Öncelikle bir şey söylemek istiyorum. Bu aralar bayağı bir çöküş yaşıyorum ve bu yazdığım kurguları da etkiliyor. Aslında bu kitaba başından beri yapmak istediğim final belliydi, ama bu aklımda sarsıldı. Bu yüzden final yapmaya karar verdim.
İsterseniz okuyun, isterseniz hayalinizde yaşatmaya devam edin.
Bu kitaba doğru düzgün bağlanamadım, yazdığım karakteri hissedemiyorum. Başından beri bu şekilde. Bu yüzden hissettiremiyorum. Lütfen nasıl biterse bitsin, en azından kırıcı cümleler olmasın.
Haydi son bölüme geçelim.
Teşekkür ederim.
İyi okumalar.
__________________________________________
Ertesi gün.
Hissizdim.
Tepkisizdim.
Şuan cenazedeydik, kolumda sargı varken, bir yanımda tahir vardı.
Umay gelmemeyi seçmişti, ben ise istemeyerek gelmiştim.
Ne olursa olsun, istediği değil, bana yaşattıkları ön plandaydı. Ve bedenimde hâlâ onun izlerini taşıyordum.
Ne olursa olsun affetmeyecektim.
Son toprak atıldığında imam önce yasin süresini okuyup daha sobra telkin verdi.
" iyi misin. " diye mırıldandı tahir.
Değildim.
İyi değildim.
Öz babam beni öldürmek istiyordu ve üvey abim ölmüştü, bu zamana kadar bildiğim her şey yalandı.
Nasıl iyi olabilirdim ki.
Benden gizlemişti, en azından onu görmek isteyip istemediğimi bana sorabilirdi.
Bunu düşünebilirdi.
Onu görmek istemeyeceğimi bilebilirdi.
Cevap vermeden önüme bakmaya devam ettim.
Cenazede fazla kişi yoktu.
Tim, ve biz.
Zaten başkasına gerek yoktu.
Arkamı dönüp yürümeye başladığımda tahir yaralı olmayan kolumdan tutup durdurdu.
" asel, dünden beri ağzını bıçak açmıyor güzelim. Yapma böyle, korkutuyorsun beni. "
İfadesizce baktım gözlerine.
" asel. Yapma be güzelim. Ben sadece bilmen gereken şeyi öğrenmeni istedim. "
Anlamıyordu değil mi.
Ben o adamdan duymak yerine tahirden duymak istemiştim.
Hayatımın zebanisinden değil, hayatım olan kişiden duymak istemiştim.
Bunu anlamıyordu.
Kolumu elinden kurtarıp ilerlemeye başladım.
Mezarlıktan çıkıp yürümeye devam ettim.
Arkamdan geldiğini biliyordum ama umursamıyordum.
Belki saçmaydı ama... yine de kırgındım.
Ne hissedeceğimi düşünmemişti, en azından aniden çıkartmayıp bana haber verebilirdi.
Umayın güveni sarsılmıştı, aynı zamanda çok korkmuştu.
İki gecedir kâbus görüyordu, uyanır uyanmaz beni görmek istiyordu, ve bu durum beni kahrediyordu.
Ne kadar yürüdüğümü hesaplamadığım bir sürede ileride bir park görmem ile oraya yöneldim.
Rastgele bir banka oturduğumda tahir arkamdaki başka bir banka oturmuştu.
Umursamadan bacaklarımı kendime çekerek başımı dizlerime yasladım.
Yorgundum.
İki gecedir uyuyamıyordum.
Kulağımda silah sesleri yankılanıyordu.
" Asel beni duyuyor musun."
"Komutanım vedat kalbinden vurulmuş, nabzı yok."
" asel güzelim sakin ol, şuan şoktasın, sadece omuzundan vuruldun, iyisin bir şeyin yok. Hastaneye gidiyoruz. "
" anne çok korktum, sana bir şey olsaydı ben dayanamazdım. "
O odada vedat ve bize saldıran kişi ölmüştü.
Vedat, o adamın kurşunu ile, o adam ise tahirin kurşunu ile ölmüştü.
Kim bilir ben kimin kurşunu ile ölecektim.
Aklımı boşaltmaya çalıştım fakat üzerime bırakılan ceket ile yerimden sıçramıştım.
" sakin ol, benim. "
Ceketini omuzlarımdan ittirdiğumde tahir derin bir nefes aldı.
" güzelim, ne olduğunu anlamıyorum. Lütfen bir şey söyle, veya neyin olduğunu anlat. "
" istemiyorum. " dedim sadece.
" neyi istemiyorsun. "
" konuşmak. "
Elleri ile yüzünü ovaladı.
Sert nefes sesini hissederken gözlerimi yumdum.
" izin vermiyorsun, sana yaklaşmama izzin vermiyorsun. Yapma bunu. "
" sende ısrar etme o zaman tahir, şuan sadece kafa dinlemek istiyorum. Yanlız kalmak değil, konuşmak değil, kafa dinlemek istiyorum. İzin ver bana. "
Sol dizini sallamaya başladığında bana döndü ve şok olacaĝım o soruyu sordu.
" pişmansın değil mi, benimle evlendiğine."
" ne alakası var. "
" çok alakası var. O günden beri bir kere bile yüzüme bakmadın. "
" ben o gün hayatımın travmasını yaşadım, ne yapmamı bekliyorsun. Kollarına mı atlayayım. "
" asel anlamıyorsun. "
" asıl sen anlamıyorsun. Yoruldum tahir, ben 18 yaşımdan beri o piçin elinden neler çektim, kaç kere dövdü beni, kaç kere hakaret etti, benim, umayın olduğu eve kadın aldı. Uyuşturucu kullandı, içki içti. Bedenimde hâlâ onun bıraktığı kemer izleri, dayak izleri var. Birden bu yüzleşmeyi yapmak beni yordu. Anla beni, sadece sindirmek istiyorum. "
" peki, sindir. Sana kolay gelsin. " diyerek ayağa kalktığında şaşkınlık ve hayal kırıklığı ile ona baktım.
Arkasına bile bakmadan gittiğinde arkama düşen ceketi alıp yere fırlattım.
Ben güçlü olmaya çalıştıkça daha fazla darbe geliyordu.
Nefes aldım, ve verdim.
Umayın yanına gitmeliydim.
Şuan sadece birbirimize ihtiyacımız vardı, her zaman olduğu gibi.
***
" anne, saat neredeyse 11 oldu. Tahir abi ne zaman gelir. "
Yutkundum.
" bilmiyorum güzelim. İşleri vardır onun " diyebildim.
Yavaşça başını salladı.
" hadi sen geç yat, bende camları kapatıp yatayım. "
" tamam. "
Umay ayağa kalkıp odasına gittiğinde ben önce balkonun kapısını, daha sonra diğer camları kapattım.
Kapıyı kilitleyip tahirin gelme ihtimali ile anahtarı çıkarttım.
Odama gidip yatağa uzandığımda uykuya dalmam fazla uzun sürmemişti.
__________________________________________
Tahirden.
Serdar, " Komutanım, kadınlardan biri etkisiz hale getirildi. Sıra sizde. "
Bar kısmından dolanarak kadına ilerlediğimde sarhoş bakışlar ile bana döndü.
" oo yakşıklı, bir arkanı dönsene ya. " diyerek yayvanca konuştuğunda göz devirmemek için kendimi zor tuttum.
Şuan asele o kadar ihtiyacım vardı ki, onun kokusu ile uyumaya.
Kırmıştım.
Daha yeni farkına varmıştım, benden sadece anlayış istemişti.
Yanımda ol, bana destek ol demişti fakat benim beyinsizliğim yüzünden konu çok farklı ilerlemişti.
Eve geri dönmek için arabaya gideceğim an askeriyeden haber gelmiş ve göreve çağırılmıştık.
Kadınların kocası ticaret yapıyordu.
Eşlerinin üzerinden pazarlama yapıp ayrı olarak uyuşturucu satıyordu.
Kadınlarda memnuniyetle iş yapıyorlardı.
Bildikleri şeyleri öğrenmek için etkisiz hâle getirmemiz gerekiyordu.
Fakat işimiz uzun sürmüştü çünkü iki kadında sabahtan beri etraftaki erkekler ile yiyişip duruyorlardı.
Fakat henüz tam sarhoş olup olmadığından emin değildim.
Bu yüzden B planı ile hareket ettim.
Her ne kadar istemesemde.
" sizin arkanızı dönmenizi tercih ederim. "
" vay, eğlenmeye gelmişsin yakışıklı. "
" eğlenebildiğim söylenemez. "
" ben eğlendiririm. İster misin. "
Göz kırptım.
" sizin gibi birine hayır demek aptallık olur. "
Kadın bana yaklaştığında ne kadar midem bulansa da mecbur olduğum için başka çarem yoktu.
Dudaklarımı öpmeye başlaması ile gözlerimi kapattım.
Ciddi manada midem bulanıyordu ve aynı zamanda suçluluk duygusu dört bir yanımı sarmıştı.
Zorla karşılık vermeye çalışırken beni oturduğum sandalyeye daha çok yaslayıp kucağıma oturmuştu.
Kulaklıktan timin sesi gelmeye başladığında harekete geçtiklerini anladım.
" neden karşılık vermiyorsun. " diyerek benden ayrıldığında yutkundum.
" karşılık vermeyi pek sevmem, tatmin olur giderim. "
Gülümseyerek tekrar dudaklarımı öpmeye başlaması ile cebimdeki minik kapsül iğneyi elime aldım ve kadının beline batırdım.
Bir kaç saniye sonra kucağımda bayıldığında bacaklarını belimden kurtarıp kucağıma aldım ve bar'ın çıkışına doğru ilerlemeye başladım.
Araba kapıya geldiğimde araba çoktan hazırlanmış, emanetler alınmıştı.
Aynı sıralarda ileriden siren sesi gelmeye başlamıştı.
Görev başarılıydı.
Kadını arabaya yatırıp ilerideki ağacın dibine eğildim ve midemde ne var ne yok boşaltmaya başladım.
Yanıma aslan geldiğinde elimle geri ittim.
Ayağa kalktığımda bana uzattıkları su ile ağzımı çalkalayıp tükürdüm.
Kurt, " iyi misiniz komutanım. "
" iyiyim, gidelim hadi. "
Arabaya bindiğimde içime yerleşen kötü his ile beraber telefonumu açarak aseli aradım.
Telefon meşgul çalarken içimdeki his daha da büyüdü.
Trip atıyor oğlum, kırıldı sana. Bir şey olmadı sakin ol.
Bu sefer umayı aradığımda telefon yine meşgule düştü.
Tekrar aseli aradım. Bu sefer son çalışta açıldı fakat ses gelmemişti.
" asel, duyuyor musun beni. "
Ölsürük sesi duydum, umaya aitti.
" umay orada mısın. "
Ağzından çıkan ilk kelime kalbimi tekletirken diğer iki kelime korkutmaya yetmişti.
" baba, geç kaldın. "
__________________________________________
Yazardan.
Asel ve umay derin uykudayken açılan balkon kapısı ile bir beden içeriye süzüldü.
Buraya yarım kalan işi bitirmeye gelmişti.
Kimseye güvenmeden, kendi işini, kendi halledecekti.
Öncelikle ilk işi umayın, yani sevgili torununun odasına gitmek oldu.
Elindeki silahın emniyetini açarken yavaşça odaya girdi ve yatağa ilerledi.
Mışıl mışıl uyuyordu.
Bir daha uyanmayacaktı.
Silahının susturucusunu kontrol ederek gülümsedi ve ilk kurşunu karnına isabet aldı.
Umay çığlık atarak uyanırken nazım, umayın ağzını sıkıca kapatmıştı.
İkinci kurşunu karnından biraz üst kısmına isabet alırken umay hareket etmeyi kesmişti.
Üçüncü kurşuna gerek duymadan odadan çıktı.
Umayın bilinci gitmeye başlarken yatak kan gölüne dönmüştü.
Nazım bu sefer aselin odasına girdiğinde asele baktı.
" seni hiç uyandırmadan işini bitireceğim güzel kızım. " diye fısıldadı psikopatça.
Namluyu, aselin alnına isabet almıştı.
Silahı ateşlediği an aselin alnının ortasında bir delik oluşurken, asel son nefesini vermiş, başı yan tarafına düşmüştü.
Fakat aynı zamanda ensesine giren bıçak ile kendiside son nefesini vermişti.
Nazım yere yığılırken son gördüğü yüz, umayın kanlı yüzüydü.
Son gücü ile yataktan zorla kalkmış, yastığının altındaki bıçak ile bu piçi öldürmüştü.
Annesinin telefonu çalmaya başladığında zorlukla telefonu aldı ve açtı.
" asel duyuyor musun beni. "
Umay zorlukla öksürerek ağzına gelen kanları kustu.
" umay orada mısın. "
Canı acıyordu umayın, biliyordu bir kaç dakika sonra öleceğini.
" baba, geç kaldın. " diyebildi sadece.
Ağlamaktan kıpkırmızı olmuş gözleri annesine kaydığında gözlerinin karardığını hissetti, telefon elinden kayarken kalan son güç kırıntıları ile annesinin cesedinin yanına uzandı umay.
Başını ise annesinin göğsüne koyarak gözlerini kapattı ve son nefesini verdi...
***
Araba ani fren ile durduğunda tahir hızla arabadan inip eve çıkmaya başlamıştı.
Gecenin kaçı olduğunu umursamadan kapıyı kırarak içeriye girdiğinde kalbi tekledi.
Umayın odasının kapısında, duvarda ve yerde kan izleri vardı.
Gözünden hıclıca yaşlar akarken önce kızının odasına koştu tahir.
Yoktu.
Boştu.
Yatak kan içindeyken, yatakta kimse yoktu.
Kalbi sıkıştı, ne bulacağını biliyordu çünkü.
Kaybetmişti değil mi.
En çok kırdığını kaybetmişti.
Tim, arkasından gelirken poyraz yavaş adımlar ile yatak odasına girdi.
Gördükleri gözlerini doldururken hızla odadan çıkarak tahirin yanına geldi.
" abi. " diyebildi titreyen sesiyle.
" yatak odasında mı. " diye sordu tahir.
Biliyordu.
Ama gidemiyordu.
Kaybetmişti çoktan.
Umay haklıydı, geç kalmıştı.
Timin engel olmasına izin vermeden yatak odasının kapısını açtığında gördükleri ile yere diz çöktü.
Elini kalbine vurarak feryat ederken komşular sese gelmiş, olanları görmüşlerdi.
Kimsenin elinden bir şey gelmezdi.
Gelemezdi.
O gece o evden 3 ceset, 4 ölü çıkmıştı.
Tahir artık nefes alamıyordu.
Sevdiğinin ve kızının cenazesinde, mezar başında kalbine bıçak saplayarak intihar etmişti.
Tim ise dağılmış, farklı şehirlere gitmişti.
Bundan sonra her zaman, hepsinin kalbinde hüzün, yüzlerinde burukluk olacaktı...