Mahir'in Anlatımından Devam
Taner Toprak ve tüm bu pis işlerinin arasında bir kadının onun yanında gönül rızası ile yanında kalması akıl işi değildi ve ben de buna biraz olsun inanmıyordum.
Bu yüzden kısa bir araştırma yapmıştım.
Selen Alyovalı, yirmi yedi yaşında. Bir iç mimar. Hatta daha önce Taner Toprak'ın da işini yapmış.
Zaten büyük ihtimalle bu şekilde tanıştılar. Beklediğim gibi.
Kadının harika bir hayatı var, olgun erkeklerden hoşlanmıyorsa eğer yaşlı ve evli bir adama kesinlikle bakmaz.
Bu konuda Yavuz'a yardım etmek istedim. Taner Toprak'ı hayatıma girdiği gibi çıkarmak istediğim için de Yavuz'un numarasını bulup aradım onu.
Biraz sonra telefonu açtı. "Mahir?"
Numarasını bulan yalnızca ben değilmişim demek ki. "Sana yardım edeceğim. Kardeşini bulacağım."
"Gerek yok, ben meseleyi takas ile çözeceğim."
"Takas?"
"Kızını alacağım." dediğinde kaşlarımı çattım.
"Sakın lan, Arzu'ya dokunma. Onun yaptığını yaparsan düşmanım olursun Yavuz."
Güldü, gülüşü kendinden emindi. "Bakıyorum da hemen sahiplenmişsin kardeşini."
"Öyle ya da değil anlamam. Kızın bir suçu yok, ona dokunma. Boşuna korkutursun."
"Kardeşimin de bir suçu yoktu. Ama onu biraz daha bulamazsam eğer Arzu'yu gerçekten alacağım."
"Ben halledeceğim, bana biraz zaman ver."
"Tamam, zaman senin olsun. Ve sevindim, bizim tarafımızda olmana."
"Sizin tarafınızda değilim. Sadece bir kadının daha hayatı mahvolmasın istiyorum."
"Bu da güzel. Senden haber bekleyeceğim ama şimdi kapatıyorum."
"Kapat." deyip telefonu ondan önce kapattım ve babamın elinden o kadını nasıl kurtarabileceğimi düşündüm.
Ha bir de Savaş'ı akşam nasıl sinirlendirebilirim diye...
~ ~ ~ ~ ~
Yavuz'un Anlatımından Devam
Mahir ile konuşup telefonu kapattıktan sonra başımı kaldırıp etrafıma bakındım ama Arzu'yu göremedim. Son yarım saattir onu takip ediyordum ve resmen elimden kaçırmıştım onu.
Gerçi artık ona ihtiyacım yoktu, Mahir'in nefretinden dolayı onun sözüne güvenebilirdim.
Aniden arabanın kapısı açıldığında başımı çevirdim, Arzu Toprak arabama binip kemerini bağladı. "Sür de beni neden takip ettiğini öğreneyim senden."
"İn arabamdan." dediğimde başını kaldırıp yüzüme baktı ve yeşil bakışları bir an için bakışlarımı çarpıp uzaklaştı benden.
"Beni takip etmiyor muydun? Şimdi neden kovuyorsun?"
"Seni takip etmiyorum. İn arabadan."
"Canım yani kimi yiyorsun bilmiyorum ama ben yiyeceğin kadınlara benzemem." deyip dudaklarını birbirine bastırdı düşünceli bir ifadeyle. "Yavuz muydu?"
"Adımı da biliyor küçük hanım, güzel."
"Tabi, tek araştıran sen değilsin."
"Baban kardeşimi alıkoymuşken araştırma yapmanı gerektiren şey ne oldu?"
"Tam olarak sebep buydu." dedi. "Bilmiyordum. Babamın bir kadını zorla alıkoyduğunu bilmiyordum. Araştırıyorum, babamın hayatına gerçekten o kadın girmiş ama onu zorla mı hayatına dahil etti bu hâlâ bilmediğim bir şey."
"Zorla ya da değil, anneni aldatıyor."
"Farkındayım. Bu yüzden zaten ondan soğumuş durumdayım ama annemin aldatılmasından daha önemli şeyler var. Babamın bir kadını gerçekten zorla tutuyor olma ihtimali."
"İhtimal değil, gerçek. Şimdi in arabamdan."
"Bak ben kötü biri değilim tamam mı? Babamla da bu durumu konuşacağım ve halletmeye çalışacağım. İnan bana yapacağım bunu."
"Sence baban seni dinler mi?"
"Kesinlikle dinler. Bana kıyamaz o, ben bir şey istersem mutlaka yapar. Ve inan bana kardeşin elindeyse onu ben kurtarabilirim."
"Dene o zaman Arzu, kardeşimi kurtarmayı dene. Ama başaramazsan..."
"Sen beni neden hafife alıyorsun ki?"
"Yaşından, tecrübesiz oluşundan..."
"Yirmi iki yaşındayım ben, yetişkinim anlayacağın. Tecrübelerime gelecek olursak, belinden tabancanı alırım ruhun duymaz." dediğinde ondan etkilendim ama bunu belli etmedim.
Ağır hareketlerle kemerini açtı. "Sana numaramı vereceğim, haberleşelim mutlaka." deyip kemerini açtıktan sonra telefonunu uzattı. "Al da yaz Yavuz."
"Umarım gerçekten de işe yararsın." diye mırıldanıp elinden telefonu aldım ve numaramı kaydedip kendimi çaldırdım. "Al bakalım küçük hanım."
"Bana küçük hanım demeyi de kes, en sevmediğim hitap şekli. Senden duyunca daha da soğudum."
"Küçüksün ve bir hanımefendisin." dediğimde kaşlarını çattı ve azarlar gibi konuştu benimle.
"Aşağılamaya çalıştığını anlıyorum ama sana istediğini vermeyeceğim." deyip arabadan indikten sonra babasının şirketine doğru adımladı.
Gülümseyip içeri girene kadar onu izledikten sonra direksiyonu sıkıca kavrayıp nefeslendim ve daha sonra arabayı çalıştırıp hızlıca uzaklaştım.
~ ~ ~ ~ ~
Arzu'nun Anlatımından Devam
Öğrendiğim her şey Ufuk abi sayesindeydi. Bir de tabi yeni ortaya çıkan Mahir abim ve sevimli karısından dolayı.
Hazmetmek zordu ama üzerimdeki şu rahat tavırların sebebini asla anlayamıyordum.
Tek bildiğim şu an çok öfkeli olduğumdu ve babama patlayacağımdı.
Asansörden iner inmez odasına doğru adımladım, asistanı önüme geçmeye çalıştı ama izin vermedim.
Babamın odasının kapısını açtığımda onu masasında buldum. "Arzu?"
Ben çıkarken endişeli görünüyordu ama şimdi o halinden eser yoktu. "Sana inanamıyorum baba, böyle bir adam olduğuna inanmak istemiyorum ben."
"Kızım bir dur." deyip ayağa kalktı. "O adam dedi diye inanacak mısın hemen ona?"
"O adam dediğin senin oğlun!" deyip işaret parmağımı ona doğrulttum. "Hem de sen onun annesine!" dilim varmadı söylemeye. Bu çok ağır bir şeydi.
"Tamam Arzu. Belli ki sen biraz gerginsin. Bunu şimdi konuşmanın sırası değil."
"Hayır şimdi konuşacağız." deyip nefeslendim ve elimi indirdim. "Baba, otuz yıl önce yaptığın şey çok iğrenç. Sana ne diyeceğimi gerçekten bilmiyorum ben. Ama merak ediyorum. Gerçekten o kadını da alıkoydun mu baba sen?"
Yapmadım desin, gerçekten şu an yapmadım desin istiyorum. Yıllardır tanıdığım adamın bambaşka biri olmasını görmek istemiyordum.
"Alıkoyma değil, kadın seviyor beni. Ben de onu seviyorum."
"Her iki ihtimal de çok boktan bir yere çıkıyor biliyorsun değil mi?"
"Arzu..."
"Ya bir kadını alı koyuyorsun ya da annemi aldatıyorsun."
Derin bir nefes koy verdi. "Anneni aldatıyorum."
"Buna inanmayacağım." diye mırıldandım. "Baba ben o kadını kanlı canlı bir şekilde karşımda görüp konuşmadan sana inanmayacağım. O kadını görmek istiyorum."
"Arzu..."
"Ya bana o kadını gösterirsin ya da beni unutursun baba."
"Arzu saçmalıyorsun."
"Ben mi saçmalıyorum? Baba bir kadının hayatı tehlikedeyse ben bu durumda sessiz kalmam. Haberin olsun." dediğimde adımladı ve karşıma geçip ellerini kollarıma yerleştirdi.
"Ben kötü bir şey yapmıyorum kızım. Ama o kadınla da buluşmana izin vermem. Bana güvenseydin buna gerek kalmazdı."
Kollarımı kurtarıp geri çekildim. "Sana güvenmemi istiyorsan o kadının yerini söyle, ben de gidip göreyim. Aksi takdirde bir kızın olduğunu unut baba. Bir oğlun olduğunu unuttuğun gibi..."
"Mahir benim oğlum değil, geçmişteki bir hata sadece."
"O hataya sebep olan sendin. Yazıklar olsun sana baba, yazıklar olsun." diye mırıldanıp hızlıca geriye doğru adımladım. "Bir kadını zorla tutan bir adama ben baba bile demem şu dakikadan sonra. O yüzden... Bir kızın olduğunu unutsan iyi olur."
"Arzu saçmalama, ne yapacaksın? Nereye gideceksin?"
"Abime gideceğim!"
"Abin falan değil o senin! Arzu o adama güvenip de bana sırt çeviremezsin!"
"Bitti o iş, ben her şeyi kendim öğrenene kadar onda kalacağım!" en azından onları da yakından tanıma fırsatım olurdu.
Kim yalan söylüyor anlardım.
"Arzu..."
"Yeterli, ben gidiyorum. Gerçeği ortaya çıkarmadan da dönmeyeceğim." arkamı dönüp kapıyı açtığımda bağırdı.
"Arzu gel buraya!"
Hızlıca odayı terk edip asansöre adımladım. "Off, gerildim!"
Babamdan önce asansöre bindikten sonra sıkıntıyla nefeslendim. "İyi hoş da... Mahir abim beni evine alır mı?"
Emin değildim, ilk günden karısını da onu da rahatsız etmek istemiyordum.
Zaten blöftü. Babamı sinirlendirmek istemiştim. Eşyalarımı toplayıp bir otele gidecektim. Benim için en iyi seçenek buydu.
Bir otele gidip araştırmalarıma orada devam edecektim ve o kadını bulacaktım.
~ ~ ~ ~ ~ ~