5.

1990 Kelimeler
Eve girdiğimizde önce kendi ayakkabılarımı çıkarttım, daha sonra tahirin kucağında uyuyan umayın ayakkabılarına uzandım. Akşam taburcu olmuştuk ve umay arabada gelirken uyuya kalmış, tahir uyandırmak istemediği için kucağına almıştı. Ben umayın ayakkabılarını çıkartırken, tahirde kendi ayakkabılarını çıkartmış bir odaya ilerlemeye başlamıştı. Eğilip yere koyarken karnımdaki ve göğsümdeki yaralar acıdı, o sırada elimden ayakkabıların alınması ile kendimi birinin kucağında buldum. Kısık ses ile çığlık atarken belimdeki kollar sırtımdaki yaraya temas ettiği için dişlerimi sıktım. Poyraza döndüm. " yürüyebilirim. " " hayır yürüyemezsin. " " poyraz. " " efendim ablam. " Sert bir nefes verdiğimde kaşlarını kaldırıp yürumeye başladı. Üst kata çıktığımızda umayın girdiği odaya ilerledi. Beni yatağa yavaşça yatırırken, tahir umayın üzerini örtüyordu, doğrulduğunda bana döndü. " birazdan ecem sofrayı hazırlar, çağırırız sizi. O zamana kadar dinlenin. " " bende yardım edeyim, yorulur kız. " " bunca zaman yorulan sendin, şimdi otur biraz dinlen asel. " " ama ayıp olmaz mı. " P," olmaz, eğer mutfağa gidersen, seni terlik ile kovalar. Benden söylemesi. " Hafifçe güldüm, ağrım vardı ve söylemek istemesemde ayakta duracak halim yoktu. Onlar odadan çıkarken bende yavaşça uzandım ve umayın yanına kıvrıldım. Dikişleri 1 hafta sonra alınacaktı, ecem hemşire olduğu için bizimle yakından ilgilenecekmiş. Öyle demişti. Bastıran uyku ile yavaşça gözlerimi kapattım, bilincim tamamen kapanmadan hemen önce umayın bana kollarını doladığını ve üzerimi örttüğünü hissettim. Gerisi rüyalar alemiydi. *** " annem, gülüm, cennet kokulum. Uyan hadi. " yanağıma konan minicik öpücükler ve kulaklarımı dolduran ses ile yavaşça gözlerimi araladım. " sofra hazırmış, bizi bekliyorlar. " Başımı sallayıp doğrulduğumda sırtıma yapışan tişörtün tenimden ayrılması ile dişlerimi sıktım. " iyimisin annem. Ne oldu. " diye telaşlı bir şekilde sordu. " iyiyim, sırtım acıdı birazcık. Bir şey yok. " Başını sallayıp ayağa kalkacakken eliyle yaralarını tuttu. " iyimisin kızım, dikişlerin mi acıdı. " " iyiyim, biraz ani hareket edince sızladılar sadece. " Kapıyı tıklatıp odaya giren tahir ile ona döndüm. Üzerine beyaz, bedenini tam saran bir tişört, siyah kot pantolon giyinmiş, saçlarından bir kaç tutam alnına düşmüştü. Ayağında ev terlikleri ile karizması biraz çiziliyordu. Umaya bakıp tek kaşını kaldırdı. " umarım ayağa kalkmayı düşünmüyorsundur küçük hanım. " " yavaş yavaş yürüyordum tahir abi. " " olmaz öyle şey. " Umay dişlerini dudağına geçirerek bana baktı. Gözümü kırpıp başımı iki yana salladım. Anladığım şey ile tahire döndüm. " lavabo nerede. " " önce umay gidecek annesi, sıranı bekle. " Sessizce güldüğümda tahir umayı kucağına aldı ve odadan çıktı. Bende arkalarından çıktığımda, bizim odanın çaprazındaki kapıyı araladı, daha sonra umayı yavaşça indirdi. " anası, gir bakalım sende, yardım et. " " emredesiniz komutanım. " " emrederim, emrediyorum. Hadi. " Göz devirerek umayın koluna girdim ve içeriye girip kapıyı kapattım. " yardım edeyim mi kızım. " " yok, ben hallederim. " " bir şey olursa seslen bana. " " tamam. " Kapının içinde iki tane kapı vardı, biri banyo, diğeri tuvaletti (klozet). Olduğum yer ise minik, hol gibi bir yerdi ve boy aynası vardı. Şık bir yerdi. " anne yetiş. " " ne oldu. " " bir şey var. " " ne var. " İçeriye girdiğimde hemen özel bölgesini kapattı, iç çamaşırında leke vardı. Güldüm. " tebrik ederim bebeğim, ilk adetini oldun. " Gözleri doldu. " şimdi ne yapacağım ben. Korkuyorum, canım acırmı. " " yok bebeğim, sadece ağrın olur. Bekle ben ecem ablanı bulayım. " Başını salladı, oradan çıktım ve merdivenlere yöneldim. 15 yaşına girecek olmasına rağmen bu zamana kadar görmemişti. Endişeleniyordum, eğer görmemeye devam etseydi hastaneye götürecektim ama çok şükür artık görmüştü. Bende 15 yaşımda görmüştüm. Bazı genlerde geç oluyormuş, araştırmıştım. Seslerin geldiği yeri takip ederek ecemi buldum. Salonda surahiyi masaya koymuştu. Bütün tim buradaydı, poyraz kucağında bir erkek çocuğu ile oynuyordu. Tahirin kucağında ise 4 yaşlarında bir kız vardı. Ecem bana baktı ve konuştu. " aa, umay nerede. " Bütün timin bakışları bana dönünce eceme baktım. " iki dakika gelir misin. " " tabi. " Salondan çıktığımızda eceme döndüm. " umay adet oldu. " " ay dur vereyim ben hemen. " Kadının halini ancak kadın anlardı. Bir odaya girip elinde gece paketi ile çıkmıştı. " teşekkür ederim. " " ne demek, bir şey olursa ben buradayım. " İceriden tahir çıktığında hemen elimdekini arkama sakladım. Muhtemelen görmüş olmalı ki gözleri bana değmeden eceme baktı. " sare artık umay ablası ile tanışmak istiyormuş. Anası gibi sabırsız. " " aşk olsun tahir abi. " " ben almayayım bacım. " Konuşmalarına ortak olmadan hemen yukarıya çıkmaya başladım. Tuvalete girdiğimde umay bana dolu gözleri ile baktı. " anne, çok kötü bir şey bu. " " alışacaksın bebeğim benim. Al bunu, tarif ediyor zaten, tak gel. " " tamam. " " çöpünü peçeteye sar öyle at, erkekler falan var. " " tamam anne. " Tuvaletten çıktığımda umayı beklemeye başladım. Üzerimdeki tişörtü hafif yukarıya kaldırdığımda karnımdan göğsüme kadar uzanan morlukları gördüm. Kollarım, boynum, sırtım ve bacaklarım izler ile doluydu. Hem yeni, hem eski... Kol dirseğimin iç kısmında sigara yanığı vardı. Boynumda gözüken aynı yanıklar vardı. Boğazımda hâlâ belli olan kızarıklık vardı. Yüzümde, sol yanağımı ve çenemi kaplayan morluk vardı. Dudağımdaki yaralar biraz iyileşmiş kaşımdaki patlak kabuk bağlamıştı. Temiz, yara izleri olmayan bir kadın olmak isterdim. Ruhu, acılar ile büyümeyen bir kadın olmak isterdim. Normal, eşi ve çocuğu ile mutlu olan bir kadın olmak isterdim. Onurlu, gururlu, cesur, güçlü bir kadın olmak isterdim. En önemlisi kızımı her şeyden koruyabilen bir anne olmak isterdim. Umay kapıdan çıktığında gözümde akmaya hazır olan yaşı sildim. " tamam mı kuzum. " " neye ağlıyorsun annem. Kurtulduk, bitti artık. Daha niye ağlıyorsun. " Derin bir nefes aldım, ve elimi umayın yanağına koydum. " özür dilerim kızım, sana güzel bir anne olamadığım için, seni onca şeyden koruyamadığım için, o adamdan koruyamadığım için özür dilerim. " Kollarını boynuma doladığında boynumdaki izlere minik minik öpücükler bıraktı. " teşekkür ederim annem, bana her şeyi öğrettiğin için, bunca yaşananlara rağmen beni sevgiye muhtaç etmediğin için, ne olursa olsun benden vazgeçmediğin, beni koruduğun için, benim annem olduğun için, çok güçlü olduğun ve beni gücünle büyüttüğün için. Asla vazgeçmediğin için, umudunu kaybetmediğin için sana çok teşekkür ederim. " Saçlarını kokladım ve öptüm. " ve asıl, beni yanlız bırakmadığın, ve beni kendinden mahrum etmediğin için teşekkür ederim. Bu hayatta bir tek iyiki'm var o da sensin annem. Öyle düşünme tamam mı, bana iyiyi kötüyü sen öğrettin. Bana her şeyi sen öğrettin, bana yaşamayı, düşsem bile kalkmayı öğrettin. Sen hayatımda gördüğüm en güzel annesin. " Yaralı olmayan yanağıma minik bir öpücuk bıraktı. " ama şimdi açım, yemek yiyelim yoksa 3 yıl boyunca emmemişim gibi şimdide süt istiyeceğim. " " deli. " " ama sana. " Merdivenlerden inip salona girdiğimizde yine oturduklarını gördüm. Umay salonun girişinde durdu ve öylece bakmaya başladı. " kızım ne oldu canım. " Kulağıma eğildi ve fısıldadı. " bunlar bu kadar yakışıklı değildi. Ne oldu birden. " Gözlerimi büyüttüm ve kolunu dürttüm. " ne var, birisini sana alsak, ömrüm boyunca sırtım yere gelmez allahıma. " Tövbe yarabbim. " kız sus, da yürü. " Yavaşça yürüyerek masaya geldik ve oturduk. Ecem yemekleri koyarken umay hiç erkek görmemiş gibi, time bakıyordu. " umay önüne dön yavrum. " " tamam yavru- ay anne. " " te allahım ya. " Burnumdan nefes vererek güldüm. Bu kız beni hasta edecek vallahi. Umayın yanına, ecemin kızı geldiğinde umay ona döndü. Ama yaraları acımış olmalı ki hafifçe inledi. " merhaba, ben sare, 5 yaşındayım. " " bende umay, 15 yaşındayım. " " çok güzelsin abla. " " asıl sen çok güzelsin bücür. " " ya ama ben bücür değilim ki " " benim için öylesin. " " peki tamam. " P, " bak ya, biz deyince yok olmaz, ablaa deyince tamam öyle olsun. " " eee babacığım bu işler böyle. " Aslan, "şimdi sen 15 yaşındasın öyle mi umay. " " evet aslan abi. 2 hafta sonra tam gireceğim. " Kurt, " o zaman kutlarız. " Umay bana döndüğünde gözlerimi kırptım. " bakarız " diyerek önüne döndü. Yemeğimiz sessiz geçerken tahirin bakışlarını sürekli üzerimde hissediyordum. Ama ona bakmadan yemeğime devam ettim. Adını daha yeni öğrendiğim, henüz 10 aylık olan safa, emekleyerek benim sandalyeme geldi ve bacaklarımdan destek alarak ayağa kalkmaya çalıştı. Fakat tek bir sorun vardı ki, bacağımdaki kemer yarasının kabuğunu, tutunmaya çalışırken soymuş olmasıydı. Tam çığlık atacakken dişlerimi tüm gücüm ile dudağıma geçirip sesimin çıkmasını engelledim ama iki elim ile bacağıma sarıldım. Umay safayı tutarken ben bacağımı tutuyordum. Ağzıma gelen kan tadı ile yutkunamadım. Bacağım çok acıyordu, sesim çıkmasa bile sıktığım çenemden ve ısırmış olduğum dudağımdan, bunu belli ediyordum. Ecem hemen safayı alırken tahir benim önüme eğilmiş, bol eşofmandan bacağımı açmıştı. Yaşasın 16 yaşımda gittiğim lazer randevuları. Yara, tahmin ettiğim gibi kanıyordu. " ulan kerata. " diyerek beni kucağına aldı ve koltuğa otutturdu. Bir şey dememe izin vermeden hemen salondan çıktı ve merdivenlere yöneldi. Ecem benden özür dilerken sesimi çıkartmıyordum çünkü dişimi dudağımdan çekersem ağlardım. Derin derin nefes alırken gözlerimin dolmasını engellemeye çalışıyordum. Tahir salona girdiğinde elindeki ilk yardım çantası ile bakıştım. Beni neden bu kadar düşünüyordu ki. Ne yapmıştım bu kadar önemseyeceği kadar. Pansuman eşyalarını çıkartırken poyraz umayı yanıma otutturmuştu. " iyimisin annem. " Başımı salladım, ama tepkilerim öyle demiyordu. Çünkü canım acıyordu. Tahir, pamuğa sürdüğü tentürdiyotu (ismi buydu galiba) yavaşça yaraya sürdü. Umay elimi tutarken safa ise kenarda bana ürkek bakışlar atıyordu. Sare yanıma gelmiş tahiri izliyordu. Pamuğun dokunduğu yer ile, derin bir nefes verdim. Tahir anında yaraya üflemeye başladı. " çok acıyormu. " diye sorması cabasıydı. Yutkundum. Acıyordu. Çok acıyordu. Bakışlarımdan ne anladıysa eşyaları serdara verdi ve beni kucağına aldı. Kollarımı, düşmemek için boynuna dolarken burnuma dolan barut kokusu ile kalbimin atış hızının artması bir olmuştu. Kalbim, sen hayırdır hızlanmak falan. Rahat dur, getirtme beni oraya. Odaya girip beni yatağa yatırdı ve bacağımı uzattı. Serdar pansuman eşyalarını yanımıza koyup odadan çıktı ve kapıyı kapattı. Yutkundum çünkü odada sadece ikimiz vardık. " artık kendini sıkmana gerek yok, ve o dudağını serbest bırak. Daha fazla eziyet etme. " Dudağımı hâlâ ısırdığımız farkında değildim. Dişlerimi dudağımdan çektiğimde gözleri bir süre dudaklarımda asılı kaldı. Daha sonra kaşlarını çatıp bacağıma odaklandı ve pansumanı yapmaya devam etti. Şuana kadar fark etmemiştim. Kirpikleri çok uzundu, hatta neredeyse kaşlarına değecekti. Ve bu kendisine özel bir hava katıyordu. Kahverengi gözleri, sanki bir bataklıktı fakat insanın kendisini rahatça bırakabileceği, boğulmayı kabul edeceği bir bataklıktı. Güldüğü zaman dudağının kenarında oluşan gamzesi, insanın dokunmak istemesini sağlıyordu. Belirgin adem elması ise, ha kezâ. Alt dudağız üst dudağından belirgin olmayacak şekilde kalındı. Fazla dikkatli bakılmazsa aynı gibi durabilirdi. Ben niye dikkatli bakıyordum!!!. Dön önüne asel. Kalbini kontrol et asel. O sana bakmaz asel. Yapma, üzülürsün asel. Bakma lan. Başını kaldırdığı zaman şak diye göz göze gelmiştik. Bakma dedim ben sana. Bacağıma baktığımda, yaranın sarıldığını fark ettim. Ne ara yapmıştı?. Sen sapık gibi adamı incelersen fark etmezsin tabi. " umayın pansumanını ecem halledecek, sen ilaçlarını iç ve dinlen. " Başımı sallamak ile yetindim. Lan konuşsana kızım. " asel. " " efendim. " Gözlerime uzunca baktı. Sanki söyleyeceği şeyi kendi kafasında tartıyor, nasıl söyleyeceğini düşünüyordu. " bunu sormak haddim değil ama... umayın babası, o adam mı. " Sorduğu soru ile gözlerimi kaçırdım. Değildi. Olamazdı da. Fakat sessizliğimden başka bir şey çıkartmıştı. " anladım. " " değil. " Aniden verdiğim cevap ile ayağa kalkacakken durdu. " umayın babası vedat değil. " " kim o zaman. " Yutkundum. Bende bilmiyordum. " 18. Yaş günümde, sarhoş olup bir hata yaptım. O hatanın ödülü olarak da kızımı aldım, şimdi kapat bu konuyu. " Yutkunma sırası ondaydı. Gözlerime uzunca baktı. Sadece gözlerime değil, yüzümün her yerini dikkatle inceledi. Sanki aklına bir şey gelmiş gibi elini çeneme koydu ve başımı sola doğru çevirip sağ kulağımın altına eğildi. Nefesinin kesildiğini ve vücudunun kasıldığını hissettim. Ne olmuştu şimdi. " sana bir şey soracağım. " diye sorması ile ona baktım. " kulağının altındaki yer... doğum lekesi mi. " " evet, de neden sordun. " Bakışları titredi. " h-hiç. Öylesine merak ettim. Sen dinlen, ben çıkayım. Umay bizim yanımızda merak etme sen. " Başımı sallayıp yatakta uzandım. Neden sormuştu ki şimdi. Anlamamıştım. Bir şeyler döndüğünü hissediyordum ama hayırlısı olsundu. Gözlerimi yavaşça kapattım, ve kendimi uykuya bıraktım. Dakat uykunun en derinlerinde, burnuma dolan barut kokusu ve doğum lekemin üzerindeki dudaklar, beni afallatmıştı. Fakat gözlerimi açamadan uyku beni tekrar esir almıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE