4.

1253 Kelimeler
2 gün sonra. " hadi anneciğim bir kaşık daha al. " " ama anne doydum ben. " " olmaz, bu tabak bitecek. Kadi kuzum." Kapı açıldığında içeri gelen tahir bey ile dikleştim. " hayırdır ufaklık, sesin dışarıdan duyuluyor. " " tahir abi. Annem tabağı bitittirmeye çalışıyor. " " doydun mu sen. " " evet. Bu ikinci tabağım. " " tamam annesi, doyduysa bıraksın. Sonra yer. " Aralarındaki konuşmayı şaşkınlıkla dinliyordum. Umay böyle birisi değildi. Normalde benden başka kimse ile muhatap olmazdı. Evet sosyal olmasını istiyordum ama onlara alışmasını istemiyordum. Onlara güvenmesini istemiyordum. Çünkü güvendiğin her kişi sana bir gün arkasını dönerdi. Alıştığın her kişi sana unutmayacağın anlar yaşatırdı. Kızımın bu duyguları yaşamasını istemiyordum. Üzülmesini istemiyordum. Bu zamana kadar üzüldüğü, ağladığı yeterdi, başkalarının üzmesine gerek yoktu. " annem, iyimisin. " Umayın sesi beni kendime getirmişti. " iyiyim anneciğim, neden ki. " " yüzün düştü gibi geldi. İyisin değil mi, ağrın falan mı var. Doktoru çağıralım. Tahir abi doktor- " " yok yok, iyiyim ben. Sadece... boş ver, iyiyim, merak etme. Doyduysan daha yeme, sonra yersin. " Umay hemen elimden tabağı aldı ve kaşık ile içmeye başladı. " yok yok, içerim ben şimdi. " " ama doydum demiştin. " Son kalanları kaşık ile sıyırırken başını iki yana salladı. " yok, bitirirdim canım. Hem hastayım ya, birazcık nazlandım. " Uzanım şakağından öptüğümde alnını boynuma yasladı ve kokulu bir öpücük kondurdu. " ilaçlarını sürdün mü " diye sorduğunda tahir bey ile göz göze geldim. " halledeceğim birazdan. " " yardım edeyim mi. " dediğinde başımı iki yana salladım. Halledemezdim, o da halledemezdi. Yaralar hiç olmadığı kadar acıtıyordu, sırtıma dokunamıyordum. Umay anlamış olacak ki yüzü hüzünlü bir hal aldı. Tahir bey konuştuğunda ona döndüm. " istiyorsan... yani rahatsız olmazsan... yani izin verirsen ben sürebilirim... Tabi rahatsız olmazsan. " Bu yersiz çırpınışı içten içe güldürmüştü. " ben hallederim, teşekkür ederim. " " emin misin. " diye sorduğunda bakışlarında beni rahatsız eden bir duygu yoktu. Aksine. Güven veriyordu. " hallederim, yine de teşekkür ederim. " Telefonu çaldığında ayaklandı. " bakmam lazım. " Başımızı salladığımızda odadan çıktı. " hadi, uyuman lazım şimdi. Doktor ne dedi, düzgünce dinlenirse yarın taburcu olabilirmişsin. " " nereye gideceğiz, taburcu olursam. " diye sordu. Tahir bey ile konuşmuştum. " askeri lojman ayarlayacaklarmış, oraya gideceğiz. Daha sonrasına da bakacağız. " Başını salladığında yavaşça yatağa uzandı. Işığı kapattığımda bende kendi yatağıma uzanmıştım. Sırt üstü yatmak ölümdü. Kabuk bağlayan yaralar can yakmıyordu, can alıyordu. Bir süre sonra umayın uyuduğuna emin oldum. Masanın üzerindeki poşetten doktorun verdiği kremi aldım. Kapağını açıp elime bir miktar aldıktan sonra tişörtümü yukarı sıyırdım ve karnımdaki yaralara sürmeye başladım. Parmağımı değdirdikçe acıdan dişlerimi sıkmak zorunda kalıyordum. Sol gözümden bir damla yaş aktığında daha fazla dayanamadım ve ilacın kapağını kapattım. Camı açıp karşısına geçtim derin nefes almaya başladım. Kapının açıldığını hissettiğimde arkamı döndüm. Tahir bey gelmişti. Yavaşça yaklaşıp yanımda durdu. Gece lambası açıktı bu sebeple yüzünü görebiliyordum. Kahve gözleri, gözlerimdeki acıyı anlamış gibi hüzünlenmişti. Koluma dokunarak beni yatağa ilerletti. " tahir bey, ben- " " halledemiyorsun, izin ver bir şeyi de ben halledeyim, biz halledelim. İki gündür rahat nefes almıyorsun, yaraların var. Canın acıyor, izin ver bizde bir şeyler yapalım. Bu zamana kadar onca şeye dayanmışın, bırak biraz dinlen. " Kollarımdan tutarak oturduğum yatağa uzanmamı sağladı. " neden " diye sorabildim. " neden böyle davranıyorsunuz bana. " " bilmiyorum. Normalde taşı bile çatlatırım ama size karşı... bilmiyorum. " İlacı yavaşça açıp parmağına sürdüğünde bakışlarıyla izin alarak tişörtüme uzandı. Tedirgindim ama yine de izin verdim. Tişörtümü göğüs kafesime kadar sıyırdı. Nefeslerim hızlanırken parmağını yavaşça bir çizginin üzerine dokundurdu. Acıdan inlememek için dudağımı dişledim. Yaraya üflediğinde refleks olarak karnımı içeriye çektim. Yavaş hareketler ile kremi sürmeye başladı. Başımı yastığa koyarak dişlerimi biraz daha sıktım. Ama gözümden bir damla yaş akmasına engel olamadım. " nasıl dayandın " diye fısıldaması bana değil kendineydi. " nasıl dayandınız bunlara " Sesinin tonunda isyan vardı. Parmağını, belimdeki yaraya ilerlettiğinde iki gözümden aynı anda yaş damladı ve istemsizce iç çektim. " çok mu acıyor, doktoru falan çağırayım ağrı kesici versin. " Başımı iki yana sallayıp sesimin titremesine engel olarak konuşmaya başladım. " iyiyim, alışkınım. Bir sorun yok. " " alışık olamazsın. Acıya alışılmaz asel. " Doğrulup bacaklarımı aşağıya sarkıttım ve sırtımı döndüm. Bu sefer sırtıma kadar tamamen sıyırdığında elinin duraksadığını ve bedeninin kasıldığını hissettim. Bunun yanında içli titrek bir nefes verip eskiden kalma izlerden birine yavaşça parmağının ucunu değdirdi. Ağzımdan bir hıçkırı kaçtığında, yaralardan birine ilacı sürmeye başladı. Acı bir süre sonra katlanılmaz bir hal aldığında çarşafı dişlerimin arasına aldım ve tüm gücümle sıktım. " dayan biraz. Az kaldı, çok az. " Dediğini yaptım. Derin nefesler almaya çalışarak içimden saymaya başladım. Hıçkırıklarımı durduramadan ağlamaya başladım ama bu sefer elimi ağzıma kapattım. Sesim duyulmasın diye. Sesimi kimse duymasın diye. Bunca yıl hep yaptığımı yaptım. Saydım. Dayan asel. 1. Bitmek üzere asel. 2. Az kaldı asel. 3. Kızın için dayan asel. 4. Yaşadıkların için dayan asel. 5. " bitti, bitti tamam geçti. Sakin ol, ağlama. Tamam. " Omuzlarım sarsılırken beni kendine çekti ve beklemediğim bir şey yaparak sıkıca sarıldı. Hıçkırarak ağlarken kollarını omuzlarıma dolamış bana sıkıca sarılıyordu. " tamam geçti. Bitti, sakin ol. Buradayım, yalnız değilsin. Artık ben varım, biz varız. Tek başına yüklenmeyeceksin artık. " Tek elim ile koluna tutundum. Başımı göğsüne yaslarken hıçkırıklarım durdurulmaz olmuştu. Bir eli ile saçlarımı okşarken diğer eli ile omuzumu okşuyordu. Tek elim koluna tutunmuşken diğer elim ile gömleğini sıkıyordum. Gitmesinden korkar gibi. Yalnız kalmaktan korkar gibi. __________________________________________ Ertesi sabah. Uyandığımda tahir yanımda yoktu. Gözlerim ağlamaktan şişmişti. Umaya baktığımda yatağında göremediğim için hemen ayaklandım. Neredeydi. " umay, kızım. " " tuvaletteyim anne. " Derin bir nefes dudaklarımdan dökülürken yatağa oturdum ve ellerim ile saçlarımı geriye attım. Kapıdan içeriye bir kadın ve poyraz girdiğinde ayağa kalktım. " asel, eşim ecem. " Elimi uzatırken içten tebessüm ettim. " memnun oldum, ecem hanım." Fakat gösterdiği tepkiyi hiç beklemiyordum. " ay en çok ben memnun oldum. Ne hanımı, ecem de bana. " Yaralarıma dikkat ederek sarıldığında bende kollarımı ona dolamıştım. " başına gelenleri duydum. Çok üzgünüm. Kızın varmış, nerede. " Sözünün üzerine umay tuvaletten çıktığında gördüğü yabancı yüz ile bana baktı. " inanmıyorum, şu güzelliğe bak maşaallah. Adın neydi canım. " " umay. " diye cevap verdiğinde hala bana bakıyordu. " bende ecem, poyrazın karısıyım. " " a öyle mi, bahsetmişti sizden, memnun oldum, ecem hanım. " " ay annende sende, ne hanımı ya, abla de kuzum bana. Ne o resmiyet. Hiç gelemem valla. Ay ben çok mu konuştum yine. Kusura bakmayın ben biraz böyleyim. " " yok sorun değil. Rahat olabilirsin " deyişim cana yakın olduğu içindi. " hastane raporlarınıza baktım, taburcu oluyormuşsun bugün. Bizim eve geliyorsunuz, umayın dikişleri alınana kadar seninde yaraların iyileşinceye kadar bizde kalıyorsunuz. Hatta daha fazla kalırsınız orasını boş verin. Ben şimdi eve gidiyorum, sizin kalacağınız odaları hazırlıyorum. " " hiç zahmet etme, zaten lojman ayarlamışlar rahatsızlık vermeyelim. Size. " " ne rahatsızlığı canım, olurmu öyle şey. Hemcinsime yardım etmeyeceğim kime yardım edeceğim, siz dediğimi yapın. Poyraz canım sende itiraz falan kabul etmiyorsun, eve getiriyorsun tamam mı. " " tamam hatunum tamam. Bende o iş. " " tamam, bir kaç saat sonra görüşürüz, ha bu arada neye alerjiniz var. " Ne söylersek söyleyelim itiraz kabul etmeyeceği için mecbur başımı salladım. " umayın cevize alerjisi var, onun dışında bir şey yok. " " tamam o zaman, ceviz yasak. A-a tahir abininde cevize alerjisi var. İyi denk geldi. Neyse ben kaçtım. " Ecem bir şey söylememize izin vermeden odadan çıktığında bir kaç saniye umay ile, daha sonra poyraz ile göz göze geldik. " benim hatunda böyle işte. Biraz fazla abartır ama alışırsın merak etme. " Başımı sallamaktan başka bir şey yapamadım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE