Esranın anlatımı
Sencer’in elindeki telefonun titrediğini hissettiğimde, içimden bir parça koptu. Az önceki o dik duruşu, bir kule gibi devrilişine şahitlik ettim. Gözlerindeki o kehribar parıltı sönmüş, yerini dipsiz bir kuyuya bırakmıştı. Bir doktor olarak yüzlerce ölümcül vaka görmüştüm ama sevdiğim adamın yüzündeki o saf çaresizlik, tüm profesyonelliğimi bir anda yerle bir etti.
"Sencer? Konuşsana!" dedim, koluna yapışarak. Sesi sanki kilometrelerce derinlikten geliyordu. "Annem..." dedi. "Nefesi kesilmiş."
Annem ve Arda başımızda dikilmiş, sanki bir tiyatro oyunu izliyorlarmış gibi o kibirli hallerini sürdürüyorlardı. Annemin "Misafirler var, gidemezsin!" diye bağırması kulağımda sadece anlamsız bir gürültüydü. O an anladım ki; lila elbisem, yüksek ökçelerim ve o "mantık kadını" maskem buraya kadardı.
"Anne," dedim, sesimdeki buz gibi netliğe ben bile şaşırdım. "Eğer şimdi o uçağa binmezsem, bu eve bir daha yabancı olarak bile dönmem." Arda’ya dönüp o sahte cerrahlık gururunu şampanya kadehine gömmesini söyledikten sonra kendimi Sencer’le birlikte gecenin karanlığına attım.
Mardin’e vardığımızda hastane koridoru ölüm kokuyordu. Beyaz önlüğümü zırh gibi üzerime geçirdim. İçeride Halime Teyze, bir makineye bağlı yaşam savaşı veriyordu. Asel burda yoktu olsaydı daha kolay olurdu Hemşire "Akciğerleri su topluyor," dedi.
Başına geçtim. Ellerini tuttum. "Hadi Halime Teyze," diye fısıldadım kulağına. "O mağara adamını bana bırakıp gidemezsin. Seni ayağa kaldırmadan buradan çıkmayacağım." O an sadece bir doktor değil, bir kadının hayatı için savaşan bir savaşçıydım
Sencerin anlatımı
Telefonun ucunda Ahmet’in sesi titrediğinde, dünya ayaklarımın altından kaydı. Annem... Hayatımda boyun eğdiğim tek kadın, nefes alamıyordu. Bir anda o şatafatlı salon, üzerime giydiğim o pahalı ceket beni boğmaya başladı. Esra’nın yanıma gelişini, koluma dokunuşunu hayal meyal hatırlıyorum. Sadece "Annem," diyebildim. Gerisi karanlık.
Müjgan Hanım’ın ve o züppe Arda’nın engel olma çabaları, içimdeki canavarı uyandırmaya yetti. Ama Esra... O bambaşkaydı. O lila elbisesinin içinde zarif bir çiçek gibi dururken, bir anda gerçek bir fırtınaya dönüştü. Annesine verdiği o rest, Arda’ya fırlattığı o aşağılayıcı bakış... O an anladım; bu kadın sadece benim aşkım değil, benim kaderimdi.
Mardin’de hastaneye ulaştığımızda kan beynime sıçradı. Ahmet, "Sedef... Odayı yine o koku sarmış," dediğinde gözüm döndü. Annemi bir kez daha öldürmeye teşebbüs etmişlerdi. Esra içeri daldı, kapıyı kapattı. Ben dışarıda, o koridorda her adımımda zemini ezen bir aslan gibi volta atıyordum.
Babam ve yanında o yılan Sedef göründüğünde sabrım bitti. Sedef’e yaklaştım. Sesim kısıktı ama her kelimem konuşuyordu.
Sedef’e yaklaştım. Sesim kısıktı ama her kelimem bir namlunun ucundaydı. "Eğer," dedim, parmağımı tam kalbinin üzerine, o taş kesmiş göğsüne bastırarak. "Eğer o kapının arkasındaki kadının nefesi bir kez daha kesilirse, bu hastaneden sağ çıkamazsın Sedef. Babanın gölgesi bile seni benden kurtaramaz."
Babam araya girmeye çalıştı, elimi itmeye yeltendi ama gözlerimdeki o kararmış nefreti görünce duraksadı. "Sencer, burası yeri değil," diye mırıldandı.
"Yeri neresi baba?" diye kükredim. Koridor yankılandı. "Annemin can çekiştiği yer mi, yoksa senin bu yılanla kol kola girdiğin sofralar mı?"
Tam o sırada yoğun bakımın kapısı açıldı. Esra çıktı. O lila elbisesinin üzerine alelacele geçirdiği beyaz önlüğü kan ve ter içindeydi ama duruşu... Duruşu, fırtınadan sonra durulan deniz gibiydi. Bana baktı, sadece bir anlık bir bakış. O bakışta hayat vardı.
"Sencer," dedi, yanıma gelip titreyen ellerimi avuçlarının içine alarak. "Nefes alıyor. Halime Teyze geri döndü."
Dizlerimin bağının çözüldüğünü hissettim. Dünya yeniden dönmeye, ciğerlerim bayat hastane havasını içine çekmeye başladı. Esra, Sedef’e dönüp o keskin doktor bakışını fırlattı: "Tıbbi müdahale bitti. Şimdi adli müdahale başlayacak. Odanın içindeki o koku... O sadece bir koku değil, bir kanıt. Ve ben o kanıtı çoktan mühürlettim."
Esranın anlatımı
Sedefle Sencer keskin bakışlar birbirine gönderirken Asansörün kapısı açıldı Aselle Hakan içeri girdi .
Asel’in gözlerindeki o tatil ışıltısının saniyeler içinde sönüp yerini profesyonel bir soğukkanlılığa bırakışını izledim. İskenderun’un güneşini teninde taşıyordu ama şu an Mardin’in bu puslu hastane koridorunda tam yanımdaydı. Ona sarıldığımda, üzerindeki o hafif deniz tuzu kokusu burnuma doldu; bir an için dışarıda hâlâ normal bir hayatın aktığını hatırlattı bana.
"Örnek aldın mı?" diye fısıldadı kulağıma.
Başımı hafifçe salladım. Cebimdeki steril tüpü sıktım. "Aldım. Kimse fark etmeden svapları topladım. İzmire gitmeden önce hersey normal di şimdi olan Asel, bu doğal bir komplikasyon değil. Halime Teyze’nin birisi canına kast etmiş durumda O koku... Havada asılı kalan o geniz yakıcı koku hâlâ burnumda."
Hakan, Sencer’in omzuna elini koymuş, onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Sencer ise bir heykel gibi kaskatıydı; gözleri yoğun bakımın kapısından bir an bile ayrılmıyorsa da kulaklarının bizde olduğunu biliyordum
Asel" Hakanla konuştum Halime teyzeyi Hakanın yeni aldığı hastaneye naklini yapalım sonrada istanbula gidip bizim buraya taşınma işini halledelim sen evini falan topla vazgeçmedin dimi annen ikna etmedi seni" " Vazgeçmedim Asom ama Halime teyzeyi bırakıp nasıl gidicez bak bir kere gittik yine aynısı oldu " " merak etme kendi adamlarımı yerleştirecem kapısına ve inan özelikle içeri girmemesi gereken kişileri gösterecem resimle o iş bende bilirsin benim elimden eksik iş çıkmaz"." Erol abiyi burdamı bırakıcan " " Erol abiyi değil Erol abinin sağ kolunu bırakırım Erol abiyi ben bıraksam o kalmaz Hakanda Gökhan yanında olur ." O sorada Sencerle Hakan yanımıza geldi söylediklerimizi duymuş olmalılar Hakan " Nere gidiyoruz " Hakan enişteye cevap veridim siz gelmiyorsunuz biz gidiyoruz Sencer" Dışarda düşman dplu tek mi gideceksiniz Aselle konuşmanızı duyduk bizde geliyoruz" Hakan " Tamam hadi ben neysede sen nereye sencer"
" Esraya yardım ederim tek başına zor olur"
**
Halime teyzeyi Asellerin hastaneye naklettik
Hakan enişte bir katı sadece Halime teyzeye ve korumalara tahsis etti Asellin korumaları bütün alanı kapladı Asel sedefin babasını.resmini gösterdi ve talimat veridi"kuş uçmayacak Halime hanımın çocukları bu resimdekiler bu resimdekiler dışındaki kimseyi içeri sokmuyorsunu temizlik yapılınca kimyasal ve kokulu birşey kullanılmasın Halime teyzenin yemeğini ilk önce siz deneyeceksiniz sonra o yiyecek " diye talimatlar verdi ve biz Hakan eniştenin Uçağı ile istanbula uçtuk Asellin babası poyraz bizi karşıladı yemeğimiz yedik ve kendi evime geçtim sencerde benle birlikte geldi çok işim vardı " uvvv bu ev nasıl bu kadar kirlemdi yahu daha yeni gittim "
" Bugün mü toplamaya başlayacaksın "
" Ayy yok bugün ölü gibiyim bugün dinlenicez prenses" Sencer üstüme üstüme gelmeye başladı " Prenses mi seni yerim kızım beni kışkırtma" " Ayy tamam tamam ağaö gelme üstüme şimdi ben gidip bir üstümü değiştirp film açıp izleyelim hemde dedikodu yaparız" Gidip odama banyo mu ettim şortlu takımı giydim Sercanın yanına gittim " Hadi Sencer sende git yıkan soyun dökün ben film açıyorum" Sencer gidince çayı demledim dolapta killeri açıp aparayif birşeyler çıkardım film açıp Beklemeye koyuldum o arada içim geçmiş herhalde gözümü açtığımda sencer yüzüme eğilmiş dudağı dudağıma değiyor hemen toparlandım birde ne göreyim alttan bir şort üstte hiç birşey yok " Yuh be adam ne diye evde çıplak geziniyon git üstüne birşeyler giy" " Bana çıplak diyene bak götün görünüyor panter yanlız benim yanımdan başka yerde giyme manzara iyi hani" " Yuh sapıkmısın be " " Bir sana sapığım kızım anlamadın mı gel biz evlenelim senle " Sencerin bu söylediklerinden sonra kalbim depara kalkmış gibi atmaya başladı " Yuh be adam insan böyle evlenme teklifmi eder " bu işin sonu sevişmeye gidiyormuş gibi bir his var içimde omyüzden birden ayağı kalktım " Şimdi sen üstüne bir tşört giy bende daha uzun birşeyler giyip geliyorum" yüzüm domatese dönmüş nabzım 150 içerde üstüme dizime kadar bir tişört geçirip içeri geçtim siyah bir tşört geçirmiş sırtına ağzı kullaklarında gülüyor " Yakışmış ama az önceki daha iyiydi" Konuyu değiştirmem lazım acil "Eee sencer Müjgan sultanı nasıl buldun " Sencer ne diyeceğini bilemedi
" Şaşırdım açıkça onun gibi bir kadından senin gibi bir kız " İyi birşey mi dedi kötü birşey mi anlamadım " Neyimizi beğenmedin Sencer bey " " Seni değil güzelim aksine sen baharsan annen kış çok zıtsınız " " Ben anneme tepki diye doğmuşum Asel hep söyler dediğin gibi ben annemin tam tersiyim annem vejeteryan ben etçil annem elit elit hep zengin insanlarla iş yapar ama ben zengillerle çalışmaktan nefret ederim hele öncelik bekleyenlerden" " Bizde zenginiz ama bize yardım ettin " diye sordu sencer " Zenginden kastım kendini üstün gören kendini bir bok zanneden insalardan nefret ederim babamın işi gereği hep siyasetçilerle bürokratlarla diplamatlarla zamann geçirirdi o yüzden nefret geldi ben içi dışı bir insanları severim iki yüzlülük benim kabul edemeceğim birşey" Sencer " Anladım bu arada başın belada sanki annen dediği dedik bir kadın"
" Sencer bu dünyadaki en sevdiğim hobim annemi patlatmak aşırı zevk alıyorum onun kabul etmediği işler yaptığımda partiden çıkarken gördün mü suratını acayip bir haz veriyor" Sencer katıla katıla gülmeye başladı
" İnanılmazsın gerçekten " " aman senlede hiç dedikodu yapılmıyor hadi film izleyelim bari" ikimizde televizyona döndük
film izlerken ikimizinde içi geçmiş sabah uyandığımızda koltukta ahtapot gibi bir birimize sarılmışız höst höst diye adamın üstünde zıpladım tabi benim zıplamamla Sencer ah diye bir ses çıkarıp gözünü açtı" üste çıkar gibi ne işin var altımda senin" " Ne ol altta olmayımı tercih ederdin " dedi muzipçe göğsüne yumruk atıp üstünden kalktım " neden burda üst üstteyiz biz "
" Uyuya kalmışız inan ben ömrümde böyle güzel uyumadım bizim acil evlenmemiz lazım" " Ayy dalga geçmeyi bırak hadi hazırlan dışarda kahvaltı yapıp hastane işlerini halledelim " Hazırlanıp çıktık mahalledeki börekçide kahvaltımızı yaptık hastaneye geçtik hastanede evrak işlerini halledip eşyalarımı topladım Sencer çıkışta beni bekliyordu akşam nasıl o şekilde uyuya kaldık anlamadım inanılmazdı adamın üstünde uyumama rağmen deliksiz uyumuşum işimi bitirip Sencerin yanına geçtim Koli alıp eve geçtik iki kahve yaptık eşyaları topladık 1 gibi toplanma işini bitirdik o kadar yorulmuşum ki azcık yatakta dinleneyip derken uyumuşum 4 gibi uyandım su içtim sencere bakayım dedim birde ne göreyim sencer ortalıkta yok