9.

1827 Kelimeler
Odadan çıkar çıkmaz gördüğüm şey ile gorünmez bir elin, boğazımı sıktığını hissettim. " UMAY. " Kimseyi umursamadan yerde baygın yatan kızımın yanına koştum. " umay, kızım. Annem aç gözünü. " Kaşından kan akıyordu ve çenesinin altına süzülüyordu. " SERDAR, KOŞ BURAYA. POYRAZ ARABAYI HAZIRLA. " serdar yanıma gelip umayı kontrol ederken elini kaşından bağımsız, alnına koydu. " Çok ateşi var. Beyin kanaması geçiriyor olabilir hastaneye gitmemiz lazım." Boğazımdaki el, daha fazla nefessiz kalmamı sağladı. Omuzlarımdan birinin tutup beni ayağa kaldırdığını hissettim. Ama gözlerimi umaydan ayıramıyordum. Onu yalnız bırakmamam lazımdı. Ateşinin olduğunu fark etmem lazımdı. " asel sakin ol, bir şey olmayacak, tamam mı. Sakin ol. " benimle konuşan tahirin gözlerine bakmadan başımı iki yana salladım. " benim yüzümden. " " değil, senin yüzünden değil. Hastaneye gideceğiz ve hiç bir şey olmayacak. Sakin ol. Söz veriyorum hiç bir şey olmayacak. " Ona güvenmek istedim. Sözüne inanmak istedim. Çünkü aksini düşünemiyordum. Serdar umayı kucağına alırken bende arkalarından ilerledim. Arabaya, umayın yanına binerken tahir şöför koltuğuna binmiş, arabayı ilerletmeye başlamıştı. Ne kadar sürdü bilmiyordum ama ellerim kızımın saçlarından ayrılmamıştı. Arabadan iner inmez kapı açılmış, ne olduğunu anlamadan umay kucağımdan alınmıştı. Hemşireler sedye ile umayı götürürken hastane bahçesine giren makam aracına bakmadan umayın arkasından ilerledim. Belirli yerden sonra beni içeriye almamışlardı. Derin bir nefes vererek duvarın köşesine çöktüm. Yanıma ecemin geldiğini hissedip ona baktım. " merak etme, bir şey olmayacak. " Başımı sallamaktan başka çarem yoktu. Dizlerimi kendime çekip başımı koydum ve kendimi tutmadan ağlamaya başladım. _______________Yazardan._______________ Tahirin içi gidiyordu. Asel orada hıçkırarak ağlarken yüreği yanıyordu. Ecem, aselin omuzunu sıvazlarken tahir, arkalarından gelen albay ile görüşüyordu. " neden düştü biliyor musun tahir. " " bilmiyorum komutanım, kimse görmemiş. " Albay yavaşça başını salladı. " bana haber ver binbaşı. " " emredersiniz komutanım. " Albay sert adımlar ile bahçdye çıkarken, poyraz çocuklar ile ilgileniyordu. " baba, umay ablaya ne oldu. " " başı ağrımış, o yüzden bayılmış kızım. " " iyileşecek mi. " " heralde güzelim. Merak etme sen. " " asel abla çok ağlıyor. " " kızı hasta olduğu için ağlıyor babacığım. Umay ablan iyileşsin, ağlamayacak daha merak etme. " " tamam. " Umayın durumu ise gayet iyiydi. Beyin kanaması geçirmemişti, ateşi ise, verilen ilaçlar sayesinde düşmeye başlamıştı. Kaşına ise, pansuman yapılmış ve bant takılmıştı. _______________umaydan________________ Başımdaki ağrı ille gözlerimi açtığımda tekrar kapatmak istedim. Kafamdaki beyaz ışık, insanın başını ağrıtıyordu. Yüzümü buruşturup elimi başıma attım. " emman emmaaaann, yetişin komşular. Başııımm. " " anneciğim iyimisin kızım. " " başım çatlıyor anam. " " ağrı kesici taktılar, birazdan geçer ağrısı. " Annemin gözlerine baktığımda hüzün dolu bakışlar ile bakmaya başladım. " annem, neden bu kadar ağladın be gülüm. " " ne yapayım kızım, göbek mi atayım. " " o kadar ağlamana ne gerek var dı ki, hem bak iyiyim. " Ardından gelen 3 kere hapşırık ile sözümü doğruladım. " bayağı iyisin kızım. Maşaallah. " " tabi, ne zannettin. " Üstüne birde canım çıkana kadar öksürmem ile annemin bakışları bilmişlik dolu ifade aldı. " bana doğru söyle, soğuk su ile yıkanıp, üzerine kısa kollu ile yatıp, üstünü örtmedin ve camı kapatmaya üşendiğin için o şekilde yattın değil mi. " " saçlarımı da kurutmadım. " " iyi halt ettin. " Bakışlarımı kaçıracağım sırada aklımı kaçıracaktım. Tim, ecem abla, çocukları, ve yasin albay buradaydı. " anne, herkes neden burada. " " çay içmeye gelmişler anneciğim. " Hepsi bıyık altından güldüklerinde bende dudağımı dişledim. Yasin albay bana yaklaştığında yatağın kenarında duran sandalyeye oturdu. " umay, kızım bir şey soracağım sana." " tabi albayım buyurun. " " seni merdivenlerden biris mi itti yoksa- " " kussura bakmayın albayı- " 3 kere peş peşe hapşurduğumda her zamanki gibi titredim ve burnumu çektim. " buyurun devam edin. " Albay başını iki yana sallayıp saçlarımı karıştırdığında tekrar hapşurdum. " sen kendin mi düştün kızım, yoksa birisi mi itti seni. " " ya benim ateşim vardı albayım, sonra zaten başım dönüyordu, merdivenlerde de bayılmışım, kimse itmedi yani beni. Merak etmey-" tekrar hapşurdum. " anneğğğ. " " hayır kızım. " " ama ne diyeceğimi nereden bildin ki. " " dondurma isteyecektin. " " aaa, doğru bildin. " Annem bilmişlik ile kaşlarını kaldırdığında kapıdan içeriye doktor girdi. Hooaaayy maşşşallah tü tü tü tü. Daş daş. " öldüm, kesin öldüm. Bu abi de huri'm. Adınız neydi efeniim. " " yaman. " " ey mi yaman, beymi ya- " annemin elini ağzıma kapatması ile susmak zorunda kaldım. Gözlerim git gide kapanırken başım annemin omuzuna düştü, daha sonra yumuşak bir yere yattığımda saçımı okşamaya başlayan eli, ısırmaya çalıştığımı hatırlıyordum. Ama ısırmadan kedi gibi sırnaşıp, saçımı okşayan kişinin koluna sarılıp uyumuştum. ________________aselden________________ Umay ilk önce yasin albayın elini ısırmaya çalışmış ama yasin albay şaşırmaya forsat bulamadan sırnaşıp koluna sarılmış ve uyumuştu. Mahçup bir şekilde albaya baktım ve konuştum. " hasta olduğu zaman pek kendinde olmaz. " Gülümseyerek başını iki yana salladı. " sorun değil, ne yaparsa başımızın, gözümüzün üstüne. " Umayın ateşine baktığımda yaman bey konuşmaya başladı. " sorun yok, ateşi düşmeye başladı, ama ne olur ne olmaz, bu gece burada kalacak. Yarın taburcu ederiz, geçmiş olsun. " " teşekkürler doktor bey. " " bu arada asel hanım, bir şey daha soracaktım ben. " " buyurun. " " yalnız. " Ayağa kalkıp dışarı yürüdüm. Ne soracağını tahmin edebiliyordum. " buyurun yaman bey. " " muayene ederken... umayın vücudundaki izleri soracaktım. Kim yaptı. " Derin bir nefes verdim. " biz, yaklaşık 1 ay öncesine kadar zorla tutuluyorduk. Vücudundaki izler de o zamandan kalma. " " eşiniz?. " " eşim yok. " " özel konulara girmeyeyim, ama... umay yaşındaki kızların, baba desteğine ihtiyacı olur, eşim psikolog olduğu için söylüyorum bunu, yani... " " demesi benim için zor ama bilinçli bir birliktelik yaşamadım, ve umayın babası ile yeni karşılaştık. DNA testi yaptırdım ama sonucu daha belli değil. " " anlıyorum, ama umayın yaşadıklarından sonra... yani siz daha iyi bilirsiniz ama bir psikolog ile görüşmesini sağlayabilirseniz, ileride her hangi bir sorun olmasını engellemiş olursunuz. " " zaten düşünüyordum ama umay bunu istemiyor. " Yanımıza bir hemşire geldi. " hocam, hasta geldi, durumu acil. " " geliyorum. " Yaman bey bana baş selamı vererek uzaklaşırken içeriden albay, tim, ve ecem, çıktı. Albay," biz artık gidelim, bir şeye ihtiyacınız olursa her zaman buradayız. " " peki albayım, teşekkür ederim. " Albay baş selamı vererek giderken timin diger üyeleri de baş selamı verdi. Aslan, " bizi ara asel abla. Saat kaç olursa olsun, habersiz bırakma. " Kurt, " aslan haklı, bir şeye ihtiyacın olursa da buradayız. " Serdar, " umay uyanınca da haber ver. " Poyraz, " yeter lan gidin artık. " Baş selamı verip uzaklaşırlarken poyraz bana döndü. Poyraz," çocuklar olmasa burada kalırdık, ama çocukları götürmemiz lazım. " " tabi ki, zaten başka refakatçi kabul etmiyorlar, buraya geldiğiniz için teşekkür ederim. " Ecem," bem yarın güzel bir tarhana çorbası yaparım, toparlanır. bir şey olursa ararsın. " diyerek uzaklaştılar. Yanımda bir tek tahir kalmıştı. " sen gitmiyor musun " " neden gideyim. " diye bir soru yöneltti. " neden gitmeyesin. " " yarına kadar buradayım. Albay ile görüştüm. " " bak... şuna bir açıklık getirelim, umayın babası olabilirsin ama umay bunu fazla hoş karşılamayacak. Zaten senden haz etmiyor, birde babası olduğunu öğrendikten sonra... " " sonra, ne olur sonra. " " seninle görüşmek bile istemeyebilir, ne yapacağını tahmin edemiyorum çünkü hiç bir zaman baba konusunu açmadı. Bir kere sordu benim babam kim diye. Bilmiyorum. Dedim, daha da bir soru sormadı. " " aması var bunun değil mi. " " bu zamana kadar neredeydin diye soracak. " Elleri ile yüzünü sıvazlayıp bir kaç adım ilerledi. " hiç mi görüşmek istemez. " Başımı bilmiyorum der gibi salladım. " ne yapar bilmiyorum. " Derin bir kefes verip bana baktı. " peki sen. " Sorduğu soru ile kaşlarımı çattım. " ne ben. " " sen ister misin. " " neyi. " " bir aile olmayı, sen, ben, umay. Aile olmak istesem, kabul eder misin. " Yutkundum. Hiç bu şekilde düşünmemiştim. Ne derdim. Bilmiyordum. " ben... bilmiyorum, umay bir cevap vermeden, ben bir şey diyemem. " Başını salladı. " belki inanmayacaksın ama... o zamandan beri... yani o günden daha öncesi de var ama... seni seviyorum asel. Bu zamana kadar başkası olmadı benim için, sadece sen oldun. Ne zaman gözlerimi kapatsam hep sen vardın. " Dedikleri ile kalbim tekledi. " seni sevdim asel, seviyorum, sevmeye de devam edeceğim. Sen ne dersen de... bir aile olmak için elimden ne geliyorsa yapacağım. " Bir cevap vermedim. Çabalamasına izin verdim çünkü umayın, bir baba tarafından sevilmeye ihtiyacı vardı. Benimde iyi bir eş tarafından ilgi görmeye, önemsenmeye ihtiyacım vardı. Yanıma yaklaşıp dudaklarını önce saçlarıma, daha sonra da nabzımın üzerindeki doğum lekeme bastırdı. Kalbim, ritmini kaybettiğinde titrek bir nefes verdim. Odaya girdiğimizde tahir bu sefer umayın yanına gitti ve alnını öptü. Koltuğa oturup yaslandım ve gözlerimi kapattım. *** Eve geldiğimizde heyecanlı ama bir o kadarda korku doluydum. Çünkü DNA testi sonuçlanmıştı. Tahir bir şekilde hızlandırmış ve bir kaç saat içinde çıkmasını sağlamıştı. Fakat açmamıştım. Umay ile konuştuktan sonra açacaktım, çünkü bu bilgiyi önce umay öğrenmeliydi. Onun babasıydı sonuçta. Umay, tahir ve poyraz markete gitmişlerdi. Bende ecem ile kahvaltıyı hazırlıyordum. " asel, umay pastırma severmi. " " hiç yemedi, bilmiyorum. " " peki, kumpir severmi. " " patatesli olan mı. " " evet. " " sever. " " tamam o zaman, akşama güzel bir yemek yazırlarız. " " olur. " Tabakları dizdikten sonra mutfağa gidecektim ki sehpanın üzerindeki ecemin telefonu titredi. " ecem, telefonuna mesaj geldi galiba. " " poyraz atmıştır, bir baksana ne diyor. " Telefonu elime aldığımda mesaj atan kişinin poyraz olmadığını, hakan olduğunu gördüm. " hakan diye biris- " gördüğüm mesaj ile elimin titrediğini hissettim. Şüphelerinde haklıymışsın ecem, test pozitif. Umay, tahir beyin kızı. Sen poyraza selam söyle ve en kısa zamanda asel hanım ile konuş. " asel, ne oldu. Ne diyor. " Ecem benden habersiz test mi yaptırmıştı. Kaşlarımı çatarak eceme baktım. " ne oldu. " telefonu elimden aldığı zaman ekrana baktı. Yutkundu. " asel bak, dinle. " " sen, nasıl yaparsın böyle bir şeyi. " " asel ben sadece şüphelendiğim için yaptırdım, zaten sana söyleyecektim gerçekten. " " ye ne söyleyecektin, benden habersiz nasıl böyle bir şey yaparsın ya. Benim kızıma, benden habersiz. Ya ecem sen... " " asel özür dilerim gerçekten. Ben sana söyleyecektim ama ne dersin diye düşündüm korktum. " " ha test yaptırdıktan sonra böyle bir tepki vermeyecektim yani. " " asel... " " ecem, kim biliyor. " " sadece ben, ve test yapan arkadaşım. " Başımı ellerim arasına aldım. " umaya söylemeyeceksin. " " ne. " " umaya ben zamanı gelince söyleyeceğim, şuan değil. Umay şuan bilmeyecek. " " umayın bunu bilmesi gerekiyor, senin ondan bunu gizlemeye hakkın yok asel. " " umay benim kızım, ve ben ne zaman söylersem o zaman öğrenecek, şuan hazır değil. Ne tepki vereceğini bilmiyorum, sen hiç bir şeyi söylemeyeceksin. " " asel, umayın bunu bilmesi gerek. Tahirin abi, onun babası, bunu bilmesi gerek, bunu saklayamazsın. Tahir abi zaten bunu anlar. " " ben halledeceğim ecem, sen değil. Ben zamanı geldiğinde söyleyeceğim. " " asel bunu saklayamazs- " Ecemin sözünü başka bir ses kesti. " ecem abla ne diyor, anne?!. "
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE