"Kız bakıyorum da daldın yine. Yoksa aşık mı oldun?" Abimin birden konuşması ile irkilip kollarının arasındayken ona baktım.
"He abi aşık oldum!" Gülümseyip tekrar önümüzde uzanan denize baktım. Yolun kenarında, denize bakan bir bankta oturmuştuk.
"Hele öyle bir şey olsun önce o çocuğu sonra da seni mahvederim!" Abim ciddi bir şekilde konuşunca kahkaha atıp gözlerimi devirdim.
"Of abi ya. Öyle bir şey olacak bile olsa o çocuğa sırf acıdığımdan sevmem!" Abim gülümseyip saçlarımı karıştırdı.
"Aferim bıdık." Derin bir nefes alıp başımı tekrar abimin göğsüne yasladım. Şu dünyada güvende hissettiğim tek yere...
"Bakıyorum da dalmışsın, aşık mı oldun yoksa?" Abimin bana dediğini aynen ona derken gülümsüyordum. Abim bana bilmiş bir şekilde bakıp derin bir nefes aldı ve tekrar denize baktı.
"Evet!"
"Oha ciddi misin?" Abimin göğsünden çıkıp oturdum. O ise sadece bana bakıp gözlerini devirmekle yetindi.
"Ya kimmiş bu şanslı kız? Tanıyor muyum?" Abim kafasını olumsuz anlamda sallayıp derin bir nefes daha aldı.
"Yok, tanımazsın."
"Hımmm, benden daha güzel değildir herhalde. Bak ben abimi öyle kolay kolay paylaşmam!" Abim bana bakıp gözlerini saçma derecede kocaman açtı.
"Saçmalama, tabii ki de senden daha güzel!"
"Ya abi!" Gülümseyip omzuna vurduktan sonra beni tekrar göğsüne çekti.
"Tamam bıdık kıskanma. Sen de güzelsin."
"Aman çok sağol!" İkimizde gülümseyip sessiz kaldık ve karşımızda uzanan denizi seyrettik.
× × ×
Gözümden bir damla yaş özgürlüğünü ilan ederek yastığa düştüğünde gözlerimi açıp üzerimdeki yorganı yavaşça kenara ittim.
İç çekerek yataktan çıktım ve pencerenin önüne geçtim. Ağabeyimi hatırladığım zaman hep böyle yapardım. Yakınlarda pencere varsa kenarına geçerek dışarıyı seyrederdim.
"Abi." Ağzımdan benden bağımsız inilti şeklinde dökülen kelime ile hıçkırarak pencerenin önüne çöktüm. Kendimi tek güvende hissettiğim yer onun göğsüydü ve ben ondan sonra kendimi başka hiçbir yerde güvende hissedemeyecektim.
Nasıl bir insan birini sırf bir kızı sevdi diye öldürebilirdi? Ağabeyimin tek yaptığı masumca birini sevmekti. Neden? Neden öldürdüler onu? Neden sırtlandılar hem öldürmenin günahını hem de benim beddualarımı. Ve nasıl kaçmayı becerdiler polislerden. Aklım almıyor...
Bir süre sonra hıçkırıklarım iç çekişlere döndüğünde susadığımı hissettim. Oturduğum yerden kalkarak odanın kapısına yöneldim çünkü odada su yoktu.
Kapıyı yavaşça aralayıp koridora baktım. Sonra yavaşça kapıyı kapatıp merdivenlere yöneldim. Mutfağa geldiğimde Araf'ı hala görmemiştim. Büyük ihtimal evde değildi ve bu durum şu an benim için çok iyiydi.
Bir bardak su doldurup içtikten sonra yavaş adımlarla salona ilerdedim. O adamın beni neden korumaya çalıştığını anlamıyordum. Hem beni tanımıyordu. Sadece araştırarak bir şeyleri öğrenmişti ve kendi kendine saçma tavırlara giriyordu. Sanki ben onun beni korumasına muhtaçtım.
Salona girdiğimde aklıma gelen şey ile dış kapıya yöneldim. Kapıyı açıp bir adım attığım an Araf'ı görmem ile duraksadım.
"Oo günaydın." Araf bahçenin ortasına çekmiş aracının camlarını silerken oflayarak kafamı salladım.
"Bahçeye çıkacaktım." Araf gülümseyerek omzunu silkti.
"Çıkabilirsin."
"Telefonunu kullanabilir miyim?" Uygar dün gece beni görmüştü ve polise gittiğinden emindim.
"Hayır." Gözümü devirerek geriye bir adım attım ve kapıyı kapattım. Bahçeye çıkmayacaktım zaten normalde ama neyse.
Derin bir nefes alıp salona yöneldim. Salonda fazla süs eşyası yoktu ancak duvara montelenmiş plazmanın altındaki eni uzun, boyu kısa ünitenin üstünde bir kaç parça eşya vardı. Oraya yöneldiğimde çok az kısmı açık olan çekmecede küçük bir çerçeve olduğunu gördüm. Resimde bir kız vardı sanki. Yapmamam gereken bir şey yapıp çekmeceyi açtım ve çerçeveyi elime aldım. Resimde Araf'a sarılan bir kız vardı. Çok güzel bir kız... Araf sanki bunalmış bir şekilde kameraya bakmıştı ancak gözlerinde bir parıltı vardı. Kız ise gülümsemişti. Kız... gerçekten çok güzeldi.
Bir an başımın dönmesiyle çerçeveyi tutan elimi gevşetip duvara tutundum. Bunu yapmamla çerçeve yere düştü ve kırılma sesi duyuldu. Bir kaç saniye sonra panikle kırılan çerçeveye uzandım. Başım hâlâ dönüyordu ancak bunu umursayacak değildim. Şu an tek sorunum bu çerçeveyi ne yapacağımdı...
Kırılan cam parçalarını toplamaya başladığımda bir parçanın keskin tarafı elimin içini kesti. Bağırarak elimi açtım ve topladığım tüm parçalar tekrar etrafa dağıldı. Ben stresle elime üflerken kapının dışından bir kadın sesi geldi. Ve ardından kapının açıldığını belli eden ses... Ben oflayarak hızımı yavaşlattım. Çünkü kadın beni görüp buraya doğru geliyordu.
"Kızım dur, elin kanıyor!" Elime baktığımda kan elimin neredeyse yarısını kaplamıştı.
"Sorun değil. Be-"
"Kızım bırak şu camları. Hem elinle neden topluyorsun ki? Bir süpürge ile alırız." Kadın eğilip elimdekileri yere döktü. Sonra yavaşça kolumdan tutarak ayağa kaldırdı.
"Kimsin sen bakalım?" Kadın sevecen bir gülümseme ile yüzüme baktıktan sonra beni kolumdan çekip bir yere doğru ilerledi. Ben ise vereceğim cevabı düşünmeye başladım. Cidden kimdim ben bu evde?
"Nefes." Kadın hafifçe gülümseyip banyoya girdi.
"Güzel isimmiş." Karşılık olarak ben de hafifçe gülümsedim. Kadın küçük bir dolaptan elimi sarmak için gerekli eşyaları alıp yanıma geldi.
"Şehnaz bende." Kafamı olumlu anlamda salladığımda elime elindeki pamuğu bastırdı. İnleyip bir an elimi çekecek gibi olsam da sabit tutmayı başarmıştım.
"Sen yardımcı mısın, yoksa hemşire falan mı?" Yardımcı derken hizmetliyi kastetmişti ancak hemşire kısmını anlamamıştım.
"Yok, değilim." Kafamı olumsuz anlamda salladığımda bana kaşlarını hafifçe çatarak ve başını hafif yana eğerek baktı. Bir yandan da sargı bezini elimin etrafına sarıyordu.
"Oğlumun evinde ne yapıyorsun o zaman?" Şehnaz Hanım Araf'ın annesi miydi? Cevap olarak ne diyecektim ki ben kadına?
"Anne!" Aşağıdan Araf'ın sesi gelince derin bir nefes aldım. Kadın elimi sarmayı bitirince bana son kez gülümseyip banyodan çıktı. Merdivenlerden çıkan ayak sesleri geldikten sonra Araf'ın sesini duydum.
"Bu çerçeveyi sen mi kırdın?" Araf'ın şüpheci sesi bana ulaştığında kapının arkasındaki duvara biraz daha sindim.
"Yok, güzel bir kız vardı. Adı Nefes'miş. Geldiğimde telaşlı telaşlı parçaları toplamaya çalışıyordu." Araf'ın homurdanmasını duysam da ne dediğini anlamamıştım.
"O kız kim? Yardımcı veya hemşire falan mısın dedim, yok dedi."
"İnsan." Verdiği cevap üzerine ağzımdan yanlışlıkla kıkırdamaya benzer ses çıktı. Sonra hemen sargılı elim ile ağzımı kapattım ama banyonun kapısı açılmıştı.
"Aptal. Elini mi kestin?" Araf kapıdan kaşları çatık şekilde bana bakınca elimi ağzımdan çekip yere baktım.
"Çerçeveyi kırdığım için özür dilerim."
"Ne arıyordun çekmecede?"
"Ya ben bir şey aramıyordum. Salondayken çekmecenin biraz açık olduğunu gördüm. İşte ondan sonra da içindeki çerçeveyi. Elime alınca başım döndü ve elimden kaydı. Yani bir şey aramıyordum!" Araf gözlerini devirip banyodan çıktı. Çıkarken de bir şeyler söylemeyi eksik etmemişti.
"Artık evimi karıştırmasın diye düşünüyorum. Merak ettim de acaba sen küçükken misafirliğe gittiğin evi kurcalar mıydın?"