Zeynep'in Anlatımından Devam
Kasıklarım deli gibi sızlarken Mahir salına salına odamdan çıkmıştı. Çocuğumuzu öpmeyecek misin lafından anladığı gerçekten hayret vericiydi. Kadınlığımı öperse o öpücüklerin çocuğumuza ulaşacağını söyleyip bir kaç dakika içinde canıma okumuştu.
Ona deli oluyordum. Hiçbir fırsatı kaçırmıyor oluşu beni gerçekten deli ediyordu.
Ama şimdi kasıklarım böylesine sızlarken ve hormonlardan kabarmışken kocamın bu işi yarım bırakıp gitmesi hiç hoşuma gitmemişti.
Üzerimi düzeltip ayağa kalktım ve aceleyle odamdan çıktım.
Mahir'in odasına doğru ilerlerken Melisa'ya yaklaşan sarışın bir kız görünce durdum. "Merhaba, Mahir Toprak... Ben onu görmek istiyorum da."
"Kimdiniz?"
"Arzu Toprak."
Arzu Toprak mı? "Ben hemen Mahir beye haber vereyim." dediğinde adımladım.
"Gerek yok Melisa." deyip gülümsedim ve kıza döndüm. "Merhaba." deyip elimi uzattığımda şüpheyle baktı yüzüme. "Zeynep Bige Toprak."
"Bir Toprak daha, bugün daha ne kadar şaşırabilirim bilmiyorum." diye mırıldanıp elime uzandı ve nazikçe elimi sıktı. "Arzu Toprak."
"Memnun oldum ama ne demek istediğini anlamadım. Bugün bir Toprak daha derken?"
"Çok sevgili babam çok sevgili bir abim olduğunu söyledi de... Abimi görmeye geldim."
Babası ve yeni öğrendiği abisi...
Tabi ya, Mahir babasıyla görüştü. Bu kız da onun kardeşi olmalı. "Sen Mahir'in kardeşi misin?"
"Öyleymişim." dedi. "Ben de onunla konuşmak için geldim ama başka bir Toprak ile karşılaşmayı beklemiyordum. Sen kimsin, ablam falan mı?"
"Ablan değilim, endişelenme. Mahir'in eşiyim ben. Ama tanıştığın tek Toprak ben değilim." deyip elimi karnıma götürdüm. "Bir Toprak daha var."
"Hamile misin?"
"Üç aylık hem de."
"Desene, bugün yalnızca abimi bulmamışım." dedi, yüzünde küçük bir gülümseme belirdiğinde elimi beline yerleştirdim.
"Hadi gel, içeri girelim."
Mahir zaten az önce girmişti odaya, yalnızdı. Bu yüzden sıkıntı yoktu. "Abim avukatmış. Sen de mi avukatsın?"
"Hayır, ben savcıyım."
"Vay, çok havalı. Senin sözün geçiyor yani?"
"Her yerde benim sözüm geçiyor." diye mırıldanıp gülerken kapı kulpunu tuttum.
"Ben de hukuk son sınıf öğrencisiyim." dediğinde hayretle ona döndüm. "İleride savcı olmak istiyorum."
"Vay..." abisinin kardeşi desem ilk dakikadan belki fazla olacaktı ama ikisinin de aynı meslek grubunda olması inanılmaz hoş bir detaydı. "Umarım bir gün meslektaş oluruz."
"Umarım." diye mırıldandığında kapıyı açıp içeri girdim.
Mahir başını kaldırdığında gülümsedim. "Sana kardeşini getirdim." dediğimde yüzü düştü.
"Selam." diye mırıldandı Arzu. Arkamdan çıkıp öne doğru bir adım attığında Mahir ayağa kalktı.
"Senin ne işin var burada?"
"Aşk olsun abi, bana bugün çok önemli bir şey söyledikten sonra karşına çıkmayacağımı mı düşündün?"
"Düşünmedim. Ama bu kadar erken de seni görürüm sanmıyordum doğrusu." masaya yaslanırken sandalyeyi gösterdi. "Otursana."
Arzu sandalyeye geçip nefesini bırakırken ben de Mahir'e yaklaşıp yanındaki sandalyeye oturdum.
Mahir ellerini önünde birleştirip başını çevirdi. "Ne bilmek istiyorsun?"
"Dediğin şey... Babam yalanladı ama..."
"Yalan değil, eşime sor istersen."
Ne olduğunu anlamak için önce Mahir'e sonra Arzu'ya baktım. Arzu gergince nefeslenip bana döndü. "Bizim babamız..."
"Senin baban." diye düzeltti onu Mahir.
"Her neyse." dedikten sonra tekrar lafa girdi. "Mahir abim yani... Bu lafa alışmak da baya zor olacak ama işte o... Annesine t3cavüz edildiğini söyledi."
Mahir için üzüldüğümü hissedip elimi kaldırdım ve onun elini tuttum. "Evet, doğru. Öyle bir durum var."
Başını eğip ellerini kaldırdı. "Yani ben... Babamın böyle bir adam olduğunu bilmiyordum. Gerçekten çok üzgünüm." nefesini bıraktı. "Sanırım buna geçmişteki nir hata demek doğru olmaz."
"Hata olması için bir ders çıkarması gerekir. Ama senin baban bir kez daha aynısını yapıyor." dedi Mahir. Sabır sabahki meseleden bahsediyordu. "Beni iyi dinle Arzu. Belli ki zeki birisin. Buraya geldiğine göre de gerçekleri tüm çıplaklığı ile öğrenmek istedin. Ben de sana her şeyi söyleyeceğim."
"Ne demek istiyorsun?"
"Baban bir kızı zorla alıkoyuyor. Tarih bir kez daha tekerrür ediyor, tahmini on sene sonra biri de senin karşına çıkıp sen benim ablamsın diyebilir."
Mahir gergince nefeslenirken başka bir kadının daha hayatının tehlikede olmasını düşünmek dahi istemedim. Umarım öyle bir şey gerçekten de yoktur.
"Babam, hiç de böyle bir adam değildir ki... Yani ben anlamıyorum."
"Sevdiğimiz insanları gerçekten de tanıyamıyoruz."
"Ama ben sizi de daha yeni tanıyorum. Tahmin edersiniz ki hemen size güvenemem."
"Güvenmediğin şey ne? Baban kardeş olduğumuzu söyledi."
"Babamın sözüne güveniyorum. Ama bu dediğin şeyi de yalanladı. Yani ona güvenirken..."
"Bak, bu konuda sana net bir şey söyleyemem. İspatlayamam t3cavüz yüzünden doğan bir çocuk olduğumu. Beni doğuran kadın da ölmüş. Ama madem bana inanmıyorsun babana da hemen güvenme, sorgula."
"Birini zorla alıkoyuyor dedin. O kadını bulmamı istiyorsun benden değil mi?"
"Babanın seni gözden çıkarmayacağından eminsen eğer evet. Git bul onu, bana da haber ver."
"Denerim." diye mırıldandı Arzu. Bu konu artık benim de fazlasıyla ilgimi çekiyordu. "Nasıl birini bulmam gerekiyor? İsmi var mı? Yüzü? Fotoğraf mesela?"
"Şu an için yok, ben seni haberdar edeceğim." dedi Mahir ve ona telefonunu uzattı. "Numaranı yaz."
"Tamam."
Arzu ona telefon numarasını yazarken Mahir baş parmağı ile elimi okşayıp gülümsedi. Arada derede oynaşmaya da yer ayırabiliyordu.
Ve kocamın üzerine atlama dürtüsüyle başa çıkmam gerekiyordu benim de.
"O zaman ben seni daha sonra haberdar edeceğim." diye mırıldanıp ayağa kalktığında ben de ayağa kalktım.
Hayatımıza bir anda yeni bir kız kardeş girmişti ama Arzu gayet aklı başında ve tatlı bir kıza benziyordu.
"Arzu, mutlaka gel olur mu yeniden?" abi kardeş vakit geçirmeleri onlar için harika olacaktı.
"Olur, gelirim." diye mırıldanıp gülümsedi ve kollarını açtı. Bu sıcakkanlılığı karşısında kollarımı açıp ona sıkıca sarıldım. "Memnun oldum Zeynep savcım."
"Ben de çok memnun oldum, bir ihtiyacın olursa mutlaka bizi ara. Anlaştık mı?"
"Elbette." deyip geri çekildi ve Mahir'e yalnızca başıyla selam verip gülerek çıktı odadan.
"Vay canına." deyip tekrar yerime oturup Mahir'e döndüm. "Resmen kardeşin çıktı. İnanamıyorum."
"Tuhaf geliyor. O adamın bir kızı olması ve bizim mecburen kardeş olmamız... Bunlar çok tuhaf."
"Ama güzel bir his, kardeş güzeldir Mahir bey. Sen de fark edeceksin zamanla."
"Öyledir belki de." diye mırıldanıp başını eğdi. "Sen neden geldin? Yoksa ilk sana mı uğradı?"
Buraya geliş sebebimi bir daha hatırladım ama şu an o kadar da dolu falan hissetmiyordum. "Kapıda karşılaştık. Buraya geldim çünkü odada yarım bıraktığın şey hiç hoşuma gitmedi."
"Karıma öpücükler yetmemiş demek ki?" diye mırıldanıp önümdeki sehpayı ittirdi. "Biraz daha mı?"
"Hayır, şu an iyiyim. Hazır iyiyken burayı mahvetmeyeceğim." deyip ayağa kalktım. "Görüşürüz kocacım." dudaklarına küçük bir öpücük bırakıp geri çekildikten sonra dudaklarını ıslattı.
"Aklıma sokup kaçacak mısın cidden?"
"Evet, kaçacağım." dedim hemen. "Akşam Mahir, bugün Efsun'lara uğrar ve sonra evde... İstediğimiz her şeyi yaparız."
"Karım beni mi aşeriyor yoksa?"
"Bizim ilişkinin aşeren tarafı sensin Mahir. Sen sürekli aşeriyorsun, aklında bulunsun."
"Ben ne yapayım karıcım, tadın lezzetli. Doyamıyorum sana, bazen seni yataktan çıkarmak bile istemiyorum."
"Hiç bilmez miyim?" diye mırıldanıp güldüm. "Ama çalışmamız gerekiyor. Az önceki hataya düşmeyeceğim ve çalışmaya gideceğim."
"Kırıldım ve yıkıldım." dediğinde güldüm. Yanaklarını kavrayıp uzun bir öpücük bıraktım dudaklarına.
"Seni seviyorum, resmen başımın belasısın."
Nefesini bırakıp gülümsedi. "Sana aşığım, çok aşığım. Ve resmen yaşama sebebimsin."
"Mahir..." diye mırıldanıp gülümsedim. "İyi ki sen, iyi ki..."
"Sanırım seni odadan çıkarmayacağım." deyip kollarını belime doladı ve tutkulu bir öpücüğün esiri etti ikimizi de.
~ ~ ~ ~ ~