10.

1454 Kelimeler
" anne, bir şey demeyecek misiniz. Ne demek bu... tahir abi benim... saçmalamayın. " Yutkundum. Umay bana hâlâ beklenti ile bakarken gözlerimi kapatıp başımı öne eğdim. " annem... bir şey de ne olur. " " odada konuşalım mı güzelim. " " nerede konuşacaksak konuşalım. " Yanına gidip belinden destek verdim ve yukarı doğru ilerledik. Odaya geldiğimizde yatağa oturdu ve eliyle oynamaya başladı. " doğru... yani tahir senin baban. " " ne zaman öğrendin, ve o bunu biliyor mu. " " biliyor. Bugün emin oldum. " " anne... ben. Ne yapacağız. " " ne istersen o olacak. Görüşmek istemezsen yüzünü dahi görmeyeceksin. " " o ne istiyor. " Derin bir nefes verdim. Söyleyip söylememek adına kararsız kaldım ama yalan söyleyemezdim. " aile olmak istiyor. " Umay bacaklarını kendine çekti ve başını dizlerime yasladı. " anne korkuyorum. " Saçlarını okşarken sordum. " neden kızım. " " bana dokunmasından korkuyorum. " Söylediği şey ile afalladım. " n-neden. Yani... " " okuldaki sınıf arkadaşıma babası t-tecavüz etmiş. Polismiş o da. " Duyduğum şey ile bir tepki veremedim. " sen bunu neden bana söylemedin.! " " çünkü o polis, eğer birisine söylersem... sana ve bana da aynı şeyi yapacağını söyledi. Vedatın içerideki adamı oydu galiba çünkü babanın kim olduğunu biliyorum dedi. Özür dilerim anne. Söyleyemedim, korktum. Sonra zaten suikast düzenlenmiş, ölmüş. " Başını kaldırıp bana baktığında dolu gözlerimi saklamaktan çekinmedim. " seni çok seviyorum. " Alnından öpüp sıkıca sarıldım ve başını göğsüme yasladım. " anne ben ne yapacağımı bilmiyorum. " " bir kere güvenmeyi deneyebilirsin. " Bunu söylememin sebebi, doktorun dedikleriydi. Haklıydı, onun bir babaya ihtiyacı vardı Baba sevgisine, baba güvenine ihtiyacı vardı. " ya beni sevmezse. " diye sorusuna gülümsedim. " o seni çok seviyor. Umay... baban seni çok seviyor. " Söylediğim cümle ile gülümsedi. " babam beni çok seviyor. " Kapı tıklatılıp açıldı. İçeriye poyraz girdiğinde umaya yaklaştı ve saçlarından öptü. " bücürük, hadi bakalım. Yemeğe iniyoruz. " " poyraz abi, evde kim var. " " sadece biz varız. Timin askeriyede işi vardı. " " tahir abi gelmedi mi. " " cık, gelmedi. " Umay başını sallayıp ayağa kalktı. Bende ayağa kalktığımda odadan çıktık. Poyraz umayı kucağına aldığında umay çığlık attı. " Türk hava yolları inişe geçmek için izin istiyor. " Umay oyuna ayak uydurdu. " izin verildi " " kemerlerinizi bağlayın. " Poyraz ve umay gülerek aşağıya inerlerken ben banyoya girip yaralarıma ilaç sürmüştüm. Geçmeye başlamışlardı ama izleri kalacaktı. Her zamanki gibi... Aşağıya indiğimde ecem bana mahçup bakışlar atıyordu. Ne yapacağımı bilmiyordum. Yemekleri yerken sessizlik içindeydik. Sofrayı toplarken ecem sürekli benimle konuşmaya çalışmıştı ama kısa cevaplar verip konuşmamıştım. Bana sorması gerekirdi, bana danışması ve haber vermesi gerekirdi. Bu yaptığını kabul edemezdim. Akşam oldu ve odalarımızdaydık, tabi ki biz uyumuyorduk. Daha doğrusu uyuyamıyorduk. Umay hep bir konu açıp beni uyutmuyordu. " anne, peki atomlar çok küçük ya. Nasıl mikroskopun altına alınıp inceleniyorlar. " " bilmiyorum anneciğim, ama artık uyusak mı. " " tamam... anne. " " ne var umay, ne. " " ben burada kalmak istemiyorum. " Dediği şey ile uykum, tasını toprağını toplayıp gitmişti. " ne demek istiyorsun. " " burada kalmayalım. Ben biraz para biriktirmiştim. Onunla bir ev tutsak, sonra bir yerde çalışsak... veya ben çalışırım. Yeterki gidelim buradan. " Oturduğumda umay da benimle birlikte doğrulmuştu. " umay, bende gitmek istiyorum ama... en azından biraz toparlanalım, yaralarımız iyileşsin... bende burada fazla kalmak istemiyorum ama... şuan yeterli paramız yok, biraz yaralarım iyileşsin, zaten iş bakacağım ben. " " benim param var. O bize biraz yeter. " " umay, senin biriktirdiklerin... " Umay sözümü bitirmeme izin vermeden yatağın eltına eğildi ve bir şeyler kurcaladı. Daha sonra siyah bir poşey ile ayağa kalkıp yatağa oturdu. Poşeti bana verdiğinde bakışlarını ellerine indirdi. Poşete baktığımda şaşkınlık ile ellerimi ağzıma kapattım. " umay sen nereden buldun bunları... umay sakın bana çaldım deme, nereden aldın bunları... umay!. Kimden aldın. " " kimseden almadım, çalmadım anne saçmalama. Beni bu şekilde büyütmedin, neyin yanlış olduğunu biliyorum. " " o zaman bunlar ne. " " ilk okul 3'den itibaren bana verdiğin harçlıkları harcamayıp sakladım... kullanmadım hiç. " Umay lise 1e yeni geçmişti ve bu toplam 5 yıldı. Vedat, umaya okula gittiği her gün boyunca 100 lira verip ,ona harçlık vermemi söylemişti. Okula gittiği günler ile hesaplasak... 150. Bin den fazla ederdi. " umay sen... " " hiç harcamadım. " Poşeti yatağa koyup içindeki deste halindeki paralara baktım. " bunları kullansak... birde okulun 1.si Olduğumda vedatın verdiği 500 lirayı altına çevirmesini istemiştim öğretmenden... o da gram yapabilmişti. Telefonundan araştırdım. Şuan 1980 liraymış. Onu da bozdurup kullansak. Yeter ki. İş bulana kadar bu parayı kullanırız. " Umayın bu kadar düşünceli olması sayesinde şuan elimizde neredeyse 150 bin küsür vardı. " yarın ilk işimiz emlakçıya gitmek olsun o zaman. Uygun evi buluruz, sonra da iş bakarız. " Umay gülerek bana sarıldı. " teşekkür ederim annem. " " ben teşekkür ederim güzelim. Hadi yat şimdi. " " anne, 1+1 bize yeter mi. " " sonra konuşuruz, yat hadi. " Umay heyecan ile yatarken bende paraları gardolabına, eşyaların arasına sıkıştırmıştım. Umayın yanına yattığımda başını göğsüme koydu ve gözlerini kapattı. " bir şey daha sorsam. " demesin ofladım. " söyle. " " ecem abla ile konuşacak mısın. " " gideceğimiz konusunu evet. Genel soruyorsan bilmiyorum. Benden habersiz hayatımız ile ilgili bu şekilde bir şey yapması... boş ver. Uyu hadi. " " iyi geceler gülüm. Gülüşü güzelim. " Alnından öpüp bende gözlerimi kapattım. *** Ne kadar olduğunu bilmediğim bir süre zarfında telefonumun çalması ile yerimden doğruldum. Gözlerimi kaşıyarak telefonumu komodinin üzerinden aldım. Arayan. Tahir. Saat. 03:28. " alo. " " acil aşağıya in. " " ne oldu. " " dediğimi yap, bekliyorum. " Üzerimdekilere baktığımda dizlerime gelen, yaka kısmı bol bir beyaz tişört ve tişörtün biraz üstünde biten şort vardı. İçimde sutyen yoktu ve şuan takmak ile uğraşamayacaktım. Üzerime ince bir hırka giyinip göğüs uçlarımın belli olmadığına emin olduğum gibi bağladım. Saçlarımı açık bırakıp telefonu aldım ve vestiyerden yedek anahtarı alıp sessizce evden çıktım. Merdivenlerden inerken kalbim korkuyla atıyordu. Bir şey mi olmuştu. Binadan çıkıp etrafıma bakmama gerek olmadan hemen önümde beliren tahir ile geriledim. " bir şey mi oldu. " Bir şey demeden gözleri bedenimi taradı. Bacaklarımda fazla oyalanan kahverengi hâreleri gözlerime tırmandı. Kaşları olabildiğince çatıktı. " bu şekilde mi çıktın dışarıya, hava buz gibi. " Üzerindeki ceketi çıkartıp belime bağladı ve bacaklarımın bir nebze kapanmasını sağladı. " ne olduğunu söyleyecek misin. " " test sonucu çıktı mı. " Derin bir nefes verdim. " evet. " " sonuç. " " sence. " " umay benim kızım. " Başımı onaylar gibi salladığımda yüzündeki tebessüm ile afalladım. " yani sende çocuğumun annesisin. " " yok eniştesiyim. " Minik bir kahkaha attığında bende güldüm. " umaya söyledin mi. " " evet. " " ne dedi. " Bende emin değildim. " bilmiyorum... ama. Sanırım... " " aile olmak için bir şans vereceğim. Sende istersen. " İkimizin de bakışları kapıda dikilen umaya döndü. Yanımıza geldiğinde tahirin gözleri bana değdi. Ne yapacağım der gibi bakıyordu. Sorun yok der gibi başımı salladım. " eee, ne konuşuyorsunuz bu saatte. Gecenin bir saati bunun için mi geldin." " şey... öyle oldu gibi diyelim. " " iyi, tamam. " Umay ikimize de baktığında hint dizilerindeki bakışmalara döndük. " ileride açık bir cafe var. Oraya gidelim, konuşuruz. " Tahirin fikrine umay ile birlikte başımızı sakladık. Arabaya binerken umay esnemişti. Tahirin kaçamak bakışları arkada umayın üzerindeyken, umay hiç oralı değildi. Elleriyle oynuyordu. Tatlı, şık bir cafeye geldiğimizde yanıma para almadığıma sövmüştüm. İçeriye girerken içerideki çiçekler umayın kalbini fethetmişti. Rastgele bir masaya otururken umay benim yanıma oturmuştu. Tahir ise karşımızdaydı. " şimdi ne yapacağız, he deyince aile olunmuyor. " Umay haklıydı, ama ne olacağını bilmiyorduk. " eğer... izin verirseniz yani, yani annen de isterse... gerçek bir aile olalım. Yani. " " annem ile evlenmek ve ayrı eve çıkmak istiyorsun. " Tahir başını salladığında göz göze geldik. Evlenmek... Bilemiyordum. " annem ne derse benim için o, ama... annemi üzmeyeceğinin bir gatantisi var mı. " " hiç bir şeyin garantisi yok, ama bile isteye üzmeyeceğimin garantisini verebilirim. " Umay bana bakıp arkasına yaslandı. " dediğim gibi, annem ne derse o. " Tahirin bakışları bana döndüğünde cevap vermek için açtığım ağzım, esneme ile büyümüştü. " bilmiyorum... yani erken değil mi bunun için. Yani evlilik için. " Eli ile umayı gösterirken bana ciddi misin temalı bir bakış attı. " geç bile kaldık. " Haklıydı. Sırıtmamak için zor duruyordum. " şimdi... yani... " " evleneceğiz. " Umay göz devirdiğinde bana baktı. " allah aşkına adam akıllı konuşun. Uykum geliyor. Hık diye uyuyacağım valla şurada. " " fakat şu var. " diyen tahire baktık. " yarın akşam göreve gideceğiz... " Umay yutkunduğunda, ben gözlerimi kaçırmıştım. " bu konu beni aşıyor, beni ilgilendiren kısımı ben kabul ettim. Ne yaparsanız yapın. " diyerek kollarını masaya koydu ve başını yasladı. Tahir ile göz göze geldiğimizde ikimizde omuz silktik. Ne yapacağımızı bilmiyorduk...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE