Yavaş adımlarla içeriye geldi, ama gözleri benim üzerimde değildi. Onu bu kadar temkinli görmek garipti. Sanki her adımıyla beni incitmekten korkuyordu. Elinde bir not defteri vardı. Beni görmeye değil, işi için buradaymış gibi davranıyordu. Sanki günlerdir iş için beklemiş gibi. Başka polis yoktu herhalde. “Geçmiş olsun.” dedi. Sesi soğuktu, neredeyse yabancı birine söyler gibi. Gözlerimi ondan ayırmadan cevap verdim. “Teşekkür ederim.” Odaya giren doktorlar kadar resmi ve mesafeliydi. Onlardan bile daha fazla. Sandalyeyi çekip oturdu, not defterini açtı. Gözlerim, aylardır tanıdığım bu adamın ne kadar farklı davrandığını fark ediyordu. Yüzünde yorgunluk ve tükenmişlik vardı, ama kendini gizlemek için sert bir maske takmıştı. “Handan, vurulduğun sırada etrafta kim vardı? Saldırganı

