Beşinci Bölüm

1040 Kelimeler
Ateşin yardımıyla oturduğum masada tedirgince dururken Ateş başımın üzerinde dudaklarını bastırarak yanımdaki sandalyeyi çekip oturdu. Masanın etrafına karışık olarak dizilmiş farklı kanalların spikerleri otururken tam karşımızda ise aynı kanalların kameraları vardı. Gergince ellerimle oynarken Ateş'in verdiği komutla spikerler ellerine kalemlerini almışlardı. Kameraların deklanşörleri ara ara yüzüme doğru patlarken duyduğum erkek sesiyle bakışlarım o yöne kaydı. *ATEŞ BEY ÖNCELİK OLARAK İPEK HANIMLA NASIL TANIŞTINIZ?" Duyduğum soruyla bakışlarım Ateş'i bulduğunda bakışlarının çoktan bende olduğunu gördüm. Ufak bir tebessüm ederek tekrar kameralara döndüğünde sakince konuşmaya başladı. " Soğuk bir kış gecesiydi. Farkında olmadan korkutmuştum onu. Mavi gözleri ürkek ve tedirgin şekilde bakarken gözlerimin içine beni çoktan çocukluğuma götürmüştü. O günden sonra bırakamadım onu. Aradan geçen ayların ardından onunda aynı duyguları yaşadığını anladığımda bu mutluluğumuzu evlilikle taçlandırmak istedik." Şaşkınca ona bakarken masanın üzerinde duran elimi tutarak kendi avcuna hapsetti. * İPEK HANIMIN DAHA ÖNCE YETİŞTİRME YURDUNDA KALDIĞI ÖĞRENİLDİ. BU KONU ARANIZDA HİÇ SORUN TEŞKİL ETMEDİ Mİ.?" " Hayır!!! Bizim aramızda hiç bir zaman böyle önemsiz detaylar konuşulmadı. Konuşulmayacakta." Kararlılıkla konuştuğunda soruyu soran spikerin Ateş'in bakışlarının altında ezildiğini fark ettim. *ATEŞ BEY ARANIZDAKİ DOKUZ YAŞ FARK FAZLA DEĞİL Mİ? YADA SÖYLE SORAYIM ÇEVRENİZ HİÇ KARŞI ÇIKMADIMI BU EVLİLİĞE? SONUÇ OLARAK 18 YAŞINDA GENÇ KIZ İLE EVLİSİNİZ." Ateş keyifle güldüğünde alaylı bir üslupla konuştu. " Zaten bildiğiniz üzere dedemden başka yaşayan bir akrabam yok. Oda her koşulda arkamda. Daha bir hafta önce buradaydı. Bizzat gelerek tebrik etti bizi." Bakışları tekrar beni bulduğunda içimden gelen bir hisle küçükçe bir tebessüm yolladım ona. " İPEK HANIM PEKİ SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ ATEŞ BEY HAKKINDA? " Bana yöneltilen soru karşısında ne yapacağımı bilemezken bacağımda hissettiğim sıcaklıkla bakışlarım Ateş'i buldu. Destek verircesine bana bakarken kameralara dönerek ellerimi kaldırarak hareket ettirmeye başladım. " İlk başta kendisinin de dediği gibi korkmuştum ondan. Ama sonrasında onu tanıdıkça gözlerindeki şefkate ve kalbindeki merhamete şahit oldum." Gözleri düşünceli şekilde yüzümde gezerken yöneltilen soruyla bakışları ok gibi soran erkek spikere kaydı. "ATEŞ BEY İPEK HANIMIN HAMİLE OLDUĞU KONUŞULUYOR DOĞRUMU ACABA?" Hissizce sandalyede oturmaya devam ederken başımı çevirerek ateşe baktım. Avına kilitlenmiş yırtıcı bir aslan gibi spikere bakarken başını yana eğerek kütletti. Hafifçe bedenini ayağa kaldırarak hafif bir açıyla spikerin önüne eğildiğinde kulağına yaklaşarak konuştu. Ne dediğini anlayamasam da genç adamın her saniye irileşen gözlerinden iyi şeyler olmadığını anlayabiliyordum. Ateş geriye çekildiğinde adam yanındakilere dönerek röportajın bittiğini söylemiş ve hep beraber hızlıca ayrılmışlardı evden. Oturduğum sandalyeden kalktığımda Ateş'te ayaklanarak cebindeki telefonu kulağına koymuş, bahçenin diğer ucuna doğru yürümeye başlamıştı. Başımı gökyüzüne kaldırarak içime derin bir nefes çektiğimde bahçedeki limon ağaçları sayesinde bahçe muhteşem kokuyordu. Oturduğum salıncakta hafif hafif sallanırken ne kadar huzur verici bir ortam olduğunu düşünüyordum. Bir kez daha gözlerimi kapatıp içime derin bir nefes çektiğimde yanıma çöken ağırlıkla salıncağın yavaşlaması bir oldu. Gözlerimi açarak başımı sağ yanıma çevirdiğimde Ateş'in sert bakışlarının karşıda bir yere odaklandığını gördüm. Baktığı yere baktığımda iki üç tane takım elbiseli korumanın olduğunu gördüm. " Git üzerini değiş, hastahaneye gideceğiz." Başımı sallayarak ayağa kalktığımda eve doğru yürümeye başladım. Oda benimle birlikte hareketlendiğinde sert adımlarla az önce baktığı yere doğru yürümeye başladı. Büyük giyinme odasındaki bana ait olduğu söylenen kıyafetlere kararsıza bakarken derin bıkkın bir nefes alıp kot dar bir Jean alıp çıplak bacaklarıma geçirdim. Üzerine ise kırmızı balıkçı yaka bir kazak alarak saçlarımı havalandırmış, omuzlarımdan sarkmasını sağlamıştım. Ayakkabıların olduğu yere geçtiğimde ise spor ayakkabı alarak ayağıma geçirdim. Kolunda tuttuğum siyah ince trençkotla merdivenlerden indiğimde aşağıda çalışanlardan başka kimse olmadığını fark ettim. Görüş açıma giren aralık kapıyı açarak bedenimi soğuğa attım. Ateş ağzındaki sigarasını parmaklarının arasına alarak çırptığında korumaların işaretiyle bana döndü. Bakışları bütün bedenimde gezdiğinde kaşını oynatarak en öndeki beyaz lüks arabayı işaret etti. Küçük adımlarımla gittiğim arabanın arka kapısını açacakken sert sesini işittim. " Öne geç!" Açtığım kapıyı kapattığımda ön kapıyı açarak arabaya bindim. Tedirgince yanında otururken emniyet kemerine uzanarak taktım. Kucağımda sımsıkı tuttuğum çantamla başımı cama yasladığımda akıp giden yollara dalgınca bakmaya başladım. Arabanın içindeki derin sessizliği ilk önce aldığı sıkıntılı bir nefes bozdu sonrasında ise yorgun çıkan sesini işittim. " Aç mısın? " ellerimi hareket ettirerek konuştuğumda kısaca bana bakıp yola döndü. " Henüz değil. Bir an önce hastahaneye gitmek istiyorum." Başını salladığında gaza biraz daha asıldığını hissederken başımı tekrar yola çevirerek cama damlayan yağmur damlalarını incelemeye başladım. Arabadan indiğimizde hastahanenin girişindeki takım elbiseli bir adam bizi görür görmez koşarak yanımıza gelmiş ve elindeki şemsiyeyi açarak Ateş'e uzatmıştı. Ateş aldığı şemsiyeyle yanıma gelerek beni kendine çektiğinde kolunu sırtımdan sararak elini belime koymuştu. Bedenlerimiz yapışık şekilde siyah büyük şemsiyenin altında girdiğimiz hastahanenin ardından Ateş şemsiyeyi deminki adama uzatmış ve sert çıkan sesiyle konuşmuştu. " Mehmet telefondaki işe dikkat et. Aksaklık istemiyorum." Adının Mehmet olduğunu öğrendiğim adam saygıyla başını salladığında bana ufak bir bakış atarak uzaklaşmıştı. Elimi kavrayan büyük elinin önderliğinde onun büyük adımlarına yetişmeye çalışırken nefes nefese kalmıştım. Elini çekiştirerek durmasını sağladığımda bakışları sorgularcasına yüzümde dolaşmaya başladı. Elinin tutuşundan kurtularak ellerimi oynattığımda dudağının yanı kıvrılacak gibi olsa da kendini kontrol ederek buna izin vermedi. " Yavaş olsana be. Senin bacakların kocaman olabilir ama ben sana yetişemiyorum." Umursamazca elimi tekrar tutuğunda adımlarını biraz da olsa yavaşlattığında hissizce konuştu. " Hızlı yürü o zaman. Bebekler bile senden hızlı yürür." Gözlerimin üzerinden ona bakarken önünde durduğumuz odanın kapısını açarak beni içeriye itti. Mavi hasta önlüğünün içerisinde gülümseyerek elindeki sarı saçlı bez bebeğiyle oynayan sevimli arkadaşımı yüzümdeki Kocaman gülümsemeyle seyrederken sandalyede oturan yurt müdiresini buldu bakışlarım. Yüzümdeki gülümseme hızla silindiğinde yerini sert bakışlarım bulmuştu. Acımasızca beni kapının önüne atarken böyle bir durumda beni görmeyi beklemediği açıktı. Belimdeki sert elleri hissettiğimde kendime gelerek Şehri'ye doğru ilerlemeye başladım. Bakışları beni bulduğunda gözlerindeki ışık bile parlamış kocaman gülümsemişti. Kolumdaki çantayı küçük tekli koltuğa bırakıp yatağın ucuna oturarak onu kollarımla sarmaladım. Mis gibi kokuyordu. Kulağıma dolan hıçkırık sesiyle hızla onu kollarımın arasından ayırdığımda telaşla ellerimi oynattım. " Canını mı yaktım güzelim?" küçük elleriyle gözlerini silip başını iki yana salladığında içime derin bir nefes çektim. " Canım acımadı ama ben sana küstüm sen bana gelmedin. Benim kalbim acıdı sen gene gelmedin." Gözlerim dolu dolu ona bakarken arkamda hissettiğim hareketlilik beni kolumdan tutarak kaldırdığında kalktığım yere kendisi oturdu. " Sanırım ipek ablanı ben tuttum küçük kız. O sana gelmek istedi ama ben ona izin vermedim. O yüzden sen ablana değil de bana küs olur mu? " Yüzümdeki buruk gülümsemeyle ona bakarken Şehri'nin sorduğu soruyla ne diyeceğimi bilemeyip merakla açılmış gözlerine bakmaya başladım. " İpek abla bu abi kim?" !!!BÖLÜM SONU!!!
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE