5

1131 Kelimeler
"Senin yüzünden annemi üzmek istemiyorum." Beynimde bu cümle yankı yapıyordu. Aslan' la ilgili içimde oluşmaya başlayan, her duygumu yok etmek istedim o an ve yapacaktım da. Artık bir duvar görecekti karşısında. Ben ona ben olmayacaktım ciddi sert suratsız. Her şey olacaktım ama kendim olmayacaktım. Haberi dahi yoktu bu kadar üzüldüğümden. Kalbimi kırmasına daha fazla izin vermeyecektim! Duygularımı içimde yaşayacak ona asla yansıtmayacaktım. Kendime söz verdim. O beni istemiyordu bu kadar basit, bende kendimi küçük düşürmeyecektim. Kendi içimde sessizce yok edecektim. Hem onun için hem de kendim için en iyisi buydu. Zaten aşk denen şey sadece mutsuzluk getirirdi insana. Sabah erken kalktım uyumuş muydum koca bir hayır! Nefret ediyorum kafamın içindeki düşünceleri susturamamaktan, nefret ediyorum gözlerimin önünden gitmeyen yeşillerden. Güne berbat başlamıştım anlayacağınız. Bugün Akif hocanın söylediğini hastayı görmeye gidecektim, ameliyat gününü kararlaştıracaktık. Üzerimi giyinip çıktım otelden. Bu sefer arabasına yaslanmış Aslan beni beklemiyordu ama. Nakliyeyle getirdiğim arabama nihayet kavuşmuştum. Direksiyona geçip sürmeye başladım. Kendimi özlediğim işime verecektim bu sayede de Aslan aklıma dahi gelmeyecekti. Yani inşallah öyle olur. Bu niyetle girdim hastaneye danışmaya yöneldim. Kendimi tanıttım. "Hoş geldiniz hocam başhekimimiz sizi bekliyor" diyerek o önde ben arkada asansöre geçtik. Başhekimle gerekli konuşmayı yaptık Akif hocanın arkadaşıydı başhekimde durumdan haberdardı. Hastanın doktorunu çağırdı odaya. Genç bir cerrahtı gelen. "Merhaba Berkay hoş geldin Burak beyin ameliyatı için gelen doktor Toprak sana bahsetmiştim." Başhekim beni tanıttı, ardından uzattığı elini sıktım. Başhekimle konuştuktan sonra ikimizde çıktık odadan hastaya bakacaktım "Merhaba" diyerek girdim odasına 30 yaşlarında bi erkekti baş selamı verdi Masanın üzerinde duran durum çizelgesini aldım elime "Ben Toprak, ameliyatınızı yapacak doktorum Akif hoca yönlendirdi. Şimdi tekrar tahlil yapacağız duruma göre ameliyat gününü kararlaştıracağız." Diyerek açıkladım kendimi. Beni onaylamakla yetindi. Gerekli tahlilleri istemiştim çıkması öğleden sonraya kalmıştı maalesef. Berkay'ın ısmarladığı kahveyi içmeye başladım. "İstanbul'dan geldiniz değil mi Toprak hanım?" "Evet burada çalışacağım artık, hastanem daha belli olmadı" "E burada çalışın zaten kalp cerrahi eksiğimiz var." "Akif hocadan haber bekliyorum." Konuşmaya devam ettik öylece, öğle arası için yemeğe çıkacaklardı kibarca reddettim. Kalıp hastanın tahlillerini beklemek istedim. Nihayet saat iki gibi çıkmıştı tahliller Berkay alıp yanına geldi geçtik odasına. Üzerine konuştuktan sonra hastanın odasına geçtik. Hastaya durumu anlattık o da onayladı. Ardından gerekli belgeleri imzaladı. İşim bitince kalktım bende, yarın görüşmek üzere vedalaştık. Otele gidecektim direkt bir yere uğramadan, saat de sekize geliyordu. Otelin bekleme salonunda duraksadım Zelal abla arıyordu. "Efendim Zelal abla." "Toprakcığım nasılsın?" "İyiyim Zelal abla siz?" "Biz dışarı çıktık hava almak için sende gelsene konuşuruz hem dolanmış olursun." Kabul ettim, adresi alıp kapadım. Sohbeti çok güzeldi Zelal ablanın vakit geçirmek iyi olabilirdi. Yeni kavuştuğum arabama atlayıp adrese gittim. Dakikalar sonra güzel şık bir restorana gelince indim. Ben Zelal abla, Berzan abi, Zülüf, herkes vardı. Onların bakışları beni bulurken Aslan gülümseyerek yeğeniyle oynuyordu beni henüz fark etmemişti. Bir salak olduğumu söylemiş miydim, söylememe gerek yok siz anlamışsınızdır zaten. Aslan'ı görmeyi beklemiyordum. Dünden sonra gelmez diye düşündüm. Çaktırmadan ilerledim masaya selamlaştık hepsiyle samimi şekilde. Aslan'la sadece baş selamı vermiştik birbirimize, sanki onunla nişanlı değil düşmandık. "Hoş geldin Toprak.'' dedi Berzan abi. Konuşmaya başladık, onlar da işten gelmiş dışarı çıkmak hava almak istemişler restorana gelmişler. Sohbete dalmışken restoranın kapısından abim girmişti, onu da çağırmışlar. Herkes bir-biriyle iyi anlaşıyordu 2 kişi hariç Biz tabi ki! Aslan ve abimin arasındaki gerginlik belli oluyordu. Ama artık sözlü oldukları için ses etmiyorlardı. Herkes sipariş verdi, yemeye başladık. ''Aslan'da yeni katıldı bize,'' dedi Zelal abla, ''İşteydi tüm gün.'' Sadede baş sallayarak cevap verdim. Herkes koyu bi sohbet içindeydi, o sırada çalan telefonuma baktım. Berkay arıyordu. "Efendim Hocam." diyerek açtım. Hastayla ilgili son tahlillerin karışık olduğunu ve incelememiz gerektiğini söylüyordu. "Ben geliyorum o zaman hastaneye." "Siz neredesiniz hocam bende tahliller size getireyim." dedi kibarca. Restoranın ismini söyledim "Peki bekliyorum." diyerek kapattım yakınmış buraya zaten. Herkes doğal olarak bana dönmüştü. "Ne oldu Toprak." diyen abimdi "İstanbul'daki başhekimimin burada bir yakını ameliyat olacakmış ilgilenmemi istedi." diyerek açıkladım. Aslan'ın üzerimdeki ters bakışlarından haberdar olsam da bir tepki vermedim. Dakikalar sonra Berkay girdi restorana, elimi kaldırdım hızla yanımıza geldi bende ayağa kalktım. ''Sizi de yordum, hoş geldiniz.'' diyerek sıktım elini. ''Estağfurullah hocam, merhaba iyi akşamlar.'' diyerek masadaki herkese de selam vermişti. Rahatsız etmemek için yandaki masaya oturduk biz de. Yan masaya geçip tahlilleri inceledik, fikirlerimiz ortak paydada buluşmuştu. Yarın daha erken bir saate alındı ameliyatı. İşimiz bitince Berkay ayaklandı. ''İyi akşamlar.'' diyerek abimlere de veda ettim. Masaya döndüm ardından, Aslan yine yüzüme bakmıyordu. Beni kırmıştı ama onun için önemi yoktu çünkü onun için yoktum... Aslan hariç herkesle keyifli bir sohbet geçirdikten sonra kalkmaya karar verdik, Aslan'ın telefonu çalmıştı merkeze uğraması gerektiğini anladım. "Abi siz ters yöne girmeyin, bir taksi bulurum ben Güneş de uyudu zaten." dedi, iş yeri eve ters bir yolda kalıyordu. Kendimi tutamayıp atladım. "Ben bırakırım seni." Kibarlık olsun diye hep yaptığım bir şeydi ama konunun öznesi Aslan. Yav sana ne dimi bas git yoluna ne uğraşıyorsun? Tekrar mı un ufak etsinler kalbini bunu mu istiyorsun? Aslan da herkes orada diye kabul etti, aynı benim ailesi var diye kabul ettiğim gibi biliyordum o berbat hissi. Herkesle vedalaşıp arabaya geçtik bizde. O meşhur sessizliğimizden sıkılmıştım ve nefes sesleri beni geriyordu. Kendi arabamda olmanın verdiği rahatlıkla radyoyu açtım ilk çıkan şarkı sanırım ruh halimi anlatıyordu. Tan Taşçı/Bi' Başka Ayrıldık Ne diyordu şarkıda "Sen olsaydın zarar verirdin daha güçlü olandın sen ben olsaydım içime atardım hissederdim derinden." O bana zarar vermişti farkında bile olmadan ben içime atmaya devam edecektim. Ona olan hislerimi içime atacaktım. Normalde olsa şarkıya eşlik ederdim ama normalde değildik Aslan varken bir şey normal olabilir miydi? Mükemmel bir çift olabilirdik, Ama konuşmanın yasak olduğu bir yerde! Şarkının en can alıcı kısmı gelince atan damar arabeski hislerim ve kendimi tutamayıp "Sonumuz gelir zaman elinden Özgür kalır ruhlarımız Ben vazgeçsem tüm eksiklerimden Sence mutlu olur muyuz?" Diye bağırma ihtimalinden korkup sertçe kapattım şarkıyı, fazla sert olmuş olacak ki Aslan bana döndü ama bir şey demedi. Bu adam beni geriyordu. Şurada ölsem sanırım susardı yine. Sessizce yolumuza devam ediyorduk o kadar sinir bozucu bir sessizlik vardı ki psikolojik yıpratma gibi. Sessizlikle bitmişti yolumuz, durdum emniyetin önünde. Aslan hemen iner diye beklerken bana dönmüştü gerildim bende baktım ona "Dün söylediğim şey için özür dilerim. Sinirle çıktı ağzımdan bir gerçekliği yok." O an heyecandan "Hangi şey?!" Diye bağırmamak için zor tuttum kendimi. Tüm bedenim umutla dolmuştu. Benim bir şeye kırıldığımı anlamış ve kusura bakma demişti bu da beni umursadığını göstermez mi? Mutlu olmuştum üzüldüğümü o an unutmuştum sanki bir o bir ben vardık her şey de güzeldi sanki. "Sorun yok." Dedim hiç kalmamıştı hem de tamam böyle sert konuşması sinirimi bozsa da şimdi kalbim yumuşak şeker gibiydi. Baş sallayıp indi arabanın kapısını kapatmadan seslendim "Dikkat et!" Dikkat et o kadar şey yatıyor ki şu cümlenin altında dışa vurumu da sadece "Dikkat et" olmuştu. Baktı bana gözlerimiz kesişirken nefes almayı bazen unutuyordum. Dudaklarının kıvrıldığını gördüm gülümsemişti resmen bu adam bana "İyi geceler" demişti o eşsiz gülümsemesiyle. İşte şimdi sahiden iyi geceler.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE