Armina uzun süre sessiz kalınca Alp onun sessizliğini kabul sandı. Sandı değil, öyle olmasını istedi. Sandığı şeyi gerçek gibi kurdu. “Bak,” dedi, sesi iyice yumuşamıştı, “biz bunu atlatırız. Nişanı yapalım. Sonra her şey daha sakin olacak. Ciddiyet oturunca annem de geri çekilir. Ben de seni daha çok sahiplenirim. Belirsizlik bizi geriyor. Bu işi resmileştirelim, rahatlayalım.” İşte buydu. Her sorunun çözümünü bir sonraki adıma bağlayan o ikna dili. Armina’nın aklı bunun mantıksız olduğunu söylüyordu. Ama kalbi, sürekli yorulan o kalp, dinlenmek için bir bahane arıyordu. “Belki nişan olunca gerçekten sakinler,” diye geçirdi içinden. “Belki o zaman herkes susar. Belki ben de susarım.” Uzun süre boyunca başını önüne eğmiş şekilde oturdu. Sonunda çok yavaş konuştu. “Bir daha böyle konu

