Otele geldim bir duş aldım. Yoğun bir gündü uyumak için yatağa uzandığımda gözlerimi kapadım bir çift yeşil göz çıktı karşıma, Aslan...
Onu düşünmeden edemiyordum. Ne yapacağımı bilmiyordum.
Hayatım boyunca bir erkeğe değer vermemiştim, hep bir set vardı önünde Aslan'ın da dediği gibi bir duvar vardı.
Hiçbir zaman evlenemem diye düşünürken hayat Aslan'ı çıkarmıştı karışma...
Zorunluluklar bir araya getirmişti bizi "sizin hayatınız birleşecek" demişlerdi bize.
Ne o ne ben izin vermeden hayatlarımıza dahil olmuştuk.
Belki sevdiği biri vardı benim yüzümden uzaktı ona, ya da uzak mıydı?
Hâlâ görüşüyorlardı belki
Aslan gibi birisi yalnız değildir diye düşündüm havada kaparlar argo tabirle.
Yatakta doğruldum, yatağın başlığına yaslandım.
Aklımda birçok düşünce vardı.
Ne yapacaktım?
Aslan'a uzak mı olacaktım, ters mi davranacaktım duvarlarımı mı sağlamlaştıracaktım.
Ya bir sevgilisi varsa ben Aslan'a adım atınca ya yok olursam.
Aslan'ın hayatında birisi varsa, ona yazık değil miydi?
Derin bir of çektim.
Hayatımda ilk defa ne yapacağımı bilmiyordum.
Gözlerimi kapadığımda karşıma çıkıyordu,
Aklımdan mı?
Hiç çıkmıyordu..
Gözlerimi açtığımda yatak başlığına dayalı uyuyakalmıştım, her yanım ağrıyordu
Zar zor kalktım yataktan Aslan'ı düşünmekten adam gibi uyuyamamıştım.
Gelsindi hayat bildiği gibi...
Mottom buydu uykusuz kaldım her yanım ağrıyordu peki Aslan o yolculuktan sonra bir de işe gitmişti acaba gelmiş miydi eve, dinlenmiş miydi?
Bendeki bu merak neydi.
Hayatımı ele geçirmişti resmen bu adam!
Elimi yüzümü yıkadım üzerimi değiştirdim.
Abim almaya gelecekti beni bir şeyler konuşacakmış, oda arada kalıyordu onu bir de ben üzmeyecektim normal davranacaktım. Abim için o insanlara katlanacaktım.
Abimi beklerken Aslan hala çıkmıyordu aklımdan, merak etmiştim.
Zelal ablayı aradım, ne yapayım merak sadece merak sadece merak.
"Günaydın Zelal abla."
"Günaydın Toprak nasılsın?" dedi şaşırmıştı kadın haklıydı.
"İyiyim abla rahatsız ettim sabah sabah ama bir şey soracaktım."
"Yok kız ne rahatsızlığı buyur sor güzelim." Çok cana yakın bir kadındı buna dayanarak sordum.
"Aslan beni bırakınca işe gitti yorgun yorgun da döndü mü acaba dinlendi mi?"
Allah da beni kahretsindi daha resmi sorsana M.A.L
Ufak bir gülümseme duydum. Konuşma şekli değişmişti resmen kadının.
"Geldi geldi Aslan eve seni bıraktıktan 2 saat sonra falan, dinlendi de merak etme." Son derece neşeliydi sesi.
"Oh sevindim." dedim rahatlamış bir sesle. Kahkaha duydum telefondan stresten tırnaklarımı yiyebilirdim o an
"Kahvaltı ediyoruz biz de, bak Aslan'da burada vereyim de ona sor."
Neeee
Neeeee
Neeeeee!
Resmen rezillik ben nerden bileyim Aslan da orda, eğer yakın olsak onu arar sorarız dimi?
Biz halden anlar diye kadını arayalım o bizi rezil etsin.
Yerin dibine nerden giriliyordu?
Bilen yazsın kurban olduğum.
"Bir şey mi oldu?" dedi şaşkın bir sesle.
Evet oldu rezil oldum mesela kafi mi?
Resmen onu merak eden aramayan ergen genç kız gibiydim gözünde ah ah ah!
Kendime gelip cevap verdim
"Yok bir şey olmadı afiyet olsun size selam söyle herkese Güneş'i öp yerime."
Bir çırpıda kapattım telefonu. Acaba ne düşünüyor hakkımda deli olacağım bak valla deli olacağım.
Ben böyle biri değildim çok tutardı normal biriydim bu adama niye böyleyim ben niyeeee?
Yaşadığım elim olayı unutmaya karar verdim yaşamamış bir an olacaktı benim için?
Hangi an? öyle bir şey mi oldu?
Hayır hiçbir şey olmadı
Sabah uyandım abimi bekliyorum Zelal abla mı ahhaha aramadım ki.
Çok mantıklı yaşanmamış sayıyorum. Abimin mesajıyla indim aşağıya pek iyi görünmüyordu. Beni bi kahvaltı yerine götürdü açık havada çok güzel manzarası olan bir yerdi. Kahvaltıya başlamadan döndüm abime.
"Abi anlatır mısın lütfen?"
"Bu akşam bizim evde Berfin'in ailesi ile yemek yiyeceğiz sen de gelir misin diyecektim."
Çekinerek sormuştu. Onun yüzünden bu halde olduğum için suçlu hissediyordu kendini. Onu rahatlatmak için konuştum.
"Abi akşam geleceğim konağa Aslan'ın ailesi iyi insanlar kimseyi umursamadığım insanlar için üzemem."
Rahatlamıştı bir anda
"Toprak canım kardeşim güzel gözlüm benim seni bu durumlara soktuğum için affet beni."
"Abi affedilecek bir şey yok, aşkın affı da özrü de olmaz benimde kaderim böyleymiş."
Konuştuk uzun uzun abimin neşesi yerine gelmişti
"Akşam için bir hediye alsana kıza."
Bu fikir hoşuna gitmişti.
Kahvaltıdan sonra bir kuyumcuya geldik
Abim gözlerimin içine bakıyordu resmen
Kuyumcuya dönüp "Zarif bir kolye bakacağız" dedim baş salladı envai çeşit takı sundu bize
Zülüf esmer bir kızdı çok da güzeldi gümüş zarif bir kolye seçtim onun için hediye paketi yaptırdık.
Abim kendime de bir şey almam için ısrar ediyordu reddettim sevmiyordum böyle şeyleri.
Abim otele bıraktı beni "Toprak akşam alırım seni."
"Yok abi arabayla gelirim ben, sen hazırlan." Diyip göz kırptım, gülümsedi o da .
Otele geçtim dünkü uykusuzluk başıma vurmuştu. Feci ağrıyordu çantamdan bi ilaç aldım.
Akşam kadar uyumak istesem de olmuyordu normalde de kolay uyuyan biri değilim hastaların sorumlulukları var üzerimde hep tedirginimdir nöbet günleri gözümü bile kırpmazdım.
Şimdi de Aslan ve akşam olacakların tedirginliği vardı üzerimde.
Bi kitap aldım elime yarısına gelmiştim. Otelin büyük penceresine oturdum Mardin'in o eşsiz güneşi yüzüme vuruyordu keyifle okumaya başladım...
Ve mutlu son... kitap bitmişti mutlu sonla hem de gerçek hayata çok tezat olsa da hoşuma gitmişti..
Saate baktığımda sekize geliyordu. kalktım bir duş aldım, siyah bir elbise geçirdim üzerime. Hazırlanıp çıktım otelden.
Zor bir gece beni bekliyordu sakin kalmam lazımdı abim için.
Otelin önüne indim Aslan arabasına yaslanmış beni bekliyordu.
Şaşırmıştım önceden de haber vermemişti ve onların eve gelmesine daha vardı neden erken gelip beni bekliyordu ki?
Kendi kendime konuşmak yerine Aslan'a sormayı akıl ettim o da beni görmüştü adımladım yanına.
"Neden geldin ben giderdim." Onu düşündüğüm için demiştim bunu. Bir de benim için yorulmasını istemiyordum.
Kaşları çatılmıştı her zamanki o ciddi ifadesine bir gerginlik eklenmişti sanki. Yanlış mı anlamıştı beni.
"Gidelim."
Geçti direksiyona gergin bir sesti her zamanki gibi soğuktu da, herkese böyle değildi ailesiyle konuşurken bir duygu vardı sesinde e ailesi sonuçta benimle konuşurken duygu mu beslesin?
Ben de ardından bindim arabaya o kadar gelmiş "gelme" der gibi mi oldum acaba?
Kendimi yanlış ifade edip, ona ayıp mı ettim?
Kafamı çevirdim ona
"Zahmet etme diye demiştim." Biraz mahcup çıkmıştı sesim
"Etmen bir daha." Direkt bunu söylemişti yüzüme bile bakmadan ETMEM BİR DAHA!
Kaç küfür hissi vardı şu cümlede hayal edemedim.
Yanlış anlaşılmıştım "gelme!" Demedim "gelmeee benim için yorulma" demek istedim.
Of of!
Aldın mı cevabını hah etmezmiş bir daha sus otur dedim kendime en iyi bildiğim şeyi yapıp sustum.
Eve geldik indim, sustu sustum
Sessizce inip bir şey dahi demeden geçtim eve o da yüzüme bile bakmamıştı zaten.
Evin kapısını çaldım babamın kızı açtı, babamın kızı deyince küfür gibi oldu ama kardeşim üvey kardeşim "kardeşim" demek pek hoşuma gitmiyor o yüzden babamın kızı daha iyi
Beni görür görmez devirdi gözlerini bir şey demedim abim geldi yanıma hemen "Hoş geldin Toprak" demişti
Babam da karısı da avluya serilmiş oturuyorlardı. Zümrüt hanımın yüzünü bir nefret kaplamıştı beni görür görmez, babam da ifadesizdi.
Zeynep geldi yanıma hemen onunla geçtik mutfağa hazırlık yapıyorlardı kızlar.
Yardım etmeye başladım itiraz etseler de.
Güzel bir sohbete başlamıştı Zeynep'in yakında nişanı varmış sevdiği biriyle nişanlanıyor anlatırken gözlerinin içi parlıyor o kadar heyecanlı ki kızlarla birlikte bu haline güldük, utanmıştı o da.
Sohbet ederken bir yandan da tüm işleri hallettik, kapı çalmıştı abim mutfağa geldi beni almak için adımladım bende onunla.
Kapıyı babamın kızı açtı Aslan'lar gelmişti annesi babasının elini öptüm sabahki katilim olan kadınla sarılık Zülüf "Merhaba Toprak" demişti aramızdaki mesafeyi yok etmek ister gibi ona da sarıldım mutlu olmuştu, abim de öyle onlar mutlu olsundu.
Bir adet yakışıklı bana bakıyordu özenle yaratılmış olduğunu düşünüyordum çok güzel gülüyordu yüz hatları muazzamdı "agguu guggu" diye ses çıkarıyordu Tabi ki Güneş !
Bende çocuğu görünce devreler yandı güldürmeye falan çalışıyorum ağız göz yamultuyorum.
Gözlerimi onu kucağında taşıyan kişiye kaydırdım Aslan vardı karşımda bu adam beni fail hallerimle görecek ne günah işlemişti?
Hemen gözlerimi ondan çekip Berzan abi ile selamlaştık.
Herkes koyu bir sohbete dalmıştı ben de ayıp olmasın diye oturduğum yerden asla kalkmamıştım.
Görüş açımda huzursuz görünen bir Aslan vardı siyah bir gömlek giymişti, saçları dağınıktı alnına düşmüştü birkaç saç teli bunu arabada Güneş yapmıştır diye düşündüm, Kaşları genelde çatıktı ciddi bir ifadesi vardı her zaman.
Çok az gülerken görmüştüm onu, güzel güldüğünü söylemiş miydim?
Aslan çok yakışıklı biriydi bu gerçek. Kesin hayatında biri vardı ondandı bana bu nefreti.
Ben onu izlerken bir anda bana dönmüştü gözlerimiz çatışırken hızlıca çektim.
Anlamamış olmasını diledim.
İki saattir bakıyorsun nasıl anlamasın salak dedim kendi kendime. Daha dikkatli olmam lazımdı. Dikizcilik önemli işti, hata affetmezdi.
Yemeğe geçti herkes, ben zaten yemezdim kurtarıcım da Güneş olmuştu uykusu gelmişti
"Zelal abla sen rahat rahat ye ben uyuturum onu." diyerek güvenle aldım çocuğu.
Odaya götürdüm gece lambasını açtım yatağıma usulca bıraktım yanına uzandım bende çipil çipil gözleri şimdi yorgun bakıyordu, gün boyu neler yaptı acaba bu sıpa diye güldüm.
Ben ona bakıyordum o da bana sessiz ve loş bir ortamda bebek sana bakarken nasıl uyusun salak diyorsun dimi? Haklısın. Gözlerimi çekip yanına uzandım.
Ve zafer Güneş o mavi gözlerini kapattı yabancı bir yatak olsa da pek yadırgamadı uykuya daldı güzelce.
Güneş benim de kuruluşum olmuştu babamlarla pek vakit geçirmek istemiyordum Güneş bana nasıl bir iyilik yaptın bi bilsen.
Ben hayran hayran uyuyan bebeği izlerken kapı çaldı toparlandım hemen. Sessizce "Buyurun." dedim. Aslan girmişti içeriye. Yatağa yaklaşarak uyuyan bebeğin yanına oturdu, ve usulca öptü saçlarını, çok tatlı bir görüntüydü. Birden bana uzatılan çikolatayla şaşırmıştım.
''Bana mı aldın?''
''Evet.''
Uzattığı çikolatayı aldım, ''Neden ki?''
''Seviyorsun diye.''
Seviyordum ve açtım. ''Teşekkür ederim.'' diyerek paketi açtım.
''Sen yemez misin?''
''Yok sen ye.'' dedi Güneş'i izlerken bende çikolatamı yiyordum.
O sırada Zelal abla geldi içeriye. Aslan ve bana baktı önce. Gülümsedi ardından.
''Hadi sizde gelin, oturuyoruz hep beraber.'' dedi. İkimizde ayaklanıp çıktık odadan. Avluya geçtik. Zehra hemen Aslan'la ilgilenmeye başlamıştı.
''Toprak uyutmuş Güneş'i.'' dedi Aslan.
"Toprak'a alıştı bak bizim ki'' diyordu Berzan abi gülümsedim. Bende ona çok alışmıştım.
"E Aslan işler nasıl yoruluyor musun?"
Zehra sormuştu bunu fazla yakındı Aslan'a hem fiziksel hem duygusal tamam seviyor olabilirsin ama nişanlı adam ya benimle nişanlı!
"Her zaman ki gibi." diyerek kestirip attı Aslan. Kısa cevabı hoşuma gitti nedense.
Zehra Aslan'ın yakasını bırakmaya niyetli değildi.
"Dikkat et kendine sensiz ne yaparım yoksa." diyerek itici bir kahkaha attı.
Sensiz ne yaparım mı bunların arasında bir şey mi vardı yoksa bu ne samimiyet ya!
Zehra ona aşık olduğunu söylemişti, ben platonik olduğunu düşünmüşüm ya da öyle düşünmek istemiştim. Kendimi o an çok kötü hissettim, aldatılmış gibi hatta benden önce Zehra'yla bi ilişkisi vardı belki de hala devam eden bir ilişki. Birbirini seven insanların arasında girmiş kalpsiz mi oluyorum şimdi ben? Hayal kırıklığı ile kalmıştım öylece kenarda nişanlısı olan bendim konuştuğu samimi olduğu kimdi. Aslında Aslan'a da kızmaya bir hakkım yok biliyorum ama ne yapayım kalbim kırıldı.
Zülüf çantasında bir katalog çıkardı gelinlik modelleri için kızlar yan yana gelmişti.
En gösterişli şeylere Zehra "Agğğ efsane vaaaoooow" diye atıyordu en sevmediğim şeydir gösteriş, sadelikten yanaydım her zaman her konuda.
Bir model üzerinde düşünüyorlardı bence yine fazlaydı "Sence Toprak?" dedi Zülüf
"Bence çok abartı gelinlik sadeliktir, yüzündeki mutluluğu bu taşlar kapamamalı insanların.''
Zülüf "Bence de çok haklısın bir destek arıyordum zaten iyi geldi." Gülümseyip sayfayı değiştirdi
Gelinliğe birazdan tapacak olan Zehra da bozuldu biraz. Zelal abla beni dürterek konuştu.
"Toprak, sende baksana aklında bir fikir olur.''
"Gerek yok " diyerek kapattım konuyu Aslan'ın hayatında başkası vardı ben yüzsüz gibi karşısında gelinlik mi bakacaktım. Boş verdim...
Bu gelinlik muhabbetinden beni çalan telefonum kurtardı "Akif Hoca" arıyordu.
Kalkıp avlunun ucuna doğru yürüyüp açtım telefonu
Mardin'de bir akrabası ameliyat olacakmış ve benden yapmamı istiyordu hemen kabul ettim.
"Çok sağ ol Toprak cansın."
"Ne demek hocam her zaman buradayım unutmayın beni hemen gittim diye lütfen." diyip gülümsedim
"Senin yerin apayrı." diyordu
"Herkese selam söyleyin hocam iyi akşamlar iyi nöbetler" diyip kapadım telefonu.
Mutfağa gittim ardından bilgileri ayak üstü inceleyecektim merak ettim mutfak masasına oturup bakmaya başladım.
En risksiz ameliyat bile çok risklidir her ihtimalle önceden hakim gerekiyordu.
''Ne istemiştiniz ağam ben vereyim.'' diyen sesle başımı kaldırdım telefondan. Aslan buradaydı kendine su dolduruyordu. O yüzüme bile bakmamıştı tabi yine.
Gökhan arıyordu Akif hocanın asistanı
"Efendim Gökhan." diyerek açtım. "İyiyim sen hala eziyete devam mı?" Akif hoca asistanlarına kötü davranırdı yüz vermemek için onların iyiliği için çünkü bana da öyle yaptı özünde çok iyi tonton biridir.
"Sorma zor demiştin de bu kadar da zor olduğunu bilmiyordum.'' diyerek Akif hocadan yakınıyordu. Hal hatır sorduktan sonra asıl konuya geldim
"Akif hoca bir hastasından bahsetti tüm tahlillerini atar mısın şimdiki ile karşılaştırmam gerekiyor."
Onay verip kapattı o da görüşmem bittiğinde Aslan yoktu mutfakta gitmişti.
Günün sonuna geldik ahali toplandı herkes herkesle vedalaştı ben bir abime sarıldım.
Çıktık konaktan. "Toprak bizle gel kızım bir bırakalım seni." diyordu annesi
"Zahmet olmasın ben giderim." dedim kibarca.
"Olur mu öyle kızım Aslan bırakır seni." dedi tekrar.
Aslan'ın suratı her zamanki gibiydi ciddiydi beton gibi.
O da istemiyordu işte ailesi zorluyor diye yapıyordu bunu! Geçtik arabaya
"Almaya gelmesen kendi arabamla gelirdim. Sen de benimle uğraşmak zorunda kalmazdın."
Çok haklıydım zorunluluklar yüzünden hayatı iyi gitmiyordu kendi eliyle kolaylaştırabilirdi. Soğuk sesi kulaklarıma ulaştığında üzülmüştüm.
"Senin yüzünden annemi üzmek istemiyorum."
Canımı öyle yakmıştı ki bu cümle ağlamamak ona cevap vermemek için zor tutuyordum kendimi. Başımı cama yasladım sustum sessizdik.
O kardeşi ben abim için fedakarlık yapmıştık.
Hayatında gerçekten birinin olduğuna emin oldum o an.
Yol her an daha da uzuyordu gözümde bir an önce ayrılmak istiyordum yanından.
Araba durdu indim bende sessizce o da bir şey demedi bende zaten ne diyecekti?
Arabanın kapısını ona dahi dönmeden kapattım gittim.
Hayatımda kimsenin beni bu kadar üzmesine izin vermemişken Aslan bir gün içinde kalbimi paramparça etmişti...