8.

3006 Kelimeler
Girdiğim transtan çıkıp umayın yanına çıkmaya başladım. Tahir konusunu sonra düşünecektim. Odaya girdiktan sonra omuzları sallanan kızıma ilerledim. " anneciğim. " Yatağa oturup arkasından sarıldım, ve saçlarını öptüm. " özür dilerim kızım, çok özür dilerim. Düşünmeden konuştum, asla öyle şeyler düşünmedim bebeğim benim. " İçim gidiyordu çünkü sesi çıkmıyordu ama hıçkırarak ağlıyordu. " çok özür dilerim güzel kızım. Sen benim herşeyimsin, seni üzmek isteyeceğim en son şey bile değildi. Sinirliydim zaten, sana patladı-" " beni doğurduğun için p-pişman mısın anne. " Sorduğu soru ile bedenim kasıldı. Bu şekilde mi hissettirmiştim. Kalbimin acı içinde sıkışması ile gözümden bir damla yaş aktı. Fakat uzun süre sessiz kalmış olmalıyım ki ağlamaktan şişmiş ve kızarmış gözleri bana döndü. " ö-özür dilerim anne. Ben... sadece sen zarar görürsün diye rahatsız oldum, söz veriyorum bir daha hiç bir şeyine karışmayacağım, sözünden çıkmayacağım. Hayatını bana göre tasarlamanı istemiyorum, bana hayat verdin ya, ben senden başka bir şey istemem ki zaten. Anne beni bırakma ne olur, benim senden başka kimsem yok... " Fakat söylediği son cümle yüreğimi dağlamıştı. " Anne doğduğum için çok özür dilerim. " " şşşh, sakın. Asla pişman olmadım, pişman olmam da. Ben özür dilerim sana bu şekilde hissettirdiğim için, sakın o şekilde bir şey düşünme yavrum. Sen benim herşeyimsin, hayatımdaki umutsun, yoldaşımsın. Hayatımı sana göre tasarlayacağım ki sana bir gelecek vaadedeyim. " " pişman değil misin. " " değilim, olmam. Olmaya hakkım yok, ben senin annenim. Ne olursa olsun sana sahip çıkmak zorundayım. Seni bırakma gibi bir düşüncem yok, olmadı da. Bir daha böyle bir şey düşünme tamam mı güzelim. " " tamam. Anne, seni kızdırmak ve sana bağırmak istemedim. Özür dilerim. " " ben özür dilerim, kelimelerimi düşünmem gerekirdi. Beni affettin mi. " " affettim. " Gülümseyerek kollarını bana doladı. " seni çok seviyorum canım annem. " " bende seni çok seviyorum güzel kızım benim. Hadi kalk baakalım, elini yüzünü yıka, aşağı gel bir şeyler ye. " " tamam. Timdeki abiler nerede, ayıp oldu onlara da. " " onlar göreve gittiler. Önce onları umursama yukarı çık, sonra da ayıp oldu de. Ohh " " onların yanında ağlamak istemedim. " " sen hiç ağlama güzelim. Tamam mı, annen sana kurban olsun. " " olma bana kurban, sana bir şey olmasın artık. " " tamam. " Doğrulduğum zaman umayda oturur pozisyona geldi. Yanağımı öpüp ayağa kalktı ve odadan çıkıp banyoya gitti. Fakat umay odadan çıkar çıkmaz beynime düşen şimşek ile kendime geldim. Tahir umayın babası olabilirdi !!! Ve tahir bunu biliyor olabilirdi !!! *** Mutfaktaki masaya bir şeyler hazırlarken ecem, safayı uyutup sareyi kreşe bırakmaya gitmişti. Evde bir tek biz vardık. Kapıdan içeriye umay girdiğinde gülümsedim. " geç otur ye, pansumanını yapacağım sonra. " " tamam gülüm. " Umay yemeğini yerken bende tahirin sabah elime sürdüğü ilacı, dolaptan alıp tekrar sürdüm. " görevleri ne kadar sürer anne. " Derin bir nefes verdim. " bilmiyorum bebeğim, dua edelim hem kısa zamanda, hem sağ sağlim gelsinler. " " amin. " Umay yediklerini lavaboya koyup makineye dizmeye başlayacakken elinden alıp hafif bir şekilde alnına vurdum. " git otur, yaran var senin. " " senin de yaran var, ben sana bir şey diyor muyum. " " seninkiler patlar. " " seninkiler de kanar. " " anne sözü dinle. " " tamam. " Pıtı pıtı mutfaktan çıkıp salona girdiğinde bende bulaşıkları makineye dizmiştim. Salona gidip kızımın yanına oturdum ve televizyonu açtım. Televizyonda başlamış olan filmi izlemeye başladık. *** 1,5 hafta sonra. "Umay, hadi ama kızım." " geldim annem. " Umay, üzerinde toz pembe bir tişört, siyah, dar bir kot pantolon giyinmiş bir şekilde aşağıya indi. Dikişleri dün alınmıştı ve artık iyileşmeye başlamıştı. Yine de çok zorladığı zaman acıyordu. Şimdi de alışverişe gidecektik ama umayın ve benim pek niyetim yoktu. Çünkü yorgunduk. Çünkü sabahın 8iydi. Dün, dikişler alınırken umayın saçlarından bir tel alıp, daha sonra tahrin hastanedeyken bana verdiği hırkadan ona ait olduğunu düşündüğüm bir saç telini almış ve DNA testi için hastaneye vermiştim. Umaya testin sonuçları çıktıktan sonra söyleyecektim. Şuan ne tepki vereceğini tahmin edemiyordum. Asıl ben ne tepki verecektim onu bile bilmiyordum. Önce tahir ile konuşacaktım. Eğer pozitif çıkar ve tahir istemezse o zaman umaya söylemeyecektim. Ama eğer pozitif çıkar ve tahir isterse... Bilmiyordum. Şuan hiç bir şey bilmiyordum. Görevdelerdi hâlâ. Haber yoktu, normalmiş. Çocuklara bakıcı bakacaktı ve, ecem, ben, umay alışveriş yapacaktık. Benim sırtımdaki yaralar artık iyileşmeye başlamış, yüzümdeki yaralardan çok hafif izler vardı. Onları da kapatıcı ile kapatmıştım. Kapıdan çıkıp aşağıya inmiş ve arabaya bitmiştik. *** " ay kız, bu elbise çok güzel. Bence alalım. " " peki ben o elbiseyi nerede giyineceğim. " " dışarıda. " " peki bende dışarıya gidecek bir hava varmı, veya dışarıda mabadımı kapatmayan elbiseyi giyineceğimden " Çünkü en son bu kadar kısa bir elbise giyindiğimde neler olduğunu biliyordum. Hatta yaptığım şeyin karşılığı, çaprazımda kendisine tişört bakıyordu. " ne var kız, giyinirsin fena mı. " " fena, sen alacaksan al da poyraz katil olsun. " " tabi ki alacağım, ama dışarıda değil odamda giyineceğim. " " tövbe tövbe, bana niye anlatıyorsun kız. " " ne var ki. Allah allah. Hem sen bana anlattın ben niye anlatmayayım. " Doğru anlatmıştım. Ama onu değil. Sadece umayın babasını sormuştu, bende tahire dediğim gibi kısaca söylemiştim. Gerisini açmamıştı. " annem. Bu sence güzel mi. " Üzerinde kırmızı desenler olan, siyah bir tişörttü. " ne beğeniyorsan al kızım, ne yaparsanız yapın. Ayağıma kara sular indi, daha benden bu kadar. " " ay asel ya, seninle de alışveriş yapılmıyor. Neyse şimdi gidelim, yeterince aldık, bizimkiler sağ sağlim geldikten sonra tekrar geliriz. " Umay ve ben heyecanla başımızı salladık. Sabahın 8inde kaldırıp alışveriş diye tutturmuştu. Birde geldiğimiz yetmezmiş gibi iç çamaşırcıya girip gerdek gecesi giymem dediğim çamaşırlardan almıştı. Hadi aldın. Ben kime giyineceğim bunları, umaya mı. La havlee. İtiraz kabul etmemiş, siyah, bordo, lacivert, mor, beyaz, ne varsa almıştı. Allahtan sade bir şeyler sıkıştırmıştım aralarına. Te allahım ya, hadi kendine alsa neyse. Bana niyeeeee. Kart ile ödeme yaptıktan sonra avm den çıkmış, arabaya binmiş ve yola koyulmuştuk. Umay arka koltukta uyuya kalırken ben dün aldığımız telefondan saate baktım. Tahirin talimatıymış, telefon alacakmışız. Umayın ki hâlâ paketinde, açılmamıştı. ' ben ne yapacağım telefonu, bunca zaman olmamış bundan sonra ne fark eder ' diyerek çekmeceye koymuştu. ' kullanmasını bilmem etmem ' deyip çekmeceyi sertçe kapatmıştı. Öfkesini anlamıştım. Arkadaşlarına ilk telefonlarını babaları alırken kendisine tanımadığı bir adam aldırmıştı. Bana belli etmese de sinirlenmişti. Evet, hâlâ tahie ısınmamıştı. Gerçi daha iki gün görmüştü. Sonra da zaten göreve gitmişlerdi. Dün test yaptırdıktan sonra telefon numaramı vermiş, bana bu numaradan ulaşabileceklerini söylemiştim. İyiki almıştım. Haber bekliyordum. *** Eve gelmiş, umay ile birlikte hemen odaya çekilip uyumuştuk. Ecem, eşyaları odalara ayırmıştı. Ve ben yerleştiriyordum. Allahım, ben bu kadar geceliği ne yapacaktım. Ben tülden oluşan bez parçasını ne yapacaktım. Ya sabır. Of ecem off. Umay yanımda geceliğe bakıyordu. " anneciğim. " " ne oldu kızım. " " geceliği benim yanımda giyinebilirsin, sıkıntı yok, çekinme. Kızınım senin, emerken çok gördüm. Rahatsız olma. " " kız sus, adamı hasta etme. Tövbe estağfurullah " Kahkaha attığında yanına gidip yanağından öptüm. " neyse ben susadım. Aşağıya inip su içeceğim. " Başımı sallarken umay odadan çıkmıştı. O sırada ecemin sesini duydum. " asel, umay koşun. " Hemen odadan çıkıp aşağıya indim. Umay zaten salondaydı. " ne oldu ecem abla. " " ne oldu ecem, hayırdır. " " gelmişler, çok şükür gelmişler. " Derin bir nefes verdim. Çok şükür. " hepsi iyimiymiş. Nasıllarmış, neredelermiş. " " askeriyedelermiş, bir kaç işleri varmış, birde albay seni görmek istiyormuş. " " niye ki. " " bilmiyorum, hadi gidelim hadi. " Ecem odaya gidip çocukları hazırlarken bende yukarı gidip üzerime bir çırpıda gri bir kazak ve koyu gri bir pantolon giyinmiştim. Evden çocukları alıp acele bir şekilde çıktık ve arabaya ilerledik. Askeriyenin bahçesine geldiğimizde gorevli asker bize soracaktı ama karşıdaya baktığında hemen hazır ola geçti ve kapıyı açtı. Baktığı yere baktığımda poyrazı gördüm. Tim yanındaydı, ama tahir yoktu. Araba durur durmaz sare hemen arabadan indi. " babam geldi, canım babam. " diyerek babasının kucağına atladı. Safa da annesinin kucağında hareketlenip babasına doğru atılmıştı. Serdar bama bakıp baş selamı verdi ve umayın burnundan makas aldı. " naber bücür, özledin mi bizi. " " yaaa, ne demezsin serdar abi. Gözümüz yollarda kaldı. " Kurt." en çok beni bekledin ama değil mi. " Aslan, " en çok beni beklemiştir abisinin güzeli. " Poyraz, " ben dururken siz hayırdır lan. Ha bu arada asel abla... albay seni çağırıyor, odasında tahir komutanım ile konuşuyordu. Aslan götürsün seni. " Aslan başını sallayıp ilerlemişken bende arkasından ilerlemeye başladım. " anne, dur bende geleceğim. " " kızım sen kal burada, gelirim ben. " " istemiyorum, bende geleyim. " " iyi tamam. " Albay postasının yanına geldiğimizde içeriden izin beklemeye başladık. " albayım sizi bekliyor komutanım. " " saol aslanım. " İçeriye girerken umay sırtını dikleştirmiş, elimi sıkıca tutmuştu. Gülümsedim. Tanımadığı kişiye karşı güçsüz durmayı sevmezdi. İçeriye girdiğimizde tahir koltukta oturuyor, albay ayakta, masaya ellerini yaslamış bir şekilde duruyordu. Tahir ayağa kalkmış, umayı gördüğünde yutkunmuştu. Biliyordu. Ama kesin olan bir şey yoktu. " hoşgeldiniz, buyurun oturun. " Albayın bu şekilde yaklaşmasına mı şaşırsam, tahirin kenara çekilip yer açmasına mı bilemedim ama ikiletmeden koltuklara oturduk. " umay, değil mi. " diye sorduğunda, umay başını hafifçe sallayıp samimi bir şekilde gülümsedi. " evet albayım. " " bende yasin, memnun oldum küçük hanım. " Umaay ayağa kalkıp albayın uzattığı elini kavradı ve sıktı. " bende memnun olduk albayım. " " resmiyete gerek yok kızım, yasin amca diyebilirsin. " " peki yasin amca, nasıl istersen ama askeriyedeyiz, resmiyet gerekmez mi. " " sen askerimiz değilsin. " " ama türk vatandaşıyım, bu yüzden size saygı duymam gerek. " " istediğin gibi seslenebilirsin kızım. " Umay yine başını sallayarak onayladı. " asel... diye biliyorum. " " evet albayım, memnun oldum. " " aslında sorularım bir tek sanaydı ama madem kızın da geldi ona da sormak gerek. " " ne isterseniz sorabilirsiniz. " " vedat ile ne zamandır yaşıyorsunuz. " Derin bir nefes verdim. " 14 yıl, 11 ay, 27 gün. " Albay başını salladı ve başka bir soru yöneltmeden umaya baktı. Soracağı soruyu tahmin ederek cevap verdim. " babası değil, hiç bir şekilde bana o şekilde dokunmasına izin vermedim. " " peki... onun hakkında öğrendiğiniz bir şey varmı. " " albayım, bildiğim kadarı ile söylüyorum. 3 tane kumarhanesi ve bir sürü sokak arası uyuşturucu ticareti vardı, barlarda da ticaret yapıp kara para aklıyor... kadın ve çocuk ticareti de mevcut. Başka bir bilgim yok. " " teröre destek, hatta bire bir terör örgütünün içinde olduğunu biliyor muydun. " " NE!? " " NE!? " Umay ile aynı tepkiyi verdiğimizde başını salladı. Ne demek terör örgütü... " pekâla, anlaşılan bilmiyorsunuz. " Umay hemen söze atladı. " emin değilim ama ben bir kere telefon konuşmasına şahit oldum. " " anlat, dinliyorum. " " biz kurtulmadan 3 gün önce, ben okuldan döndüğümde... " bana döndü. O gün evde kadın vardı ve beni balkona kilitlemişti. Detay verip vermem konusunda benden izin istiyordu. " işe yarayacak olanı anlat umay. " " eve geldiğimde evde biriyle konuşuyordu, daha sonra aralarında yabancı dil ile ticaret konuştuklarını duydum, 4.ayın 29unda rusyadan silah ve uyuşturucu sevkiyatı olacağını söyledi. " " yabancı dili nasıl anladın. Ve hangi dil konuştular. " " öğretmenlerden beden derslerinde yabancı dil öğreniyordum. Fransızca konuşuyorlardı. " " peki okula gitmene nasıl izin verdi. " Umay bu sefer susup yine bana döndü, ben konuştum. " umay 1. Sınıfa başlayacakken aramızda bir anlaşma yaptık... umay okula giderse derslerinden yüksek not alırsa okula devam etmesine izin vereceğini ve zamanı geldiği zaman kendi işlerini yaptıracağını söylemişti. Yüksek not gelmezse eğer... " Tahir ilk defa konuşmuştu. " tamam, anladık, eğer biraz daha devam edersen o adamı konuşturmak yerine öldüreceğim. " " niye ki, biz seni neden alakadar edelim tahir abi. " umayın ters cevabı ile ona baktım. Tahirin yutkunma sesi geldiğinde ona dönemedim, ama sesi bana ulaştı. " ileride kim olduğumu görürsün. " Nefesim sıkıştı. Bakışlarım tahire döndüğünde, gözlerime her şeyi bildiğini haykıran bir ifade ile baktı. " ne olursan ol, ama bizden uzak ol. " " göreceğiz... " " görelim. " " bakalım yine aynı şeyleri söyleyebilecek misin. " " annemle aramın bozulmasını istemiyorum, o yüzden susuyorum. " " yani bu konuşmanın devamı gelecek. " " fazlası ile hemde. " " umay, tamam kızım. Sakin. Albayın yanındayız. " Bakışlarını bana değdirmeden önüne döndü. Eğer babası olma ihtimalini, hatta eğer öyleyse gercekleri öğreneceği zamanı düşünemiyordum. Allahım sen yardım et. Albay aramızdaki gerginliği fark etmiş olmalı ki konuştu. " şuanlık bu kadar yeter, sonra konuşuruz. Geç oldu, teşekkür ederim buraya kadar geldiğiniz için. " " ne demek albayım, ne zaman isterseniz. İyi geceler. " " iyi geceler. " Odadan üçümüzde çıktığımızda elimi tutan umayın, elini sıktım. " anne lütfen şuan değil. " demesi üzerine ona döndüm. " asıl o zaman değildi umay, albayın yanındaydık kızım. " Tahir yanımızdan uzaklaşırken umay telaş ile konuştu. " o an, unuttum gibi oldu. Özür dilerim. " " neden bu kadar ön yargılısın kızım. " " anne... ben korkuyorum. " " neden. " O an umay konuşsaydı, asel ne olduğunu anlayabilecekti. " boş ver, öylesine bir korku. " " yapma ama kızım. Yapma güzelim benim, boş yere kırmayın birbirinizi. " Umay sessizce başını salladı. " ben bir lavaboya gideyim, gelirim yanınıza. " " tamam, kapıdayız zaten. " Başımı sallayıp merdivenlere ilerledim. Çıkışa doğru ilerlerken arkamdan adımı seslenen birisi ile sesin geldiği yöne baktım. " asel abla. " " efendim kurt. " " yukarıda dinlenme odasındayız. Ecem abla falan yemek yiyoruz, Sizde gelin diyecektim. Umay nerede. " "O lavaboya kadar gitti. " " tamam, sen gel. " " umaya dışarıda olacağım dedim, bulamazsa endişelenir. " " ben buradayım, telefonla konuşacağım, gelirse söylerim yoksa beklerim. " " tamam teşekkür ederim. " " ne demek, hemen koridorun sonunda, solda kalan oda. " Dediği yöne ilerlerken arkamdan özür dilerim dediğini duydum ama neden olduğunu anlamadım. Dediği kapıya girdiğimde içerisinin karanlık olduğunu gördüm ama belimden tutan bir kol ile içeriye çekilip kapının kapanması ve çığlık atmak için açılan ağzımı bir elin tutması bir oldu. Tam çırpınacakken burnuma dolan barut kokusu ile kıpırdamadan durdum. Karanlıktı ama kim olduğunu biliyordum. Ama neden burada olduğumu bilmiyordum. " elimi çekeceğim ama sessiz olacaksın. Tamam mı. " Başımı sessizce sallayıp karanlığa alışan gözlerim ile gozlerine baktım. Elini ağzımdan çekip belime koydu ve beni kendisine yaklaştırdı ve sırtımı, acıtmadan kapıya yasladı. " DNA testi yaptırmak istiyorum. " " yaptırdım zaten. " " sonuç. " " daha çıkmadı, 3 güne çıkar dedi. " " sikerim o 3 günü, belirsizlik ile dayanamam. Umay benim kızım, eminim. " " nasıl bu kadar eminsin. Nereden biliyorsun. " " o gece... 8. Ayın 17si, üzerinde bordo mini bir elbise, **** barında, 217 nolu odada, benimle birlikte oldun. " Kalbim tekledi. Haklıydı. " eğer o gece hamile kaldıysan ve 8,5 ay hamilelik yaşadıysan... doğmuş olan çocuğun 2 gün sonra doğum günü olacak... umayın doğum günü ile eş zamanlı. " " belki ben sonra başkası ile birlikt- " sözümü kesen şey burunlarımız değecek kadar bana yaklaşmış olması ve beni kapı ile arasına sıkıştırmış olmasıydı. " imkansız... çünkü o gecenin ertesi günü vedat itine verildin. " " nereden biliyorsun!. " " çünkü araştırdım!. İki gün sonra yanına gelmiştim konuşmak için ama... 20li yaşlarında olan adını dahi hatırladığım bir it, senin evlendiğini ve balayında olduğunu söyledi. İnanmadım,yine seni aradım iki gün sonra da buldum ama... " 4 gün sonra beni, kısa kollu ile cam silerken görmüş ve cama yaslayıp, sıkıştırmıştı. Eğer yalvarıp ayağına kapanmamış, ve o gün ilk dayağımı yemeği kabul etmemiş olsaydım tecavüze uğrayacaktım. " sonra geri döndüm. " " eğer sadece 2 dakika bekleseydin beni dövmeye başladığını görürdün. Tek geceydim senin için, neden geri döndün ki, hadi tek gece değildim... neden o kapıdan geri döndün. " " ne yapsaydım, seni o herif ile... o an öyle düşündüm ve gittim. " " şimdi neden yanımdasın peki. " " çünkü benim için tek gece olmadın. " " yalan söyleme bana. " " niye yalan söyleceğim ki sana... ilkim ve sonum oldun, olacaksın da. " " git ne halt edersen et, beni rahat bırak. " " umay benim kızım. " " değil!. Umay benim kızım, umayın bir babası yok. " " var!. Umay benim kızım, umayın bir babası var ve o benim. " " umay bunu şimdi duymayacak, seni asla kabul etmez. " " neden. " " bu zamana kadar yoktun bile, bu zamana kadar varlığını dahi bilmiyordu, bundan sonra nasıl kolay kabul edebilsin, senin aksine. " " ben kabul ettiririm, çabalar, çırpınırım. Ama yine de kendimi kabul ettiririm. " " ben... bana nasıl kabul ettireceksin. " " onu bilmiyorum çünkü çabalasam bile işe yaramayacak biliyorum ama... umay kabul ederse... sende eder misin. " Sessiz kaldım. Çünkü buna verecek bir cevabım yoktu. " asel... beni sevmeni istes- " Sözünü başka bir ses böldü. Kısık ve kısa bir çığlık sesi. Umay... Umaydan. 10 dakikadır lavaboda yüzümü yıkarken arkadaşımın dedikleri aklımdan çıkmıyordu. Benim üvey babam polisti, ama bu bana zorla dokunmasına ve benim ruhumu öldürmesine engel olamadı, ne olursa olsun... herkese demiyorum ama erkeklere güvenme. Askeri de olur, polisi de olur. Yaparlar, bana yaptılar. Sana da yaparlar, sadece sana değil annene de yaparlar. Dikkatli ol umay. Kimseye güvenme, askermiş, polismiş, avukatmış, hepsi aynı cins. Bir gözleri dönse yapmayacakları şey yok. Korkuyordum. Onun anneme ve bana dokunmasından korkuyordum. Başım dönüyordu, üşüyordum. Midem bulanıyordu. Soğuktan titrerken aynaya baktığımda yanaklarımın kızardığını gördüm. Ateşim çıkmıştı, hasta olacağım zaman, bu kadar çabuk ateşlenirdim. 10 dakika bile olmadı, ve ben yanıyordum. Annem beni dövecek, soğuk su ile duş alıp, kısa kollu ile yatıp, bir de camı açmayacaktım. Başımın dönmesi ile yerimde sendeledim. İçeriye asker bir abla girdiğinde beni fark edip yanıma geldi. " ablacığım iyi misin sen. " " iyiyim a-abla sağol. Annem aşağıda, yanına gideyim ben. " " emin misin, geleyim mi yanında. " " yok abla, sağol. Biraz ateşim var, grip olmuşum da. Hallederim ben. " Abladan cevap beklemeyip lavabodan çıktım. Yavaş adımlar ile yürürken biraz daha iyiydim. Fakat kimse ile karşılaşmamam benim şanssızlığımdı çünkü merdivenlere denk geldiğimde gözlerimin kararması bir olmuştu. Trabzanlardan tutunduğumda ağzımdan ufak, kısa, ama yüksek bir çığlık döküldü. 2 saniye sürmüştü ama dikkatleri üzerime çekmiştim. Fakat bilincimin bu kadar çabuk kapanacağını hesaba katamamıştım. En son hissettiğim şey, merdivenlerden yuvarlandıktan sonra başımı sivri ve sert bir yere vurduğum ve telaş ile başıma toplanan insanlardı. Birde... Annemin ismimi haykırması.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE