5

848 Kelimeler
Sus ve dinle. Yüreğinin sana anlatacağı çok şey var. ~ Ellerimde tuttuğum cehennem ateşi bütün benliğimi sarmıştı. Kaçıp gitmem imkansız, kalıp savaşmam manasızdı. Yapacak hiçbir şeyim yoktu zamana bırakmaktan başka. Ama zaman, en masum duyguların katiliydi. Sırılsıklam olmuş bir hâlde birbirimize bakarken deli gibi ağlamak istiyordum. Hıçkırıklarım ve çığlıkların yeri göğü inletsin, içimdeki acı bir nebze hafiflesin... Ama bu imkansızdı. Yapamazdım. Ağlayamazdım. Haykıramazdım. Susmak... İçine atmak... Bana bu hayatta verilen en büyük ceza buydu işte. Haykırsam geçerdi ama ben susup içimi kanatmasına izin veriyordum. "O gün..." dedim yutkunarak. "Havuza düştüğüm ve beni kurtardığın o gün... Birbirimize verdiğimiz sözü hatırlıyor musun?" Bakışlarını gökyüzüne çevirdi. Yağmur, hızını kaybetmeden üstümüze yağmaya devam ederken önüme düşen ıslak saç tutamlarını geriye ittim. "Şeytan ve ateş birleşirse..." "Cehennemde yanarlar." Yarım bıraktığım cümleyi o tamamladı. Bu da demek oluyordu ki verdiğimiz sözü ve o gün konuştuklarımızı unutmamıştı. "Ben değil, sen yanacaksın!" İşaret parmağımla sertçe göğsüne vurdum. Yağan yağmurdan önümü dahi göremiyordum ama onun ateş saçan hareleri içime işliyordu. "Sana yazıklar olsun Ateşoğlu. Evet, soyadının hakkını fazlasıyla veriyorsun. Kendi cehenneminde beni de cayır cayır yakıyorsun!" Bileğimi sertçe kavradı. O an bana bakan gözleri bir çift alev topundan farksızdı. "Sırf o lanet olası gün, seni ölümden kurtardım diye mi bana bu öfken?" Acıyla yoğrulmuş iştahsız bir öfke işlemişti yüzüme. "Hayır. Benden bilmeye en fazla hakkım olan gerçeği sakladın diye sana olan bu öfkem." "Şimdi beni iyi dinle küçük şeytan." Bileğimi her geçen saniye daha da sert kavrayan eliyle beni kendine doğru çekip aramızdaki mesafeyi azalttı. Sıcak nefesini yüzümde hissedebiliyordum. "Senin gerçeği bilmeye hakkın vardı ama gücün yoktu." Söyledikleri üzerimde yıkım etkisi yaratırken iki elimi kullanarak onu sertçe geriye doğru ittim. Bu hayatta her sözü, her hakareti duymaya tahammül edebilirdim belki ama güçsüz olduğumu asla kabullenemezdim. Ve Kaan'ın bana, yüzüme karşı güçsüz demesi... Lanet olsun. Neden bu, canımı böylesine fazla acıtmıştı? "Biliyor musun?" dedim içimdeki kırgınlığa rağmen alaycı çıkması için uğraştığım sesimle. "Artık ne senin, ne de geçmişin bir önemi yok." Arkamı dönüp geldiğimiz yola çevirdim başımı ve hızlı adımlarla okula doğru ilerlemeye başladım. "SEN NE İSTEDİĞİNİ BİLE BİLMİYORSUN!" Bağırışı beni kendimden geçirecek kadar sertti. Adımlarımı aniden durdurup kırgın gözlerle ona baktım. Koyu yeşil gözleri bana geçmişten bir dejavu hissi sunarken kaçıncı olduğunu sayamadığım kez yutkundum. İyi değildim. Sanki hayatımda yolunda gitmeyen her ne varsa üst üste gelmek için şu son bir haftayı bulmuştu. "EVET BİLMİYORUM! O KADAR ÇOK BOKTAN OLAY YAŞADIM Kİ MANTIKLI BİLE DÜŞÜNEMİYORUM ARTIK." Kırgınlığım yerini öfkeye bırakmıştı artık. "NEDEN BİLİYOR MUSUN? Çünkü herkes senin kadar şanslı değil! Arkanda bir sürü destekçi var, ömür boyu sana yetecek kadar paran var! Peki benim?" Yutkundum. Devamını getirmek ağır gelmişti. "Benim hiçkimsem yok! Düştüğümde kaldıracak kimsem yok! Yardım edecek kimsem yok! Tek başıma yıllardır ayakta kalmak için savaşıyorum. Bu ne kadar zor biliyor musun?" Başımı olumsuz anlamda salladım. "Sen nereden bileceksin ki? Hayatın boyunca pamuklara sarılıp büyütüldün." Cesaretimi toplayıp bakışlarımı yüzüne çevirdim zorlukla. Gözlerine bakmamla baştan aşağı irkilmem bir oldu. Zira irisleri öfkeyle koyulaşmış, her an üzerime atlayıp beni öldürecekmiş gibi sert bakıyordu. "Ben pamuklara sarılıp büyütüldüm, öyle mi?" Sorusuna cevap veremedim. Sanki o an nutkum tutulmuştu. Ama o, beni ezen bakışlarla devam etti sözlerine. "Sen benim hayatıma dair ne biliyorsun da bunu söyleme haddini kendinde görüyorsun?" Nevri dönmüştü sanki. Kolumdan tutup beni hafifçe sarsmaya başladığında benim yüzümde ne öfke, ne acı ve de üzüntü vardı. Rollerimiz değişmişti. Artık ben duygusuz, o öfkeliydi. "İkimiz de haddimizi aşmaya alışkınız Kaan Barlas." Kolumu sertçe ondan çektiğimde hiçbir şey demeden bıraktı beni. Bakışlarında alevli öfke her geçen saniye artıyordu sanki. "Bugünün akşamına kadar eşyalarımı toplayıp gitmiş olurum." Son sözlerim bu oldu. Gitme, kal falan demesini beklemedim, bekleyemezdim de zaten. Çünkü o Kaan Barlas'tı, söylemezdi. Arkamı dönüp okula doğru yürümeye başladığında arkamda alev topundan farksız öfkeyle dolu bir Kaan bıraktığımın farkındaydım. Amacım bir an önce çantamı alıp okuldan ayrılmaktı. Nitekim öyle de yapmıştım. Kutay, Anıl ve Mert'in bana sorduğu bütün sorulara cevap vermeden hızlıca eşyalarımı çantaya doldurdum ve belime astım. "Kaan nerede?" Kutay'ın sorusunu cevapsız bıraktım ve sert bir bakış atıp koşar adımlarla sınıftan çıktım. Az önce yağmurda durduğumdan sırılsıklam hâldeydim. Okulun koridorlarından geçtiğimde herkes bana deliymişim gibi bakıyordu. Ama bu bakışlara o kadar alışkındım ki zerre yadırgamadım. Yağmur hızını kaybetmeden yağmaya devam ederken nihayet okulun dışına çıkabilmiştim ve hızlı adımlarla ormanlık yoldan saptığımda gözüm istemsizce az önce Kaan'la delicesine tutuştuğumuz kavganın yerine çarptı. Arabası yoktu. Gitmişti. Kitaplarını okulun dolabında tuttuğundan çanta getirmiyordu ve benim aksime okula dönmek zorunda kalmadan ve ardında hiçbir şey bırakmadan gidebilmişti. Ne bekliyordum ki zaten? Ben değil miydim az önce hiç kimseden bir şey beklemeyeceğimi söyleyen? Birkaç dakikada ne değişmişti de şimdi peşimden gelsin istiyordum? Hayatım öyle bir kördüğüm olmuştu ki çözmem artık imkansızdı. Ve hayatım, imkansızlık üzerine bağlanmış bir idam ipinde saklıydı. Artık hiçbir şeyi sorgulamıyordum. Her şey boka sarmışken sorgulayacak neyim kaldı ki zaten? Senin yüzünden Kaan Barlas... Hepsi senin yüzünden Kaan Barlas! Sen feci hâlde dengemi bozuyorsun. Seninleyken doğru bildiğim her şeyi kaybediyorum. Nefesmi kesiyorsun, benliğimi dağıtıyorsun. Zihnimi dağıtıyorsun, ayarlarımla oynuyorsun. Herkese ördüğüm duvarlar, söz konusu sen olduğunda birer birer yıkılıyor, sınırlarımı yok sayıyorsun. Seninleyken dibine kadar yanlışa batıyorum ama... Ama bu hayatta bir tek sen bana iyi geliyorsun... ლ(◕ω◕ლ)
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE