Yazar majestelerinden.
Tahir bütün gece askeriyedeydi.
Cinayeti araştırıyorlardı.
Vedat, ablasının cesedine sarılıp kriz geçirmişti.
Hastanedeydi, başında ise kurt ve serdar duruyordu.
Tahir, delirmek üzereydi, önce öğrendiği şeyler, sonra gördüğü, en sonunda olacaklar.
Endişeleniyordu.
Sevdiğine ve kızına olacaklardan.
O adam peşlerini bırakmayacaktı, can alacaktı.
Belliydi.
Saat 4ü gösterdiğinde ise tahir ayaklanmıştı.
Şuan uyuması gerekiyordu, sabah işleri vardı. Ayrıca aseli endişelendirmek istemiyordu.
Arabaya binip çalıştırdı ve eve doğru sürmeye başladı.
***
Tahirden.
Eve girip ayakkabılarımı çıkarttığımda, oturma odasından sesler geliyordu.
Kaşlarımı çatarak yavaşça ilerledim ama görmeyi beklediğim şey bu değildi.
Asel ve umay, televizyonun başında uyumuş, televizyon açık kalmıştı.
Hafifçe gülümsedim.
Yaklaşıp ikisininde alınlarına minik bir buse bıraktım, daha sonra önce umayı kucağıma almıştım.
Yatak odasına girip, umayı yatırdığımda dikkatimi çeken şey, komodinin üzerindeki, parlayan bir cisim olmuştu.
Umayı yatırıp doğruldum ve komodine ilerleyip üzerindeki notu aldım.
Bu kurşun, birinize saplanacak, beklemede kal komutan.
N,K.
Hemen yanında duran kurşunu alıp göz hizama kaldırdım ve sonuna kadar açık duran pencereye baktım.
Yavaş adımlar ile camın önüne yaklaştığımda, beni izleyen birsinin olduğunun farkındaydım.
Göğsümde sabit olan lazeri farkında olduğum gibi.
Telefonuma mesaj geldiğinde cebimden çıkarttım ve mesaja baktım.
-Farkındasın.
Ama farkında olman, beni yakalayabileceğin anlamına gelmiyor.
Bende cevap yazdım.
Seni yakalamak için zihnim yeter.
Seni öldürmek için ise gücüm.
Ve seni öldürene kadar durmayacağım.
-sevdiğin kızın babası ile nasıl konuşuyorsun komutan.
Bir kaç saat önce kendi öz kızını öldüren birisi ile nasıl konuşacağımı gayet iyi biliyorum.
- iddialı sözler.
Ben iddialı değilim
Sen korkaksın
-göğsünde yaslı olan bir lazer var. düzgün konuş.
Ölmekten korksaydım, doğmazdım. Türk olmazdım.
-yakında görüşeceğiz, bu zaman kadar, kızıma ve torunuma iyi bak, çünkü ben onlara iyi davranmayacağım.
Telefonu indirip tekrar cebime koydum ve pencereyi kapatıp perdeyi çektim.
Derin bir nefes vererek kurşunu cebime koydum ve odadan çıktım.
Şuan bir şey yapamazdı, biliyordum.
Ama sonrası için, güvenli bir kalkan oluşturmam farzdı.
Aseli de odaya getirip yatırdıktan sonra bende üzerimi değiştirip aselin arkasına yattım ve kendime çekerek sarıldım.
Burnumu saçlarına koyarak gözlerimi kapattım.
***
Aselden.
" tahir nereye gidiyoruz."
Umayında, benimde gözlerimizi bağlayıp arabaya bindirmişti.
Ve saat sabahın 7siydi.
Adamlar 8de geleceklerdi ve biz evde yoktuk.
" sürpriz güzelim "
" adamlara ayıp olacak, ilgilenmemiz lazım. "
" hayır, bizimkiler ilgilenecekler. Bizde vakit geçireceğiz. "
" tahir. "
" efendim yavrum. " dediğinde kelimelerim boğazıma dizildi.
Umayın arka koltuktan öne doğru geldiğini hissettim.
" yavrum diye bana dedin değil mi, yanlış anlamadım. "
" evet, sana dedim. Efendim kelimesini annene, yavrum kelimesini sana dedim. "
" virgülün önemi."
" aynen yavrum, virgülün önemi çok büyük. "
Tahirin U dönüşü beni güldürmüştü.
Umay kıskanç bir kızdı. Hatta vücut bulmuş hâliydi.
Bizi birbirimize yaklaştırmıyordu.
Evlenmeden olmazmış, yavrum biz seni evlenmeden yaptık.
Ama bizim gözlerimiz hâlâ kapalıydı.
" tahir bari gözlerimizi açalım. "
" olmaz, açmak yok. "
Oflayıp önüme döndüm.
" az kaldı, asma yüzünü. " dediğinde kollarımı göğsümde bağladım.
Bananeydi ki.
Aniden elini, elimin üzerinde hissettiğimde ne yaptığını anlamaya çalıştım.
Parmaklarımızı birbirine geçirdiğinde, bir şey yapmadan öylece tutmaya başladı.
" ne yapıyorsun. " dememe kalmadan aramıza umay girdi.
Elleri hızlıca üzerimde gezinirken ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışıyordum.
" kızım ne yapıyorsun. "
" nerene dokunuyor, olmaz. Dokunamaz, evlenmeden dokunmasına izin vermem. Evlenmeden bir tane daha kardeş vakası kaldıramam. "
Tahir kahkaha attığında umaya bakmaya çalıştım ama gözlerim kapalıyken zordu.
Araba durduğunda tahirden bir ses bekliyordum ki, geldi.
" geldik. "
Elimi gözüme attığımda hemen yakaladı.
" umay açabilir ama sen şuan açamazsın. "
O sırada umayın sesini duydum.
" oha, yuh, çüş. Ebesinin nikah şahidi. "
" ya ne oluyor ya. "
Kapımın açıldığını hissettiğimde, elimden birisi tuttu.
Tahir olduğunu anladığımda hemen arabadan indim.
Su sesi geliyordu, sanki nehirdeymişiz gibi.
Tahir arkamda durarak bana yön gösterdiğinde ilerledim.
Biraz ilerledikten sonra durduğumuzda şimdi ne olacağını çok merak ediyordum.
Umayın sesi çıkmazken, tahirin teması gitmişti.
" biliyorum, normal bir başlangıcımız olmadı, hatta normal bir hayatımız da olmadı ama en azından bunu normal yapmak istiyorum. "
Arkadan birisi -umay- gözümdeki bezi çözdüğünde şok olmuştum.
Ormanın kenarında, nehir ile birleşik bir yerde, süslemeler yapılmış, nehirin birbkaç adım ütesinde, havada duran 3 kişilik bir yatak ve hemen karşısında sinema perdesi vardı.
Asıl kalbimin çarpmasına sebep olan şey ise önümde, elinde kadife bir kutu ile, diz çöküp bana evlenme teklifi eden tahir vardı.
" yoldaşım olur musun asel, bu zaman kadar seni yüreğimde taşıdım, izin ver kalbimde taşımaya devam edeyim. Evimin neşesi, hayatımın baharı ol... benimle evlenir misin "
Buna denebilecek tek bir şey vardı.
" Ben senin eşin olurum ama sen... benim gönlümün ve evimin huzuru olabilecek misin. "
" olurum, söz veriyorum. Nefesini kesecek değil, sana nefes verecek kişi olurum. Söz veriyorum. "
" evet, seninle evlenirim. "
Yüzündeki gülümseme ile ayağa kalkıp bana sıkıca sarıldı.
Doğum lekeme derin bir öpücük bırakıp, yüzüğü parmağıma taktı ve elimin üzerini öptü.
Umay ise, nehirin üzerindeki yatağa uzanmış, iki elini başının arkasına atarak gözlerini kapatmış yatıyordu.
" umay ne yapıyorsun. "
" ben bakmıyorum şey yapabilirsiniz. "
" ney yapabiliriz. "
" öpüşebikirsiniz yani. Bakın 10 saniyeniz var. "
Tahir ayakkabılarını ve çoraplarını çıkartıp suya girdi ve kendini yatağa attı.
" demek, sen annene ve babana izin veriyorsun ha, şimdi ben seni ısırmaz mıyım. Gel kız buraya. "
Tahir, umayı gıdıklamaya başladığı anda umay gülmeye başladı.
Bende ayakkabımı ve çorabımı çıkartıp, yanlarına katıldığımda bir süre gülmüş, sonra ise tahirin iki yanına yatıp film izlemeye başlamıştık.
Tabi ki tahirin gelmeden önce aldığı hamburger menüsünü ve kocaman pastayı yiyerek.
Gözlerim sürekli elimdeki yüzüğe takılırken dudaklarımdaki gülümseme eksilmiyordu.
En sonunda birlikte uyuya kalmıştık.
Sanırım geçirdiğim en huzurlu günüm buydu.
***
Eve geldiğimizde saat 3e geliyordu.
Umay hemen içeriye girip odasına koştuğunda bende arkasından ilerlemiştim.
Mükemmeldi.
Pembe, mor, beyaz tonlarında 2 kişilik bir yatağı vardı köşede.
Boydan camın, tamamen açıktı ve içeriye ferahlık katıyordu.
Kapının sağ tarafında ufak, bir kaç puftan oluşma bir oturma alanı vardı ve oda boy televizyon takılmıştı.
Gardolap kapının sol, arka kısmında kalıyordu ve aynalı, geniş ve büyüktü, fakat gömme dolap olduğu için fazla yer kaplamıyordu.
Camın kenarında çalışma masası vardı ve uzerinde çok şirin objeler vardı.
Komodini ise en tatlısıydı çünkü ayıcık, çiçek tutuyor gibiydi. Çiçek ise komodini oluşturuyor, ve yapraklarından çekmece açılıyordu.
Komodinin hemen yanında priz vardı.
Ortaya ise, bir yere çarpmayacak bir açıda duran salıncak vardı, üzerine minder konmuş ve etrafı puf kaplanmıştı.
Çok güzel dekore edilmişti.
Umay hemen dönüp tahire sarıldığında yanağına büyük bir öpücük bırakmıştı.
" teşekkür ederim, çok teşekkür ederim çok beğendim. "
Tahir ise, sarılmasını anında karşılayıp umayı kendine daha sıkı çekmişti.
" sen iste, iki eden şerefsiz olsun. "
" seni çok seviyorum, " dediğinde tahir donup kalmıştı çünkü beklemiyordu.
Umay hemen ayrılıp sözünü devam ettirdi.
" ama baba demem için biraz erken, bekleyeceksin azıcık. "
" sen iste, ömrüm boyunca beklerim. "
" yok, o kadar bekletmem, ayrıca uzun ömürlü ol. Sana bir şey olmasın. "
" kurban olurum ikinize de. "
Tek kolu ile beni çekerken bir yandan da umay ile sarılıyordu.
Sanki...
Gerçek bir aile gibiydik.
" ama sen yine de camını ve perdeni açık bırakma, ne olur ne olmaz güzelim. Tamam mı. "
" tamam. Teşekkür ederim tekrar. Hadi siz gidip uyuyun. Ama uyuyun, başka bir şey yapmayın. Yani evlenmeden, yemişsiniz zaten bir günah. Daha da yemeyin. Hadi allah rahatlık versin. "
Bizi odadan çıktığımızda kapıyı kapatıp iki saniye bekledim.
O sırada umayın sevinç dolu ufak çığlığını duyduk.
" bu kadar sevineceğini tahmin etmemiştim" diyen tahire şaşkınlık ile baktım.
" ne bekliyordun, bunca zaman her şeyden eksik kaldı. Ona bir çikolata alsan bile havalara uçar. " dediğimde ikimizin de yüzü düşmüştü.
Tahir belimden tutup beni kendine çekti ve sıkıca sarıldı.
" ben bir şey yaptım asel. " dediğinde duraksadım.
" hemde bana çok kızacağın hatta belki bir daha görmek istemeyeceğin, bana bir daha güvenmeyeceğin bir şey yaptım. "
" tahir- "
" aldatmadım, aldatmam. Ama bana güvenin kırılacak biliyorum. Ama beni dinle sadece. Olur mu. "
Korku ile ona bakarken beni odaya ilerletti.
" şuan değil, yarın konuşalım. Uyuyalım çünkü buna çok ihtiyacım var. "
Sözleri, içimde kötü his bırakırken onu dinleyip dolaptan pijama takımı çıkartıp giyinmek için banyoya gidecektim ki tahir bileğimden tutup durdurdu.
" giyinme, bu gece yaralarına sarılıp uyumak istiyorum. Rahatsız olmazsan. " son cümlesini tereddüt ile söylediğinde yutkunmuştum.
Ellerimi tişörtün eteklerine koyduğumda ellerini, ellerimde hissettim, beni yatağa otutturduğunda önümde diz çökmüştü.
Benim yerime tişörtümü çıkarttığında üst kısmımda sadece siyah sütyenim kalmıştı.
Gözleri, karnımdaki, ve göğüsümün üzerindeki yaralarda gezinirken dudaklarını köprücük kemiğime bastırdığında tenime değen bir nemlilik hissettim.
Ağlıyordu.
" seni daha erken bulamadığım için çok özür dilerim. " derken alnı bacaklarımdaydı.
Dudaklarımı saçlarına bastırıp alnımı ensesine yasladım, onun yaptığı gibi.
" senin suçun değildi. "
" benim suçumdu. Seni bırakmamam, bulmam gerekiyordu. Söz veriyorum son nefesimi vermeden seni bırakmayacağım asel. "
" yatalım, lütfen. Ölümden konuşmak için fazlasıyla yorgunum. "
Ellerini eşofmanımın kenarlarına koyduğunda gözlerimle izin verdim ve kendimi biraz kaldırdım.
Yaşasın, teşekkür ederim 16 yaşında yaptırdığım lazerler ve lazerimi yapan ablalar.
Artık karşısında, siyah iç çamaşırı ve siyah sutyen ile duruyordum.
Ve bundan rahatsız değildim.
Zamanında yedin naneyi, ezberledi her santimini, daha neye rahatsız olmayı bekliyordun acaba.
Kendisi de bir çırpıda dolaptan aldığı gri pijamayı giyinirken bu kadar hızlı olmasına anlam veremedim.
Maziyi tekrar yaşamamak içindir ne olacak.
Kes iç ses.
Üzerine bir şey giyinmeden yatağa üzandığında beni kendisine çekerek göğsüne yasladı, ve elini sırtıma koydu.
Kemer izlerinden kalma şişlikleri hissederken içli bir nefes verdi.
Bir şey demeden daha sıkı sarılarak yattığında bende uyum sağladım.
Uyumaya çalışırken yarını hayal ediyordum.
Günün sonunun kana bulanacağını bilmeden...