3.

1435 Kelimeler
Bütün BÖRÜ timi acil kapısında bekliyorlardı. Kadının ve kızın o hali gözlerinin önüne geldikçe öfkeleniyorlardı. 10 dakika olmuştu içeriye gireli ama hala giren çıkan yoktu BÖRÜ timinin komutanı, koridorda volta atarken bir yandan da, o kızın gözlerindeki korkuyu aklından silmeye çalışıyordu. Ama başarısızdı. Ne içindeki his gidiyordu, ne de o kadına baktığında yüreğinde oluşan yangına anlam verebiliyordu. İçeriden hemşire çıktı fakat acelesi var gibi koşuyordu. İçeride oluşan koşturmacayı, kapı kapanmadan fark edebilmişti. Neler oluyordu. Aynı hemşire tekrar odaya girecekken son anda durdurmuştu komutan. " neler oluyor " " kızın apandisti patlamış, ameliyata almamız lazım. " Hemşire tekrar odaya girdiğinde bir kaç dakika sonra sedye ile o kız çıkmıştı. Hızlıca ameliyathaneye götürürlerken annesi de aynı şekilde acilden çıkartılıp odaya götürülüyordu. Kadının neredeyse bütün vücudu mos mordu. Sol yanağını ve çenesini kaplayan büyük çürükler, kollarındaki morluklar, kızarıklar, kemer izleri, köprücük kemiğindeki sigara izi, kaşındaki patlak, başındaki sargı ve dudağındaki patlaklar bakan kişinin içini dağlıyordu Nasıl bir cani bu kadını bu hale getirmişti. Bu kadın nasıl ve ne kadar dayanmıştı bu adama. Komutan, timine emir verirken sesi ilk defa hüzünlü kısık ve güçsüzdü. " serdar ve poyraz, siz ameliyathanedeki kızın yanına gidin orada bekleyin. Kurt, sen kimliklerini bul, kim olduklarını, isimlerini öğren. Aslan, bizde gidip kadının yanında duralım. Uyanırsa falan olanları anlatırız. " " & emredersiniz komutanım. " Kurt onları buldukları eve giderken digerleri de komutanlarının dediklerini yapmışlardı... *** asel'den. Bedenimdeki katlanılmaz olan, aynı zamanda alışık olduğum his ile gözlerimi aralamaya çalıştım. Fakat gözlerimi aralayamadan dudaklarımdan çıkan inlemeye engel olamadım. Çabalarımın sonucunda gözlerimi hafifçe araladığımda yanımda duran iki beden ile dudaklarımın arasından korku dolu bir nefes kaçmıştı. Kalp ritimlerim artarken nefes alış verişlerim düzensizleşmişti. Umay! Kızım neredeydi. Ona ne olmuştu. Ne yapmıştı. Peki ben... Bana ne yapmıştı, dokunmuşmuydu. Bu ihtimal gözümden yaş akmasına sebep olmuştu. Bu zamana kadar korumuştum ama ya o an koruyamadıysam. Dayanamazdım. Kızıma veya bedenime dokunduysa yaşayamazdım. Görüş alanıma açık kahve gözleri olan bir adam girdi. Onun adamı mıydı Baygın bakışlarıma rağmen, dudaklarımdan çok zıt bir kelime döküldü. " kızım ne-nerede. Ne- yaptınız. " Açık kahve gözlü adam konuşmaya başladı. " sakin olun, güvendesiniz. Kızınız iyi. " " s-siz kim-siniz. " " Türk silahlı kuvvetlerindeyim. Tahir korkmaz, bize güvenebilirsin. " Dudaklarımı aralayıp kızımı soracaktım fakat içeriye giren kişi ile yorgun bakışlarım kapıyı buldu. " komutanım kız ameliyat- a-a kadın uyanmış, günaydın " Baygın bakışlarım, dediği şey ile komutanını bulurken dudaklarımı araladım. " kızım nerede " Güven veren bakışları insanın içini rahatlatıyordu. " öncelikle sakin ol. Seni bulmamızı kızın sağladı, bizi sana getirdi.seni bulduğumuzda... baygındın " Bir şey söyleyecekken vazgeçmiş ifadesi içime korku tohumları serpmişti. Konuşmama fırsat vermeden devam etti. " vedatı tutukladık, kızının apandisti patlamış, ameliyata alındı. " Kapıdan gelen kişi bana baktı ve konuştu. " ameliyattan çıktı, birazdan getirecekler. " Derin bir nefes verdim. " ona dokundu mu " diye sordum istemsizce. " anlamadım " " k-kızıma dokundumu. " " hayır, yani bilmiyorum ama öyle olsaydı doktorlar söylerdi. Sadece darp aldığını söyledi " " b-bana dokundumu? " diye sorduğumda yutkundu. Kaşları düz bir hal aldığında dudaklarını birbirine bastırdı. Titrek nefeslerime göz yaşları karıştı. Bana dokunduysa dayanamazdım. Toparlanamazdım. Kapıdan içeriye hemşireler girerken taşıdıkları sedyede yatan kızımı gördüm. Umay'ımı. " k-kızım " diye kalkacakken göğüs kafesimin sızlamasıyla kısıkça inledim. " dur dur dur, kalkma. " komutan elimden tutup beni durdurdu ve omuzumdan destek vererek tekrar yatmamı sağladı. " kızım iyimi " " dedim sana, iyi. Merak etme, birazdan kendine gelir. Güven bana sakin ol. " Neden bilmiyorum ama sesinin mayıştırıcı tonu bana tanıdık geliyordu, dediği gibi oldu. Bir süre sonra umay mırıldanmaya başladı. " an-ne. " " kızım. Buradayım anneciğim. " Gözleri yavaşça açıldığında içli bir nefes verdim. " annem. " " kızım, umayım. İyimisin, ağrın varmı. " Baygın bakışlarına rağmen gülümsedi. " iyiyim, ama... üş-üyorum. " Hemşireler serumu takarlarken ben doğrulmaya çalıştım. Büyük ihtimal çıplaktı, ve narkozun etkisi ile üşüyordu. -" battaniye gibi şeyler varsa, seruma dikkat ederek örtebilirsiniz, serum 8 saat sürecek, 4-4 oranla. Ağrı kesici olduğu için fazla ağrınız olmaz. Bir sorun olursa hemşireler ilgilenecekler. Geçmiş olsun. " " teşekkür ederiz hemşire hanım. " dedi tahir bey. Umay yavaşça gözlerini kapattığında mırıldandığını duydum. " o adam nerede. " diye soruyordu yanındaki adama. -" tutuklandı, merak etme. Bir daha kurtulamayacak. " Umay yavaşça gülümseyerek bana döndü. " annem. K-kurtulduk mu. " Gözümden bir damla yaş akarken başımı salladım. Kurtulmuştuk değil mi. Özgürdük artık. Umayı gözleri yavaşça kapandığında uyuduğunu anlamıştım. Bende yavaşça gözlerimi kapattığımda bir süre sonra üzerime bir şey örtüldüğünü hissettim. Burnuma dolan barut kokusu ile uykuya dalmam fazla uzun sürmemişti. __________________________________________ Yazardan. Poyraz, karısı ecem'e olanları anlattıktan sonra gelemeyeceğini bildirmiş ve odaya geri dönmüştü. Komutanı, dost bildiği arkadaşı, hatta kardeşi tahir, koldukta uyuya kalmıştı. Asel ve umayı bulduktan sonra değişmiş, ve tuhaf davranmaya başladığını hissediyordu. Umay arada bir sıçrayarak uyanıyor, annesini gördükten sonra tekrar uyuyordu. 4 saat geçmişti ve asel yavaşça gözlerini açmıştı. Gözleri ilk baştan umayı aradı, yatakta uyuduğunu gördükten sonra gülümsedi, daha sonra gözleri poyrazı buldu. Doğrulmaya çalıştığında poyraz durdurdu. " sakin ol, doğrulma canın acıyacak. " Asel, tekrar uzanırken gözleri umay ve poyraz arasında gidip geliyordu. Güvenemiyordu. Korkuyordu. Poyraz yavaşça yanına gelip sandalyesini çekti ve yatağın yanına oturdu. Asel hafifçe kıpırdadığında ellerini önünde birleştirdi. " sakin ol, biliyorum hâlâ korkuyorsun ama sana ve kızına zarar vermeyiz. " " biliyorum. " " anlıyorum diyemem, çünkü anlamıyorum ama bize güven. " " amacın ne " diye sorduğunda gözlerini kıstı ve dediğimi anlamaya çalıştı " ne demek istiyorsun. " " bana yaklaşmanın amacı ne. Ne planlıyorsun, ne planlıyorsunuz!. " " hiç bir şey, asel. Sana yaklaşmamızın bir sebebi yok, sadece yardımcı olmaya çalışıyoruz. " " hiç bir erkek boş yere bu kadar ilgili davranmaz poyraz bey " Poyraz derin bir nefes verdi. " kardeşime benziyorsun " diyebildi en sonunda. " ne, nasıl. " diye bir tepki verdi. " kız kardeşim 15 yaşında kaçtı, sevgilisine yani. Bulduğumuzda... dayak yemişti, ve kötü durumdaydı. Kaybettik. " " başın sağ olsun. Üzgünüm. " " kardeşime benzettim, seni kan revan içinde bulduğumuzda aklıma kardeşim geldi. Sana yaklaşmamın başka bir sebebi veya amacı yok, hiç birimizin yok. Diğerleri özellikle ben, sana yan gözle bakmayız. " " senin ne özelliğin var onlardan. " " evliyim ve iki çocuğum var, daha ne olsun. " Asel şaşkınlık ile dudaklarını araladı. " evlimisin. " " evet, karımı da çok seviyorum. " Asel utançtan yerin dibine girmek istiyordu. Ne ima etmişti ve ne çıkmıştı. " kaç yaşındasın " dedi poyraz. " 34, yaşıma girmeme 4 ay kaldı. " Poyraz biraz şaşırmıştı çünkü en fazla 25 gösteriyordu. " ne oldu " diye sordu asel. " hiç, benden 4 yaş büyük olmanı sindirmeye çalışıyorum " " nasıl, sen 30 yaşında mısın. " " evet, biliyorum göstermiyorum, 25inde çıtır erkeğim. " Asel yavaşça güldüğünde umay gözlerini aralamıştı. " annem. " " kızım, canım. İyi misin anneciğim. " Umay başını saayıp seruma baktı ve ofladı. " ben çok sıkıldım. Ne zaman bitecek bu serum zıkkımı. " " az kaldı, bir kaç saat daha sabret. " " ben çok acıktım. " Poyraz ayağa kalktığında tahir komutan uyanmıştı. Belini esneterek gerildi ve boynunu kıtlattı. umayın yanına oturduğunda elini alnına koyup ateşini ölçtü. Bu yaptığına umay ve asel saşırmıştı fakat poyraz gülümsedi. Komutanı, kendini bildi bileli merhametli olmuştu. Umayın bir kaç saat önce ateşi vardı fakat şuan düşmüştü. " daha iyi misin ufaklık. " dediğinde umay başını salladı. " iyiyim, teşekkür ederim. " " etme, yapılması gereken şey yapılıyor teşekkür etmene gerek yok. " Umay utanarak başını salladı. Bu adama baktıkça içindeki bir şeyler hareket ediyor gibiydi. Farklı bir his vardı ama anlamıyordu. Kapıdan sesler gelmesi ile hepsi bakışlarını oraya çevirdi. " lan dur, önce ben gireceğim ben geldim. " " lan bi siktir git, ben geldim nereye giriyorsunuz, " " açılın lan, kimlikleri bulan benim. Ben olmasaydım isimlerini zor öğrenirdiniz. " " kesin sesinizi, en rütbeliniz benim. " " kes lan, kurt'un üstüsün, ikimiz aynı rütbedeyiz. " " sana kıdem verenin ben.. " Kapı açılıp içeriye üç kişi girdiğinde umay güldü. Onlar ile karşılaşmıştı, biraz hatırlıyordu. Tahir, " hepiniz kesin sesinizi. " diye emir verdiğinde umay güldü. " bende keseyim mi " diye çocukça sorduğunda asel bozguna uğradı. Çünkü hiç bir erkeğe bu şekilde yaklaşmazdı. " yok, sen kesme ufaklık, şunlar kessin yeter. " İçlerinden en genç olan kurt, asele yaklaştı. " merhaba bacım, yaşın kaç. " Poyraz, " salak öyle mi sorulur. Yavşak herif. " Kurt, " aşk olsun komutanım ya. Ben ne diyeceğimi bilemedim ki. " Asel, " bir kaç ay sonra 34 yaşıma gireceğim " dediğinde hepsi susmuştu. Aslan, " imkansız. En fazla 25, hadi 28 olsun. 34 imkansız. " Serdar, " olsun be, varsın kardeş yerine abla olsun. " Asel ortamda dönen konuşmayı anlayamasa da en azından güvende hissediyordu. Bu kadarı hem umaya, hem asele yeterdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE