Geldiğimiz yer oldukça kalabalıktı. İnsanlar güle oynaya bir oraya bir buraya koşuşturuyorlar, hangi oyuncağa bineceklerine karar vermeye çalışıyorlardı. Bizse her şeyin tam ortasında duruyorduk. Gözlerimi gülüşen insanlardan alıp Uygar'a bakmıştım. Elinin birini siyah pantolonunun cebine koymuş, o da insanlara bakıyordu. Tek farkımız,en oyuncaklara binen insanlara mutlulukla bakarken o çok boş ve ifadesizce bakıyordu. Onun etrafa böyle baktığını gördüğümde buradan hoşlanmadığını düşünmüştüm. Böyle yerleri sevmiyor ve ilgisini çekmiyor olabilirdi. O an, Arda'nın yetimhanede büyüdüklerini söylediği zamanı anımsamıştım. Uygar yetimhanede büyümüş bir adamdı, belki de çocukken buralara hiç gelememişti ve şimdi de bu şeyler ona bir anlam ifade etmiyordu. Bunları düşündükçe ona bakan bakışlarım

