?!" yapma Halit Abi. "Asıl siz kimsiniz de bizim zıbınlarımıza kadar alıyorsunuz." "İç çamaşırlara özgürlük! Semi, Yağız boşansın! İç çamaşırlara özgürlük! Semi, Yağız boşansın!" Sedef? "Kağan neden rakip avukatın baban olduğunu söylemedin?" "Oğlum neden annene rakip olduğumuzu demedin?" Ah Kağan Vah Kağan sen neymişsin sen?! Dillere düştük senin yüzünden. "Ya annem, babam oturun lütfen." Kağan onları sakinleştirerek oturağa oturtmaya çalıştı. "Bize bir münasip açıklama borçlusun oğluşum." dedi Zerrin Abla ve Halit Abi. "Anne, baba ben de bilmiyordum kimin ne avukatı tuttuğunu. Çünkü deve kuşu gibi gömülmüş davalarınızı saklıyorsunuz." dedi tek bir nefeste. "Adab-ı muaşerete uymuyor dediğin. Daha saygılı olmaya çalış lütfen." oho ben- "Kağan Komiserim lütfen edepli olun." Kağan, Sedef'e öldürücü bakışlar atıyordu. O sırada müvaşirin (?) tok sesi doldu salona. "Davacı Semiramis Doğu Karahanlı, davalı Yağız Karahanlı. Mahkeme salonuna bekleniyorsunuz." hadi bizi boşayın. Silkelenip mahkeme salonuna yavaştan giriş yaptık. Normal aile mahkeme salonuydu. Öyle dizilerdeki albenisi yok. En arkadan öne doğru davayı izlemek isteyenler için birkaç sandalye konulmuştu. Genellikle hukuk öğrencileri tarafından tercih ediliyordu. O koltuklara Sedef ve Kağan oturmuştu. Karşı karşıya duran yerlerimize geçtiğimizde Sayın Değerli Bir tanecik baba yiğit Hakim Bey de gelmişti. Hadi boşa bizi. Hakimin gelmesiyle ayağa kalkmıştık. (valla hiç boşanan çiftin davasına şahit olmadım rastgele yazıyorum. Araştırsam da gram şey anlamadım özür dileriim.) Hakim makamına oturunca biz de oturduk. Kalbim heyecandan yerinden fırlayacaktı sanki. Evlendiğimde bu kadar mutlu olmamıştım lan. 'Tamam Semiramis ilk defa boşanmıyorsun sonuçta.' diyerek kendimi sakinleştiremezdim çünkü ilk defa boşanıyordum. Bu yüzden her gün boşanıyormuşsun gibi düşün ilkesine uymaya karar verdim. Adım yedi kocalı Hürmüz'e çıkacaktı. "Hakim babo hadi artık boşa da kurtulak." diyerek hakimin kel kafasına şaplak geçirme fikri çık aklımdan. Yağız'a baktığımda benden heyecanlı gözüküyordu. "Zerrin abla ne zaman boşanacağız biz ya?" dedim mırıldanarak. Valla boşanmazsam gözlerim açık gider. "Az sabret canım, çekişmeli olsun." "Ne çekişmesi?!" diyerek cırladım bir anda. Zaten yüksek sesle bağırmamla itibaren oturduğum sandalyeden de fırlamıştım. Kafamı öne eğik bir şekilde dururken kaldıramaya hiç niyetim yoktu. "Sessizlik!" diyerek bağırdı Hakim. Sesi tüm salonu doldurup yankılarken davadaki kişilerin gözlerinin üstümde gezdiğini hissedebiliyordum. "Avukat Hanım, müvekkilinize sahip çıkın." dedi uyarıcı bir tonda Hakim. "Hakim Bey çekişmeli olmasın ne olur!" diyerek çıkıştı Yağız bu sefer. Sen nereden çıktın eski kocam? "Sizi salondan kovup boşamam ona göre!" yapma yanarız Hakim. "Pardon Hakim Bey." diyerek oturduk yerlerimize. Kimlik bilgilerimiz tekrar edilip en sonunda o malum soru sorulmuştu. Üzülmemiştim hiç bakmayın öyle. Zaten Yağız da boşanacağız diye ağıt yakıyor değildi. Hakim siyah gözlerini bana çevirip "Boşanmak istiyor musun?" diyerek sordu. Ayağa kalktım ve mavi gözlerimi Yağız'ın gözlerine odakladım. Yaşadığımız şeyi şakaya vurduğumuz için durumun ciddiyetine şu ana kadar varmamıştık. Ama Hakimin sorduğu soru ile duruldum öylece. Hadi Semiramis, boşanmak istiyordun buyur diyen iç sesime katıldım sonuç olarak. "Boşanmak istiyorum." dedim düz bir ifadeyle. İki kelime ile basitleşmişti ayrılmak. Pişman değildim ama içime de cuk diye oturmamış değildi. Son kez yutkunduğum zaman yerime geri oturdum. Yağız da aynı şekilde bana bakıyordu. Yerime oturup hakime bakıyor olsam da bakışlarının benim üstümden çekmediğini biliyordum. Gençlik zamanımdan beri hayatımın bir parçası hâline gelmişti. Şimdi ise dört duvar arasında ayrılmamız şaka gibi geliyordu. Alışıktı Yağız, savcı olduğu için bu tarz mahkemeleri çok görmüştü. En nihayetinde ben de olayın eksik olmadığı bir şehirde yani İstanbul'da normal bir emniyette çalışan komiserdim. Bu durumda benim de alışık olmam lazım sanırsam. Kararımızı ortak çevreye açıkladıktan sonra herkesten 'Mal mı bunlar?', 'Aşka inancım over.', 'İki gün sonra geri nikah basarlar.' gibi tepkileri duymayı beklediğimiz için şaşırmamıştık. Hiç kimse, evde yalnızken yaşadığımız hayatı bilmiyordu. Aynı çatı altında buz dağının diğer yüzü vardı. En sağlıklı karar boşanmanın yolundan geçiyordu. Bu karar, bizden çok ortak bir parçamız olan Ege'yi yıpratmasından korkuyorduk. İleriki hayatında psikolojisini kötü etkilememesi için psikologla görüştürerek söylemiştik kararı. Ve tepkisi şuydu; 'Umarım boşanmanız bir şaka değildir.' evet ciddiyim tepkisi buydu. Ev içinde yaşadığımız çatışmalardan en çok Ege rahatsızdı. Artık çocuk, 'Boşanmazsanız vururum kendimi.' dedirtme raddesine kadar getirmiştik. Boşandıktan sonra azılı düşman yerine dost olarak kalacaktık tabii ki. Yani lafı güzaf yapıp konuyu sakız hâline getirmeyeceğim. Kısacası Ege'ye olan etkisinin en aza indirmek için anamızın ruhunu ortaya koyacaktık. Dalgın gözlerle hakime baygın baygın baktığımın farkında değilmişim. Zerrin Abla dürtmese karaya çıkmış balık gibi bakmaya devam edecektim. "Karar açıklanacak ayağa kalkman lazım." demesiyle ayağa kalktım hızır hızında. "Boşanmak istiyor değil mi?" Zerrin abla hafif kıkırdadı. "İstiyor korkma, korkma." demesiyle rahatladım. "Ama hakim boşar mı bilemem." diyerek de mırıldandı sonunda. Abla tövbe de çarpılırız. "Karar." demesiyle hakimin ağzından çıkacak olan cümleyi bekledik merakla. "Semiramis Doğu Karahan ve Yağız Karahan'ın aile içi anlaşmazlıktan dolayı boşanmalarına karar verilmiştir." BİR DAKİKA BOŞANDIK MI ŞİMDİ? ALLAH'IM YANDAN YANDAN- Aga boşandık şimdi biz. Bir daha birleşmek için evlenmemiz lazım. İrkilerek kendime geldim. Hakimin demesini istediğim cümleyi bir anda söylemişti. Artık şakaya vurulacak bir şey kalmamıştı. Ciddi olmalıydım. Altı yılın sonuna geldik. "Ege Karahan'ın velayitini annesi Semiramis Doğu Karahan'a verilecek olup hafta sonları ve özel günlerde babası Yağız Karahan'da kalmasına uygun görülmüştür." Hakim makamından inip salondan çıktığı zaman biz de toparlandık. Yarım saat önce evli geldiğimiz bu yerden boşanmış olarak çıkıyorduk. Çok garip gelmişti ama sonuç itibariyle mutluydum. Evli kalmamız bizi daha çok yaralayacaktı. Salondan çıkana kadar tek bir kelime etmemiştik. Salondan çıkınca elimi uzattım, o da karşılık olarak sıktı elimi. Başımızla tokalaşarak "Kendine iyi bak kardeşim, artık eve gelirken sana söverek ekmek al demeyeceğim. Ya da bana çoraplarımı hangi deliğe soktun diye kızmayacaksın." Derin bir nefes verdi. Boyu mu uzamıştı bunun? Gerçi kendisinin 1.80 olduğunu varsayarsak ben de 1.73 oluyordum. "Güzel ama toxic evliliğimiz vardı ya." "Öyleydi Yağız kardeşim. Neyse ki daha ayrılmıyoruz. Malum bizim ekibin savcısı olarak." Hayır kesinlikle hep sana çıkıyor yollar, inan kader diye bir şey var. şarkı sözü hayata geçmeyecektir. "Ege'yi görmeye gelebilir miyim akşam? Son gecemiz olsun." o kadar çok masum istedi ki, onu kıramazdım. Son gecemizi bir aile gibi geçirebilirdik. Ege de bunu isterdi. "Son gecemizi beraber geçirebiliriz, zaten iki gün sonra da Ege'yi almaya geleceksin." dedim yumuşak bir sesle. Vedalaşmamız bittikten sonra son kez sarıldık birbirimize. "Yolun açık olsun eski kocam." söylediğim cümleye alışamamıştım henüz. Afallasam da gülümseyerek karşılık verdi bana. "Yolun açık olsun eski karım." ⛓️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE