12.

1918 Kelimeler
Tahirden. Serdar görev yerini aldığında ben elimdeki dürbün ile içeriyi gözetliyordum. " aslan," " dinliyorum komutanım. " " arka taraf ne alemde. " " temiz, hepsi içeride. Işıklar birazdan söner. " " poyraz. " " emredin komutanım. " " sen sağ taraftaki çıkışa git. Oradan kaçmaya çalışan olursa engelle. İndir. " " emredersiniz komutanım. " " kurt. " " dinlemedeyim komutanım. " " olduğun yerden ayrılma. " " emredersiniz. " " ışıklar kapanınca başlıyoruz. " *** Sessiz adımlar ile içeriye girerken içerideki içki kokusu ile yüzümü buruşturdum. Yavaşça ilk odaya girdiğimde daha fazla midem bulandı çünkü bir tane piç ve bir kadın yatakta, hareket halindeydi. Adamın kafasına susturucu taktığım silah ile kurşunu sıkıp, kadının çığlık atmasına fırsat vermeden bayılttım. Odadan çıkarak başka bir odaya girdiğimde hepsi içkiler yüzünden sızmıştı. Aptallar. Hepsinin kafasına kurşun sıkmış ve diğer odaya girmiştim. Sadece vur ve öldür emri verilmişti bize. Bizde yapıyorduk. Etrafı serum kabloları ile çevrili bir kişi vardı. Vedatın sağ kolu. Öğrendiğimize göre asele söz, laf ettikten sonra vedat işini bitirmişti. Ama maalesef ölmemişti. Ve bana bakıyordu. Felç gibiydi, ama gözleri hareket ediyordu. İçeriye tamamen girip ona bakmaya başladım. Gözleri ile sürekli bir yeri işaret edip duruyordu. Kaşlarımı çatarak gösterdiği yere bakmıştım. Bir kadın vardı, ve öldürülmüştü. Ama arkasında çıkıntılı bir duvar vardı. " serdar. " " dinlemedeyim. " " etraf temiz mi. " " evet komutanım. " " poyraz neredesin. " " arka evdeyim. " " temiz mi. " " olumlu. Hepsi tahtalı köyde. " " buraya gel. " İçeride bir bebeğin ağlama sesi gelirken bir kaç ses daha gelmeye başlamıştı. Aynı zamanda poyraz da yanıma gelmiş, benden hareket bekliyordu. Yavaşça duvara yaklaşıp çıkıntılı yerden kenara kaydırdım ama içeriden bir kaç çocuğun çığlık sesini ve bedenime saplanan sivri bir şey hissettim. __________________________________________ Aselden. " asel yapma ama, çok özür dilerim. Senden habersiz bir şey yapmamam gerekirdi ama gitmek zorunda değilsiniz. Lütfen. " " ecem, asıl sana lütfen artık. Konuştuk hallettik, sorun bu değil. Daha fazla rahatsızlık vermek istemiyoruz. " " rahatsızlık vermiyorsunuz. " " ecem. Lütfen. " " ama asel. " " kararımız kesin. " Çaresizlik ile omuzları düşerken yukarıdan sırt çantası ile umay inmişti. " her şeyi aldın mı kızım. " " aldım annem. " " hadi gidelim. " umay kapıya yönelirken içeriden emekleyerek safa gelmişti. Arkasında gözlerini kaşıyarak gelen sare vardı. " umiş abla gidiyor mu anne. " " evet kızım. Maalesef. " " ama neden ki. " Umay cevap verdi. " bizim artık gitmemiz gerekiyor, müsait olduğum zaman gelirim görüşürüz tamam mı. " " tamam ama gel tamam mı umiş abla. " " tamam canımın içi. " Umay, sare ve safanın yanaklarından öpüp ayağa kalktı. Eşyalarımız sadece bir sırt çantasına sığmıştı. Büyük bir çantaydı. Tahir ve diğerleri iki gün önce göreve gitmişlerdi. Dün gidecektik ama safa sare birlikte üşüttüğü için evde kalıp onlarla ilgilenmiştik. Tahirin evine iki sokak vardı. Evi genişmiş. ecem anlatmıştı. Bir tane ebeveyn banyosu varmış. 1 tane terası varmış. Eve gidip bakacaktık. Bir süre yürüidükten sonra tahirin tarif ettiği eve gelmiştik. Binaya girip asansöre bindik ve en üst kata çıktık. İki daire vardı, birisinin önünde iki tane çocuk ve kadın ayakkabısı varken birinde hiç bir şey yoktu. Tahmin ettiğim daireye ilerleyip anahtarı kilide soktum. Açılmıştı. 3 kere kilitlenmişti. Açıp içeriye girdik. Ev çok güzel ve ferahtı. Yeni temizlendiği belliydi. Buram buram temizlik kokuyordu. Girişte vestiyer ve ayakkabılık bulunuyordu. Vestiyerde 3 tane ceket, 1 tane hırka vardı. Burnumu yaklaştırıp kokladım, tahirin kokusu ile gülümsedim. Girişten ilk sola döndüm, mutfaktı ve bayağı genişti. Balkonu vardı, ve beyaz ağırlıklıydı. Mutfaktan çıkıp dümdüz ilerledim. İkili, camdan oluşan sürgülü bir kapı vardı. Orayı açtığımda salon olduğunu gördüm. Eşyalar gri, siyah, beyaz ağırlıklıydı. Çok güzel ve ferahtı. Salonun tam karşısında camekan bir duvar vardı ve manzarası çok güzeldi. Perdeler salon takımı ile bayağı uyumluydu. Salondan çıkıp sağda kalan bir odaya girdim. Yatak odasıydı ve yine çok güzeldi. Yatak neredeyse 4 kişilikti, gardolap duvar boyuydu, ebeveyn banyosu yatağın olduğu tarafta kalıyordu. Banyoya girdiğimde burasınında rahat olduğunu gördüm. Hem küvet vardı, hem duşakabin. Daha sonra yatak odasından çıkıp umayın girdiği odaya girdim. Burasıda yatak odasıydı, ama misafir odası gibiydi. Teras buradan açılıyordu. Güzeldi. Gardolap yine duvar boy'du. Bir oda kalıyordu, oraya girdiğimde çok güzel bir oturma odası vardı. İki tane ikili koltuk, iki adet, üç kişilik koltuk vardı. Odanın, kapı olan duvarında televizyon ünitesi ve televizyon bulunuyordu. Yan duvarda duvar kaplaması olan bir kitaplık vardı. Bir kaç tane roman vardı sadece, onun dışında başarı belgesiydi. Ev gayet güzeldi. Hatta bayağı güzeldi. Şartelleri ve suları açtım. Doğalgaz'a gerek yoktu, sadece suyu açtım. Zaten hava sıcaktı. " anne, şimdi ben misafir odasında kalıp sen ve... tahir abi de yatak odasında kalacaksınız değil mi. " " evet, yani galiba. " " peki evlendikten sonra... birlikte olur musunuz. " " bilmiyorum ama bu seni pek ilgilendirmiyor küçük hanım. " " iyi tamam. " Surayını asıp mutfağa girdi ve dolabı açtı. " yuh, bunlar ne. Tahir abi burayı kullanmadığına emin mi. " Dolapta 3 tencere yemek vardı, ve yiyecek, kahvaltılıklar ile doluydu. Ah tahir, ah. Dudak büzüp salona gittim ve oturdum. Bu evde umarım güzel anılarımız olurdu... *** Ertesi gün. Umay ile birlikte kahvaltı yaparkej bir yandan da okul mevzusunu konuşuyorduk. " okula gitmek istemiyorum, anne izin ver bir yerde çalışayım. " " umay, kararım kesin. Çalışmana izin vermiyorum. " " ne yani, tahir abinin cebinden mi kullanacağız " " hayır umay. Kaç kere anlattım. " " anne allah aşkına evden ne kadar çalışabileceksin. " " gittiği yere kadar umay. Biliyorsun değil mi bende yabancı dil biliyorum. " " yani. " " yani belli bir yerde mail çevirisi yapabilirim. Başka şeyler de yapabilirim. Ama sen çalışmıyorsun, zaten benim yüzümden o it bir sürü şey yaşattı, daha da seni bir şeye mecbur bırakamam. " " anne beni bir şeye mecbur bırakmıyorsun. Sadece sana destek olmak istiyorum. Kendi ayaklarımızın üzerinde durmak istiyorum. " " umay, yapma be kızım. Zaten yüzüne bakabilmek zor, birde çalışmak isteyerek zorlama beni. " " anne. " Başımı ellerim arasına alarak derin bir nefes verdim. Umay yanima gelip diz çöktüğünde yine de ona bakamadım. " annem, seçme şansım olsa yine de senin kızın olmak isterdim. Yaşadıklarımdan asla bıkmadım, yoruldum belki ama bıkmadım çünkü yanımda sen vardın. " Alttan alttan ona baktığımda bana melül bakışlar atıyordu. " of umay. " diyerek onu kendime çektim ve sıkıca sarıldım. " güzelim benim. İyiki varsın. " " sende iyiki varsın annem. " Telefonum çaldığında umayın yanağını öpüp ayağa kalktım ve odaya girdim. Ecem arıyordu. " efendim ecem. " " nerdesin, önemli değil. Sizi almaya geliyorum, görevden dönmüşler. " " nasıl, iyiler mi. " " bilmiyorum ama tahir abi yaralanmış galiba. " Nefesim boğazımda kalmıştı. " Acele edin evden çıkıyorum. " Telefonu kapatır kapatmaz umaya seslendim. " efendim anne. " " görevden dönmüşler, ecem bizi almaya geliyormuş acele et hazırlan. " Tişörtümü çıkartıp üst çıplaklığım ile kaldığımda dolaptan rastgele bir sutyen alıp giyindim. Üzerime V yaka beyaz, dar bir tişört ve ispanyol paça siyah, kumaş pantolon giyinip beyaz spor ayakkabı giyindim. Gözüken yaralarıma ecemden aldığım kapatıcılardan sürüp saçlarımı taradım. Umayda beyaz bir tişört giyinip altına siyah bir eşofman giyinmişti. Evden çıkıp yeni gelen ecemin arabasına bindik. " iyiler miymiş ecem abla, tahir abi bizi neden aramadı. " " poyraz tahir abi yaralandı dedi, ne olduğunu öğrenemeden hemen çıktım. " Umay korkuyla bana baktı. " çocuklar nerede " diye bir soru yönelttim. " safa evde bakıcısı yanında. Sare şuan kreşte. " " tamam. " Umay sessizleşmişti. Arkasına yaslanıp sessizce yolu izliyordu ama nefes alış verişleri düzensizdi. Askeriyeye geldiğimizde hemen arabadan indik. " hoşgeldiniz ecem hanım. " diye selam verdi askerlerden biri. Askeriyeye girdiğimizde gözlerim etrafı tarıyordu. Neredelerdi. " ecem. " diye bir ses duydum. Poyrazdı. Sivil kıyafetleri içindeydi, ama tahir neredeydi. Ecem koşarak eşine sarıldığında bizde bir süre sonra yanlarına gittik. " poyraz abi, tahir abi nerede " diye sordu umay. " o şuan albay ile konuşuyor. " " yaralanmış, neden hastaneye gitmedi. " " fazla bir şeyi yok, yaralandı dedim de ne olduğunu söylemeden telefon suratıma kapandı." " ne yapsaydım, ne kadar endişlenedim haberin var mı senin. " " tamam hatunum, kızma. Benim evlatlarım nerede. " " sare kreşte, safa evde. " " ama hatunum, neden getirmedin benim yavrumu. " " eve gel, kendin gör. " " geliriz de, görürüzde. " diyerek alnından öptü. " ama tahir yok. " diye araya girdim. " kim yokmuş bakalım. " diye bir ses duydum. Arkamı döndüğümde tahir, sivil kıyafetleri ile bize doğru geliyordu. Beyaz bir tişört, siyah pantolon ve siyah spor ayakkabıları ile göz alıcıydı. Umay koşarak tahire sarıldığında bende yanına gittim. Umay sıkıca boynuna sarılmıştı ve başını boynuna koymuştu. Tahir bir an afallasa da o da umayın beline kollarını sarıp sıkıca kendine çekti. " güzel kızım benim. " diyerek saçlarından öptü. " çok korktum sana bir şey olacak diye. " Tahir gülümsediğinde göz kırptı. Umay ayrıldığında yanına gidip üzerini taradım. Omuzu biraz şişti, muhtemelen sargılıydı. " ne oldu omuzuna, vuruldun mu. Hastaneye gidelim bir şey olur. " " bana bir şey olmaz. Vurulmadım, çatal ile saldırdı. " " kim. " " çocukları kaçırmışlar. 16-17 yaşlarında bir kız vardı. Kendilerini korumak için çatal ile saldırdı. " Başımı sallayıp derin bir nefes verdiğimde, tahir elimden tutarak beni bir yere sürüklemeye başladı. " nereye, umay geride kaldı. " " kalsın, bizimkilerin yanında. " " biz nereye gidiyoruz. " " benim odama. " " senin odan mı var. ' Bir odaya girdiğimizde ofis gibi bir yer ile sorumun cevabı açıklanmıştı. Kapıyı kapatıp beni kapıya yasladı ve elini belime koydu. " sen, beni mi merak ettin." Diye sorarken yüzünü yaklaştırdı. Yüzlerimiz arasında bir karışlık mesafe bile yoktu ve kalbimin ritmi yine rotadan şaşmıştı. " neden sustun asel. " Beni nasıl utandıracağını biliyordu. Tek kaşımı belli belirsiz kaldırıp dudaklarımı yavaşça ıslattım ve duruşumu dikleştirdim. Bu hareketim ile göğüslerim göğsüne sürtünmüştü. Gözleri anlık V yakadan görünen göğüs çatalıma kaydığında adem elması kavislendi ve yutkunduğunu anlamamı sağladı. Daha sonra bakışları dudaklarıma kilitlendiğinde burunlarımızı birbirine değdirmişti. Nefes nereden alınıyordu?. " şuan. " nefeslerimiz birbirine karışırken ikimizinde gözleri dudaklarımıza kilitliydi. "Seni öpsem... ne yaparsın. " dediğinde başını hafifçe kaldırıp dudaklarımı çenesine değdirdim. Gözlerini kapatıp derin bir nefes verdi ve başını hareket ettirdi. Dudaklarımız, birleşeceği esnada kapı çalmıştı. " komutanım. " diyen bir adet aslan. " komutanınız batsın. " diye mırıldandığında göğüsüne elimi koyup ittirdim ve kapı ile arasından çıktım. Bir kaç adım ilerleyip saçlarımı düzelttim O sırada tahir, aslan ile görüşüyordu. " çocukları dediğiniz gibi ailelerine teslim ettik. " " ne diye yanıma geliyorsun o zaman lan. " " siz dediniz, haber ver diye. " " sende vermek zorundaydın yani!. " " vermezsem beni parkurda 30 tur koşturacağınızı söylediniz. " " bende yapardım zaten. " " zamanında yapmıştınız komutanım, ben şimdi gitsem. Annem bekliyor da. " " git, selam söyle!. " " aleyküm selam komutanım. " Aslan koşar adım kaçarken tahir, başını ovaladı. " ulan şansımın içine tüküreyim. " diye mırıldandığında ona döndüm. " bir şey mi dedin. " " yok, estağfurullah ne diyebilirim. Siz eve iyice yerleştiniz mi. " " yerleştik, evin çok güzel. " " evimiz. " Başımla onayladım. " umay merak etmesin bizi. " diyerek odadan çıkmaya meyletmiştim ki kolumdan tutarak durdurdu. " eve gitmeden... tarih alsak, fazla beklemek istemiyorum. " Ne tarihi lan. Nikah tarihi. Haa ben onu unutmuşum. Ben olmasam ne yaparsın. Bir şey yapmam. " istemezsen sonraya da bırakırız, dediğim gibi istemedi- " " ben ne tarihi olduğunu hatırlamaya çalıştım da. O yüzden duraksadım, olur tabi. Alalım, bende fazla beklemek istemiyorum. 15 yıl geçti nasıl olsa. " " tamam o zaman. Gidelim. " " olur gidelim. " Odadan çıktığımızda eli, elimi bulmuştu. Yine canıma minnet, sıcak ellerini tutmuştum. Bu eli bir daha bırakmak istemiyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE