Herkese selam!
Bölüme geçmeden önce iyi okumalar dilerim!
Yorumlarınızı bekliyor olacağım ?
Valenin benim için açtığı kapıdan inerken Toprak da elini uzatmıştı. Elimi sıcak eline bırakıp kavramasını bekledim.
Sıkıca kavradığı elimle birlikte ilerlemeye başladığımızda güvenliğin gazetecileri engellemesiyle içeri geçmeye çalıştık.
"Bu kadar lüks olmak zorunda mıydı?"
Toprak'a yaklaşıp fısıldadığım sözlerle sürekli patlayan flaşlara iyi görüntü verdiğimin farkındaydım.
Kulağıma doğru eğilip fısıldarken adımlarımı bozmamaya çalıştım.
"Hesabı ödemeye kalkma diye burayı seçtim."
Geri çekildiğinde kötü bir bakış atıp masaya yaklaşmamız nedeniyle sustum.
Ufak bir selamlaşma faslından sonra tanışmaya başlamıştık.
"Merhaba Beren. Ben Özgür. Toprak'la iş arkadaşı sayılırız." Diyen adam sarışın yakışıklı biriydi.
Daha sonra konuşan ise esmer olandı.
"Ben Cihan." Erkeksi sesi ve diğerlerine göre ilgili olmayan bakışları ile dikkatimi çekmişti. Sanırım benden hoşlanmamıştı.
"Ben de Ozan. Liseden arkadaşıyım." Diyen kişiye baktım. O da sarışın sayılırdı. Ancak şunu söylemem gerekiyordu ki hepsi çok yakışıklıydı.
Yakışıklı yakışıklıyı çeker!
İnsanların dış görünüşüyle ilgilenmezdim ancak 'güzellik' algısına uygunlardı.
Elimi Ozan'ın elinden çekip gülümsedim. Bu sırada Toprak da benim koltuğumu oturmam için çekmişti.
Kaya'ya da selam verdikten sonra yerime yerleştim.
Erkeklerin içine düştün kızım! Sonunda şans yüzüne güldü!
Sanırım iç sesim sapıktı ve ben bunu yeni öğreniyordum.
Erkeklerin kendi arasında yaptığı naber nasılsın muhabbetinden sonra daha konuşkan olduğunu düşündüğüm Özgür konuştu.
"Ee Beren sen neler yapıyorsun?"
Kendimi mülakatta gibi hissederken konuştum.
"Kalp ve damar cerrahi uzmanıyım. Hastane de geçiyor zamanım."
Toprak'a imalı bir bakış atıp bana döndü.
" Güzelmiş. Peki Toprak'la nasıl tanıştınız?"
Toprak'a kayan bakışlarımla konuşmasını bekledim ve konuştu da.
"Ne zamandır böyle detayları merak ediyorsun Özgür?"
Gülerek arkasına yaslanan Özgür devam etti.
"Sen sevgili yaptıktan beri."
Göz deviren Toprak sessizliğini korumuştu.
"Restoranda tanıştık. Daha doğrusu çarpıştık. Sonra da-"
Konuşuyordum ki Toprak araya girdi.
"Beren zaten bana hayranmış. Bunu söyleyince bende kıramadım. Bir kahve içtik birlikte."
İmalı bir gülüşle bana dönen Toprak devam etti.
"Sonra da telefon numaramı istedi. Bende verdim."
Kolunu omzuma dolayıp beni kendine çekmişti. Sinirden gülümserken Toprak kulağıma fısıldadı.
"Hesabımız hala kapanmadı. Sinan'ı kolay kolay unutmam."
"Ne kadar güzel!" Diyen ses Cihan'ın sesiydi. Öyle bir bakmıştı ki Toprak'a omzumdaki kolunun gerildiğini hissettim.
Siparişi beylere bırakırken Kaya'nın yanımda oturması iyi olmuştu. Gösterdiği kızın fotoğrafına bakarken çapkınlık derdinde olduğu belliydi.
"Peki ya siz neler yapıyorsunuz?"
Ozan'a bakarak sorduğum soruyla ortaya konuştuğum belliydi. Sizli konuşmamı istememişlerdi.
"Benim gece kulübüm var. Kulüp işletiyorum. Toprak'la liseden beri dostuz."
Onu dinlediğimi belirtircesine kafa sallarken devam edecekti ki ne diyeceğini anlamış gibi Toprak susturmuştu.
"Özgür de modellik yapıyor. Birlikte iş yaptığımız olmuştu. Öyle tanışıyoruz. "
Bir anda araya giren Toprak devam etmişti.
"Cihan da çocukluktan beri arkadaşım. Babalarımız ortaktır. Cihan da şirketin müdürü. "
Toprak çok şanslı biriydi. Çevresi sevdiği insanlarla çevriliydi.Doktor olmamın bazı artıları vardı ki bu da çok fazla insan gördüğümüzden insan sarrafı olmamızdı.
Şimdi hepsinin gözlerine baktığımda birbirlerine olan dostlukları kardeşlik gibiydi.
Geçen birkaç dakikanın ardından Özgür konuşmuştu.
"Kusura bakma ama meslek işte. Estetiğin var mı?"
Aslında 'var olduğunu biliyorum. Nerelerine yaptırdın?' Tarzı olduğu açıkça belliydi.
"Estetiğim yok."
Bu kez Cihan da inanmamışcasına bakarken Ozan'ın ilgisini çekmemiş olmalıydık ki etrafına bakınıyordu.
"Her estetik yaptıran insanın verdiği cevap. İleride yakın olduğumuzda tekrar soracağım bunu."
İlerisinin olmayacağını bilmiyorsun genç adam.
Hafifçe omuz silkip rahatlamaya çalıştım. Ancak mümkün değildi.
Bu kadar lüks mekanlara alışamamıştım. Sanki herkes bana bakıp sürekli hatalı olduğumu düşünüyormuş gibi geliyordu.
Yanlış çatalı seçtin Beren. Yanlış oturuyorsun! O mendili doğru kullanamadın...
Sipariş için gelen garson tüm akşam bizimle ilgileneceğini söylemişti.
Ne deniyordu acaba?
Gerildin gerizekalı! Aptal şeyler düşünme!
Siparişim sorulmuştu ve hayal meyal Toprak'a 'sana bırakıyorum' dediğimi hatırlıyordum.
Etrafta gezinen bakışlarım kadınların güzel giyimlerinde güzel gülümsemelerinde takılı kalmıştı.
Eğreti duruyorsun! Oraya ait değilsin!
İç sesim haklıydı. Elbisem yakışmamıştı ve gülümsemem güzel değildi.
Buraya ait değildim.
Toprak'a baktım. Cihan'la olan bakışmalarıyla çok şey anlatıyorlardı sanki.
Nasıl da buraya uymuştu böyle!
Mekan da onun gibiydi. Temiz, pahalı ve yakıcı.
Nefesimin daraldığını hissediyordum. Duvarlar sanki üzerime doğru geliyordu. O sırada bir ses duydum. Telefonum çalıyordu.
Masadan aceleyle kalkıp özür dileyerek ilerlerken bir masaya çarptım.
"Özür dilerim."
Kadının ters bakışları üzerimde gezinirken daha fazla dayanamayıp restoranın denize bakan terasına çıktım.
Akşam vakti olduğundan deniz yerine kapkara bir boşluk bırakmıştı. Tahmin edemeyeceğim kadar büyük bir boşluk beni korkuturken derin bir nefes alıp bakışlarımı zemine çevirdim. Elimdeki telefonun çalışıyla kendime gelirken aramayı cevapladım.
"Efendim Onur?"
"Hocam bir hastayla alakalı danışmam gerekti."
Bir süre bahsettiği hastayı dinleyip ameliyatında izlemesi gereken yolu anlattım.
Becerebildiğim bir şeyler olması güzeldi. Daha iyi hissederken bakışlarım oturdukları masaya kaydı. Toprak ve Cihan karşılıklı birbirlerine sert sert bakarken diğerleri de bir şeyler diyorlardı. Sandalyesini itekleyip kalkan Toprak'ın bu tarafa geleceğini düşünüp bakışlarımı çektim. Hala telefonda olan Onur'un beni çağırması gerekiyordu!
"Yapamayacağını düşünüyorsan gelebilirim."
Terasa yanıma gelmiş olan Toprak bir sigara yakıp beni izlerken şaşırmıştım.
Sigara mı içiyordu?
"Önce kendine inan. Sonra hastaya güven, diyen sizdiniz hocam. Yapabilirim."
Söylediklerine tek uymayan aptal sensin işte!
Tavsiye veriyor bir de! Kimsin sen ki!
Gözlerimi kaçırarak içime derin bir nefes aldım. Gece beklediğim gibi gitmiyor olabilirdi ama toparlayacaktım.
Madem şu an buradaydım. Olduğum yere uyum sağlayacaktım. Bu gece benden iyisi olmayacaktı. Hastalıklı düşüncelerimin Toprak'ın önem verdiği insanların yanında ele geçirmesini istemiyordum.
Sonuçta Toprak'la bir anlaşma yapmıştık ve buna sadık kalıp rolümü iyi oynayacaktım.
"Pekala. Bol şans."
Onur'un cevap vermesini beklemeden kapatıp Toprak'ın yanına ilerledim.
Manzaraya yan dönüp beni izleyen Toprak'ın yanında trabzanlara kollarımı yaslayıp eğildim.
Ürkütücü manzarayı boş verip bende Toprak'a döndüğümde aramızda biraz boşluk vardı.
Yakından gözleri çok güzeldi. Uzun kirpiklerinin altından bana bakarken elindeki sigaradan son nefesi çekip söndürdü.
"Sigara içtiğini tahmin etmezdim."
Tekrar bana dönerken dudakları arasındaki zehri üflemişti.
"Neden?"
Hafifçe omuz silkip Toprak'a yandan bir bakış attım.
"Bilmem."
Hafifçe gülümserken dünyanın ona neden hayran olduğu belliydi.
Gülümsemesi hayranlık uyandırıyordu.
Elimde olmadan bende gülümserken tatlı bir zehir olduğunun farkındaydım. Sinsice yaklaşıyor, geçmişimin benden çaldığı sahici gülüşlerimi bahşediyordu sanki.
Bir sesin gelmesiyle bakışlarımız birbirinden ayrılırken ne kadar süredir birbirimize gülümsediğimizi bilmiyordum.
"Efendim,siparişleriniz hazır."
Toprak'ın elini belime yerleştirmesiyle ona biraz daha yaklaşıp dikleştim.
Havalara giriyor bir de aptal! Rezil edeceksin kendini!
Yüzüme bir gülümseme yerleştirip ilerlemeye başladım. Az öncekinin aksine bu sahteydi.
Az önce çarptığım kadına özür dilediğim halde bana küçümseyen bakışını unutmamıştım.
Ona küstah şımarık bir bakış atıp göz kırptım.
Yanımdaki Toprak'ı fark edince yüzüne yayılan ifadeyi zevkle izlemek isterdim ancak masaya ilerlemeye devam ettik.
Sandalyemi çekip oturtan Toprak ile önümdeki yemeğe baktım ve tabii oradaki bakışlarım başımızda şarap dolduran adama kaydı.
Sarhoş olmazsam iyiydi.
Sessizlikle başlayan yemek Cihan'ın sorusuyla bozuldu.
"Gülay anneyi özledim. Bu aralar göremedim. Ne yapıyor?"
Kafasını iki yana sallayan Kaya bu sabahı hatırlamış gibiydi.
"Abimler evlensin diye planlar yapıyor. Bir ara abime atarlandı bizde evden kaçtık."
Dediklerine herkes gülerken bende gülümsedim.
Şarabımdan koca bir yudum alırken garip bir şekilde tadı hoşuma gitmişti.
" Evlilik berbat bir şey. Sakın evlenmeyin. Sonra benim gibi olursunuz."
Diyen Ozan ile bakışlar ona çevrilmişti. Kaya erken davranıp konuştu.
"İyi de sen evli değilsin ki?"
Sorarcasına ona bakarken kederli bir şekilde içkisini kafasına diken Ozan konuşmayı reddetmişti.
Onun yerine Toprak konuştu.
"Sinem'le ayrıldılar."
"Hayır ben ondan ayrıldım."
Cihan esefle kafasını iki yana sallarken kınar gibiydi.
"Ben ne dedim?"
Toprak'ın Ozan'a sert çıkışması ile aklıma az önce kurduğu cümle geldi.
Sinem'le ayrıldılar.
Yani Toprak'ın değil de Ozan'ın mı sevgilisiydi?
Demek ayrıldıkları için ağlıyordu Beren! Kızın günahını aldın!
Toprak da öyle konuşmasaymış canım!
Yüzüme yayılan gülümsemeyi tutamazken kulağımda hissettiğim nefesle yerimde kıpırdandım.
"Hoşuna mı gitti?"
Toprak'a sorarcasına bakarken devam etti.
"Sinem'in Ozan'ın sevgilisi olması."
Hafifçe omuz silkip gözlerimi açarak baktım ona. Ufak bir şaşırma numarası ile.
"Bana ne canım? Ayrılmalarına niye güleyim? Cani miyim ben?"
Esefle kınar gibi önüme dönerken Toprak'ın sesini duydum. Yemeğiyle ilgilenirken mırıldanmıştı.
"Öyle olsun bakalım."
Yemeğin sonuna doğru lavaboya gitmek için masadan ayrılmıştım.
Lavaboya gidip ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra silinen rujumu tazeleyip masadan gözükmediğine emin olduğum kasaya ilerledim.
Kasadaki kişiye masanın hesabını ödemek istediğimi ancak gizli tutulup sanki hesap ödenmemiş gibi davranmalarını söyleyerek hesabı ödedim.
Neredeyse asgari ücreti bıraktın oraya Beren? Hemde bir daha ödeyecekler! Bir aile geçinirdi o parayla be!
Lüks mekan olduğundan dolayı beklediğim gibi hesap gelmişti ancak bu benim kırmızı çizgimdi. Kimsenin parasına minnet eyleyemezdim!
Hiçbir şey olmamış gibi masaya döndüğümde bir müddet sonra kalkmıştık.
Erkeklerin kendi arasındaki 'ben öderim' kavgasından sonra hesabı Toprak ödeyecekti. Diğerleri dışarı çıkarken Toprak'la çıkmak istediğimden yanında kalmıştım.
Kasadaki çocuğun şaşkın bakışları bana dönmüşken gülümsedim ve önüne dönmesini ima ettim.
Hesabı ödedikten sonra yanıma adımlayan Toprak gülmüştü.
"Bak işte. Bu kadar kolay! Ayrıca alışmana sevindim."
Elimi tutup dışarı ilerlerken konuştum.
"O kadar uğraşmışsın hesabı ödemeyeyim diye ben de sesimi çıkarmadım işte."
"Hesabı ödediğini biliyorum. Sen pes edene kadar her yere iki kez hesap öderiz biz de!"
Sonra hafifçe omuz silkti.
"En azından ben öderken sesin çıkmıyor."
Şaşırmıştım. Masanın görmeyeceği ve ayrıca sırtının dönük olduğunu düşünürsek nasıl görmüştü?
Tam ona soracaktım ki dışarı çıkmıştık ve gazeteciler tarafından etrafımız sarılmıştı.
Hazır bir şekilde bekleyen arabaya binip harekete geçerken şaşkınlığım üzerimden yavaşça kalkıyordu.
Kulübe doğru ilerlemeye başladığımızda güçlü bir ses tonuyla yanıtladım onu.
"Ben pes etmem!"
Yoldaki bakışlarını bana çeviren Toprak'ın güzel gözlerindeki pırıltılar bir oyunun başladığını vurguluyordu.
"Göreceğiz."
Selam millet
Umarım bölümü beğenmişsinizdir.
Bölüm sonu düşüncelerini öğrenebilir miyim?
Diğer bölümde görüşmek üzere sağlıcakla kalın ?