Tahir korkmaz'dan.
Geçmiş.
" kanka bizi dinliyor musun sen. "
" ne. " diyebildim sadece.
Gözlerim hâlâ oradaydı.
Bir kız, ve bir erkek ile gelmişti.
Sevdiğim kız.
Bugün 18 yaşına girmişti.
Üzerinde bordo, mini bir elbise vardı.
Çok... çok güzeldi.
" oğlum, bizi boşuna mı apar topar getirdin lan buraya. Konuşsana lan bizimle. "
" siktirin gidin, yanımdasınız diye getirdim. Başka bir şey için değil. "
" sen nereye bakıyorsun lan sabahtan ber- oha, asel lan bu. "
Damarlarımdaki kan akışı hızlanmıştı.
" dön önüne, oyarım o gözlerini. "
" lan oğlum, fırsat bu fırsat. Git açıl kıza. Ne duruyorsun. "
" kesin sesinizi, hoşlanmıyorum. Atmayın götünüzden. "
" aynen aynen. Aynı üniversitede okuduğunuz yetmiyor, her hafta sonu buraya gelip kızı izliyorsun kütüphane de. Yeme bizi. "
" kıza söylenmeli bir şey değil, ufak bir hoşlanma. Abartmayın. "
" aynen kanka aynen. He. İnandık inandık. "
" lan siktirin gidin uğraşamam sizinle. Cenk, hakan, alın muratı gidin. "
" niye abi ya, takılıyorduk işte ne güzel. " diye gevşekçe konuşan hakana ters bir bakış attım.
Murat konuştuğunda bakışlarım tekrar aynı yeri buldu.
" hadi gidelim. Geç oldu. "
Onlar giderken umursamadan aseli izlemeye başladım.
Sarhoş olmamıştı ama yakındı.
Bir bardak daha devirip sahneye çıktı.
Arkası bana dönüktü, farkında bile değildi.
Kıvrımlı vücudunu şarkıya göre ritmik bir şekilde hareket ettirerek dans etmeye başladı.
Ellerini saçlarına geçirip kalçalarını kıvırttığında gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdim.
Onu bir sapık gibi izlerken içki şişesini kafama dikmiştim.
Sarhoş olmak, ve ona olan hislerimden kaçmak istiyordum.
Kendisi dans etmeye devam ederken yanına gelen bir adamı gönderdi, fakat o adamın yüzünü zaten ezberlemiştim.
Şuan aseli izlemek gibi daha önemli işlerim vardı.
Rahatsız ediciydi ama gözlerimi kndan alamıyordum.
Zaten yarın şehir dışına gidecektim.
Bugün tam olarak 19 yaşıma girmiştim.
Doğum günlerimiz aynıydı.
Fakat ben onu seyretmeyi daha çok seviyordum.
Zaten bu zamana kadar doğum günümü kutlayacak kimsem yoktu.
Yetimhane çocuğuydum.
Bir tek babaannem vardı o da huzur evindeydi.
Annem beni doğururken ölmüş, babam ise ben 2 aylıkken şehit düşmüştü.
Askerdi.
Bende onun gibi olmak istiyordum.
Olacaktım da.
Ne olursa olsun, babamın kanı yerde kalmayacaktı.
5.ci şişemi bitirdiğimde artık kendimi kaybetmeye başlamıştım.
Tuvalete gtmem ve elimi yüzümü yıkamam lazımdı.
Toparlanıp eve gitmem lazımdı.
Ayağa kalkıp topallayarak erkekler tuvaletine gitmeye başladım.
Elimi yüzümü yıkayıp enseme su tuttum.
Toparlanabilmiş değildim.
Yüzü gitmiyordu aklımdan.
Gördükçe kalbim hızlanıyordu.
Ailesini çok seviyordu.
Ailesi de onu çok seviyordu.
Onun gibi bir ailem olmasını çok isterdim.
Belki de istemezdim..
Tuvaletten çıktığımda birine çarptım.
Kolumu tuttuğunda burnuma vuran koku, ve ilk defa onunla temas etmemin etkisi ile kalbim raylarından çıkmıştı.
Bir elimi beline sardığımda yana doğru sendeledim.
İkimizde güldük.
O içki yüzünden güldü, ben gülüşü güzel olduğu için güldüm.
" hiç iyi değilim. " diye mırıldanıp sırtını benimle birlikte duvara yasladı.
" bende iyi değilim. " dediğimde gözleri dudaklarıma kaydı.
Terlemişti.
Terlemiştim.
Bana yaklaşıp dudaaklarıma baktığında benim gözlerimde onun dudaklarına kaymıştı.
Sarhoş olmuştum.
Emindim.
" bence... gece uzun " diye fısıldadı dudaklarıma doğru.
Dudaklarımızı birleştirmeden önce bende mırıldandım.
" bencede, küçük melek. "
***
Başımdaki ağrı ile elimi başıma attım.
Aklıma dolan anılar ile duraksadım.
" ne olursa olsun seni asla unutmayacağım. Bana bu gece ilaç olduğun için teşekkür ederim ama uyuşturucu etkisi olduğun kesin. Bağımlılık yapıyorsun güzel kadın "
" çok yakışıklısın, kokun çok güzel, baştan çıkartıyorsun. "
" bebeğim benim. Her zerrenle çok güzelsin. "
" kkendine bakmıyorsun k- mmhh. "
Dudaklarımızı birleştirmeden önceki son cümleleriydi.
İkimizde nefes nefese kaldığımızda alnımı çıplaka göğüs kafesine koydum.
O göğüs kafesinin sigara küllüğü olacağını bilmeden.
Yavaşça yana yatıp göğsüme çektim.
Parmağım doğum lekesinin üzerinde gezinirken neredeyse 1 saattir dudaklarım oradan ayrılmamıştı.
Yine yapıp dudaklarımı oraya bastırdım.
Nabzı dudaklarımda atarken bu doğum lekesini hiç unutmayacağımı biliyordum.
" beni hiç unutma, tamam mı yakışıklı. "
" ben unutmam, ama sen unutacaksın güzel kadın. Güzel kadınım. "
" ama bana kadınım diyemezsin, benden başka kaç kişi ile birlikte oldun acaba. "
" ilkimsin kadın... hem ilkim, hem sonum. Bende verilen bir söz ve namus vardır. Namusum senin. Senden başkası olmadı olmayacak. "
" tamam, bende başkası ile olmayacağım. "
" özür dilerim. " diye mırıldandım.
" neden dilysn. " ağzının içinden gevelemesi ile uyumak üzere olduğunu anladım.
" pişman olacağın bir şey yaptığım için özür dilerim. "
İkimizde uyuya kalmıştık.
Hatırladığım anılar ile hemen doğruldum.
Yoktu...
Gitmişti...
Yorganı kaldırdığımda gördüğüm kan lekeleri ile yutkundum.
" allah belamı versin. Allah benim belamı versin. Senin iradeni sikeyim tahir, senin varlığını sikeyim tahir. Kız kim bilir ne hale gelmiştir, geber tahir. Gebermekten beter ol tahir. "
Kendime söve söve oradan çıktım ve kapıdaki arabama bindim.
Arabayı çalıştırıp her zamanki aklımda olan adrese, evine gidip konuşacaktım.
Yani benim planım öyleydi.
Ama çalan telefonum buna engel oldu.
" alo. Buyurun. "
" merhaba, ben.... huzur evinden arıyorum. "
" buyurun. Dinliyorum. "
" melike korkmazın torunu ile mi konuşuyorum. "
" evet benim. "
" üzgünüm tahir bey, bu gece, saat 2 sularında babaannenizi kaybettik. "
Ve hikayenin başlangıcıydı.
Ne gittiğinde babaannesini görebilmişti.
Ne de geri döndüğünde sevdiği kızı bulabilmişti.
Bitmişti.
Belki de yeni başlıyordu.
Ama verdiği sözü tutacaktı.
İlki de, sonu da sevdiği kadın olacaktı.
__________________________________________
Günümüz.
Aselin yaralarına ilaç sürdüğümüz gece.
Ben binbaşı tahir korkmaz.
Bu zamana kadar babamın mektubu haricinde ağlamamış tahir korkmaz.
O mektubu okuduğum gece
Tam 20 yıl önce asla ağlamayacağım diye söz verdiğim gece.
Yine aynı gece.
Hastanenin mescidinde, secdeye kapanmış, omuzlarım sarsıla sarsıla ağlıyordum.
Söz vermiştim ben sevdiğime.
Senden başkasını sevmeyeceğim demiştim.
Ama o kadına baktığımda kalbim yine hızlanıyordu.
O günkü gibi.
O an gibi.
İsimleri aynıydı.
Ailesi ölmüş görünüyordu.
Soy adı farklıydı.
Yüzü, aldığı yaralardan tanınmıyordu ama kokusu değişmemişti.
Ne olursa olsun, ne kadar kötü kokarsa koksun, teninin kokusu değişmezdi...
Oydu...
O olmasından delicesine korkuyordum.
İhtimaller can yakıyordu.
O olamazdı.
Olmamalıydı.
O bu kadar acıya dayanamazdı ki.
Benim sevdiğim dayanamazdı ki. Hem ailesi izin vermezdi.
Çocuğu vardı.
Kızı vardı ve çok güzeldi.
Ama çok ürkek bakıyordu.
Korkuyordu, ikiside.
Hiperaktif olan kız... ne haldeydi.
Hareket edemiyordu bile.
" allahım yalvarırım... yalvarırım rabbim o olmasın. Rabbim o olmasın yalvarıyorum. O dayanamaz, onlar dayanamaz rabbim onlar olmasın. Benim kızım, sevdiğim olmasın yalvarırım. "
Gözlerimden akan yaşlar seccadeyi ıslatıyordu.
Yüreğimden akan yaşlar ise geçmişi yakıyor, kül ediyordu.
Kaç saat ağladım veya yalvardım bilmiyordum ama en son cenin pozisyonu alarak, hıçkırarak seccade başında uyuya kaldığım ve bir amcanın benim üzerimi başka bir seccade ile örttüğüydü.
Duası ile tamamen uyuya kalmıştım...
" ah be oğlum, saatlerce ağladın. Kim bilir ne yaşadın. Rabbim yolunu açık ve bahtiyar etsin. Allahım, sen ateşten koruduğun ibrahim peygamber, kuyudan kurtarıp mısıra vezir ettiğin yusuf peygamber, çarmıha gerilmekten kurtarıp semaya yükselttiğin isa peygamber ve sen olmasan bu cihanı yaratmazdım dediğin hazreti muhammed hürmetine, bu oğlanın dertlerini al ondan. Benim oğlumu, vatan hainlerinden kurtaran, topraklaımızı koruyan, buradaki yere düşmüş kuranı kerimi kaldıran bu oğlanı, merhametin ile mesut et. "
Tahir korkmaz.
Binbaşı tahir korkmaz.
O gece...
Hayatında ilk defa sevdiği kadın için ağlayarak uyuya kaldı.
Ama son olmayacaktı.