Zeynep'in Anlatımından Devam
Akşam yemeği için doğrudan Efsun'ların evine geçerken Mahir bahçeye girdiğinde yavaşladı ve arabayı park ettiğinde kemerimi açıp arka koltuktan tatlıyı aldım.
"Hava soğuk Zeynep, bence seni kucağıma alayım."
"Koşacak mısın ben üşümeyeyim diye?"
"Evet." dediğinde güldüm.
"Ben koşsam olmuyor mu?"
"Olmaz, senin koşman yasak."
"Delirdin yine, bayılıyorum sana." diye mırıldanıp eğildim ve yanağına bir öpücük bırakıp geri çekildim. "Hava o kadar da soğuk değil Mahir, yürürüm." deyip arabadan indiğimde peşimden geldi.
"Öyle olsun bakalım." yetişip elini belime yerleştirdiğinde kapıya doğru adımladık.
Kapıyı tıklatıp bekledim, bir kaç saniye sonra Efsun kapıyı açtı. "Zeynep! Hoşgeldin!" coşkulu karşılaması ile kollarını açtığında ona sıkıca sarıldım.
"Hoşbulduk Efsun, canım çok özlemişim seni."
"Daha iki gün önce görüştünüz." dedi Mahir içerleyerek. "Bana bu kadar sıkı sarılmıyorsun dediğinde kuzenimi kıskandığını fark edip geri çekildim. Savaş'ı da o zaman fark ettim.
"Kuzenimi mi kıskanıyorsun sen ya?" dediğimde başını salladı.
"Evet, bence eminim Savaş da kıskanıyordur." dediğinde hepimiz Savaş'a döndük.
"Bakmayın bana öyle, Efsun'u herkesten kıskanırım ama kuzeninden değil." dediğinde Mahir lafa girdi.
"Bok kıskanmıyorsun. Al ulan, çocukların önünde yine kötü konuştuk."
"Sen konuştun oğlum." dedi gayet rahat bir şekilde.
"Satıcı piç." diye mırıldandı Mahir. Sonra da bana dönüp gülümsedi. "Pardon hayatım."
"Küfür etmemen için sana bir şey demiyorum, çocuklar hâlâ doğmadı. Korkma." çocukların büyüme ve gelişme dönemlerinde küfür etmese yeterdi benim için. Önemli olan da buydu zaten.
Mahir bazen fazla kasıyordu.
"Eee hadi ama, ayakta kaldınız. İçeri geçin." dediğinde elimdeki tatlıyı da uzattım ona.
Ayakkabılarımı çıkarıp terliklerimi giydikten sonra salona geçtik hep beraber. "Aç mısınız? Hemen masaya geçelim mi?"
Efsun'un her zamanki panik halleri yine tutmuştu. "Bence biz oturalım, zira karım çok aç." dedi Savaş.
"Savaş..." Efsun onu kızar tonda azarladığında ayağa kalktım hemen.
"Açsan hemen oturalım, bebişler beklemez." dedim.
"Savaş abartıyor biraz." dedi mahcup bir şekilde. Yanakları kızardığında Savaş hiç çekinmeden onu öpüp geri çekildi.
"Bence de biz hemen geçelim masaya." Mahir de ayaklanınca hep beraber masaya geçtiğimizde ikisinin de yine döktürdüğünü gördüm.
"Harika görünüyorlar, elinize sağlık."
"Savaş yaptı daha çok, eli çok lezzetli."
"Bilmez miyim?" dedim. Gerçekten ikisi de harika yemekler yapıyordu.
"Afiyet olsun." Efsun ve Savaş yemekleri servis ettikten sonra yemeğe başlamıştık.
Burada geçirdiğimiz her akşam o kadar özeldi ki, her seferinde çok mutlu oluyordum.
Gerçi bu masada Mahir'le birbirimize girdiğimizi de unutmamıştım. O gün bu evden silahla çıkıp onun evini bastığımı da...
Kimin umrunda? Artık her şey çok daha güzeldi. Geçmişte geçmişte kalmıştı sonuçta.
"İşler nasıl gidiyor?"
"Harika." dedim Efsun'a dönüp. "Her şey yolunda." dedikten sonra Mahir'e döndüm. "Ama bugün bir şey oldu. Belki Mahir anlatmak ister."
Onlardan bir şey saklamıyordu, biliyorum ama konuyu açtığımda rahatsızca çiğnedi ağzındaki lokmayı. "Ne oldu? Bana niye haber vermedin?" dedi Savaş hemen. Bütün dikkati ona yönelmişti.
"Önemli bir şey değil."
"Hadi ama Mahir, onlardan saklayacak değilsin ya."
"Saklamıyorum karıcım. Sadece böylesine tatsız bir konuyu yemekte konuşmak istemiyorum." dedi.
"Mesele ne? Anlat hadi." dedi Savaş. Beklemeye tahammülü yoktu, Efsun da merakla ona bakıyordu.
"Mesele Taner Toprak." deyip elindeki çatalı bıraktığında Savaş lafa girdi.
"Sen babanı mı araştırdın?"
"Araştırmadım, onu araştırmam dedim de sen adamın isminden babam olduğunu nereden anladın? Amcam falan da olabilirdi."
"Sen araştırmadın ama ben araştırdım Mahir, kim olduğunu biliyorum elbette."
"Bana niye söylemedin?"
"Bilmek istemiyordun, ben de sadece öğrenmek istedim. Babanı tanıyorum."
"Annemin de öldüğünü biliyorsundur o zaman."
"Biliyorum." deyip nefesini bıraktı. "Biliyorum ama sen öğrenmek istemediğin için hiç bahsini açmadım."
Mahir'in bu zamana kadar ailesi ile ilgili hiçbir şey öğrenmemek istemesini anlıyordum ama bu zamana kadar nasıl dayandı da bir kez bile araştırmadı işte bunu merak ediyordum.
"Yavuz Alyovalı çıktı karşıma, Taner Toprak onun kardeşini kaçırmış. Bana bunu söyledi ve yardım istedi."
"Ne demek kaçırmış?" diye mırıldandı Efsun.
Onu hamile haliyle üzmek istemediğim için araya girmek istedim. "Kadın iyi, sadece onun babasının itibarına zarar vermek istiyor." dediğimde Mahir başını salladı.
Bana katıldı, çünkü o da biliyordu Efsun'un buna üzüleceğini. Zorla bir kadının daha alıkoyulduğunu öğrenmek onu üzecekti.
"Aynen öyle, zaten ben kadını bulacağım. Çok sürmez. Araştırmalara başladım."
Böyle bir durumda her zaman eşimin yanındaydım. O kadının kuzenim ve Sedef ile aynı şeyi yaşamasını istemiyordum.
"Ben de bir bakayım, duruma göre haberleşiriz." dedi Savaş ama Mahir elini kaldırdı.
"Aman kardeşim, sen hiç bulaşma." dedi ama Savaş'ın onu dinlemeyeceği aşikardı. "Ben hallederim. Adam babam ya hani, bir zahmet halledeyim." deyip güldü ama o kelimenin onu fazlasıyla rahatsız ettiğini çok iyi biliyordum.
"Bunca sene sonra onu görmek sana nasıl hissettirdi peki?" dedi Efsun. Hepimizin aksine onun düşündüğü farklıydı tabi.
Mahir'in de üzgün ama gururundan ödün vermeyen bir adam olduğu belli oluyordu.
Bu sabah fark ettim ama sanırım doğru anı bulup da konuşamadım onunla. Efsun sorunca geç kaldığım için kendimi de üzgün hissettim.
"İnanın bana hayatımda hiçbir şey değişmedi. Ha artık bir kız kardeşim var, değişen tek şey o." dediğinde Efsun gülümsedi.
"Kız kardeşin mi? Nasıl biri?"
"Adı Arzu, yirmi iki yaşında. Hukuk son sınıf öğrencisiymiş." dedi. Kardeşini de araştırmış, heyecanlı bir Mahir görmeyi beklemiyordum.
"Ben de tanıştım bugün kızla, resmen Mahir." dediğimde Mahir güldü.
"O nasıl söz? Alakamız bile yok, bir kere ben daha yakışıklıyım." dediğinde Efsun'la beraber gülmüştük.
"Evet, sen daha yakışıklısın ama kardeşin de çok tez canlı ve adalet arayan biri. Tıpkı senin gibi."
"Öyle mi dersin?" dedi, yere göğe sığamadığına o kadar emindim ki... Bir kardeş ona çok iyi gelecekmiş, bunu da gördüm bugün.
"Öyle tabi hayatım. Bence siz çok iyi anlaşacaksınız. Ben buna eminim. Üzerine düş kızın, arada arayıp halini hatrını sor. Yalnız bırakma. "
"Bırakmamalıyım, haklısın." dedikten sonra suyundan bir yudum aldı.
"Sevindim sizin adınıza, umarım kardeşinle geçireceğin güzel zamanların olur." dedi Efsun.
Savaş onun aksine Mahir'in anladığı dilden konuştu. "Kızla da uğraşma lan, canını sıkma."
"Ne sıkacağım canını oğlum?"
"Bilemem lan, bana demediğini bırakmadın."
"Erkek kardeş farklı, kız kardeş farklı." dedi Mahir.
Savaş ve Mahir belki öz kardeş değildi ama öz kardeşten öteydiler. Aralarında sarsılmaz bir bağ vardı.
"Pabucumuzu dama atma da."
"Yok lan, atar mıyım hiç senin pabucunu?" deyip güldü Mahir. "Yalnız Savaş, eti sen mi yaptın?"
"Ben yaptım."
"Beğenmedim, bir daha yapma."
"Kızlar olmasa ben sana diyeceğimi bilirdim." dedi Savaş, nefesini bırakıp tekrar eline çatalını aldığında güldüm.
Olmazsa olmaz, klasik kavgaları da başladığına göre gayet normal bitirecektik bugünü.
~
Eve geldiğimiz gibi ayakkabılarımı çıkardım ve merdivenlere doğru adımladım.
"Mahir, ben çok yorgunum. Direkt uyuyacağım."
"Ne uyuması?" dedi Mahir. "Sabah ben bir şeyin sözünü almıştım ama karıcım ya."
"Doğru." deyip ona döndüm. Fazlasıyla hevesli görünüyordu. "Yakalarsan alırsın diyeceğim ama koşmama izin vermeyeceksin."
"Oldukça haklısın." dediğinde güldüm.
"O zaman gel ve hemen al." deyip çantamı yere fırlatıp kollarımı açtığımda Mahir aramızdaki mesafeyi kapattı ve beni kucağına aldığında bacaklarımı beline doladım.
"Sen bugün fazla gerginsin, ben bir masaj yapayım da kendine gel." dediğinde güldüm.
"Tabi, masajsız olmaz. Sen bir masaj yap." deyip kollarımı boynuna doladım ve başımı da boyun girintisine yerleştirip kocamın tadını çıkardım.
~ ~ ~ ~ ~