“Uyan, benim nazlı güzelim.” Parmaklarım Derin’in kusursuz seramik yüzeyleri andıran teninde geziniyordu, parmaklarımı takip eden dudaklarım onun enfes tadını aldıkça kendimden geçecek gibi oluyordu. “Keşke biraz daha erken uyansaydım.” diye hayıflanıyordum çünkü biran evvel çıkmazsam toplantıyı kaçıracaktım. “Ne oldu?” diye mırıldandı uykulu gözlerle, sonunda. Hala alnının bir köşesinde duran yara bandına takıldı gözüm. Alnına dikiş atılmamıştı, yarık yapıştırıcı ile kapatılmıştı ancak henüz iyileşebilmiş değildi, bu da bana yaptığım hataları anımsatmaktan başka bir işe yaramıyordu. “Gitmek zorundayım.” diye fısıldadım. “Ve gitmeden önce de bütün günü geçirebilmek için birkaç öpücüğüne ihtiyacım var.” Güzel kadınımın yüzünü gülümseme kaplarken benim içimi de bir sıcaklık kapladı. Bu sı

