O sabah gözlerimi açtığımda, pencereden sızan gün ışığıyla birlikte içime bir huzursuzluk çöktü. Şahin Korgun ’un tehditleri ve yarınki mahkeme, zihnimin her köşesini işgal ediyordu. Bir avukat olarak birçok davada güçlü durdum ama bu, bambaşka bir şeydi. Tehdit edilen kişi ben olunca, işler o kadar kolay olmuyordu. Üstelik risk altında olan sadece ben değildim. Öyle olsaydı korkmazdım. Yani birazcık korkardım. Fazla da abartmamak lazım. Yatakta biraz daha kalıp sakinleşmeye çalıştım. Sessizlik içinde nefes alıp verirken, koridordan gelen minik ayak sesleriyle irkildim. İlkim ’in sesini duyduğumda gerginliğim bir nebze hafifledi: “Handan abla! Kahvaltı hazır mı?” diye neşeyle bağırıyordu. Kendi kendime gülümsedim. Bu küçük kızın enerjisi ve masumiyeti bana her gün güç veriyordu. O bana

